Goodyear Lastikleri T.A.Ş Finans Direktörü Hubert Milesseau Oldu

Türkiye’deki yeni görevinde finans ekibinin daha da güçlendirilmesine katkıda bulunacak olan Hubert Millasseau, Goodyear’a 2007 yılında EEMEA FP&A Müdürü olarak katılmış, 2010 yılında Orta Doğu & Afrika Finans İş Ortağı ve 2012 yılında da Orta Doğu & Afrika Finans Direktörü olarak çalışmıştır. 2015 yılında İberya Finans Direktörü rolüne atanan Millasseau, Madrid’de görev yapmıştır.

Millasseau, Goodyear’a katılmadan önce Fransa’da turizm ve telekomünikasyon sektörlerinde finans alanında farklı görevlerde bulunmuştur.

French ICS Bégué Finance School Muhasebe Bölümü mezunu olan Hubert Millasseau, Neoma Business School MBA Yüksek Lisans derecesine sahiptir.

Ana dili Fransızca dışında, İngilizce ve İspanyolca bilen Hubert Millasseau, 2009’da People Award’da EMEA bölgesinde birinci olmuştur.

Türkiye’de Y Kuşağının Yüzde 73’ü Online Tehdide Maruz Kalıyor

Özellikle çocuklar ve gençler arasında teknolojinin daha güvenli ve daha sorumlu bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek için organize edilen Güvenli İnternet Günü’nü desteklemek için Microsoft, 2004 yılından beri çeşitli faaliyetlerle güvenli internet kullanımına katkılar sunuyor. Microsoft bu kapsamda 3 yıldır, online davranışlar ve etkileşimler hakkında internet kullanıcılarının tutum ve algılarını inceleyen “Dijital Nezaket Araştırması” (Digital Civility Index/DCI)yürütüyor.

Bu yıl, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin dâhil olduğu araştırma, İnternet kullanımı konusunda bireylerin yaşadığı riskler, tehditler, etkileşimler ve saldırgan davranışlar konularında önemli bilgiler sunuyor. 13-17 yaşlarındaki gençler ve 18-74 yaşları arasındaki yetişkinler ile yapılan görüşmelerden alınan sonuçları içeriyor. Araştırmada kullanıcıların karşılaştıkları risklerin çeşidine ve sıklığına göre puanlama yapılıyor. Buna göre, geçen yıla göre 2 sıra yükselen Türkiye, 22 ülke arasında 71 puanla 14’üncü konumda yer aldı. Birinci sırada ise 50 puanla İngiltere bulunuyor.

Türkiye’de gençler ailelerinden yardım istemekten çekiniyor

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de Y kuşağındaki internet kullanıcılarının yüzde 73’ü online tehditlere maruz kalıyor. Online risklerin hedefi olan kişilerin açıklamalarına göre, bu tehditler sıklıkla tanıdıklar, arkadaşlar veya aile bireyleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu tehditler geçen yıla göre 9 puan artarak yüzde 27 olarak gerçekleşti. Ankete katılan kadınların bu tarz tehditlere erkeklerden daha yüksek oranda maruz kaldığı görülüyor. Türkiye’deki kullanıcılar ayrıca, online saldırıları dünya geneline göre daha şiddetli yaşıyor. Dünya genelinde bu oran yüzde 28 iken Türkiye’de internet kullanıcılarının yüzde 33’ü şiddet içerikli saldırılara maruz kalıyor. Online bir saldırı karşısında gençlerin ailelerinden yardım isteme oranı dünya genelinde yüzde 42 iken Türkiye’de bu oran yüzde 32. Başka bir yetişkinden yardım isteme konusunda da Türkiye, yüzde 28 olan dünya ortalamasının gerisinde kalarak, ancak yüzde 20 oranını yakalıyor.

Tehditlerin yüzde 28’i tanıdık çevreden ve akrabalardan geliyor

Türkiye’deki en yaygın istenmeyen online temas türleri, rahatsız edici veya müstehcen içerik almak ile uygunsuz ve kişisel bilgi toplama girişimlerinde bulunmak olarak öne çıkıyor. Bu girişimlerin oranı dünya genelinde yüzde 33 iken Türkiye’de bu oran yüzde 41. İnternet kullanıcılarının karşılaştığı tehditlerin yüzde 62’si yabancılardan, yüzde 28’i ise tanıdık çevrelerden geliyor. Dünyada ve Türkiye’de bu tip online risklerle karşılaşanlar, yabancılara olan güvenini kaybediyor, daha stresli bir hayat yaşamaya başlıyor, uyku düzenini kaybediyor ve sosyal medya, blog ya da forumlara daha az giriyor.

Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Aslı Arbel konuyla ilgili olarak“Teknoloji yaygınlaştıkça insanların internet üzerinden birbiriyle kurdukları etkileşim de artıyor. İnsan odaklı bir teknoloji şirketi olarak, herkesin dijital ortamda nezaket kurallarını ve ahlak kavramlarını göz önünde bulundurarak hareket etmesini temenni ediyoruz. Bu nedenle, Güvenli İnternet Günü’nde, dünyanın dört bir yanındaki insanları dijital nezaketi benimsemeye ve online ortamda birbirlerine saygılı davranmaya davet ediyoruz. 3 yıldır 20’den fazla ülkede gerçekleştirilen Microsoft Dijital Nezaket Araştırmamız 4 temel ilkeye dayanıyor: Başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran, Farklılıklara saygı göster, Cevap vermeden önce düşün ve Haksızlığa uğradığında harekete geç. Bu ilkeler doğrultusunda gelişen bir dijital ortamda insanların ve kurumların birbirine olan güvenlerini kaybetmeden daha fazlasını başarabileceğine inanıyoruz. Araştırma sonuçlarında da görülebileceği üzere, Türkiye’nin online riskler konusunda dünya standartlarının gerisinde kalmaması için ailelere ve eğitimcilere de önemli görevler düşüyor. Aileler ve eğitmenler, birer rol model olarak, her zaman gençlerin yanında olmalı ve internet kullanımında tüm bireyler günlük yaşamdaki gibi eylemlerinin sorumluluklarını üstlenmeli” dedi.

