Bırakın STEM’i Türkiye’deki Eğitim Sistemini Düzeltelim

Hangi öğreti ve inanç sistemine bağlı olursanız olun, hangi kadim öğretiyi önemserseniz önemseyin, hepsi okumak, öğrenmek ve araştırmanın (sorgulamanın) gücüne inanır. Her ne kadar şu an Alak suresinin 96. ayetinde de olsa, benim inancımın ilk öğretisi okumaktır. İster “oku”mayı kelime anlamıyla alın isterseniz, hayatı okumak olarak algılayın her halükarda, ciddi bir bilgi birikimine, eğitime ihtiyaç vardır.
Benim eğitimimin en büyük kısmı Ankara’da geçti. Bulunduğum anadolu lisesinde boş derslerde, milli eğitimin sorunlarını konuştururdu öğretmenlerimiz. O dönemde Milli Eğitim Bakanı Metin Emiroğlu (Metin amca) sosyal hayatta da birlikte olduğumuz bir aile dostumuzdu. Açıkcası o dönemde bunu onunla konuşmayı hiç düşünmemiştim. Daha sonra sırasıyla rahmetli Hasan Celal Güzel, Ömer Dinçer ve Nabi Avcı’yla özel hayatımda çokça sohbet etme imkanı buldum. Hepsi bulundukları dönemin önemli isimleri olmalarına rağmen Milli Eğitim’de sorunları hiç bitmedi.
Geçen gün Ali Koç’un silikon vadisindeki Waldorf okulları ile ilgili makalesine denk geldim. Daha önce de yazmıştım, Waldorf ve Montessori yeni olmasa da çok tutulan ki eğitim yöntemi. Üstelik her ne kadar bir Boğaziçi’li olarak üniversitelerin gücüne inansam da asıl eğitimin köklerinin 0-3 yaş arası dönemde atıldığı konusundaki araştırmalara çok değer veriyorum. Üstelik bu dönemde bebekler zekanın en önemli parçası olan nöronlar arası sinaptik bağlantılarını güçlendiriyorlar. Kocaman bir öğrenme makinesi olan bebek bu dönemde hem öğrenmeyi öğreniyor, hem de bir sürü yeni şeyi öğreniyor. Sözgelimi hayatımızın geri kalanında bir dil öğrenmekte zorlanırken, bir bebek ilk yaşına gelene kadar hem ağzını ve dilini kullanmayı, hem dili aynı anda öğreniyor. Bu arada kolunu bacağını, emeklemeyi, güvenli güvensiz ortamları, hatta yürümeyi öğreniyor. Bu şapka çıkarılacak bir performans.
Tabii bu arada iPad kullanmayı öğrenenler bile var…
İşte bu dönemde çocuğun Montessori veya Waldorf gibi insan gelişimini iyi bilen bir metodla gelişmesinde çok büyük önem var. Bu Finlandiya’da ev ödevi vermiyorlarmış, söyleminden çok daha önemli.
Geçenlerde bir veri analitiği konferansında konuşmacılardan biri bir şempanzenin rastgele sıralanmış rakamları insana göre belki on belki yüz kat hızlı sıraladığı ile ilgili bir video seyrettirdi. İnternette https://tinyurl.com/maymununyetenegi adresinden ulaşabileceğiniz bu çok garip dört dakikalık seyirlik, insanın aslında birçok şeyi hesaba katarken nasıl reflekslerini kaybettiğini gösteriyor. Bu sadece evrimimizin bir parçası değil, aynı zamanda yaşamın içinde evrelerimizin de parçası. Sözgelimi hayatımızın hiçbir döneminde ilk yılımızdaki eğitim hızımızı yakalayamıyoruz. Ilk üç yıldaki nöron bağlantılarını daha sonra aynı enerji ile deva ettirmek mümkün olmuyor. Bu ve bunun dışındaki eğitim süreçlerimizi göz önüne alan Waldorf buna uygun bir eğitim kronolojisi oluşturmuş. Hayatın ilk yıllarındaki eğitim yetenekleri göz önüne alındığında ekstra desteklere ihtiyaç kalmıyor. Yani Waldorf bu dönemlerde ipad, bilgisayar, telefon ve teknoloji ile zaman kaybedilmemesini öneriyor. Silikon vadisi zenginlerinin, çocuklarına teknolojiyi yasakladığını söyleyen ve şehir efsanesi gibi dolaşan metnin aslında anlatmak istediği tam olarak da bu.
STEM eğitiminin gerekliliğini ve nasıl olması gerektiğini uzun uzun konuşmak yerinde olur ama önce insanın ilk yıllarında zekasını, bakış açısını ve yeteneklerini geliştirecek bu eğitim sürecini kaçırmayalım.
Silikon vadisinde Waldorf eğitiminin yaygınlığını görmemize rağmen, Türkiye’de bu konuda Montessori eğitiminin Waldorf’dan daha çok tercih edildiğini görüyoruz. Türkiye’de birçok siyasinin çocukları gerek İngiltere’de gerekse Türkiye’de Montessori eğitimi alıyorlar. Açıkcası hangisinin daha iyi olduğuna karar vermek için bu konuda yıllardır emek harcayan eşim Selin Ünaldı’ya sorma gereği duydum. O uzun zamandır bu alanda Waldorf ve Montessori’nin etkili yöntemlerini kullanmayı tercih ediyormuş. Doğru ya, artık dünya ne sadece siyah ne sadece beyaz. Bu hibrit yöntemlerin daha iyi yeni alışkanlıkları ortaya çıkaracağı, inovatif ve disruptive olacakları kesin.