Murat Özyeğin: “Biz, Ne Olmadığımızı Biliyorduk Bence En Önemlisi Bu”…

Ticari gayrimenkul alanında yurt içi ve yurt dışı projeleriyle faaliyetlerini sürdüren Fiba Commercial Properties, Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği tarafından 11. kez düzenlenen ve ana sponsorluğunu üstlendiği AYD Alışveriş Ekonomisi Zirvesi’ne katıldı.

Fiba Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özyeğin’in katımıyla gerçekleşen ve JLL Ülke Başkanı Avi Alkaş’ın sorularını yanıtladığı “Gündem, AVM Yatırımları, Gelecek” temalı söyleşide Murat Özyeğin, gündemi ve olası piyasa beklentilerini değerlendirerek AVM yatırımlarının bugünü ve geleceği ile ilgili görüşlerini paylaştı.

Murat Özyeğin, “Fiba Grubu olarak iş yaşamındaki yolculuğumuzda önemli tecrübeler kazandık. Bu edinimlerden en önemlisi; ‘en kötü sandığımız günün aslında o kadar kötü olmadığı, kendimizi en yukarda gördüğümüz gün ise düşündüğümüz gibi dünyanın tepesinde olmadığımız’ gerçeği idi. İş yaşamında en kritik nokta; gerçekçi elle tutulur ve her kesin kabul edeceği seviyelere gelmek. Biz, ne olmadığımızı biliyorduk bence en önemlisi bu” dedi.

“Ticari gayrimenkul özgünlük gerektiren bir alan”

Yeni nesil AVM anlayışıyla ilgili konuşan Özyeğin; “En kritik konu kiracıların performansını, müşteri profilini, ihtiyaçlarını ve yaptıkları ticareti yakından takip etmek. Bu dataları toplamak, analizler yaparak karar mekanizmaları oluşturmak. Kiracılardan uzak durmak değil, birlikte değer yaratmak gerekiyor. Bu nedenle yeni nesil AVM’lerin kiracısıyla çok yakın ilişki içinde olması gerektiği kanaatindeyim. Gelişen yeni teknolojileri takip etmek büyük önem taşıyor. Ülkemizde ticari gayrimenkul alanı daha komplike, farklı teknolojilerle, taktiklerle yönetilmesi gereken bir sektör oldu. Ancak sektörümüz ne yazık ki herkesin her işi yapabileceğini sandığı bir alan. Yeni düzende bu mantığın işleyemeyeceği kadar rekabet halindeyiz. Özgün olmak ve işi ehline bırakmak gerekiyor” dedi.

Yatırım yaparken çok dikkatli incelemek gerektiğine de değinen Özyeğin, “ ‘O yapmış bende yaparım’ dememek lazım. İhtiyacı, piyasayı çok dikkatli incelemek gerek. Yeni trendler yatırım kararlarını etkiliyor. İnsanların artık ‘ben neyi farklı yaparım’ diye sorgulaması gerekiyor” dedi.

“Amacımız sektörümüzü ileriye taşımak”

Zirvenin açılış oturumu ise Fiba Commercial Properties CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Yurdaer Kahraman tarafından yapıldı. Kurumunun güncel yatırımları ve gelecek planlarını aktardı. Fiba CP’nin yeni iştiraki Fiba Commercial Property Management (Fiba CPM) hakkında bilgi verdi.

Fiba CPM’in kurumunun yıllara dayanan tecrübesinin bir yansıması olduğuna değinen Kahraman, “Hali hazırda Türkiye’de ve global arenada AVM yönetimi yapıyoruz. Bu tecrübelerin sektör paydaşlarımıza değer katacağını fark ettik. Bu değeri hem kendi ticari gayrimenkullerimize hem de diğer kurumlara aktarmak için Fiba CPM’i kurduk” dedi.

Fiba CPM çatısı altında kiralama, varlık yönetimi, proje yönetimi, mimari tasarım ve inşaat yönetimi, finans ve mali işler, AVM yönetimi ve operasyonu, pazarlama gibi alanlarda 360 derece yönetim anlayışı ile hizmet verdiklerini belirten Kahraman, “Müşteri, kiracı ve yatırımcı taleplerini en verimli koşullarda bir araya getireceğiz. Yönetilecek tüm projelere maksimum fayda sağlamak için çalışacağız. Daha önce de sahiplendiğimiz prensiplerimizi bu çatı altında da devam ettirerek projelerin sürdürebilir olması, bölgesine artı değer katmasına odaklanacağız” dedi.

Şu an yönetimini üstlendikleri mevcut projelerden de bahseden Kahraman, “Hali hazırda Çin’de Star Mall Shenyang, Romanya’da Plaza Romania ve Bucuresti Mall, Moldova – Shopping Malldova Türkiye’de ise İnegöl AVM’yi yönetiyoruz. M1 Adana AVM, M1 Gaziantep AVM, M1 Konya AVM, M1 Kartal AVM projelerinin kiralama yönetimini yürütüyoruz. Ocak 2019 itibariyle Gebze Center AVM’nin yönetimini ve kiralamasını da üstlenmiş bulunuyoruz. Hedefimiz, yönetim ve kiralamasını üstlendiğimiz merkezlerin ticari başarısını ve müşteri memnuniyetini arttırmak, ziyaretçiler için yüksek kalite standartlarını oluşturmak” dedi.