Oriental Fashion Show, Paris Haute Couture Haftası İle Aynı Anda Yapıldı.

22-23 Ocak 2019 tarihlerinde, iki gün boyunca 11 farklı ülkeden 12 tasarımcı 2019 Sonbahar/Kış koleksiyonlarını ve mücevherlerini tanıttı. Paris Haute Couture haftası sırasında yapılan bu özel defile, en son Kasım ayında İstanbul’da Raffles Hotel’de yapılmıştı. Paris’de 29. Kere düzenlenen Oriental Fashion Show’da Türkiye’den Tophills markası mücevherlerini sundu.

Koleksiyonlarını sunan markalar şunlardı:

Filali Couture (Fas), Slava Zaitsev (Rusya), Saher Okal (Filistin) “Lines of Life” için Humanity Crew ile işbirliği içinde, Karim Kadid (Cezayir), Zines Couture (Fas), Abed Mahfouz (Lübnan) , Keti Chkhikvadze (Gürcistan) , Mouna Benbraham (Tunus), Nabil Younes (Libya), Raishma (Pakistan), Hany el Behairy (Mısır). Tüm kreasyonlar, Hann Zade – Tophills (Türkiye) mücevherleriyle yer aldı.

– Modanın kalbinde…

Nüfus göçlerinin global bir mücadele haline geldiği bir dönemde insani taahhüt 29. edisyonun teması olarak her zamankinden daha güncel bir şekilde öne çıkıyor. Önemli insani değerlerin yayılması için etki alanından yararlanan Oriental Fashion Show, bu doğrultuda sivil toplum kuruluşu Humanity Crew tarafından gerçekleştirilen çalışmaları Filistinli tasarımcı Saher Okal aracılığıyla dünyaya duyurmayı amaçlıyor. Uluslararası yardım kuruluşu Humanity Crew, yerlerinden edilmiş göçmenlere psikolojik, zihinsel ve fiziksel sağlık gelişimi için psiko-sosyal destek sunuyor.

TASARIMCILAR:

BOUCHRA FILALI KSIKES

Fas

Bouchra Filali Ksikes tarafından 1999 yılında kurulan Filali Couture, Kazablanka’da geleneksel yüksek moda/haute couture için bir referans olarak tanınıyor. Geleneklerden beslenen ve ilhamını tarihten alan sanatçı, kaftan tasarımlarıyla öne çıkıyor. Geleneksel Fas elbiselerinin prensiplerine ve temellerine sadık kalan Filali Fashion House, yoğun kumaşlar ve zengin işlemeler ile Faslı yerel ustaların maharetleri ellerinde üretilen kaftanların adresi oluyor. Düğün kaftanlarıyla bir referans haline gelen Bouchra Filali, her tasarımını nadir ve benzersiz kılan el işçiliğini ve zanaatkarlığı savunmaya devam ediyor.

SLAVA ZAITSEV

Rusya

Moda tasarımcısı, ressam, grafik sanatçısı, tiyatro kostümleri tasarımcısı, Rusya Federasyonu Devlet Ödülü sahibi ve yazar Profesör Vyacheslav Mikhailovich Zaitsev, çok yönlü bir sanatçı olarak bu unvanların tümünü layıkıyla taşıyor. Rus modasının büyük ustası, ilhamını sanat, tarih ve felsefeden alırken doğaya büyük bir sevgiyle bağlı olduğunu da gösteriyor. Kırk yıldır Sovyet devlet sisteminden kurtuluşunun ve Rus toplumunda sanatçıların oynadığı rolün öneminin bilinciyle Rus modasının ilerlemesi adına yorulmadan sanatını icra etmeyi sürdürüyor.

60’lı yıllarda Pierre Cardin, Dior moda evinden Marc Bohan ve Guy Laroche’un dikkatini çeken Zaitsev, Sovyet modasının lideri haline gelirken batı basınında ona “Kızıl Dior” denmekteydi. 1982 yılında kendi moda evini kuran ve ülkesindeki birçok moda kuruluşunun başında olan Zaitsev’in kreasyonları, günümüzde dünya çapında önemli şehirlerde sergilenmeye devam ediyor.

SAHER OKAL

Nasıra

Uygarlık tarihine, kültürüne ve sanatına hayranlık duyan Saher Okal, 2013 yılında “l’Atelier Saher Okal” adlı stüdyosunu, ardından doğum yeri Nasıra’da moda ve tasarım eğitimine odaklı “l’Academia de moda” adlı okulunu kurdu. İtalya’da sinema ve sanatsal fotoğraf eğitimi alan Saher Okal, çoğunlukla opera ve sinema için koleksiyonlar tasarlıyor. Rönesans döneminden ilham alan tarihsel stiliyle dikkat çekiyor. 2017 yılında Elie Saab’ın öncülük ettiği “Project Runway Middle East” yarışmasını kazanan Saher Okal, bugün insani çalışmalara destek oluyor ve “Lines of Life” adlı yeni koleksiyonu için “Humanitycrew” ile işbirliği yapıyor.

