Üniversite Mezunu Becerilerinde 94’üncü Sıradayız

Üniversite mezunu becerilerinde ülke sıralamaları belli olurken, Türkiye’nin bu listeye 94’üncü sıradan girdiği görüldü.

Ajans Press, üniversite mezunlarının becerilerini konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in World Economic Forum (2018) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin üniversite mezunu becerilerinde 94’üncü sıraya yerleştiği görüldü. Üniversite mezunu becerilerinin ise “ticari farkındalık, güven, öz farkındalık, girişkenlik, liderlik, duygusal zeka, yaratıcı problem çözme” gibi kategorilerden oluşturulduğu kaydedildi. Bu listenin başına yerleşen ülke de İsviçre oldu. İsviçre’yi bu bağlamda ABD ikinci sıradan takip ederken, Hollanda’nın ise üçüncü sıradan izlediği gözlendi.

PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konu ile ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu.2018 yılı boyunca “üniversite öğrencisi” başlığı altında 43 bin 992 haber çıkışı tespit edildi. Medyaya yansıyan başlıkların arasında en dikkat çekenleri ise üniversite mezunlarının işsizliği oldu.

Yeni Clio, Cenevre Otomobil Fuarı’ndaki Dünya Lansmanı İle Eşzamanlı Olarak Bursa’da Tanıtıldı.

306 milyon avro yatırımla üretimi dünyada ilk kez Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda gerçekleşecek yeni Clio, kendi segmentinde ilk olan üst düzey teknolojilerle birlikte geliyor.

CENEVRE Otomobil Fuarı’nda lanse edilen yeni Clio, ilk kez üretileceği Türkiye’nin en büyük otomobil ve motor üreticisi Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda Genel Müdür Antoine Aoun’un katılımıyla gerçekleşen törenle eşzamanlı olarak tanıtıldı.

Renault Grubu’nun yeni nesil araçları için benimsemiş olduğu “otonom, mobil ve bağlantılı” otomobil konseptlerinden yola çıkılarak tasarlanan yeni Clio için toplamda 306 milyon avro yatırım yapıldı. Bu tutarın 181 milyon avrosu yeni Clio’nun ilk kez üretileceği Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’na yapılırken 125 milyon avrosu ise yeni iş olanakları sağlanarak Türkiye’deki 70’den fazla tedarikçiye yapıldı. Yeni Clio’nun üretimiyle birlikte 350 kişilik istihdam yaratılırken, geçtiğimiz yıl bu kapsamda yeni nesil otomobillerin üretimi için Oyak Renault’da sac parça üretim kapasitesini 2 katına çıkartacak yüksek hızlı yeni pres hattı devreye alındı. Yeni nesil araçlarda kullanılacak motorların imalatı için de bu yatırımlara ek olarak ayrıca 100 milyon euro yüksek basınçlı alüminyum enjeksiyon tesisi yatırımı gerçekleşti.

Bursa’da üretilip, dünyaya ihraç edilecek

Benzinli ve dizel motor seçenekleri ile kısa bir zaman içinde dünyada ilk kez Oyak Renault’da seri üretimi başlayacak olan yeni Clio’nun tanıtım töreninde konuşan Oyak Renault Genel Müdürü Antoine Aoun, “Bugün burada tüm dünya kamuoyunun merakla beklediği yeni Clio’yu sizlere tanıtmaktan gurur duyuyoruz. Yeni Clio’nun seri üretimine en kısa süre içinde Renault Grubu’nun en verimli fabrikalarından biri olan Oyak Renault’da başlıyoruz. 300 milyon Avrodan fazla yatırım yaptığımız yeni Clio’nun üretiminde görev almak üzere yaklaşık 350 kişiye istihdam sağladık. Oyak Renault olarak, bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de Renault’nun yeni otomobil projelerinin Türkiye’de üretilmesini sağlamak ve bu sayede Türkiye’nin sanayisine, ihracatına ve istihdamına daha fazla katkıda bulunma hedefiyle tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Clio’nun, segmentinde lider ve Avrupa’nın en çok satan ikinci otomobili olarak Oyak Renault için çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Aoun, sözlerine şöyle devam etti:“Yeni Clio ise segmentinde en üst düzey teknolojik özelliklerle gelmiş geçmiş en iyi Clio olarak tasarlandı. Modernliği ve zarafeti ile bir önceki nesillerin DNA’sını taşıyan yeni Clio, hem konfor hem de sürüş kolaylığı sağlayan yepyeni teknolojileri içinde barından benzersiz bir otomobil olarak ortaya çıktı. Yeni Clio’nun geliştirilmesinde mühendislik, satın alma, kalite, finans, üretim ve lojistik bölümlerinde görevli çok sayıda çalışanımız, projenin ürün geliştirme ve devreye alma sürecinde Fransa’da ve fabrikamızda farklı görevler aldılar. Teknik özellikleri bakımından oldukça üstün bir araç olan yeni Clio’nun yerlilik oranı yaklaşık yüzde 55- 60 aralığında. Bu oranı artırmak için Oyak Renault olarak Türk mühendisliğinin gücünü ortaya koyup var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

En üst düzey teknolojiler yeni Clio’da

1990 yılından bugüne tüm dünyada 15 milyon adetlik satış rakamı ile dünyada en fazla satılan Renault markalı araç olan ikonik model Clio’nun yeni versiyonu, bugünün ihtiyaçlarını karşılayan ve kendi segmentinde ilk olan pek çok üst düzey teknolojiyle birlikte geliyor.“Evrim ve Devrim” çifte ilkesi esas alınarak tasarlanan yeni Clio, bir önceki neslin ana hatlarını taşıyan daha şık ve dinamik bir dış tasarıma sahip olurken, geniş alan yaratmak için daha kompakt hale getirilen şık iç tasarımında ise segmentinde ilk niteliğinde araç içi teknolojilerle öne çıkıyor.

