Veri Analizinde Dünya Nereden Nereye Gidiyor?

Aracınıza bindiğinizde bir tuşa basıp ‘bana genel satışları özetle’ diyorsunuz. Genel bir özeti alıyorsunuz. Sonra merak ettiğiniz bir satış elemanının (muhtemelen gidişatı iyi olmayan) hakkında bilgi istiyorsunuz. Hemen cevabı geliyor. Acaba son toplantıdan sonra satışları yükseldi mi azaldı mı merak ediyorsunuz. Onun da cevabı var. Yani en genel raporlarınızdan en derin incelemelere kadar hepsi istediğiniz dilde sorabileceğiniz şekilde var.
Şirketinizde CIO olarak göreve başladığınızdan ilk günden beri c-level’ın istediği raporları toplamakla uğraşıyorsunuz. Ancak yarısı excel’de diğer yarısı büyük veri ambarlarında üstelik veriler akıp duruyor. Şimdi tek bir yaklaşımla hepsini birleştirebiliyorsunuz.
Yıllardır bir düzgün ERP seçelim diye uğraştınız. Aylarca servis güzergahlarına kadar girdiniz ama sistem bir türlü doğru çalışmıyor. Geçen bir yılda her ay bir departmanın açılacağı modüler bir proje buldunuz.
Geçen hafta İstanbul’da bunları yapan bir yazılımın lansmanındaydım. Microstrategy ve çözüm ortağı obase bu konudaki yenilikleri anlattılar. Konu Hindistan ve Asya genel müdür yardımcısı Darryl Owen’ın anlattığı şekli ile bence çok önemli. Bu köşede çoğunlukla dijital dönüşümün insanı merkeze alarak başlamasını okudunuz. Bu işin nedeniydi. Ama nasılının veri analizi İle olması gerektiğini ise sadece Darryl’den duydum…
Yaptığımız sohbette gerek Microstrategy’den Darryl Owen ve Evren Eray gerekse Türkiye’deki partner’ları Obase’den Bülent Dal uygulamanın yeni sürümünün analitic dünyasında çığır açacaklarından neredeyse eminlerdi. Uzun zamandır beni de Zoho dışında bu kadar etkileyen bir başka çözüm olmamıştı. Bunun sebebi bu yeni sürümle birlikte uygulamanın yaptığınız işlerin arasına bir katman olarak oturması. Bu da yapacağınız işleri engellemeyen ancak destekleyen bir yapıya sahip olmasını sağlıyor. Microstrategy buna hypercard diyor. Browser üzerinden kullandığınız ne varsa bunu sizin bilgilerinizle kartlar oluşturarak destekliyor.
Hatta bunu açtığınız kamerada da augmented (desteklenmiş) gerçeklik ile de yapabiliyorsunuz. Raftaki elmaya bakarak o günkü satışını görmek, otoparka bakarak o gün şe gelenleri anlamak, yüz tanıma ile yanınızdan geçenn kişinin linkedin hesabına ulaşmak mümkün. Microstrategy buna zero click artificial intelligence ( yani tek tuşa basmadan yapay zeka) diyor. Bunu takviminizdeki toplantı yapacağınız kişilerin bilgileri ile birleştirip toplantı notları oluşturması da harika. Gerçi bunu evernote’un da yaptığını biliyoruz ancak bu şekilde birleşik bir yapı çok daha etkili tabii ki…
Çekirdekte böyle sağlam bir yapı olunca insanın aklına giyilebilir teknolojiler ile desteklemek geliyor. Microstrategy bunu isteyen müşterilerinin olduğunu söyledi ancak proje daha bitmediği için söylemek istemediler. Google glass, microstrategy kullanmak için iyi bir donanım olabilir ancak malum google bu ürünü piyasadan çekmekle kalmadı, yenisini çıkarmak konusunda da bir çalışma yapmayacakları izlenimini veriyorlar. Sanıyorum bu konudaki en yeni ve en etkin çalışma Toshiba’ya ait. Google glass’ın yapabileceklerinden fazlasını Toshiba dynaedge ar100 yapıyor. Ürünü daha test etme imkanım olmadı ama Japon teknolojisinin bu konuda eski günlerine döndüğünü düşünenlerdenim.
Microstrategy’i tabii nesnelerin interneti ve sensörler ile de kullanmak mümkün. En iyi örnek Migros’lardaki buzdolaplarının yanındaki sensörler. Bu sensörler Migros’a her an veri aktarıyor. Bu veriler sayesinde anlık durumu bildirmek ve öngörüler üretmek mümkün. Örnekse durumun kötü gittiği bir şubeyi anlık olarak bildirmek ve gerekirse kasiyerleri değiştirmekten, birçok farklı çözüm üreterek durumu düzeltmek mümkün.
Ayrıca anlık kampanyalar yapmak, satış ekiplerine ürünleri birleştirip ‘bundle’ projeler üretmek için veri oluşturmak da mümkün.
Köşe yazılarımı takip ediyorsanız son dönemde büyük yazılım şirketleri arasından Hintli Zoho’yu ve Türkiye’deki çözüm ortağı Cloudyflex’i çok beğendiğimi biliyorsunuz. Şu an Zoho dışında beni en çok etkileyen şirket ise Microstrategy ve partnerı Obase