Sığınmacılara ve göçmenlere yönelik psiko-sosyal destek konusunda uzman olan bu kuruluş, onlara sanat ve moda projelerine katılma olanağı sunuyor. Okal’ın koleksiyonu, Atina’daki çocuk göçmenlerin çizimlerinden ilham alıyor.

 

ZINES COUTURE

Fas

Anissa Benyahya tarafından 2005 yılında kurulan Zines Couture, farklı kuşaklardan kadınları bir araya getiren geleneksel Fas modaevi. Modaevinin kurucusu Annissa Benyahya, ünlü tasarım okulu ESMOD ve ISM Kazablanka’dan mezun oldu. Aldığı sanat eğitimi ile tasarım tutkusunu, Fas’ın moda öncülerinden halası Zahra Benyahya ya da kısaca Hora’dan öğrendiği geleneksel Fas haute couture tekniği ile sentezliyor. Kız kardeşi Nawal Benyahya da Zines Couture’da görev yapıyor ve ekonomi eğitiminden dolayı modaevinin ticari ve iletişim faaliyetlerini yönetiyor.

KARIM KADID

Cezayir

Nakış ve dikişle uğraşan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Karim Hadid haute couture modasında geleneksel nakışları ve yenilikçi kesimleriyle tanınıyor. Henüz genç bir yaşta doğum yeri Miliana’da sade bir butik açan Karim Kadid, 18 aylık bir formasyon eğitimi aldı. Hazır giyim alanındaki bu diplomanın ardından özel bir tasarım okulunda üç yıl süreyle becerilerini geliştirdi. Daha sonra çeşitli defilelerde tasarımlarını sergileyen modacının en büyük başarılarından biri Miliana nakışlarına özel bir yaklaşım getirmesi oldu. Karim Kadid, abiye kıyafetlerde pırıltılı renklerle geleneksel nakışları zenginleştiriyor.

Cezayirli kadınların ruhunu yansıtan bir kaftan koleksiyonuyla üç yüzyılı aşkın bir geleneği mükemmel bir ortamda sunuyor.

ABED MAHFOUZ

Lübnan

Lübnan doğumlu Abed Mahfouz, terziliğin önemli bir yer tuttuğu bir ailenin çocuğu olmasının da etkisiyle 1980’li yıllarda doğal olarak modayla ilgili bir kariyere yöneldi. Kız kardeşiyle birlikte gece elbiseleri tasarlamaya başlamasından bir süre sonra kendi markasını yaratmaya karar verdi. Mahfouz stili de böylece doğdu. Aynı zamanda hem karmaşık hem de rafine dokunuşlarıyla modern kadını yüceltti. Lübnanlı tasarımcı, 2000 yılında ilk “Couture” koleksiyonunu Roma’daki moda haftasında sunarak uluslararası şöhrete ilk adımlarını attı. Lüks koleksiyonlarını Londra, New York, Moskova, Marbella, Şanghay, Sofya, Dubai ve Beyrut gibi önemli şehirlerde her yıl düzenlenen moda haftalarında sunmaya devam ediyor.

Abed Mahfouz, modanın başkenti fethetmek için İstanbul’un ardından ikinci kez Oriental Fashion Show’a katıldı.

KETI CHKHIKVADZE

Gürcistan

Gürcü tasarımcı Keti Chkhikvadze kendi adını taşıyan moda evini 2003 yılında açtı. Koleksiyonları sanatçının bireysellik nosyonuna bağlılığını yansıtıyor. Ana akım modanın emredici kurallarına karşı duran Keti Chkhikvadze, koleksiyonlarında dilediği kumaşları ve renk paletlerini kullanarak bağımsız kadınlara hitap ediyor. Kendine has bir stili olan Keti Chkhikvadze, farklı trendlerle değişik ve özgün tasarımlar yaratmayı tercih ediyor. Güzelliği, özgüveni ve zarafetiyle kadınları inanılmaz çekici kılan tasarımlara odaklanıyor. Modern teknolojilerle bilgi birikimini buluşturarak kreasyonlarına “couture” dokunuşlar katıyor.

NABIL YOUNES

Libya

Libya kökenli Fransız moda tasarımcısı Nabil Younes, Paris’te yaşıyor. En ünlü moda okullarından bazılarında eğitim alan tasarımcı, dünyanın birçok yerinde defileler düzenledi. Benzersiz kişisel dokunuşuyla detaylara gösterdiği özen ve kullandığı yumuşak nakışlar onu diğerler tasarımcılardan farklı kılıyor. Modaya değişik bir perspektifle bakan tasarımcı, kreasyonlarıyla konforlu olduğu kadar şık da görünmek isteyen kadınlara hitap ediyor.

MOUNA BENBRAHAM

Tunus

Tunus doğumlu Mouna Benbraham, ünlü tasarım okulu ESMOD’dan mezun oldu. Kumaş ve nakış tutkusu, feminen ve zarif formları, detaylara gösterdiği özen, Benbraham’ın markasının imajını oluşturuyor. Paris’teki kariyerine Chantal Thomass’ın ekibinde başlayan Mouna Benbraham, lüks Paris modasının inceliği konusundaki zevkiyle öne çıktı.

Tasarımcı, 2006 yılında yarattığı Atmosphere Haute Couture markasıyla kadınları yüceltmeyi, benzersiz hissetmelerini ve hayaller kurabilmelerini amaçlıyor. Geçmişin hazinelerini modernlikle harmanlayan tarzı ile Tunus haute couture tarihinde önemli bir yer edinen Mouna Benbraham, “gelenekseli yeniden ele alan” kendine özgü bir stille kreasyonlara imza atıyor ve bugün genç kuşağın elçisi olarak görülüyor.