Otonom sürüşe öncülük edecek

Özellikle şehir içinde son derece pratik elektrikli park freni gibi benzersiz birçok özelliği barındıran yeni Clio, daha fazla teknoloji barından araç içi uygulamalar, internet bağlantılı yeni multimedya sistemi, sürüş deneyimini kişiselleştirme imkanı sunan özelliklerle geliyor. En yeni standartlara uygun ileri teknolojilerle üretilen motorları sayesinde segmentindeki en düşük yakıt tüketimi ve emisyona sahip olan yeni Clio, inovatif sürüş destek sistemleri ile de otonom sürüşe öncülük etmeye hazırlanıyor

Türkiye’deki Kadın Çalışanlar İşine 6,8 Kat Daha Bağlı

Great Place to Work Enstitüsü, 35 bin 500 çalışanın katıldığı “Türkiye’nin En İyi İşverenleri Benchmark” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre, en iyi işveren şirketlerindeki kadın çalışanların yüzde 80’i “Ben burada “kendim” olabiliyorum” diyor.

Kurum kültürü gelişimi alanında sektör ve ölçek bağımsız tüm şirketlere tercih edilen iş yerleri inşa etmeleri konusunda destek veren araştırma ve danışmanlık kurumu Great Place To Work Enstitüsü, yaptığı araştırmalarla iş hayatına ilişkin yeni bulguları paylaşıyor. 35 bin 500 çalışanın dahil edildiği Türkiye’nin En İyi İşverenleri Benchmark Araştırması sonuçlarını açıklayan Great Place To Work Enstitüsü kadın ve erkek çalışanların iş hayatındaki rolüne ilişkin verileri analiz etti. Araştırmada Trust Index çalışan anketi ile Great place to tork metodolojisinde yer alan ve kurum kültürü oluşturan; güvenilirlik, saygı, hakkaniyet, gurur ve takım ruhu boyutları değerlendirildi.

Kadın ve erkek çalışanlar sorumluluk konusunda farklı düşünüyor

Araştırmanın güvenilirlik boyutundaki “Yöneticiler yetkindir ve işlerini iyi yapar.” ifadesine kadın çalışanların yüzde 67’si, erkek çalışanların yüzde 63’ü olumlu cevap verdi. Kadın ve erkek çalışanların en fazla ayrıştığı “Burada çalışanlar çok sorumluluk alabiliyor.” sorusunda ise kadın çalışanlar %74, erkek çalışanlar ise %69 oranında pozitif yanıt verdi.

İzin alma konusunda fark yüksek

Saygı boyutunda oransal olarak birbirine çok yakın yanıtlar veren kadın ve erkek çalışanlar arasındaki makasın en yüksek olduğu oran, “Gerekli olduğunu düşündüğümde işten izin alabiliyorum.” ifadesinde görüldü. Bu değerlendirmeye kadın çalışanların yüzde 77’si, erkek çalışanların yüzde 83’ü olumlu cevap verdi.

Kadın çalışanlar hakkaniyet boyutunda farklı düşünüyor

Hakkaniyet boyutunda “Çalışanlara, cinsel yönelimlerine bakılmaksızın adil davranılır.” sorusuna verilen cevaplarda erkeklerde oran %82, kadınlarda %85. “Çalışanlara, milliyetleri ve etnik kökenlerine bakılmaksızın adil davranılır.” ifadesini erkek çalışanların yüzde 82’si, kadın çalışanların yüzde 85’i olumlu yanıtladı.

Erkeklerde gurur, kadınlarda takım ruhu ön planda

Gurur boyutunda kadın-erkek çalışan yanıtlarının en fazla farklılık gösterdiği ifade “Çalışanlar işlerine severek gelir.” oldu. Kadın çalışanların yüzde 59’u, erkek çalışanların ise yüzde 62’si bu ifadeye katıldı. Takım ruhunda ise kadın-erkek çalışan farklılığın en fazla olduğu ifade, “Burada özel olaylar kutlanılmaktadır.” cümlesi oldu. Bu cümleye yüzde 74 olumlu yaklaşan kadın çalışan oranı, erkek çalışanların yüzde 67 oranıyla farklılık gösterdi.

Türkiye’de çalışan kadınlar globale göre iş yerine daha bağlı

Türkiye’nin En İyi İşverenleri listesinde yer alan şirketlerde çalışan her 5 kadından en az 4’ünün iş yerinde kendileri olabildiğine dikkat çeken Great Place to Work Genel Müdürü Eyüp Toprak araştırmaya ilişkin şunları söyledi: “Araştırmada kadın ve erkek çalışanlar arasında en büyük fark, ‘izin’ konusunda görüldü. En düşük fark ise çalışanlara ‘yaptıkları işe göre uygun ücret ödenmesi’ ifadesi. “Yöneticilerin söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutuyor.”, “Çalışanlar bir şeylere ulaşabilmek için entrikaya başvurmaz, başkalarının arkasından iş çevirmez.”, “Çalışanların iş birliğine güvenilir.” ifadelerinde ise hemfikir olduklarını, aynı oranda olumlu cevap verildiğini görüyoruz. Küresel çapta yaptığımız araştırmalara göre kendilerine şirketin bir parçası olarak davranıldığını belirten kadın çalışanlar şirketlerinde uzun süre kalmaya ve kariyer planlamaya 5 kat daha yatkın. Türkiye’deki şirketlerde çalışan kadınlarda ise bu oran 6,8 kata yükseliyor. Türkiye’de çalışan kadınlar için şirketin bir parçası olabilmek, şirkete bağlılık açısından daha değerli.”

