Kitap: Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat

Sağlığınız yerinde ise lütfen tıptan uzak durun ama gerçekten hasta iseniz başvuracağınız tek yer de tabii ki modern tıptır. Atalarımızın “Allah doktora muhtaç etmesin ama doktorsuz da bırakmasın” sözü tam da bunun için söylenmiş olmalıdır.

Hasta olmamak büyük ölçüde kendi elimizdedir ve bütün mesele de sağlıklı yaşamanın icaplarını yerine getirmekten ibarettir. Ben bu felsefeyi “Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat” sloganı ile özetliyorum.

Sağlıklı ve uzun yaşamanın en önemli unsuru da benim “Adam Gibi Beslenme” adını verdiğim, atalarımızın binlerce senedir uyguladıkları beslenme modelidir. Tıbbın babası Hipokrat bu hakikati 2500 sene evvel “Besinler ilacınızilacınız besininiz olsun” sözüyle ifade etmiştir.

Modern ticari tıbbın beslenmeyle alâkalı tavsiyelerinden uzak durarak ve adam gibi beslenerek tüm kronik hastalıkları önlemek ve erken dönemde hepsini tedavi etmek de mümkündür.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap da tıptan uzak sağlıklı yaşamanın ne demek olduğunu, bunun nasıl başarılabileceğini, adam gibi beslenerek nasıl sağlıklı olunacağını anlatmaktadır.

Gelelim neticeye:

  • Bu bir diyet kitabı değildir.
  • Bu kitapta süper gıdalar, mucize kürler gibi şeyler aramayın.
  • Bu kitapta hastalıklar için de özel formüller, sihirli reçeteler de yok.
  • Bu kitap okuyucuya insanların binlerce senedir nasıl beslendiklerini hatırlatmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Ahmet Rasim Küçükusta 9 Ocak 1955’te Kayseri’de doğdu. Dişhekimi/şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ni (1973) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni (1979) bitirdi. 1984’te göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’da profesör oldu. 1981’de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül 1991 doğumludur. 2008’de üniversiteden emekli oldu. Hâlen muayenehanesinde çalışıyor ve yazarlık yapıyor.

Vakko, İstanbul Havalimanı’nda Kapılarını Açıyor

Vakko, Türkiye’nin merakla beklediği İstanbul Havalimanı’na yeni bir yatırım yapıyor. İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde hizmete giren Vakko Boutique, alışverişin sınırlarını kaldırıyor ve tüm dünyadan yolculara ulaşmayı hedefliyor.

Modanın öncüsü Vakko, yeni butik mağazasını, her gün milyonlarca yolcuya ev sahipliği yapan olan İstanbul Havalimanı’nda açıyor. “Moda Vakko’dur” mottosuyla hızla büyüme sergileyen markanın 188. mağazası olarak konumlanan Vakko Boutique, markanın seçkin ürün gruplarını içinde barındırıyor.

İstanbul Havalimanı’ndaki Vakko Boutique toplam 226 metrekare büyüklüğe sahip. Dış hatlarda premium marka konumlandırması yapılan alanda bulunuyor. Havalimanı ziyaretçilerinin pasaport kontrol noktasından geçince karşılarına çıkacak olan Vakko Boutique mimari olarak farklılıklara sahip. Mağaza, dairesel plan yapısı, cephesiyle ilk anda dikkatleri çekiyor. Ayrıca ürün çeşitliliğiyle ile Boutique mağazalardan çok farklı bir konsept taşıyor.

Mağazada Vakko tarzını ifade eden her bir tasarımda, sezonun en iddialı moda yorumları sunuluyor. Giyim grubunun yanı sıra; monogram tasarımlarla çanta ve cüzdanlar; kozmetikte parfüm, kolonya, oje çeşitleri; dekorasyonda ev tekstili ve aksesuarları da mağaza bünyesinde bulunuyor. Vakko Chocolate da özel reyonuyla havalimanı ziyaretçileriyle buluşuyor. Vakko Moda Merkezi’nde Vakko Gıda Üretim Laboratuvarı’nda son derece yüksek kalite standartlarda ve Meilleur Ouvrier de France (MOF) ödüllü şeflerin danışmanlığında üretilen artizan lezzetler de tüm çeşitleriyle mağazada yer alıyor.

İstanbul Havalimanı’nda tüm dünyadan havalimanı ziyaretçilerine ulaşan Vakko Boutique mağazasında 20 çalışan görev yapıyor. Temel olarak iyi derecede İngilizce bilgisine sahip nitelikli çalışanlar; Fransızca, Almanca, İtalyanca, Rusça, Yunanca, Japonca, Arnavutça gibi dillere de hakim.