RAISHMA

İngiltere – Pakistan

Pakistanlı tasarımcı Raishma, Prenses Diana’nın efsanevi gelinliğini tasarlayan Elizabeth Emanuel’in yanında eğitim gördü. İlhamını doğu kökenli olağanüstü el işlemesi kumaşlar ve süslemelerden alan sanatçı, 1998 yılında kendi adını taşıyan markasını kurdu. Raishma, haute couture koleksiyonları veya hazır giyim olsun, yirmi yıldan uzun süredir pek çok prenses ve Hollywood ünlüsünü giydiriyor.

Marakeş’te ilk kez Oriental Fashion Show’a katılan Raishma, şimdi de yeni koleksiyonu ile Paris podyumlarını fethetmek istiyor. Tasarladığı her parçanın akışkanlığı ve hareketliliği Raishma için önemli unsurlar arasında yer alıyor. Tasarım sürecinin tamamında deneyimini ve ustalığını konuşturarak tüy gibi hafif kreasyonlar yaratıyor.

HANY EL BEHAIRY

Mısır

2010 yılından bu yana Oriental Fashion Show’un simge figürlerinden biri olan Hany El Behairy’nin her koleksiyonu Paris’te beğeniyle karşılanıyor. Çocukluğundan beri modaya hayranlık duyan Hany el Behairy, tasarım eğitimi aldıktan sonra Ortadoğu’da pek çok ünlü isminin beğendiği vücudu saran parıltılı elbiseleriyle öne çıkıyor.

Koleksiyonlarında Mısır’ın hikayesini ve ihtişamını anlatan Hany el Behairy, kendi modaevinin deneyimini yaratıcılık ve gelenekle harmanlıyor. Titizliği incelikle kombine ederek yarattığı işleriyle ülkesinin gururu olan Hany el Behairy, Mısırlı köklerine bağlılığını gösteren tasarımlarıyla yirmi yılı aşkın bir süredir bizi şaşırtmaya ve duygulandırmaya devam ediyor.

Al Sagheer Group

Mısır

Orta Doğu bölgesinde güzellik sektörünün lideri olan Al Sagheer Group, yıllar içinde Oriental Fashion Show’un sadık bir ortağı haline geldi. Mısırlı kuaför Mohamed Al Sagheer saç tasarım dünyasında uluslararası bir referans olarak tanınıyor. “Mohamed Al Sagheer” adıyla Heliopolis’te 1980 yılında açılan küçük bir kuaför salonu, güzellik sektörünün öncü markalarından birine dönüştü. Zincir günümüzde Doha, Katar ve Dubai dahil 25 merkezdeki salonlardan oluşuyor.

En başından beri ülkenin lüks kesimine hizmet vermeyi hedefleyen Mohamed Al Sagheer, bu amaçla en iyi servisi ve en yeni güzellik tekniklerini sunan spa merkezleri, kuaför salonları ve tırnak bakım salonları kurarak genişledi. O zamandan beri Mısır güzellik sektörünün standartlarında devrim yaratan Mohamed Al Sagheer, sınırların ötesine uzanan yeteneğiyle dünyanın en iyi 50 saç stilistinden biri olarak kabul ediliyor. Al Sagheer Group da Mısır ve BAE’de güzellik sektörünün devleri arasında yer alıyor. Mohamed Al Sagheer, halen “Haute Coiffure Française” ve “Inter-Coiffure Mondiale” üyesidir.

HANN ZADE

Türkiye

Türk mücevher tasarımcısı Hann Zade, çalışmalarını İstanbul’daki merkezinde sürdürüyor. Middlesex Üniversitesi’nde mücevher tasarımı eğitimi gören Hann Zade, gemoloji formasyonunu ise American Gem Society’den aldı. Ekolojik ve alternatif proseslerden yararlanan tasarımcı, kreasyonlarında laboratuvar üretimi pırlantalar kullanıyor.

Tasarımcının kurduğu “Tophills” markasının koleksiyonları, ana hatlarında klasik İngiliz mücevherlerinden ilham alırken modern ve etnik çizgileri farklı taş kesimleriyle kombine eden yüzlerce zamansız tasarım içeriyor.

Sürdürülebilir gelişmeye ve çevreye duyarlı bir mücevher markası olan TOPHILLS, 2007 yılından bu yana sentetik elmas, safir, yakut ve zümrüt içeren tasarımlar sunuyor. Nanoteknoloji kullanılarak 4C (karat, kesim, saydamlık, renk) nitelikleriyle üretilen bu sentetik elmaslar dünyada doğal elmasa en iyi alternatif olarak kabul ediliyor. Çevreye duyarlı olmasıyla bilinen ve bu yönde sektörde farkındalık yaratmaya çalışan TOPHILLS markasından satın alınan her ürünle elmas madenciliği yapılan bölgelerdeki mağdurlara yapılan yardımlara katkıda bulunuyor, bütçenizi sarsmadan yüzde yüz elmas parlaklığında, çevre dostu lüks bir mücevher sahibi hissi oluyorsunuz.

Günlük Tuz Alımının Yüzde 77’si İşlenmiş Gıdalardan Geliyor

Sodyum, vücutta sıvı-elektrolit dengesi ve kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynuyor. Ancak aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyon başta olmak üzere kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, şişmanlık, şeker hastalığı ve bazı kanser türleri gibi önemli halk sağlığı sorunlarına neden olduğunu belirten Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, “Dünya Sağlık Örgütü; hastalıklardan korunmak amacıyla tüketilmesi gereken tuz miktarını günde maksimum 5 gram olarak öneriyor” dedi.