Sağlık Bakanlığı, Dijital Hastanecilik Sürecinde 5 Yıl Daha HIMSS İle Devam Edecek

T.C. Sağlık Bakanlığı “dijital” ve “kağıtsız” hastane kavramını oluşturmak ve yaygınlaştırmak amacıyla hastanelerde IT kullanımı hakkında uluslararası ölçekte akreditasyon sağlayan HIMSS (Healthcare Information and Management Systems Society) Avrupa organizasyonu ile beş yıllık yeni bir işbirliğine imza attı. Anlaşma Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci ile HIMSS CEO’su Harold Wolf III arasında imzalandı. İmza törenine Sağlık Bakanlığından ve HIMSS organizasyondan yetkililer de katıldı.

Amerika Birleşik Devletleri Orlando şehrinde 11-15 Şubat tarihlerinde gerçekleşen HIMSS’19 organizasyonunda yapılan protokol kapsamında hastanelerde tüm işlemlerin dijital ortama taşınarak hastanelerin kağıttan arındırılması, verilere zaman ve mekandan bağımsız erişim sağlanabilmesi, tanı ve tedavi hizmetlerine hız ve kalite kazandırılması amaçlanıyor.

Sağlık Bakanlığı ayrıca, Orta Asya’daki sağlık bakanlıklarını ve sağlık sistemlerini bir araya getirerek, bölge coğrafyadaki ülkelerle işbirliğini sağlama amacı ile her yıl düzenlenen HIMSS Eurasia etkinliğine olan desteğini yineledi ve HIMSS ‘Topluluk Danışma Kurulu’nda temsil ile kurulan HIMSS Türk Komitesinin öncüsü olmayı kabul etti.

Türkiye Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, “Son yıllarda hastanelerimizin dijital dönüşümüyle elde ettiklerimizle gurur duyuyoruz. Bu anlaşma, hastanelerimizi HIMSS’nin dünya genelinde göze çarpan EMRAM modellerini kullanarak dijital hale getirme konusundaki taahhüdümüzü pekiştiriyor.” dedi.

HIMSS ve Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’nin dijital dönüşüm vizyonu ve uygulamasında yıllardır yakın temas halinde çalıştığını ifade eden HIMSS Başkanı ve CEO’su Hal Wolf III ise, “HIMSS, Türkiye’deki kamu hastanelerinin eşi benzeri görülmemiş başarılarına değer verdiği için ilişkimizi sürdürme ayrıcalığına sahibiz. Vatandaşlarına ve çevresindeki etki alanlarındaki pek çoğuna olağanüstü sağlık getirmek için stratejilerine olan desteğimizi genişletmeyi dört gözle bekliyoruz.” diye konuştu.

HIMSS’19 ayrıca Sağlık Bakanlığı projeleri, dijital dönüşüm kapsamında Sağlık Bakanlığı hastanelerinin EMRAM Seviye 6 ve Seviye 7 almasının önemi ve bu başarıların hikayeleri organizasyona katılan Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü adına Eray Özcan, Yaşar Alper Özkaya ile HIMSS Analitik Türkiye adına HIMSS Türkiye Direktörü Yrd. Doç. Dr. İlker Köse tarafından katılımcılara aktarıldı. e-Nabız Kişisel Sağlık Sistemi, Teletıp Sistemi, hastanelerin dijitalleşme süreci gibi konularda sunumlar yapılırken, katılımcı Türk şirketler yapılan toplantılarla sağlık bilişimi alanında sistemlerini tanıtma imkanı buldu.

2013 yılında, HIMSS EMRAM Seviye 6 olarak sertifika alan 1 hastane ile başlayan projede, 2018 yılı itibariyle toplam 169 hastane HIMSS EMRAM Seviye 6 sertifikası aldı. İptallerle birlikte 162 rakamına erişen Türkiye, Avrupa’da en fazla seviye 6 hastanesine sahip olan ülke konumuna geldi. Avrupa’da 31 hastane Seviye 6’ya ulaşmışken, ülkemizin sahip olduğu hastane sayısı Avrupa’nın yaklaşık 5 katına ulaşmış oldu.

Seviye 6 sürecini benimsemiş ve dijitalleşmeyi tüm hastanesinde uygulamayı gerçekleştirebilmiş Seviye 7 sertifikasına, ülkemizin dahil olduğu Avrupa bölgesinde 7 hastane sahip ve bunların 2’si ülkemizde bulunuyor. Tire Devlet Hastanesi 2016 yılında, Yozgat Şehir Hastanesi ise 2018 yılında Seviye 7 olarak derecelendirildi. Hatta Yozgat Şehir Hastanesi 2018 yılında güncellenen EMRAM kriterlerine göre değerlendirilerek Avrupa bölgesinin yeni kriterlere göre ilk Seviye 7 hastanesi olarak tanınmaya hak kazandı.

Dünyanın en büyük bilişim etkinliği olan HIMSS’19 organizasyonunda ayrıca HIMSS Eurasia Etkinlik Direktörü Beşir Kemal Şahin, 23 ülkeden katılımcıların yer aldığı Avrasya bölgesinin en büyük ve vizyoner sağlık teknolojileri ve bilişimi etkinliği olan HIMSS Eurasia ile ilgili lansman ve duyuru faaliyetlerini gerçekleştirdi.

Sağlıklı Beslen Sağlıkla Yaşa

Bilinçli Tüketici” temasıyla ilki geçen sene düzenlenen ve yoğun ilgi gören “Annem Denetimde ile Bilinçlen” seminerinin ikincisi 09 Mart 2019 tarihinde “Sağlıklı Beslen Sağlıkla Yaşa” temasıyla Swiss Otel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek.