Vakko’nun İstanbul Havalimanı’nın yanı sıra Dalaman Havalimanı’nda 53 metrekare satış alanında Vakko Boutique konsepti ve 6 çalışanı ile sezonluk olarak dış hatlar ziyaretçilerine hizmet veren bir mağazası daha bulunuyor.

Volkswagen İleri Otonom Sürüş İçin Bir Adım Daha Atıyor

Volkswagen, Almanya’nın en büyük şehirlerinden biri olan Hamburg’ta otonom sürüş testleri gerçekleştirmeye başladı. Gerçek sürüş koşullarında yapılan test sürüşlerinde, Seviye 4 otonom sürüş için özel olarak tasarlanan e-Golf model araçlar kullanılıyor.

Volkswagen, otonom sürüş konusunda ilerleme sağlamak amacıyla şehir ortamında test sürüşlerini başlattı. Volkswagen Group Araştırma Bölümü tarafından Hamburg’da şehir trafiğinde ve gerçek sürüş koşullarında gerçekleştirilen testlerde, Seviye 4’teki otonom sürüş için özel olarak tasarlanan lazer tarayıcılar, kameralar, ultrasonik sensörler ve radarlarla donatılmış beş e-Golf’ten oluşan bir filo kullanılıyor.

Devamlı değerlendirilecek olan test sonuçları, markanın otonom sürüşle ilgili çok sayıdaki araştırma projesine dahil edilerek, müşteri odaklı hizmetleri değerlendirmek ve bireysel ulaşımı optimize etmek için kullanılacak. Teknik olanakların yan sıra, kentsel altyapı gerekliliklerine odaklanan testler, gelecekteki sürüşlerin daha güvenli ve konforlu olmasının, sadece otomobillere bağlı olamayacağına, şehirlere, trafik ışıklarına, trafik yönetim sistemlerine ve bunların birbiriyle iletişim kurmasına olanak tanıyan dijital bir ekosistem sunması gerekliliğine işaret ediyor.

Otonom ve bağlantılı sürüş için Hamburg/Hansa’da inşasına başlanan 9 kilometrelik dijital test alanının 2020’de tamamlanması planlanıyor. Hansa’daki test alanında, trafik ışıkları, altyapıdan araca (I2V) ve araçtan altyapıya (V2I) iletişimi sağlayacak bileşenler yenileniyor.

Bagajlarında 15 diz üstü bilgisayara eş bilgi işlem gücü

Testlerde kullanılacak e-Golf model araçlar, Volkswagen Group Araştırma Bölümü tarafından tasarlandı ve her birinde 11 lazer tarayıcı, 7 radar ve 14 kamera bulunuyor. Birkaç saat süren test sürüşleri sırasında dakikada 5 gigabayta kadar veri iletebilecek e-Golf’ün bagajında, 15 dizüstü bilgisayara eşdeğer bir bilgi işlem gücü konuşlandırılmış. En son sensör teknolojisi ile birleşen bu muazzam bilgi işlem kapasitesi, yayalar, bisikletliler, diğer araçlar, kavşaklar, geçiş hakkı, park etmiş otomobiller ve hareket halindeki trafikte şerit değişiklikleri hakkındaki verinin en kısa mesafelerde ve milisaniyeler içinde elde edilmesini sağlıyor.

Birden fazla yapay zekâ yaklaşımı kullanılıyor

Bilgilerin çeşitliliğine ve karmaşıklığına rağmen, otomobil yazılımında kullanılan yapay zekanın tüm ilgili nesneleri kaydetmesi ve herhangi bir yanlış alarmı tetiklemeden bunlara yanıt vermesi gerekiyor. Bunun için de, Derin Öğrenme (Deep Learning), insan beyni ve sinir sisteminden esinlenilen Neural Networks ve Sinir Ağları ve Örüntü Tanıma (Pattern Recognition) gibi birkaç farklı yapay zeka yaklaşımı benimseniyor.

Özel eğitimli pilotlar görev alacak

Güvenlik nedenleriyle, tüm sürüş fonksiyonlarını devamlı izlemek ve acil durumlarda müdahale etmek amacıyla Hamburg’daki tüm test sürüşleri sırasında özel olarak eğitilmiş test sürücüleri de direksiyonun başında olacak. Ayrıca, tüm veri koruma kuralları tamamıyla dikkate alınacak.