Sofra tuzunun yüzde 60’ının klor, yüzde 40’ının ise sodyumdan oluştuğunu söyleyen Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, “1gr tuzun 400 mg’ı sodyumdur. Tuz, çoğunlukla lezzet verici olarak yemeklere eklenirken besinlerin uzun süre saklanması için işlenmiş gıdalarda koruyucu olarak da kullanılır” açıklamasında bulundu.

Günlük tuz alımının yüzde 77’si işlenmiş gıdalardan alınıyor

Tuz alımının ihtiyaçtan daha fazla sodyum içeren işlenmiş besinlerin tüketimine bağlı olarak arttığını vurgulayan Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, “Avrupa Komisyonunca hazırlanan raporda günlük alınan tuzun yüzde 77’sinin işlenmiş gıdalardan, yüzde 12’sinin besinlerin doğal yapısından, yüzde 6’sının sofrada eklenen tuzdan, yüzde 5’inin ise pişme sürecinde eklenen tuzdan geldiği belirtiliyor” şeklinde konuştu.

Besin etiketleri okunmalı

Tüm dünyada besin tüketim alışkanlıklarını iyileştirebilmek için birçok çalışma yapıldığını belirten Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, “Değişen beslenme alışkanlıkları nedeniyle tükettiğimiz tuzun büyük bir kısmı aslında satın aldığımız gıdaların yapısından geliyor. Pek çok gıdada koruyucu ya da lezzet verici olarak kullanılan sodyum içerikli bileşikler, günlük tuz alımımızı artırıyor” dedi. Tuz tüketiminin kontrol edebilmesinin en önemli yollarından birinin besin etiketlerini anlayarak okumak ve tuz bileşikleri içeren besinleri dikkatlice seçmek olduğunu söyleyen Mumcu, “Beslenme alışkanlıklarında yapılacak düzenlemeler de tuz tüketimini azaltmak için önemli” dedi. Mumcu, tuz tüketimini azaltmak için şu önerilerde bulundu:

  • Taze yiyecekler daha az tuz içerdiği için özellikle taze sebze ve meyve tüketimini artırmak, masalarda tuzluk bulundurmamak, tadına bakmadan yemeğe tuz eklememek tuz alımını azaltmanın en pratik yolu.
  • Yemeklere lezzet vermek için mutlaka tuza ihtiyacınız yoktur. Yemeğe eklenen taze ve kuru baharatlar, maydanoz, nane, kekik, dereotu, fesleğen gibi taze otlar lezzeti arttırmanın diğer bir yolu.
  • İşlenmiş gıdalar önemli miktarlarda tuz içerirler. Bunun için gıda etiketlerini anlayarak okumak çok önemli. Aldığınız işlenmiş gıdaların etiketlerinde yazan karbonat, kabartma tozu, disodyum fosfat, monosodyum glutamat, sodyum sitrat, sodyum nitrat ve sodyum sülfit gibi maddeler, sodyum içerdikleri için “tuz” alımını arttırırlar. Bu nedenle etiketlerinin incelenmesi alışkanlık haline getirilmeli ve tuzsuz ya da tuzu azaltılmış ibarelerinin bulunduğu ürünler tercih edilmeli.
  • Genel olarak işlenmiş gıdalardan salamura besinler, turşu, peynir, zeytin, soya sosu, hazır soslar, tuzla kavrulmuş kuruyemişler, cipsler, kabartma tozu eklenmiş besinler, tuzlanmış, tütsülenmiş ve/veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri ile aromalı/aromasız, doğal/doğal olmayan mineralli içecekler, tuzlu bisküviler, şarküteri ürünleri gibi yiyeceklerin yüksek oranda tuz içerdikleri unutulmamalı.

Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Hakkında

Ülkemizde 1992 yılından bu yana faaliyette bulunan Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi AŞ, Türkiye’nin en seçkin şirketlerine ve değerli kamu kuruluşlarına yemek, temizlik, bina yönetimi, teknik destek, çamaşırhane, resepsiyon, dokümantasyon yönetimi gibi pek çok alanda hizmet sağlıyor. Sodexo’nun global vizyonunun bir parçası olarak ise ülkemizdeki operasyonlarda tedarik zinciri ve istihdamın tamamı yerel kaynak kullanarak gerçekleştiriliyor.

Siber Güvenlik Endişesi Online Alışveriş Ve Bankacılık Kullanımını Etkiliyor

ESET’in yaptığı araştırmaya göre toplumun yüzde 20’si siber güvenlik ve gizlilik endişeleri nedeniyle bankacılık ve alışveriş işlemlerini online yapmamayı tercih ediyor. Araştırmaya katılanların yüzde 70’i ise kişisel verilerin kötüye kullanılmasından endişe duyuyor.

Antivirüs yazılım kuruluşu ESET, kamuoyunun siber suç, siber güvenlik ve veri gizliliğine ilişkin tutum ve deneyimini incelemek üzere Amerika Birleşik Devletleri’nde kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. ESET Siber Güvenlik Barometresi olarak tanımlanan ve anket biçiminde düzenlenen araştırma, 2 bin 500 kişinin katılımıyla yapıldı. ESET Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb’un duyurduğu araştırma, ilginç bulgular ortaya koydu.