Konuşmasında meslektaşlarına seslenerek 2019’a dair dileklerini de dile getiren Kahraman; “2019’a baktığımda; geçmişten aldığımız ders ve tecrübelerle hep beraber samimi, doğru ve sürdürebilir bir şekilde güçlerimizi birleştirirsek sektörümüz adına hem yurt içi hem de yurt dışında daha çok ilerleyeceğimize kesin gözüyle bakıyorum, yürekten inanıyorum” dedi.

Twitter’da en etkin 8 sporcu Türk kadını

İşte Twitter’ı en etkin kullanan 8 başarılı Türk kadın sporcu:

1- İpek Soylu @soyluofficial

Tenisçi İpek Soylu bariyerleri yıkıyor, yaptığının haberini de Twitter’dan veriyor.

2- Şahika Ercümen @sahikaercumen

Serbest dalış dünya rekortmeni Şahika Ercümen, Antarktika’da dalıyor, Türkiye’de Twitter’dan çıkıyor!

3- Gizem Girişmen @GizemGirismen

Ata (belki de ana?) sporumuz okçuluk….

Başarılı kadın okçu Gizem Girişmen, sabitlenmiş Tweet’inde en güzel madalyanın insana dokunmak olduğunu söylüyor.

4- Tuğba Karademir @tugbak85

Olimpiyat ve Dünya Şampiyonası’nda finalde yarışan ilk Türk buz patencisi olan Tuğba Karademir’e göre “gelecek kadınlarındır”!

5- İrem Yaman @iremyamany

Cıvıl cıvıl İrem Yaman, savunma sanatı tekvandoda harikalar yaratan genç bir Türk kadın sporcu. İrem, tüm başarılarını gururla Twitter’da kullanıcılarla paylaşıyor. Bariyerleri tekvandoyla yıkıyor.

6 – Ayşe Begüm Onbaşı @aysebegumonbasi

 

 

Pırıl pırıl, cesur, genç bir kadın sporcu. Onun adı Ayşe Begüm Onbaşı. Twitter’ı da çok etkin kullanarak sesini duyuruyor, basmakalıp fikirleri yerle bir ediyor.

7- Neslihan Demir @nesli17

Neslihan Demir, Türkiye’nin en çok gurur veren kadın sporcularından biri olarak ön plana çıkıyor. Neslihan ile dikkat çeken bir başka konu ise, Twitter’da aktif olup paylaşımlarıyla yeni nesil kadın voleybolculara da örnek teşkil etmesi.

8- Tutya Yılmaz @tutyayilmaz

Tutya Yılmaz, gurur veren genç bir Türk jimnastikçisi. Ödüllere doyamayan Tutya, başarılarını Twitter’da paylaşarak diğer genç kadın sporculara da ilham veriyor.

 

Türkiye’de Twitter kullanıcıları, kadın sporcularla gurur duyuyor

Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin büyük yer edindiği Twitter’da tek konuşulan futbol veya erkeklerin domine ettiği spor dalları değil. 2018 yıl sonu Twitter verileri gösteriyor ki Türk kadın sporcuların Twitter’da aktif olması karşılıklı bir sevginin sonucu. Türkiye’deki Twitter kullanıcıları tarafından Türk kadın sporculara atılan takdir, destek ve iyi dilek dolu Tweet’lerin sayısı oldukça fazla. Örneğin geçen sene Twitter’ın en çok konuşulan konuları arasında Paralimpik Avrupa Şampiyonası’nda Türkiye’ye büyük gurur yaşatan Sümeyye Boyacı da vardı.

 

 

Türkiye’de en etkili kadınalr bu isimler olurken dünya çapında sporda en etkili kadınlar Twitter’ın de en çok konuşulanları arasına girdi.

Twitter’da en fazla bahsedilen kadın sporcular

  1. Serena Williams
  2. Becky Lynch
  3. Naomi Osaka
  4. Ronda Rousey
  5. Charlotte Flair
  6. Sasha Banks
  7. Alexa Bliss
  8. Simone Biles
  9. Kim Yuna
  10. Lina Fanene

Chupa Chups, MotoGP’de Jorge Lorenzo’ile Sponsorluk Anlaşmasını Yeniledi.

Dünyanın en sevilen lolipop markası Chupa Chups’un, Salvador Dali tarafından tasarlanan ikonik logosu, dünya şampiyonasında beş unvanın sahibi olan ve geçtiğimiz aylarda Honda takımına katılan Jorge Lorenzo’nun, Dünya Motosiklet Şampiyonası’nda kaskını süslüyor.

Tüm zamanların en büyük şampiyonlarından Jorge Lorenzo, “Efsanevi Chupa Chups logolu yeni Shark kaskımı sezon öncesi göstermekten mutluluk duyuyorum” dedi. Lorenzo, “Motosikletçilik sadece fedakarlık, tutku ve bağlılık değil, aynı zamanda eğlence demek ve Chupa Chups da eğlenceli bir marka! Motosiklete olan tutkum da aynı Chupa Chups gibi çocukluk dönemime dayanıyor. Chupa Chups da çocukluk eğlencemin bir parçasıydı. Birçok macera ve başarımda benimle birlikteydi, hala da benimle birlikte ve beni destekliyor olması cesaret veriyor, mutlu ediyor” diye sözlerine ekledi.

İspanyol şampiyon Jorge Lorenzo, 2019 ve 2020 dünya şampiyonalarında kullanacağı Chupa Chups logolu yeni kaskını ilk kez 10 Mart’taki Katar Grand Prix’de sergileyecek.