Kara yollarında Seviye 5’e kadar otonom sürüşün fonksiyonelliğine olanak sağlamak amacıyla tüm markalar ve ilgili grup departmanlarıyla iş birliği içinde olan Volkswagen Group Araştırma Bölümü, projeden sağlanan bulguları, diğer araştırma ve geliştirme girişimlerine de dahil edilecek. Böylece, müşterilere bundan birkaç yıl sonra kara yollarında otonom sürüş için somut ürünler sunulabilmesi sağlanacak ve trafik akışlarında, yol güvenliğinde kalıcı iyileştirmelere katkıda bulunulacak.

Borusan Otomotiv Motorsport Sanaldan Gerçeğe Giden Yolda İlk Pilotunu Seçti

Borusan Otomotiv Motorsport’un (BOM) e-sporların son yıllarda göstermekte olduğu hızlı gelişime uygun olarak 2018 yılında ‘Sanaldan gerçeğe giden yol’ sloganı ile başlattığı BOM E-Team GT Kupası sonucunda, pistlere hazırlayacağı ilk pilotunu seçti.

Borusan Otomotiv Motorsport (BOM) E-Team GT Kupası’nın 20 finalistinin katıldığı BOM Akademi Performans Sürüş Eğitimi sırasında gösterdikleri başarı sayesinde seçilen 4 genç katılımcı gerçek yarış otomobilleriyle ilk kez buluştu. BOM’un tecrübeli pilotları önderliğinde motor sporları eğitimi almak üzere İzmit Körfez Pisti’nde bir araya gelen adaylar, aynı zamanda 2019 Türkiye Pist Şampiyonası’nın bir yarışında start almak üzere birbiri ile mücadele etti. Kaan Kalkavan, Tunca Gönüldaş, Mertcan Solak ve Ufuk Baba’dan oluşan genç pilot adayları takımın bu yıl GT4 Avrupa Serisi’nde yarışacağı BMW M4 GT4’ün direksiyonunda piste çıkarak unutulmayacak bir deneyim yaşadığı test gününde, sanaldan gerçeğe giden yolda seçilen isim de takım yöneticileri tarafından belirlendi. Bugüne kadarki performanslarının tamamının göz önüne alındığı detaylı incelemelerin sonucunda Tunca Gönüldaş, BOM ekibinde yer almaya hak kazandı.

“Sanal dünyadan gerçek yarış pistlerine taşıdık”

BOM olarak gençleri motosporlarına yönlendirmek için başlattıkları ‘Sanaldan gerçeğe giden yol’ projesinde önemli bir kısmı geride bıraktıklarını söyleyen İbrahim Okyay, “Motosporlarına meraklı, yetenekli gençleri sanal dünyadan gerçek yarış pistlerine taşıdığımız bu projede ilk pilotumuzu seçmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye Pist Şampiyonası’nda takımımızı temsil edecek olan Tunca Gönüldaş’ın başarılı olacağına yürekten inanıyorum” dedi. İzmit Körfez Pisti’nde gerçekleştirilen eğitimler, BOM’un 26 yıllık yarış deneyimi sahibi milli sporcusu İbrahim Okyay ve BOM Takım Menajeri Ahmet Köseleci tarafından yarış pilotu olmaya yönelik temel bilgilerin aktarıldığı teorik eğitim ile başladı. BOM Pilotu Levent Kocabıyık da motor sporları tecrübesini katılımcılarla paylaştı. Ardından Caterham yarış otomobilleri ile piste çıkan sporcular, ideal çizgi eğitiminin ardından İbrahim Okyay’ın sağ koltuğuna oturma şansı yakaladı.

“Hayallerim gerçek oldu”

Borusan Otomotiv Motorsport desteği ile yarışacağı otomobil kendisine teslim edilmeden önce pistte organize edilecek bir test gününde tekrardan antrenmana çıkacak olan Tunca Gönüldaş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Ülkemizde yapılan çok önemli bir organizasyon, eşi benzeri yok. Böyle bir organizasyona katılma şansı yakaladığım için çok mutluyum. Elde ettiğim bu şans hayallerimin gerçekleşmesi anlamına geliyor ve bunu en iyi şekilde değerlendirmeye çalışacağım.”