Siber suç, uyuşturucu kaçakçılığından da öne çıktı 
Amerikalıların yüzde 70’i, online bankacılık işlemlerinde veya alışveriş yaparken web sitelerine sağlanan kişisel verilerin kötüye kullanılmasından endişe duyuyor. Bununla birlikte toplumun büyük çoğunluğu artık siber suçları, ülkeleri için gittikçe büyüyen bir tehdit olarak görüyor. Hatta o kadar ki, katılımcıların yaklaşık yüzde 91’i siber suçun, uyuşturucu kaçakçılığı veya kara para aklamaktan daha önemli bir sorun olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Herkes risklerin artmasını bekliyor 
ESET Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb’e göre bu araştırmadaki en çarpıcı bulgu, katılımcıların siber suçlar tarafından oluşturulan tehlikelere karşı duydukları derinlemesine endişe ve bunun yakın zamanda düzeleceğine dair inançlarının olmayışıdır. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 87’si, siber suç kurbanı olma risklerinin artmasını beklediklerini belirtti.

Online bankacılık ve online alışverişe temkinli yaklaşım 
Ankete katılanların yüzde 19’u online alışveriş, yüzde 20’si ise online bankacılık işlemlerini güvenlik ve gizlilik endişeleri nedeniyle yapmamayı tercih ettiklerini bildirdi. ESET Araştırmacısı Stephen Cobb’e göre bu yüzdeler, finansal kuruluşlar ve perakendeciler için kaybolan fırsatları ifade ediyor.

Raporda ayrıca siber suçla ilgili kaygılar ve bu tür suçlarla karşılaşma oranı arasındaki ilişki de belgeleniyor. Yetişkin Amerikalıların yaklaşık yüzde 70’i, kişisel bilgilerini isteyen sahte e-postalar veya telefon görüşmeleri aldıklarını bildirdiler. Çok daha fazla sayıda insan, katılımcıların yüzde 86’sı kimlik hırsızlığı kurbanı olabileceğinden endişe duyduğunu söyledi ancak kimlik hırsızlığı yaşadığını bildiren katılımcıların yüzdesi ise bu sayının yarısından daha az, yüzde 30 olarak hesaplandı. “Açık olmak gerekirse, 10 Amerikalıdan üçünün kimlik hırsızlığı yaşamış olması oldukça şok edici” diyen Stephen Cobb, “Ancak bu yüksek endişe oranından tecrübeler edinebilir, önlemler geliştirilebilir” tespitini yaptı.

Sağlık Hizmetlerinde Küresel Eğilimler ve Öngörüler

Deloitte tarafından yayınlanan ‘2019 Küresel Sağlığa Bakış: Geleceği Şekillendirmek’konulu global sağlık sektörü araştırma raporuna göre; 2018-2022 yılları arasında küresel sağlık harcamalarının yıllık bazda %5,4 oranında artması öngörülüyor. Bu oran, 2013-2017 yılları arasındaki %2,9’luk yıllık artış oranına kıyasla ciddi bir yükselişe işaret ediyor. Yaşlanan ve artan nüfus, daha da yaygınlaşan kronik hastalıklar, yenilikçi fakat maliyeti yüksek dijital teknolojiler sağlık taleplerini ve harcamalarını yükseltiyor.

Sağlık hizmetleri sunucuları, sağlık hizmet politikalarını üreten ve uygulayan hükümetler, sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan hastalar vb. tarafların oluşturduğu sağlık hizmetleri paydaşları çeşitli klinik, operasyonel ve finansal zorluklarla mücadele etmeye devam ediyorlar. Son yıllarda giderek artan hızda gelişen dijital teknolojiler ile oluşan yeni iş ve hizmet dağıtım modellerinin; mevcut problemleri çözerek, gelecekte daha kolay ulaşılabilen, düşük maliyetli, yüksek kaliteli sürdürülebilir sağlık hizmetlerinin sağlanmasına yardımcı olacağı öngörülüyor.

Deloitte Türkiye Ortağı, Sağlık ve İlaç Endüstrisi Lideri Güler Hülya Yılmaz, yaptığı sektörel değerlendirmede: ”Sağlık hizmetleri alanında tüm paydaşlar dikkate alınarak gözlenen küresel eğilimler; sektörü, hastalıkları iyileştirmekten öte, sürdürülebilir sağlıklı yaşam tarzlarına, önleyici/tedbir alıcı yaklaşımlara ve erken teşhise odaklanmaya yönlendiriyor. Bugünün sağlık hizmet sektörünün geleceğe uyum sağlayabilmesi gelişen dijital teknolojilere uyumu, değişen hasta (ve hasta yakınları) ihtiyaç ve beklentilerini karşılayabilmeyi, hatta ihtiyaç ve beklentileri önceden tahmin edebilmeyi, yeni iş modellerini benimseyebilmeyi ve farklı sektörlerle (elektronik, kimya, endüstri mühendisliği vb.) ve farklı uzmanlık alanları (psikoloji, sosyoloji, hukuk vb.) ile de işbirliği yapabilmeyi ve bu işbirliğinden sinerji yaratabilmeyi gerektiriyor. Ancak, teknik ve teknoloji hızla ilerlerken sağlık hizmetleri alanında daha da önemli olan etik değerlerin gerilememesi. Sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendirecek fırsatları değerlendirmek tüm tarafların yeniliğe ve yaratıcılığa açık olarak karşılıklı güven, işbirliği, ortaklık ve yatırım anlayışı geliştirebilmeleriyle mümkün olacak” dedi.