1999’da Chupa Chups imzalı kaskını takan Jorge Lorenzo, kariyerinin ilk yıllarından itibaren ikonik lolipop markasına düşkünlüğü ile tanınıyor. Şampiyon olduğu 2006 ve 2007 yıllarında 125cc ile 250cc klasmanlarında, 2008’de ise 500 cc klasmanındaki ilk şampiyonluğunda Chupa Chups, Jorge Lorenzo’nun yine yanındaydı.

Chupa Chups, yeni anlaşması ile İspanyol şampiyon Jorge Lorenzo’ya yarışlarda ve podyuma her çıktığında eşlik edecek.

Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması” 2019 sonuçlarını açıkladı.

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2019 yılı sonuçları açıklandı. Ocak – Şubat aylarında İstanbul başta olmak üzere toplam 23 ilde, kadın erkek,18 yaş ve üzeri 1.205 kişi ile gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2019 yılı sonuçlarına göre kadının toplumdaki en büyük sorunu “şiddet” olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2019 yılı sonuçları, 6 Mart Çarşamba günüToplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mary LouO’Neil ve İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi ve Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu’nun yer aldığı basın toplantısıyla paylaşıldı.

“TOPLUMUN %60’IŞİDDETİ EN BÜYÜK SORUN OLARAKGÖRÜYOR”

Türkiye genelinde kadınların en büyük sorunu yüzde 60 ile “şiddet” oldu. Kadınların yıllardır sorunu olan şiddet, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da ilk sırada yer alıyor. 2016 yılında araştırmaya katılanların yüzde 53’ü, 2017 yılında yüzde 55’i, 2018yılında yüzde 62’sien büyük sorunu şiddet olarak görürken, bu yıl araştırmaya katılanların yüzde 60’ı kadınların toplumda yaşadığı en büyük sorunun şiddet olduğunu belirtiyor.

“ŞİDDET BOŞANMA SEBEBİ OLARAK GÖRÜLÜYOR”

“Boşanma ve Şiddet İlişkisi” araştırmada ortaya çıkan bir başka çarpıcı sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Yıllar içinde şiddetin boşanma için yeterli bir sebep olduğu, aile bütünlüğü ve düzeni için göz ardı edilecek bir durum olmadığı düşüncesine destek oranı artmış durumda. Araştırmaya katılanların yüzde 72’si aile içi şiddetin, boşanmak için yeterli bir sebep olduğu konusunda fikir birliğine ulaşıyor.

“GENÇLER, YAŞLILARA GÖRE KADIN – ERKEK EŞİTLİĞİNE DAHA ÇOK ÖNEM VERİYOR”

Geçtiğimiz yıllara göre, kadın ve erkeklerin eşit şartlarda hayata katılımı konusunda tutumlar daha pozitif durumda. Eğitim düzeyi ve yaş ile anlamlı bir ilişkisi olan bu tutumda, gençlerin yaşlılara göre kadın-erkek ilişkilerine daha eşitlikçi baktıkları ortaya çıkıyor. Ayrıca eğitim seviyesi yükseldikçe bireylerin toplumsal cinsiyet konularında daha eşitlikçi tutumlar sergilediği görülüyor.

Ayrıca araştırma sonuçlarına göre, babaların çocuklarının bakımında aktif olmalarının da eğitim düzeyi ile ilgili olduğu görülüyor. Genç, eğitim düzeyi lise ve altı seviyesinde olan babaların ise çocuklarının bakım ve hayatına daha fazla dahil olma taleplerinin olduğu görülüyor.

“KADINLAR, KADIN LİDER İSTİYOR”

Katılımcılar, “Kadın siyasetçiler kadın hakları/sorunları konularına öncelik vermelidir” ifadesini değerlendirirken yüzde 81’i ‘Evet’ cevabını verdi. Geçtiğimiz yıllara göre kadınlar, siyasi liderlikte kadın adayları destekleyeceklerini artan bir oranla belirtirken, erkeklerin kadın siyasi lider adaylarına aynı sıcaklıkta yaklaşmadığı ortaya çıkıyor.

“Oy vermeyi düşündüğünüz partinin büyükşehir belediye başkan adayı tercihinde söz hakkınız olsa partinizin ‘erkek’ aday göstermesini mi yoksa ‘kadın’ aday göstermesini mi tercih edersiniz?” sorusuna, erkek katılımcıların yüzde 61’i erkek aday cevabını verirken, kadın katılımcıların yüzde 68’i kadın aday istediğini belirtti. Aynı soruya yüzde 3’lük bir kitle ‘hangisi iyiyse’ cevabını verirken, yüzde 1’lik kitle ise ‘fark etmez’ dedi.

“KADINLAR EKONOMİ KONUSUNDA ENDİŞELİ”

Bu yıl katılımcılara ilk kez sorulan “aile ve ülke ekonomisinin değerlendirilmesi” soruları ile genel bir ekonomik endişe durumu olduğu görülüyor. Kadınlar, hem aile hem de ülke ekonomisine karşı erkeklere kıyasla daha endişeli görünüyor. “Şu an Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna kadın katılımcıların yüzde 47’si çok kötü yanıtını verirken, erkek katılımcıların yüzde 44’ü çok kötü olduğunu belirtiyor.

Aynı kategoride “Şu an ailenizin içinde bulunduğu ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna kadın katılımcıların yüzde 44‘ü ‘çok veya biraz kötü’ cevabını verirken, erkek katılımcıların yüzde 36’si kötü olduğunu vurguluyor. Ancak her iki grup da hem ailesel hem de ülkenin genel ekonomik durumunu 1 yıl öncesine göre anlamlı düzeyde “daha kötü” olarak değerlendiriyor.