 

Diyetisyen Gülden Kılınç Doğan’ın “Annem Denetimde” olarak sağlıklı üretim yapan üreticilerle bilinçli tüketiciyi buluşturacağı seminere çok sayıda doktor, diyetisyen, eczacı ve sektöründe deneyimli eğitmen katılacak. Seminer kapsamında Uzman Eczacı ve Aromaterapi Uzmanı Hülya Kayhan; “Bitki Özlerindeki Şifa ve Aromaterapi”, Dr. Hasan Hüsnü Eren; “Sağlığın Başı Detoks” , Dr. Ahmet Aydınalp; “Doğanın Bize Verdikleriyle Sağlıklı Yaşama Geçiş”, Dyt. Gülden Kılınç Doğan; “Nedenleriyle Doğal Organik Beslenme ve Üreticiler”, JD Organik Kurucusu Hüseyin Solak; “Organik Tarımda Bitkisel ve Hayvansal Üretim”, Dr. Asuman Algın ise “Anneden Çocuğa Sağlık Aktarımı” konularında tüketiciye önemli bilgiler verecek.

Swiss Otel The Bosphorus, Renault ve Artdehuile yağlarının ana sponsor olduğu, Anadolu Sigorta, Geleneksel Pazar, Beeo Arı Ürünleri ile Aterna Zeytincilik markalarının da destek sponsorluğu ile 09 Mart 2019 saat 10.00’da Swiss Otel The Bosphorus’ta başlayacak ve tüm gün sürecek “Sağlıklı Beslen Sağlıkla Yaşa” seminerinde katılımcılar, organik sertifikalı ve doğal üretim yapan üreticilerin özel ikramları ile ağırlanacak.

Sağlıklı Beslen Sağlıkla Yaşa seminerinin katılım ücreti ise 180 TL. Etkinlik biletlerine www.guldenkilinc.com sayfasından ulaşılabiliyor.

Sağlıklı Beslen Sağlıkla Yaşa seminer programı

09.15-09.45 Kayıt

09.45-10.00 Açılış

10.00-11.30 Ecz. Hülya Kayhan

“Bitki Özlerindeki Şifa ve Aromaterapi”

11.30-11.45 Kahve Molası

11.45-13.00 Dr. Hasan Hüsnü Eren

“Sağlığın Başı Detoks”

13.00-13.30 Kahve Molası

13.30-14.30 Dr. Ahmet Aydınalp

“Doğanın Bize Verdikleriyle Sağlıklı Yaşama Geçiş”

14.30-15.45 Dyt. Gülden Kılınç Doğan

“Nedenleriyle Doğal Organik Beslenme ve Üreticiler”

15.45-16.00 Kahve Molası

16.00-17.00 JD Organik Kurucusu Hüseyin Solak

“Organik Tarımda Bitkisel ve Hayvansal Üretim”

17.00-18.00 Dr. Asuman Algın

“Anneden Çocuğa Sağlık Aktarımı”

Diyetisyen Gülden Kılınç Doğan Kimdir?

Diyetisyen Gülden Kılınç Doğan, Annem Denetimde olarak Sağlıklı üretim yapan üreticileri arayıp bulan , son tüketiciyi eğitimlerle bilgilendiren, sağlıklı beslenme programları ile birçok kişinin sağlıklı yaşama geçmesine vesile olan sağlıklı beslenme uzmanıdı

 

Nükleer Alanında Her Yıl 100 Öğrenciye Burs

Türkiye nükleer alanındaki deneyimli insan gücünü artırmak için her yıl yaklaşık 100 öğrenciyi yurt dışına eğitime gönderiyor

Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Öğretim Üyesi ve 2. Nükleer Santraller Fuarı ve 6. Nükleer Santraller Zirvesi Program Komitesi Başkanı Doç. Dr. Şule Ergün, nükleer alanındaki eğitimlerle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

  1. Nükleer Santraller Fuarı ve 6. Nükleer Santraller Zirvesi’nde dünyanın birçok ülkesinden nükleer alanında tecrübeli kurum ve kuruluşların temsilcilerinin deneyimlerini paylaştığını ifade eden Doç. Dr. Şule Ergün, Türkiye’de bu alanda çalışan uzmanlar için Zirve’deki oturumların büyük önem taşıdığını belirtti.

Ülkemizde nükleer alanındaki uzman çalışan kapasitesinin her geçen gün arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Ergün, şunları söyledi: “Milli Eğitim Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın desteğiyle her yıl yaklaşık 100 mühendis ve temel bilim alanından öğrenciye burs vererek nükleer konusunda deneyimli ülkelerdeki üniversitelere gönderiyor. Ülkemizde nükleer konusundaki ihtiyaç nerede yoğunlaşıyorsa öğrenciler o alandan seçiliyor. Bu kapsamda mühendislerin yanı sıra hukuk, işletme, maliye gibi alanlardan da öğrenciler yurt dışına eğitime gönderiliyor. Öğrencilerin gidecekleri ülke ve okul konusunda da kendilerine yardımcı olunuyor. Bursla gönderilen bu öğrencilerin döndükleri zaman yurt dışında kaldıkları sürenin iki katı kadar bir süre boyunca devlet tarafında görev almaları zorunlu. Bu da ülkemizdeki nükleer alanındaki bilgi birikiminin her geçen gün artması demek.”

Etkinlik hakkında detaylı bilgi almak için www.nuclearpowerindustryexpo.com internet adresi ziyaret edilebilir.