Rapora göre küresel sağlık hizmetlerinde öne çıkan eğilimler:

  • Değişken bir sağlık ekonomisinde finansal sürdürülebilirlik yaratmak:Kişiselleştirilmiş tıbbın, teknolojik gelişmelerin, acımasız ve zorlu rakiplerin, genişleyen dağıtım alanlarının ve yenilenen ödeme modellerinin ortaya çıkması, küresel sağlık ekonomisi üzerinde belirsizlik yaratırken kuruluşların hayatta kalma mücadelesi üzerindeki baskıyı da artırıyor. Yeni iş, sağlık hizmetleri ve risk modellerini benimseyen sağlık hizmet sunucuları; güçlü piyasa katılımcılarının yıkıcı potansiyelini dengeleyebilecek ve ekonomik sağlık hizmetleri çözümlerinin yeni ekosisteminde lider olarak ortaya çıkabileceklerdir.
  • Erişimi ve karşılanabilirliği artırmak için yeni sağlık hizmetleri modellerini kullanmak: Yaşlanan nüfusun artışı ve bulaşıcı olmamakla birlikte çok yaygın görülen hastalıkların (kalp, kanser, şeker) yükselişi, sağlık hizmet sektörünü kısa vadede hastalıkları iyileştirmekten ziyade, uzun vadede hastalıkları önlemeye, yönetmeye ve iyi yaşamı ön plana çıkarmaya teşvik ediyor. Sağlık hizmetleri sistemlerinin; maliyetleri düşürecek, kaliteyi artıracak, erişimi ve satın alma kabiliyetini artırabilecek değişimi hesaba katması ve bu doğrultuda yeni iş, bakım sağlama (örneğin yaşlı insanların beklenti ve ihtiyaçlarına hitap edecek özel bakım ve sağlık hizmetleri) ve risk modelleri geliştirmesi gerekecektir.
  • Hastaların ve tüketicilerin değişen ihtiyaç, talep ve beklentilerine uyum sağlamak: Hastaların, hasta yakınlarının ve çeşitli sağlık hizmetleri talep eden ve/veya talep etme potansiyeli olan tüketicilerin ‘giyilebilir izleme ve fitness cihazları’ gibi dijital sağlık teknolojilerini nasıl kullanmak istediklerini, bu konulardaki ihtiyaç ve beklentilerini iyi anlayan ve buna göre hareket eden kuruluşlar, kişilerin bilinçli sağlık kararları vermelerine yardımcı olacak ve hasta katılımı stratejileri geliştirebileceklerdir.
  • Dijital yenilik ve dönüşüme yatırım yapmak: Blockchain, bulut tabanlı bilgi işlem, sanal sağlık, yapay zeka ve robotik, dijital gerçeklik, Tıbbi Nesnelerin İnterneti (IoMT) vb. dijital yenilikler, sağlık hizmetlerinin daha etkin ve ulaşılabilir olmasını sağlayarak geleceğin şekillenmesine katkı sağlayacaktır. Diğer yandan, bu yeniliklerin benimsenmesi, geleneksel sağlık hizmetleri organizasyonlarının ötesine geçen vizyon ve yeteneklere sahip olmayı da zorunlu kılmaktadır. Sağlık hizmetleri alanındaki liderlerin, yenilikçi oyuncuları ve bilgi kaynaklarını kucaklayan bir ekosistem kurmaları gerekmektedir.
  • Mevzuata uygunluk ve siber güvenliğin sürdürülmesi: Sağlık hizmetlerinin giderek dijitalleşmesi ve bağlı bir sağlık hizmeti ortamında daha düzenli hale gelmesi beklenmektedir. Bazı düzenleyici kuralların endişe kaynağı olmasına rağmen – siber güvenlik şu anda listede zirvede yer alıyor – kurumların sistemlerini ve kişiye özel hassas verilerini siber tehditlerden korumak için sistematik, proaktif, iyi planlanmış ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım benimsemeleri önem arzetmektedir.
  • Üst düzey yeteneklerin işe alınması, geliştirilmesi ve elde tutulması: Yaşlanan bir iş gücü, sağlık hizmetlerine olan talebin devamlı artması ve hekim çalışma saatlerinin azalması hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ekonomilerde kalifiye personel yetersizliği yaratmaktadır. Teknolojiyle donatılmış fırsatlar konusunda söz sahibi olan sağlık hizmet sektörü liderleri, bir yandan kısa vadeli yetkin ve uzman insan kaynağı eksikliklerini çözerken; bir yandan da sürdürülebilir gelecek için yetkin ve yetişmiş beyinlere, sağlık bilim insanlarına ve bu değerli beyinleri yetiştiren sağlık eğitim kurumlarına da yatırım yapmayı başarabilirlerse sağlık hizmet sektörünün çok sağlıklı ve parlak bir geleceği olacaktır.

Konut Alırken Bunlara Dikkat Edin!

Konut yatırımı hala en çok kazandıran yatırım araçlarının başında geliyor. Konut satın alırken lokasyon, bina özellikleri gibi faktörlerin taşıdığı öneme dikkat çeken Hürriyet Emlak Satış Direktörü Çağrı Bozay, konut satın alırken dikkat edilmesi gerekenler, 2018’in en çok kazandıran illeri ve alıcısına en çok kazandıran konutların ortak özellikleri gibi konularda açıklamalarda bulundu.

2018 yılında emlak sektöründe genel bir durağanlık yaşansa da Türkiye genelinde konut fiyatlarındaki artış ortalama %10’u buldu. Bununla birlikte Amasya, Aydın, Edirne, Nevşehir ve Muğla gibi bazı şehirlerde %20’nin üzerinde fiyat artışı gerçekleşti. 2018’de en çok kazandıran ilçeler ise, İzmir-Menderes (%40), Bursa-İznik (%37) ve Antalya-Aksu (%32) oldu.