“EŞİTLİKÇİ TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI ARTIYOR”

Kadir Has Üniversitesi tarafından her yıl düzenlenen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması” 2019 yılı sonuçlarına göre, toplumda kadın – erkek eşitliği giderek artıyor. Kadın ve erkeklerin kamusal ve özel hayatta eşit hak ve duruşlara sahip olmaları konusundaki tutumların ölçüldüğü araştırmada, hem kadın hem erkekler arasında “Eşitlikçi Toplumsal Cinsiyet” algısının güçlendiği gözlemleniyor.

Araştırma linki: http://www.khas.edu.tr/news/2098

Vizyondaki En Güçlü Kadın Karakterler

Tek başına mücadele etme yeteneği, azmi ve dik duruşuyla beyaz perdede öne çıkan kadın karakterler, gerçek hayatta gücünü ve sesini arayan kadınlara ilham veriyor. Sinemia, vizyondaki filmlerde yer alan en güçlü kadın karakterleri sinemaseverler için sıraladı.

Hayatın her alanında sesini daha da çok duyurmaya başlayan kadınlar beyaz perdenin de vazgeçilmezleri arasındaki yerini alıyor. Sinemada yıllardır Kill Bill’den Juno’ya, Frida’dan Erin Brockovich’e kadar pek çok başarılı filmde birbirinden güçlü kadınları izledik. Bu yıl da vizyonda yer alan filmlerle bu gelenek devam ediyor. Mücadeleci, azimli ve birbirinden başarılı karakterler beyaz perdeleri doldururken biz de onlara yakından bakalım istedik. Sinemaseverlerin sinema aşkını sınırsız ve özgürce yaşayabilmelerini sağlayan Sinemia, ayaklarının üzerinde duran, tek başına da olsa mücadele ruhunu kaybetmeyen, beyaz perdenin en güçlü kadın karakterlerini izleyiciler için sıraladı.

Carol Danvers (Kaptan Marvel – Captain Marvel)

Yıllardır Marvel filmlerinde Iron Man’den Hulk’a, Spider-Man’den Thor’a pek çok erkek kahramanın maceralarını izledik. Avengers film serilerinden Black Widow ve Scarlett Witch gibi kadın kahramanları görsek de, bu kez bir kadın Marvel karakterini beyaz perdede başrolde izliyoruz. Carol Danvers’ın Captain Marvel’a doğru evrilmesi ve bunun yanında dünyaya dönüşünü izlediğimiz filmde en güçlü süper kahramanının yepyeni hikayesi gözler önüne seriliyor. Carol Denvers ya da bilinen ismiyle Captain Marvel’a Brie Larson hayat veriyor.

Halla (Woman at War)

Orijinal ismi “Kona fer i stri?” olan İzlanda yapımı filmin ana karakteri Halla isimli aktivist bir kadın. Çevre aktivisti olan ve sanayi imparatorlarına karşı savaş açan karakter evlat edinmek için işlemlere başlar ve başvurusunun kabul edilmesi sonucunda hayatını değiştirecek olaylarla karşı karşıya gelir. Uzun zamandır anne olmak isteyen Halla, bu hayalini gerçekleştirirken aynı zamanda doğa için var gücüyle savaşmaya devam edecektir.

Alita (Alita:Savaş Meleği – Alita:Battle Angel)

Sanatçı Yukito Kishiro’nun ünlü manga serisinden uyarlanan filmde Alita, Dr. Ido tarafından cyborg bölgelerine giderken keşfedilir. Umutsuzluk çağından kalma bir karakter olan Alita dünyadaki ölüm ve yıkım döngüsünü kırabilecek tek kişidir. Tam da bu noktada karakterimiz tüm gidişatı ve herkesin kaderini belirleyecek kişi olarak ön plana çıkar.

Kraliçe Anne (Sarayın Gözdesi – The Favourite)

18’inci yüzyılın başlarında İngiltere’de geçen filmde Fransa’yla savaş içerisinde olan ülkenin kraliçesi Anne’in hikayesini izliyoruz. Ülkenin tüm güç ve iktidarını elinde bulunduran kraliçe ülkesi için kararlar almanın yanı sıra saray içerisinde yaşanan entrikalara karşı da tarafını belli etmek ve birçok seçim yapmak zorunda kalır. Hem kendisinin hem de ülkesinin kaderini belirleyecek kişi yine Kraliçe Anne’den başkası değildir. Anne rolüne hayat veren Olivia Colman performansıyla bu yıl En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı.

Gerda (Karlar Kraliçesi 4: Sihirli Ayna – Snow Queen 4 Mirrorlands)

Karlar Kraliçesi’nin yaptığı şeyler yüzünden güçlü kral kendini istemediği bir durumda bulur ve sihirli güçlere sahip olan ne varsa Mirrorlands denen bir yere hapseder. Tüm bu duruma karşı çıkabilen ve kralı durdurmaya göze alan kişi ise Gerda olur. Karşısında çok zorlu bir yol olsa da Gerda amacından vazgeçmeden ilerlemeye devam eder.

Sibel (Sibel)

Karadeniz’in ücra bir köyünde yaşayan dilsiz bir kız olan Sibel, sakin bir hayat sürmekte ve “ıslıkla haberleşme” yöntemini kullanarak insanlarla iletişim kurmaktadır. Başına beklenmedik bir olay gelen ve Ali isimli adamla tanışan Sibel için artık her şey çok farklıdır. Bundan böyle Sibel, köyde yaşayan genç kızlara dayatılan gelenekçi yaşam tarzına karşı tek başına ‘sesini yükseltmeye’ başlayacaktır.

