İnsanın Sadece Kendi Hızıyla Arkadaş Olması

 

“… hızın değere dönüştüğü bir dünyada, devasa bir hız topu halinde, korkunç bir gürültüyle hep birlikte yuvarlanıp duruyoruz. Hayatımızı hayal edilemeyecek kadar kolaylaştıran tuşların, butonların ve düğmelerin sayısı arttıkça, metrekareye düşen insan sıcaklığı da giderek azalıyor tabii ve artık insanoğlu öteki insanların varlığından uzaklaşıp sadece kendi hızıyla arkadaş oluyor.”

 

                                                                                                                          Hasan Ali Toptaş

 

Yukarıdaki alıntıda, hepimizin yaşadığımız çağın allayıp pullayarak önümüze sürdüğü “hız” kavramına kapılıp gidişimizin görünmeyen yüzünden söz eder gibi Toptaş. Benzer bir uyarıyı Milan Kundera’nın “Yavaşlık” adlı romanında da okuduğumu anımsıyorum.

Hız tüketmek ve tükenmek demek aslında fark edemediğimiz ya da ettiğimiz ama değiştirmeye gücümüzün yetmediği yanıyla. “Hız” lı bir yaşam sürmenin, kimi işleri çabucak bitirerek kendimize daha fazla zaman ayırma yönünü görmezden gelerek, hız’ın yaşamlarımıza verdiği zarardan söz etmek istedim yukarıda adı geçen alıntıyı okurken… Hızla geçmek tüm yolları, eğretiliğimizin başladığı yer bence. Hız bizi eğreti varlıklara dönüştürüyor; yapıp eylediğimiz her şeydeki o “bir an önce”, “çabucak”, “şipşak” tavrı; yaşamlarımızı yüzeyselleştirirken biz de her şeyimizle sığlaşıyoruz sanki.

Bu sığlık en çok ilişkilerimizde vuruyor dışarı kendini. Hızla başlayan, hızla tükenen ilişkiler yaşamaya başladık. “Hadi sen sıranı savdın, ne kadar çok insan tanırsam o kadar iyi” mantığıyla bilerek ya da bilmeyerek pireler gibi insandan insana zıplayıveriyoruz; geride bıraktığımızı da hızla unutarak. Uzun yıllara yayılan dostluklar azalıyor bu yüzden. Kısa süreli ahbaplıklara bel bağlamaya başladık sosyallik adına. Herkes arkadaşlık bazında birbirine böyle davrandığından sonunda hepimizin tek gerçek arkadaşı hızımız oluyor.

Hani, Gülten Akın diyor ya, o “İlk Yaz” şiirinde: “ ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya” diye. Onun gibi kimselerin vakti yok artık durup diğerini anlamaya, diğerine anlatmaya, onunla yarenlik etmeye. Hepimiz çok yalnızız. Tek dostumuz aceleciliğimiz.