Teknoloji Sektörü Kadınlarla Yükseliyor

Daha fazla kadın çalışanın daha fazla başarı anlamına geldiği teknoloji sektörü, kadın çalışanlarla fark yaratırken, mutlu bir çalışma ortamı vadediyor

Türkiye’nin veri merkezi Radore, kadınların teknoloji sektöründe daha çok yer alması için kadın istihdamına önem vermenin ülke ekonomisine sağlayacağı katkıya inanıyor. World Economic Forum verilerine göre, 144 ülke arasında ekonomik katılımda cinsiyet eşitliğinde Türkiye 128’inci sırada yer alıyor. Oysa McKinsey, cinsiyet eşitliği sağlanırsa 2025 yılına dek küresel ekonomiye 28 trilyon dolar katkı sağlanabileceğini tahmin ediyor. Türkiye’nin hem ekonomisini güçlendirmek hem de kadınların nitelikli işgücüne katılımını sağlamak teknoloji sektöründe pekâlâ mümkün.

Teknoloji sektörü, kadınların çalışırken mutlu olduğu alanların başında geliyor. Ülkemizde yapılan araştırmaya göre, sektörde çalışan kadınların yüzde 85’i teknoloji alanında olmaktan mutlu. Bu oran diğer sektörlere kıyasla, memnuniyet düzeyi en yüksek kadın oranının teknoloji sektöründe olduğunu gösteriyor.

[yotuwp type=”videos” id=”fdhGo9vHkSY” ]

Bilişim sektörünün esnek ve dinamik yapısının kadın çalışanlara istihdamda fırsat eşitliği yarattığına dikkat çeken Radore İnsan Kaynakları Müdürü Tuba Günay şunları söyledi: “Dünya çapında yapılan araştırmalar, yönetim ekibinin yüzde 30’u kadınlardan oluşan şirketlerin ortalama yüzde 15 daha fazla kâr elde edebildiğini gösteriyor. Bunun yanında teknik beceri temelli kadın çalışanlar da giderek daha fazla iş hayatında daha rol almaya başlıyor. Kadın çalışanların çoğalması ile etkin bir çoklu görev takibi, sabır, empati, duyarlılık, uyumluluk gibi konularda daha başarılı bir çalışma yaşamına doğru yol almanın mümkün olduğuna inanıyorum.”

Günay’a göre, veri merkezi gibi teknoloji temelli işlerde, kadınlar kendilerini göstererek birçok alanda fark yaratabiliyorlar. Anita Borg Enstitüsü’nün raporunda da belirlenen faydaların birkaçı şu şekilde sıralanıyor:

  • Daha fazla inovasyon. Kadınların düşünme biçimi ve yeni fikir yaratma ortalaması, kompleks sorunlar karşısında çözüm bulmaları, daha değerli ve iyi ürünler ortaya çıkmasını sağlıyor.
  • Daha fazla takım çalışması ve sorun çözme. İçerisinde çeşitlilik sağlanan gruplar, tek sesli guruplara kıyasla daha hızlı problem çözülmesini sağlarken, genel performansta daha iyisini sunuyorlar.
  • Daha iyi yönetim ve liderlik özellikleri. Kadın liderlerin duygusal zekâsı, kapsayıcı yaklaşımları, dikkatli ve detaycı yönetim yetenekleri, sundukları alternatif fikirler ile ürettikleri katma değer fark yaratıyor.

F1 2019 için Geri Sayım Başladı

Racing dünyasının en heyecanlı yarışlarından olan F1 2019 için geri sayım başladı. Avustralya’nın Melbourne pistinde ışıkların sönmesine bir aydan az zaman kaldı! Takımların test sürüşleri tüm hızıyla devam ediyor. F1 2019 gerek takımlar gerekse araçlardaki bir dizi teknik ve pilot değişiklikleri ile izleyenlere heyecan dolu anlar yaşatmaya hazırlanıyor.

 

1000. Grand Prix – Yarış Zamanı!

Bu sezon FIA F1 Dünya Şampiyonası, dünyanın her köşesinden pilotlarıyla yepyeni bir takvim düzenledi. Mart Ayından Aralık ayına kadar 21 pisti kapsayan yüksek teknolojili ve yüksek tansiyonlu yarışlarla yine büyük bir organizasyona imza atacak. Ayrıca 14 Nisan’da Şangay’daki 1000. Grand Prix 2019 F1 için tarihi bir yarış olacak.

Bununla birlikte,Monster Energy’nin de sponsoru olduğu Mercedes-AMG Petronas Motorsport’u fetheden Lewis Hamilton ve Valtteri Bottas’ı her zamanki gibi yarışta göreceğiz. Geçtiğimiz yıl Brackley merkezli ekip üst üste beşinciye ustalıkünvanını aldı ve aynı zamanda Lewis Hamilton da sürücülerde beşinciye bu ünvanı aldı.

Organizasyon tarafında yapılan tüm yenilik ve değişikliklerle birlikte takımların teknik anlamda geliştirdikleri yeni kanat tasarımları, takımlara eklenen yeni pilotlarla nefes kesecek yarışlar F1 hayranlarına unutulmaz bir sezon izlemeye davet ediyor!

D-Marin, Meraas ve Dubai Holding ile Marina Ağını Güçlendiriyor

Meraas ve Dubai Holding`in D-Marin’le yaptığı iş birliği sonucunda kurulan D-Marin Dubai LLC, bölgede bulunan Al Seef, Marasi ve Jaddaf Waterfront marinaları ile yönetim anlaşmasına vardı. Körfez bölgesinde yer alan marinaların gelişimi ve yönetimi konusunda artan talebi karşılamak ve Dubai’de bölgesel bir merkez yaratmak amacıyla kurulan D-Marin Dubai LLC, ayrıca Port De La Mer, Dubai Harbour, Marsa Al Arab marinalarına da teknik danışmanlık hizmeti verecek.