Cleo (Roma)

Genç bir kadın olan Cleo bir evde hizmetçi olarak çalışır ve bu esnada evdeki dört çocuğun bakımını da üstlenir. Sakin bir hayat sürdüren Cleo, Fermin isimli adama aşık olur ve hayatının bundan sonrası farklı bir yönde ilerlemeye başlar. Bu aşamada ona destek olan isim ise çalıştığı evin sahibi Sofia’dır. İki kadın çocuklarla birlikte aile ve dayanışma kavramını yeniden ele alır. Film, 2019 Oscar Ödülleri’nde En İyi Yönetmen, Yabancı Dilde En İyi Film ve En İyi Sinematografi olmak üzere 3 dalda ödül alarak geceye damgasını vurdu.

En Ucuz İnternet Kullanımı Hindistan’da

Dünyadaki en ucuz ve en pahalı internet kullanım ücretleri belli olurken, Hindistan’ın ortalama 1 gb veri için sadece 0,26 dolar harcadığı görüldü.

Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, internet kullanım ücretlerine yönelik yapılan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in İngiltere Merkezli Cable firmasından ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, dünyadaki en ucuz internetin Hindistan’da olduğu görüldü. Böylelikle Hindistan’ın ortalama 1 gb veri için sadece 0,26 dolar harcadığı saptandı. Hindistan’ı bu bağlamda 1 gb veri için 0,27 dolar harcayan Kırgızistan takip etti. Türkiye ise bu listenin başlarında yer alırken, 1 gb veri için ortalama 2,25 dolar harcadığı kaydedildi. Buna karşın en pahalı internetin Afrika ülkesi olan Zimbabve’de olduğu görülürken, 1 gb veri için 75,20 dolar harcadıkları belirlendi. Zimbabve’yi 65,83 dolar ile de Ekvator Ginesi takip ettiği kayıtlara geçti.

ITS Medya ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konuyla alakalı yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2017 yılında internet başlığı altında 165 bin 54 haber çıkışı belirlenirken, bu rakam 2018 yılı içerisinde 91 bin 934 olarak görüldü. 2019’un başında bu yana çıkan haber adetleri ise 27 bin 245 olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’nin ‘’Good Lıfe Brands / İyi Yaşam Markaları‘’ 4 Nisan’da Açıklanıyor!

İş ve marka dünyasının geleceğini şekillendiren küresel markalar topluluğu Sustainable Brands Istanbul ve dünyanın önde gelen araştırma şirketi Nielsen iş birliğiyle bu yıl ikincisi gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre tüketicinin seçtiği ‘Good Life Brands / İyi Yaşam Markaları’, 4 Nisan’da düzenlenecek ödül töreninde açıklanacak.

Türk tüketicisinin yaşam tarzına, tüketim alışkanlıklarına, iyi yaşamı yeniden tanımlayan ve şekillendiren değerlerine odaklanan Good Life/İyi Yaşam Araştırması’nın sonuçları bu yıl da Sustainable Brands Istanbul’da açıklanacak.

İyi Yaşam markaları, Marketing Türkiye iş birliğiyle 4 Nisan Perşembe Günü Fairmont Quasar Otel’de yapılacak törende ödüllerine kavuşacak.

Tüm sektörlerde ‘İyi Yaşam’ markaları belirlenecek

Tüketici açısından iyi bir yaşam sunan, iyi yaşamla bağlantılı olan markaları öne çıkarmayı amaçlayan ve tüketicilere “Sizce bu sektörde tüketicilerine iyi yaşama ulaşabilmeleri konusunda en çok yardımcı olmaya çalışan firma ya da marka hangisidir?” sorusunun yöneltildiği araştırma, bu yıl Otomotiv, Moda / Giyim / Tekstil, Gıda, Ev temizlik ürünleri, Teknoloji, Beyaz eşya, Telekomünikasyon (Telefon, İnternet, TV yayın vb…), Sağlık, Alkolsüz İçecek (Su/Meyve suyu/Meşrubat), Süpermarket, Banka, Küçük ev aletleri, Ev yapı malzemeleri, Kişisel bakım, Kozmetik, Restoran/Cafe, Online Alışveriş, Gayrimenkul, Kargo, Havayolu ve Sigorta’ya kadar uzanan birçok kategoride gerçekleştiriliyor.

Ressam Ahmet Özel’in, ‘İç Güneş’ Sergisi Galeri Diani’de

Galeri Diani, 16 Mart – 6 Nisantarihleri arasında Ahmet Özel’in “İç Güneş” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Bu sergide sanatçının kendi iç dehlizlerindeki heyecan verici yolculuğuna tanıklık edeceğiz.

Galeri Diani’deki kişisel sergisinde Ahmet Özel, son yıllarda kendi resmine yüklediği ‘iyileştirme’ kavramını, şaman, şifacı, melek diye adlandırdığı amorf bedenler üzerinden ele alıyor. Gerçek yaşam enerjisini temsil eden ‘İç Güneş’i plastik bir form haline dönüştürerek kendini bu sembol varlıkla özdeşleştiriyor. Sanatçı kendi benlik kozasını ören birçok bilinmezi arama yolunda bir anlamda kendi sınırlarına, sırlarına ulaşmayı amaçlıyor.