Borusan Otomotiv Motorsport Hakkında:

Borusan Otomotiv Motorsport (BOM), 2008 yılında Türkiye’de motor sporlarının gelişimine ve Türkiye’nin yurt dışında tanıtımına katkıda bulunmak amacıyla Borusan Otomotiv tarafından kurulmuştur. Milli sporculardan oluşan ekibi ile Türkiye dışında; 4 kıtada, 20 farklı ülkede, 32 farklı pistte 300’den fazla yarışta start almıştır. Borusan Otomotiv Motorsport, yurt içinde 10 Türkiye Pilotlar Şampiyonluğu ve 4 Takımlar Şampiyonluğu, yurt dışında WTCC (Dünya Şampiyonası) Takımlar beşinciliği, ETCC (Avrupa Kupası) Pilotlar ikinciliğini ve İtalya Endurance Champions Cup Pilotlar Şampiyonluğu elde etmiştir. Borusan Otomotiv Motorsport bünyesinde sosyal sorumluluk bilinci ile kurulan BOM Akademi, 2015 yılından itibaren TOSFED ve GSGM lisanslı eğitim kurumu olarak 2000’den fazla katılımcıya sertifikalarını teslim etmiştir.

Hareketsiz Yaşam Omurganın Yükünü Artırıyor!

Omurga Sağlığı Sempozyumu, 6 Nisan 2019 Cumartesi günü, Üsküdar Üniversitesinde düzenlendi. Alanında uzman birçok isim, “instabiliteler” konusunun ele alındığı sempozyumda bir araya geldi. Sempozyumun açılış konuşmasını, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şefik Dursun gerçekleştirdi.

Sempozyum başkanlığını Prof. Dr. Serdar Kahraman ve Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu’nun yürüttüğü sempozyumda, “Servikal Bölgeİnstabiliteleri”,“Lumbal Bölge İnstabiliteleri”,“Spinopelvik Bölge İstabiliteleri” ve “ Omurga İnstabilitelerinde Rehabilitasyon Yaklaşımları Diğer Yöntemler” başlıklı oturumlar düzenlendi.

Omurga instabiliteleri, fonksiyon kısıtlanmasına yol açıyor

Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, instabiliteler hakkında şu bilgileri verdi:

Omurga sorunları, günümüzde yaşam kalitesini en çok etkileyen durumlardan biridir.Sağlıklı bir omurga, üzerine binen yükler altında hem omurilik hem de sinir köklerine zarar vermeyecek kadar yer değiştirme yeteneğine sahiptir. Hareketsiz yaşama bağlı kas desteğinin azalması, travmalar ve yaşlanma gibi nedenlerle omurgamızın yük taşıma fonksiyonunda ortaya çıkan aksamalara kısaca ‘instabilite’ diyoruz. Omurga instabiliteleri, ağrı ve fonksiyon kısıtlanmasına yol açarak, kimi zaman günlük yaşam aktivitelerinin sürdürülmesini dahi olanaksız hale getirir.”

İlk amaç, omurgaya yönelik egzersiz uygulamaları olmalı

Tanı ve tedavi sürecinin iş gücü kaybının yanı sıra zaman ve maliyet anlamına da geldiğini ifade eden Yıldız Erdoğanoğlu,

“Bu nedenle sürecin çok katmanlı yürütülmesi, yani ilgili tıp bölümlerinin ortak çalışması gerekmektedir. Hastaların mümkün olduğunca cerrahi tedavi olmaksızın,omurgaya yönelik özel egzersizlerin uygulanması ile günlük yaşamına geri döndürülmesi ilk amaç olup, cerrahi tedavinin geciktirilmesi ya da cerrahi tedavi uygulananların iyileşme sürelerinin kısaltılması diğer amaçlardır. Yine cerrahi tedavi yöntemin farklılığına göre uygun fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının uygulanması gerekmektedir. Bu sempozyum multidisipliner olarak, yani çok katmanlı bakış açısıyla omurga instabilitelerini güncel yaklaşımlarla irdeleyecektir. Tanı ve tedavi yaklaşımları hem cerrahi, hem de fizyoterapi ve rehabilitasyon modaliteleri yönünden katılımcılara aktarılacaktır” şeklinde konuştu.

Alanında uzman birçok isim, bu sempozyumda buluştu

Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesinde gerçekleşen sempozyumda, Prof. Dr. Serdar Kahraman, Prof. Dr. Erkan Kaptanoğlu, Prof. Dr. Filiz Can, Prof. Dr. Deniz İnal İnce, Prof. Dr. Ekin Akalan, Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, Dr. Öğretim Üyesi Çetin Sayaca, Doç. Dr. Sevil Bilgin, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Özkeskin, Doç. Dr. Merit Enercan, Uzman Fizyoterapist Mahmut Çalık, Prof. Dr. Semin Akel, Dr. Öğretim Üyesi Serkan Usgu, Uzman Fizyoterapist Mesut Selami, Uzman Fizyoterapist Görkem Dizdar, Fizyoterapist Çağlar Türetken ve Fizyoterpist Zafer Aksungur konuşmacı olarak yer aldı.

Exit mobile version