Doğu Akdeniz’in en büyük marina zincirlerinden biri olan D-Marin, Dubai’yi lüks yatlar tarafından tercih edilen uluslararası bir destinasyona dönüştürmek üzere çalışmaya başladığı Meraas ve Dubai Holding’le yeni bir iş birliğine imza attı. Körfez bölgesinde yer alan marinaların gelişimi ve yönetimi konusunda artan talebi karşılamak ve Dubai’de bölgesel bir merkez yaratmak amacıyla kurulan D-Marin Dubai LLC, misafirlerine hizmet vermeye başladı.

Kurulan D-Marin Dubai LLC şirketi Dubai’de bulunan Al Seef, Marasi, Jaddaf Waterfront marinalarına Marina Yönetimi; Port De La Mer, Dubai Harbour, Marsa Al Arab marinalarına ise Teknik Danışmanlık hizmeti sunuyor.

D-Marin, Orta Doğu’da Marina Yönetim Hizmetlerini geliştirmek, Dubai ekonomisini çeşitlendirmeye ve geliştirmeye katkıda bulunmak, şehrin bölgede ve dünyada önemli bir tatil ve lüks deniz turizmi destinasyonu olarak konumunu ileriye taşıma konusundaki kararlılığını D-Marin Dubai LLC ortaklığı ile devam ettirecek.

Güler Sabancı Kadınlar Günü Mesajı

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada kadınların eğitim başta olmak üzere yaşamın her alanında eşit var olmasının önemini vurguladı.

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Yaşadığımız dönemde, dünya teknoloji ve bilime odaklanarak dijitalleşme, büyük veri ve yapay zekayla geleceği şekillendirmeye çalışırken; çağdaş Türkiye’ye kızların okumasını tartışmak yakışmaz. Ülkemizde kız çocuklarının eğitimi için yıllardır sürdürülen çalışmaların sonuçlarını rakamlarla görmek çok güzel ancak oranlar maalesef hala erkeklerin gerisinde kalıyor. Ne yazık ki hala kız çocuklarının okuyup okumayacağını tartışıyoruz. Oysa bizim bunları geride bırakarak; eğitimin kadın ve erkek tüm bireylerin hakkı olduğunu çoktan kabul etmiş olmamız gerekiyor. Bu nedenle Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki, eğitim ve her alanda eşitlik insan hakkıdır, tartışılmaz” dedi.

Yaşamın her alanında eşitliğin sağlanması için öncelikli koşulun eğitimde eşitlik olduğunu belirten Sabancıtoplumsal gelişmenin kadınların her alanda hayata katılımıyla mümkün olacağını; bilimde, sanayide, üretimde ilerlemek için kadın gücünün olmazsa olmaz olduğunu ve bu güçten ancak eğitimle yararlanılabileceğini söyledi.

45 yıldır eğitime desteğini sürdüren Sabancı Vakfı, Hibe Programları kapsamında sivil toplum kuruluşlarının erken yaşta ve zorla evliliklerin engellenmesi, kız çocuklarının eğitimi, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına yönelik projelerine destek veriyor. Sabancı Üniversitesi ortaklığıyla sürdürdüğü “Mor Sertifika Programı” ile de eğitim ortamında toplumsal cinsiyet eşitliği bilincini geliştirmeyi amaçlıyor.

Sabancı Vakfı’nın bugüne kadar kadınlara ve kız çocuklarına yönelik çalışmaları arasında kızların eğitime erişimine katkıda bulunmak için 17 ilde inşa edilen 19 öğrenci yurdu, kadının toplumsal yaşam içindeki rolünü güçlendirmek amacıyla yürütülen “Birleşmiş Milletler Ortak Programı” ve 70 ülkeden 450’den fazla kurumun üye olduğu “Girls Not Brides” platformu üyeliği bulunuyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile Nevşehir’de “Çocuk Yaşta Evliliklerin Önlenmesi” projesi ile özel sektörün aile içi şiddetle mücadelede aktif rol alan ve somut çözüm önerileri sunan bir paydaş olmasına öncülük eden “İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı” projesi yürütülüyor.

Sosyal Medyada ‘’Kadın’’

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, ardında yer alan felsefe itibariyle her yıl hem markaların hem de sosyal medya kullanıcılarının gündeminde. Sosyal CRM ve Veri Analizi şirketi Adbaint, The Brand Age dergisi için 1 Ocak 2018-19 Şubat 2019 aralığını baz alarak hazırladığı ‘’Sosyal Medyada Kadın’’ raporunda sosyal medya kullanıcılarının kadın, cinsiyet eşitliği, pozitif ayrımcılık, feminizim gibi kavramlar hakkındaki konuşmalarını analiz etti.

Raporda 2018 Ocak ayından itibaren ‘’kadın’’ kelimesi ile ilgili yapılan paylaşımların tamamının yaklaşık 50 milyon adet olduğunu görülüyor. Sosyal medyada ‘’kadın’’ kelimesini içeren günlük ortalama 121 bin adet paylaşım yapılırken, zamansal dağılımda Mart ve Kasım ayında konuşulma oranında artış yaşandığı dikkat çekiyor. Bu aylarda yapılan paylaşımların içeriğine bakıldığında; Mart ayı Dünya Kadınlar Günü’nü, Kasım ayı da 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nü içerdiği için (kadınlara sağladığı haklar neticesinde) yapılan paylaşımların arttığı görülüyor.