Ahmet Özel, Galeri Diani’de 16 Mart Cumartesi tarihinde açılacak olan“İç Güneş” adını verdiği kişisel sergisinin açılımından bahsederken, “Özellikle kendi derinliklerinde onu saran Kafkas mitolojisinin söylemi üzerinde duruyor ve resimlerinde kendi yarattığı şamanların yaşam iksirine, onun yarattığı mucizevi atmosferine ulaşmayı amaçlıyor. Zamansız mekanlarda varolan plazma figürlerle olan karşılaşmaları, onların düzlemsiz mekanlarda yer alan belli belirsiz gölgeleri, yansımaları bir anlamda sanatçının kendi iç varoluşunun tezahürlerinin” önemini vurguluyor. Sanatçı bu sergiyle kendi iç dehlizlerine olan yolculuğunda ona ışık veren ‘İç Güneş’i kutsuyor. Bir anlamda Ahmet Özel ‘İç Güneş’ adını verdiği son sergisinde de yaşamın tüm somut gerçekliğini soyut bir dille izleyiciye aktarıyor.

Ahmet Özel’in “İÇ GÜNEŞ .” sergisini 16 Mart Cumartesi – 6 Nisan Cumartesi tarihleri arasında Galeri Diani ‘de ziyaret edebilirsiniz.

Galeri Diani Sanat Galerisini@galeridiani Instagram hesabından sosyal medyada takip edebilir ve tüm sergilerve yeniliklerden haberdar olabilirsiniz.

Adres; Bostancıbaşı Caddesi NO 3 D BEYOĞLU/ İSTANBUL

Kitap Tanıtımı: Amerika’nın Keşfinden Küreselleşmeye Kısa Dünya Tarihi: 1493

Değersiz görülen patates, nasıl oldu da önce tüm Avrupa’daki yoksulları besleyip

sonra milyonları mezara gönderdi?

Tütün çılgınlığı Avrasya’ya nasıl dalga dalga yayıldı?

Kauçuk sanayileşmeyi nasıl tetikledi?

Sıtma, kölelik ve Amerikan Bağımsızlığı arasındaki bağlantı nedir?

On altıncı yüzyıl Bolivya’sının gümüş dağları, Çin ve İspanyol İmparatorluğu’nun

ekonomik kaderini nasıl şekillendirdi?

Geçmişe ekoloji ve ekonomi tarafından yönlendiri­len yoğun, bütünleşik bir yer gözüyle bakıyoruz artık. Bu, kahra­man gezginlerin, dâhi mucitlerin ve teknolojik veya siyasi üs­tünlükler kazanan imparatorlukların hikâyeleriyle büyüyen insanlara şaşırtıcı gelebilir. Yine de, geçmişin bu şekilde görülmesinde bir ihtişam var. Bu, her bir bölgenin in­sanlığın hikâyesinde bir rol oynadığını ve hepimizin bu geze­gendeki hayatın daha büyük ve karmaşık gelişimine katkıda bulunduğunu hatırlatıyor.

“Bu kitap tüm dünya hakkında yazılmış olsa da her şey bir bahçede başladı,” diyen Mann, 1493adlı kitabında dünya tarihine yön veren büyük sıçrayışlara dikkat çekiyor.

(Kitaptan Alıntı)

KOLOMB’U ÖLDÜREN NEYDİ?


La Isabela’da çaresizce susuz kalan keşif ekibi nehirlerden su içti. Bazı araştırmacılar, Kolomb ve adamlarının tropikal Amerika’ya özgü bir bakteriden kay­naklanan “şigelloz” hastalığına bu yüzden yakalandıkları­na inanıyorlar.

Şigelloz bakterisi, dışkılarda, hayvanların ve insanların katı atıklarıyla taşınır. Kirli su vasıtasıyla yeni konaklara gi­rebilir. Bakteriden etkilenen insanlar, bir özbağışıklık sis­temi hastalığı olan Reiter sendromu geliştirebilir. Reiter sendromundan mustarip olanlar, gözleri ve bağırsakları da dahil olmak üzere bedenlerinin büyük bölümleri şişmiş ve iltihaplanmış gibi hissederler. Kolomb, La Isabela’ya vardıktan birkaç ay sonra bu belirtilere şiddetle maruz kaldı. Yazıları, bu ıstırabının acı dolu ataklarla yıllar boyu düzensizce devam ettiğini, bazen göremediğini ya da yü­rümediğini, bazen gözlerinin kanadığını ortaya koyuyor. Reaktif artrit olarak da bilinen Reiter sendromu konusun­da uzman olan Dr. Frank Arnett, “Çoğu insan Kolomb’un eli ayağı tutmayan bir adam olarak öldüğünün farkında değil,” diyor. “Yatalak kalmıştı. O kadar çok ağrısı vardı ki, ne yazı yazabiliyor ne ayakta durabiliyordu. Çok has­taydı.”

Reiter sendromu her zaman ağrılı ve bazen de ölüm­cüldür. Bazı biliminsanlarının inandığı üzere, yıllar sonra elli dört yaşındayken Amiral’in ölümüne bu sebep olduy­sa ve sendromun nedeni şigelloz enfeksiyonuysa, Kolomb bizzat Kolomb Takası’nın ilk kurbanlarından biri oldu.