Peki bu dönemde ev alınır mı, konut yatırımı cazip mi? Konut alırken nelere dikkat edilmeli?

Hürriyet Emlak Satış Direktörü Çağrı Bozay, “Kısa dönemli yüksek faiz oranları veya döviz yatırımları daha çekici gibi görünse de, konut yatırımı uzun vadede daha çok kazandırmaya devam ediyor. Özellikle sıfır konut projelerindeki %40’lara varan indirimler yatırım için cazip alternatifler sunuyor. Uzun dönemli düşünüldüğünde diğer yatırım araçlarına kıyasla emlak yatırımı ortalama 3 kata kadar daha fazla kazandırabilir” dedi.

Konut satın alırken bunlara dikkat edin

1-Konut satın alanların en çok dikkat etmesi gereken unsurların başında konum ve bina yaşı gibi özellikler geliyor,

2-Kısa sürede değer kazanacak konutların ortak özelliği gelişmekte olan bir bölge içerisinde yer almaları,

3-Satılık konut, merkezi ve işlek bir noktada olduğunda fiyatı daha da yükseliyor,

4-Uzun vadeli düşünüldüğünde merkezi noktadan bir ev alanlar zamanla kazançlarını daha da çok artırıyor,

5-Sapa ya da köhne yerlerdeki dairelere göre işlek konutlara olan talep her zaman daha fazla,

Kentsel dönüşüm bölgelerindeki yoğun konut stoğundan dolayı bu bölgelerde alıcılar için cazip fiyatlı konutlar bulunuyor,

6-Maddi problemlerin ortaya çıkmaması adına bütçeye uygun seçenekler değerlendirilmeli,

Satın alınacak konutdeprem yönetmeliğine uygun olmalı,

7-Konut satın alacakların emlak endekslerini takip etmeleri en uygun fiyatlardan yararlanmaları için büyük önem taşıyor.

İstanbul’da nereden ev alalım?

1-İstanbul’da Sancaktepe, Esenyurt, Çekmeköy, Beylikdüzü, Kartal, Pendik, Tuzla gibi ilçelerde ve Kadıköy’ün birçok mahallesinde uygun fiyatla konut satın almak mümkün.

2-Son yıllarda konut projesi sayısının hızla arttığı Eyüp, Mecidiyeköy-Alibeyköy-Mahmutbey metro hattı, Eyüp-Bayrampaşa tramvay hattı, Eminönü-Eyüp-Alibeyköy (Haliç çevresi) tramvay hattı,

İncirli-Edirnekapı-Gayrettepe metro hattı, Gayrettepe-Kemerburgaz 3.Havalimanı Raylı Sistemi, Vezneciler-Sultançiftliği-Arnavutköy metro hattı ve Eminönü-Fatih-Eyüp-Bayrampaşa metro hattı prim yapmaya devam ediyor.

İstanbul dışında nereden ev alınmalı?

1-İstanbul dışındaki illere göz attığımızda, özellikle İzmir’in yüksek oranda prim yaptığını görüyoruz. Hürriyet Emlak endeks verileri 2018’de en çok kazandıran ilçelerin başında, %40’la İzmir-Menderes, %37’yle Bursa-İznik ve %32’yle Antalya-Aksu geldiğini gösteriyor.

Bu üç ilçeyi İzmir’de %28’le Foça ve %27 artışla Güzelbahçe izliyor.

2-Antalya’da ise Aksu’nun ardından en çok prim yapan ilçelerin başında %25 artışla Alanya geliyor.

3-Ankara’da ise en çok prim yapan ilçe %21’le Polatlı, ikinci sırada %17 prim oranıyla Akyurt, üçüncü sırada ise %10 prim oranıyla Keçiören var.

Mücevher Tasarımcısı Silvia Furmanovich, Yeni Koleksiyonu’yla 6 – 8 Mart Tarihleri Arasında Midnight İstanbul’da

Kendi yaşam öyküsünden ilham alan mücevher tasarımcısı Silvia Furmanovich, yeni mücevher koleksiyonundan parçaların yanı sıra ünlü Marquetry ve Botanica Koleksiyonu’yla 6 – 8 Mart tarihleri arasında Midnight İstanbul’da olacak.

[wdps id=”12″]

Evlerindeki atölyede babası ünlü mücevher ustası Salvador Longobardi’yi izleyerek büyüyen Furmanovich, bugün her Silvia Furmanovich tasarımını kendi kişisel atölyesinde tasarlıyor ve bu sofistike parçalar, tasarımcının geliştirdiği sıradışı mücevher tasarım teknikleriyle hayat buluyor. Silvia Furmanovich’in tasarım estetiği, geçmişe dayanan teknikler ve çağdaş ilhamların buluşmasıyla ortaya çıkıyor, geleneksel ve modern teknikler arasında mükemmel bir denge kuruyor. Her Silvia Furmanovich tasarımı, fildişi, mercan, turkuaz, ağaç ve değerli taşlarla birlikte kusursuz estetik sunuyor. Gwyneth Paltrow, Naomi Campbell, Isabelli Fontana ve Ana Beatriz Barros gibi isimlerin tercihi olan mücevher tasarımcısının koleksiyonları Bergdorf Goodman, Saks Fifth Avenue, Neiman Marcus ve Moda Operandi ve Midnight İstanbul’da satılıyor

 

Exit mobile version