50 milyon paylaşımın sentiment dağılımında ise en yüksek negatif paylaşım %51 ile Temmuz ayında gelirken, Mart ayında pozitif paylaşımların küçük bir fark ile önde olduğu görülüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bu verinin oluşmasındaki etkisinin büyük olduğunu anlaşılıyor.

Kadın hakkında;

Toplam konuşulma: 50.313.790
Aylık paylaşım: 3.593.842

Haftalık paylaşım: 838.563
Günlük paylaşım: 121.238

Sosyal medyada en çok tecavüz konuşuluyor

Tüm paylaşımlar dört konu altında incelediğinde Kadın ve Tecavüz paylaşımları %39 ile ilk sırada yer alıyor. Kadın ve Taciz paylaşımları %22 ile ikinci konu olurken, Kadın ve İstismar %19, Kadın ve Cinayet paylaşımlarının %18’lik hacme sahip olduğu görülüyor.

Kadın ve tecavüz: %39

Kadın ve taciz: %22
Kadın ve istismar: %19
Kadın ve cinayet: %18

Kadın ve Cinayet paylaşımları öne çıkan konulara göre ayrıldığında İşkence içerikli paylaşımlar %24, Ateşli Silah %23 ve Kesici Aletler %19 ile ilk sıralarda yer alıyor.

İşkence: %24

Ateşli silah: %23
Kesici aletler: %19

Sert cisim: %14
Yakılarak: %7

‘’Kadın’’ ile ilgili paylaşımlar 6 milyon paylaşım ile en çok İstanbul’daki sosyal medya kullanıcıları tarafından yapılıyor. Ankara ve İzmir ise paylaşımlarda İstanbul’u takip ediyor. Tüm paylaşımlar %55 erkek, %45 kadın kullanıcılar tarafından yapılıyor.

En çok paylaşım yapan iller:

İstanbul: 6.833.307
Ankara: 1.147.271
İzmir: 1.080.253

Cinsiyet dağılımı:
Erkek: %55
Kadın: %45

Sosyal medya kullanıcıları Şule Çet için adalet istiyor

‘’Kadın’’ ile ilgili kullanılan hashtag’leri incelediğimizde #8MartDünyaKadınlarGünü hashtag’i 420 bin kere kullanılarak ilk sırada yer alıyor. Sosyal medya kullanıcıları #Kadın için 220 bin, #KadınaŞiddeteHayır ile ilgili ise 200 bin kez paylaşımda bulunuyor. Sosyal medyanın gücüyle kamuoyu baskısı oluşturularak adalet aranan Şule Çet için açılan #ŞuleÇetİçinAdalet hashtag’inin de rapor dönemi içerisinde 90 bin adet paylaşım yapıldığı görülüyor.

En çok kullanılan hashtagler

#8MartDünyaKadınlarGünü: 420.000
#Kadın: 220.000
#KadınaŞiddeteHayır: 200.000
#5AralıkDünyaKadınHaklarıGünü: 130.000

#ŞuleÇetİçinAdalet: 90.000

Feminizm sosyal medyada olumsuz bir algıya sahip

2018 Ocak ayından 19 Şubat 2019 tarihine kadar ‘’Feminist’’ kelimesi ile ilgili yapılan paylaşımların 542 bin adete ulaştığı görülüyor. ‘’Feminizm’’ kelimesi ise 187 bin defa paylaşılıyor. İki kelime hakkında sosyal medya kullanıcılarının olumlu-olumsuz içerik analizi yapıldığında ise Feminizmin %64, Feministin %53 negatif konuşulma hacme sahip olduğu görülüyor. Pozitif paylaşımlar %10 ile iki kelimede de aynı orana sahip.

Feminist
Konuşulma oranı: 542.309
%53 olumsuz, %10 olumlu, %37 nötr

Feminizm
Konuşulma oranı: 187.719
%64 olumsuz, %10 olumlu, %26 nötr

Son yıllarda sosyal medyada sıkça dile getirilen ‘’Feminist ve Feminizm’’ kelimeleri ile ilgili 2016-2017-2018 yıllarında yapılan tüm içerikler karşılaştırıldığında, en yüksek paylaşımın 2017 yılında yapıldığını görülüyor.

Feminist ve Feminizm hakkında son 3 yılda yapılan paylaşımlar
Toplam: 1.786.021
2016 yılında: 451.963
2017 yılında: 761.377
2018 yılında: 572.681

En çok kullanılan hashtag’ler
#FeministGeceYürüşü: 4.500+
#Pride2017: 3.400+
#8Mart: 3.400+
#feminist: 1.900+

Cinsiyet eşitliğini ayrımcılık kadar konuşmuyoruz

Çocukluk hatta bebeklik dönemlerinden itibaren maruz kalınan üç büyük ifade ‘’Pozitif Ayrımcılık’’ , ‘’Eşitlik’’ ve ‘’Cinsiyet Eşitliği’’ hakkında sosyal medyada yapılan paylaşımlar kıyaslandığında en çok ‘’Pozitif Ayrımcılık’’ konuşularak ilk sırada geliyor. Cinsiyet Eşitliği ise diğer kavramlara nispeten en az paylaşım yapılan konu oluyor. Üç ifade de yüksek negatif paylaşım oranına sahipken, pozitif bahsedilmelerde Eşitlik küçük oranlarla öne çıkıyor.