Kitap Hakkında Yorumlar:

“Mann bir tarihçi olarak hem geniş ölçekli araştırmaları ve müthiş zekâsı hem de biyolojik hassasiyetiyle hayranlık uyandırıyor. Öyküsünün her noktasında, insanların işgal ettikleri geniş çevredeki faaliyetlerini en ön planda tutuyor.” —The Wall Street

1493, ilgi çekici hikâyeleri ve hayret veren bilgileriyle, kurgudışı kitapları sevenlere muazzam bir keyif sunuyor… Mann birçok açıdan çok kaliteli bir yazar: Tarafsız, sürükleyici, kendine has deyimlerle dile katkıda bulunuyor… Mann dünyayı çok seviyor ve ona sahip çıkıyor.” —Science

“Mann bu nefes kesici öyküsünü anlatırken heyecanını asla kaybetmiyor… Dünyanın farklı kısımlarının küresel işleyişi nasıl şekillendirdiği, özgün bir bakış açısıyla, ustaca değerlendirilmiş.” —Financial Times

 

Çocukta Davranış, “Ebeveyn Modeli” İle Şekilleniyor

Çocuk yetiştirirken söz odaklı değil, davranış odaklı eğitimin esas alınması büyük önem taşıyor. Kız çocuklarının annelerini, erkek çocuklarının ise babalarını rol model aldıklarına dikkat çeken Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, çocuğun anne-babadan örnek aldığı davranışları, ilerleyen zamanlarda kendisinin de gerçekleştireceğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, ebeveyn davranışlarının çocuklar üzerindeki etkisi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Çocuğunuzu sözlerle değil, davranışlarla ile eğitin

“Çocuk yetiştirirken temel kaidelerden biri çocuğu sözlerle eğitmek yerine, davranışlarla eğitmektir” diyen Uzm. Dr. Mahir Yeşildal,

“Mesela eve misafir gelir, 23.00-00.00 gibi kalkar, anne-baba ‘Oturun daha yeni gelmiştiniz’ der. Misafir gider, bu defa da ebeveyn, ‘Bir türlü gitmediler’ der. Çocuk oradan ikiyüzlülüğü öğrenir. Bu çocuğa dürüst davranmamak, ikiyüzlü davranmanın normal bir şey olduğunu gösterir. Şiddet noktasında aile içerisindeki problemleri çözme becerimizi çocuğa öğretmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kızlar annesini, erkekler babasını örnek alıyor

Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, “Kız çocukları annelerini, erkek çocukları da babalarını rol model alır” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir kız çocuğunun hayatındaki ilk erkek babasıdır ve kız çocukları, bir başka erkekle nasıl iletişim kuracaklarını babası ile kurduğu ilişki ile öğrenir. Erkek için de aynı şey söz konusudur.

Çocuğunuzun fikrini sorun

5 yaşındaki çocuğu kendi kafasına göre giydirmemek gerekiyor. 3 tane tişörtü koyup, ‘Kızım-oğlum hangisini giymek istiyorsun’ diye sormak gerekiyor. Kendi özgür iradelerini ortaya koyabilecekleri bir yetişme modelini koymak lazım.

“Çocuğumuzun psikolojisi etkilenmesin” diyerek, sorunları gizlemeyin

Bir problem çıktığında aile içerisinde şuna da çok karşıyım; problem var, ‘Çocuğun yanında susalım’. Hayır efendim, eğer evinizde mali bir problem varsa, bunu çocuğun önünde konuşmanızın bir sakıncası yok. İkili ilişkilerinizde bir problem varsa, bunu medeni insanlar gibi konuşacaksanız, lütfen çocuğun önünde konuşun. Çünkü çocuk sizden sorun çözmeyi öğrenecek. Mesela anne-baba boşanacak, ‘Çocuğumuzun en azından soyut düşünme becerisi gelişsin, 6-7 yaşına kadar bekleyelim, boşanmanın ne olduğunu anlayabileceği yaşa kadar erteleyelim’ diyorlar ve o yaşa kadar, evin içerisinde hiçbir sorun yokmuş gibi davranılıyor. Çünkü ‘Aman çocuğun psikolojisi olumsuz etkilenir’ diye, sorunlar sofraya, çocuğun oyun alanına getirilmiyor. Çocuk güllük gülistanlık giderken, birden bire anne-babasının boşandığını öğreniyor. Neden boşandığını kimden öğrenecek? Anneanneden, babaanneden yani taraflı kişilerden öğrenecek ve olayları çarpık bir şekilde öğrenmiş olacak. Dolayısı ile burada çocuk yetiştirirken, eğer medeni bir biçimde ilişki kurabiliyorsanız, çocuktan bir şeyleri gizleyip saklamanın anlamı yok. Çocuğun olduğu ortamda belediye seçimlerini de konuşmalısınız, artan kuru yemiş fiyatlarını da tanzim satış noktalarını da… Bütün bunları konuşarak çocuğa hayatı öğretebiliriz.”

İletişim şekli, çocuğun bütün hayatını etkiliyor

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, anne-babanın istikrarsız davranışlarının çocuk üzerindeki etkileri hakkında şunları söyledi:

“Baba işe gidiyor, anne kayınvalideden, görümcelerden şikâyet etmeye başlıyor. Babanın eve geldiğinde çizdiği tablo apayrı. Anne susmuş, bu konularla ilgili hiçbir şey söylemiyor, baba diyor ki; ‘Senin annen, 20 sene önce koltuk alırken de böyle yapmıştı’. Çocuk ikili bir mesaj almış oluyor. İstikrarlı bir iletişim ve ilişkiyi böyle bir ailede büyümüş bir çocuğun geliştirmesini beklemek mümkün mü?”

“Babası annesine nasıl davranıyorsa, o da aynı şekilde davranacak”

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Erkek çocuksa, eğer annesi ile babası arasında sağlıklı bir ilişki yoksa ve kendisi baba ile özdeşleşip, anne ile sağlıklı bir iletişim kuramamışsa, babası annesine nasıl davranıyorsa, aynı şekilde davranacak. Babası annesine nasıl davranıyorsa, o da aynı şekilde davranacak. O çocuk sürekli babasından yakınacak, ‘Benim babam böyle yapmıştı, benim babam anneme şiddet göstermişti, benim babam para vermiyordu’ vb. diyecek; ama babasının yaptığının 5 katını kendisi yapacak. Çünkü başka bir şey bilmiyor.”

Sarıkamış İlk Ralliye Hazır

Kısa adı TOSFED olan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu tarafından Eksi 36 Spor Kulübü işbirliği ile organize edilen ilk kış yarışı ‘Sarıkamış Rallisi’ 09-10 Mart tarihlerinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde gerçekleştirilecek.

Kar ve buz zeminli 122,14 km. uzunluğundaki parkurda koşulacak olan ralli, toplam uzunluğu 52,92 km. olan 6 özel etaptan oluşuyor. 8 Mart Cuma günü 12:00- 17:00 saatleri arasındaki yol keşfi ile başlayacak rallinin teknik kontrolü ise Cumartesi günü 12:00- 13:30 saatleri arasında yapılacak.

09 Mart Cumartesi günü saat 16:30’da Sarıkamış 15 Temmuz Şehitler Parkı önünde gerçekleşecek start seremonisi ile başlayacak rallinin ilk günüde, Yukarı Sarkamış’ta yer alan 19,35 km. uzunluğundaki Şehitler ile 2,05 km.uzunluğundaki Kristal Seyirci Özel Etabı geçilecek.

10 Mart Pazar sabahı güne 10:30’dan itibaren başlayacak olan ekipler sırasıyla Köşk (8,46 km) ve Soğuksu (7.30 km) etaplarını geçtikten sonra Sarıkamış Kütük Ev otoparkında konuşlanacak olan servis alanına ulaşacaklar. Daha sonra bu iki etabı bir kez daha geçecek olan ekipler saat 14:50’den itibaren aynı zamanda ralli merkezi olan Ekinata Grand Toprak Hotel‘de ralliyi noktalayacaklar.

Mutlu Olmayı Öğrenmek Mümkün!

Psikoloji literatüründe “psikolojik iyi oluş” şeklinde tanımlanan “mutluluk”, pozitif psikoloji alanında birçok araştırmanın konusu oldu. Tüm dünyada yapılan bilimsel araştırmalar, olumlu düşünce ve davranışların beyinde yepyeni bir ağ oluşturduğunu ortaya koyuyor.

“Mutluluk öğrenilebilir zihinsel bir beceri”

Psikoloji Bilimi Uzmanı Gülferi Yıldırım, psikolojik iyi oluş hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. “Mutluluk öğrenilebilir geliştirilebilir zihinsel bir beceridir” diyen Gülferi Yıldırım, “Hepimiz mutlu olmak isteriz ve mutluluğun ne olduğu ve nasıl elde edebileceğimiz hakkında sayısız fikirle karşılaşırız. Son yıllarda pozitif psikoloji ve nörobilim alanında yapılan araştırmalar mutluluğun, geliştirebilir zihinsel bir beceri olduğuna dair kanıtlar sunmaktadır. Pozitif psikolojinin kurucusu Amerikalı psikolog Dr. Martin Seligman mutlu insanları; ‘Pozitif duyguları daha sıklıkla yaşayan, derin doyurucu ilişkiler kurabilen, anlamlı bir yaşam sürdüğüne inanan, kendisini başarılı hisseden ve tutkuyla bağlanabileceği, yaparken zamanı unutabildiği ve keyif alabildiği meşguliyetleri olan’ kişiler olarak tanımlamaktadır” şeklinde konuştu.

Beyin devrelerinin değişmesi mümkün!

Prof. Dr. Sinan Canan danışmanlığındaki Nörobilim Yüksek Lisans’ını “Mutluluk Bilimi” üzerine yapan Gülferi Yıldırım, “Diğer yandan araştırmalar beynin nöroplastisite özelliğinden yararlanarak, kişiliği oluşturan beyin devrelerinin pratik egzersizler, mindfulness (bilinçli farkındalık) ve meditasyon araçları ile değişiminin mümkün olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

Mutlu olmak için, önce karar vermelisiniz!

“Dışarıda elinde sihirli değnek ile bir anda sizi mutlu edecek ne bir kimse ne de bir yöntem var” diyen Psikoloji Bilimi Uzmanı Gülferi Yıldırım, “Yapılan araştırmalar mutlu insanların daha sağlıklı, daha başarılı ve daha zengin olduğunu göstermekte. Ancak bunun için önce karar vermek ve istikrarlı şekilde emek vermek gerekiyor. Kendi içinizde ufak adımlarla başlayan dönüşüm, nöral devrelere işleyerek; sürdürülebilir iyilik, sağlık, mutluluk halini yaşamın bir parçası haline getirecektir” dedi.

Mutluluğu öğrenme yolları, İstanbul Kongre Merkezi’nde bu yıl 5.’si düzenlenecek “Mutlu İnsan Zihin Ruh Beden Festivali”nde, 8-9-10 Mart tarihlerinde 70’in üzerinde bilim insanı ve akademisyen tarafından anlatılacak.

Exit mobile version