Pozitif ayrımcılık
Konuşulma oranı: 87.555
%94 olumsuz, %4 olumlu, %2 nötr

Eşitlik
Konuşulma oranı: 81.779
%44 olumsuz, %11 olumlu, %46 nötr

Cinsiyet eşitliği
Konuşulma oranı: 37.357
%71 olumsuz, %4 olumlu, %25 nötr

Kadın kelimesinin en çok konuşulduğu gün: 8 Mart

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yapılan paylaşım sayısı hem sosyal medya kullanıcılarının hem de markaların etkisiyle yılın en çok hacme sahip değerine ulaşıyor. Geçtiğimiz yıl Kadınlar Günü’nde, bugünün önemiyle ilgili yapılan paylaşım sayısının toplamda 1 milyon 750 bin adet olduğu görülüyor.

8 Mart paylaşımları

Toplam paylaşım: 1.194.750

Negatif içeriklerde en çok kullanılan kelimeler: kadın, şiddet, eğitim, taciz, cinsel

Pozitif içeriklerde en çok kullanılan kelimeler: mutlu, emekçi, sağlık, özgür, anne

8 Mart hakkında 2018 yılındaen çok etkileşim alan tweetler şu şekilde: 

‘’@filliboya: Birlikte, huzur içinde yaşayabilmek için hepimiz birer mucizeyiz. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü filmimiz yayında. #Mucizemsin #8MartDünyaKadınlarGünü’’ (7 Mart 2018)

‘’@TolgaCevik: Gönül isterdi ki kadınların dövülmediği, intiharasürüklenmediği, minicik kız çocuklarının zorla eş yapılmadığı bir dünyada kutlayalım bu günü. Maalesef insanlığın ve erkeklerin hala adam olmadığı bir dünyada ne kadar kutlayabilirsek, Kadınlar Günümüz Kutlu olsun.’’ (7 Mart 2018)

‘’@Besiktas: Kadına Şiddete Hayır #8MartDünyaKadınlarGünü’’ (7 Mart 2018)

‘’@GalatasaraySK: Kadına karşı şiddetin ve sosyal eşitsizliklerin son bulduğu daha iyi bir dünya dileğiyle… #8MartDünyaKadınlarGünü Kutlu Olsun!’’ (7 Mart 2018

Slime videoları

Son üç yıldır çocukların sosyal ağlarda en çok izlediği ve paylaştığı videolar arasında yer alıyor ‘Slime’ videoları. Türkçeye balçık, çamur ya da sümüksü madde olarak çevrilebilen bu kelime esas itibariyle nemli, yumuşak, kaygan, şekil verilebilen hamurumsu maddeler için kullanılıyor. Oyun hamuruna benzemekle birlikte çok daha yumuşak ve akışkan bir madde olan slime farklı renk ve dokularda hazırlanarak farklı şekillere dönüştürülebiliyor.

 

İlk kez 1976 yılında bir oyuncak olarak piyasaya sürülen bu maddenin yıllar sonra çocuklar için tekrar popüler bir eğlence kaynağı haline gelmesi yukarıda da belirttiğim gibi çok sık paylaşılan ve izlenme rekorları kıran Youtube videolarından kaynaklanıyor. Ailelerini AVM’lerdeki oyuncak mağazalarından bu ithal ürünleri satın almaya ikna edebilen çocukların yanı sıra videolardan tarifini öğrenerek kendi slime’ını yapanlara kadar pek çok çocuk ilgi gösteriyor bu maddeye.

 

Slime maddesine kıvam veren temel bileşeni ise insan sağlığı açısından tehlikeler barındıran boraks kimyasalı oluşturuyor. Boraks, borat olarak da bilinen suda ve sıcakta çözünen, yoğunlaşmış borik asitten türeyen sodyum tuzundan oluşuyor.

 

İngiltere’de yapılan bir araştırma sonucunda ülkede satılan 11 slime markasından sekizinde AB standardı olan 300mg/kg’ın dört katının üzerinde tam 1400mg/kg düzeyinde boraksa rastlanınca bu ürünün Amazon’da satışı durdurulmuştu.

 

Hazır slime markaları bile tehlike sınırının üzerinde boraks kullanarak slime’ları istenilen kıvama getirme yoluna gidebilirken, evlerde kontrolsüz olarak hazırlanan karışımların çocuklara ne gibi zararlar getirebileceğini hayal edebiliyor musunuz? 2017 yılında Antalya’da ailesinden gizli slime yaparak oynayan bir çocuk ellerinde oluşan ileri düzey egzama vakası ile haberlere konu olmuştu.

 

Egzama, ciltte tahriş ve alerjik reaksiyonlar aslında en sık görülmekle beraber boraksın cilde temasının en hafif yan etkileri arasında yer alıyor! Çevre Koruma Ajansı tarafından borik asidin ölümcül dozu 30 gram olarak bildirilirken, çocuklar için ise 5-6 gram düzeyinin bile mide, bağırsaklar, karaciğer ve beyine zarar vererek ölümcül sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.

 

Boraks, daha düşük dozlardaki kullanımlarda bile kısa vadede kramp, ishal, kusma ve ciltte tahriş gibi sıkıntılara yol açabiliyor. Uzun vadeli etkileri ise çok daha tehlikeli düzeyde! Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde hamileler açısından düşük tehdidi, anne karnındaki bebekler için ise doğum kusurları, kilo kaybı ve gelişme bozuklukları durumu söz konusu.

 

Bu kadar zararlı bir maddenin bir süre oynadıktan sonra deforme olması sebebiyle geri dönüşüme atılması ise çevreye ciddi zararlar verdiği için çevreci grupların tepkilerine yol açıyor.

 

Tüm bu sıkıntılara rağmen slime oyuncaklarının satışı, boraks tuzunun temini ve geri dönüşüme giden ürünlerin bertarafı hususunda bugüne kadar hiçbir yasal kısıtlama yapılmaması ise gerçekten üzücü!

Exit mobile version