18. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri Sahiplerini Buldu

İletişim sektöründe 47’inci yılını kutlayan Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD); bu yıl 18’incisi gerçekleştirilen Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’ni sahipleriyle buluşturdu. Turkcell’in iletişim sponsoru olduğu 18. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri TöreniZorlu Holding’in katkılarıyla gerçekleştirildi. 18’inci Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri, 29 Nisan Pazartesi akşamı, Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleştirilen törende açıklandı.

Bu yıl 18. kez düzenlenen ödül töreninde protokol temsilcileri, halkla ilişkiler profesyonelleri, iş ve siyaset dünyasının önemli simaları, seçici kurul üyeleri medya, akademisyenler ve genç iletişimciler bir araya geldi.

Ödül törenine katılarak geceyi onurlandıran Betül Mardin sektöre nasıl adım attığını anlattıktan sonra Türkiye tanıtımı için halkla ilişkiler profesyonellerinin el ele vermesi gerektiğini vurgulayarak; “Çocuklarım Türkiye’nin tanıtımı için çalışmanız lazım dışarısı bizi yanlış tanıyor bizim gibi bir ülke ırk olamaz tamamiyle cennette yaşıyoruz ama bunu bilmek istemiyorlar. Ben 91 yaşındayım ve hala çalışıyorum sizlerin de bıkmadan usanmadan yorulmadan bu uğurda çalışmanızı bekliyorum. Türkiye’nin tanıtımı için fikri olan herkese kapım açık desteklemeye her daim hazırım” dedi.

Altın Pusula’da 300 üzerinde proje ödül için yarıştı, 49’u ödül kazandı

Töreni bir konuşmayla açan TÜHİD Başkanı Gonca Karakaş, halkla ilişkiler sektörünün sürdürülebilirlik, yaratıcılık, kalifiye insan kaynağı ve davranış yönetimi gibi kavramlarla iç içe olduğunu ve yaratıcı endüstrilerden biri kabul edildiğini bildirdi. Ayrıca halkla ilişkilerin, Birleşmiş Milletler tarafından ekonomik hedeflerin gerçekleştirilmesindeki en güçlü yeni alanlardan biri olduğunu da ifade etti.

  1. Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri’ne kamu ve özel sektör kurumları ve genç iletişimciler, 21 ana ve 27 alt kategoride 300’e yakın proje ile başvuruda bulundular. 49’u ödüle layık bulundu. Ayrıca, TÜHİD-KAGİDER işbirliğiyle 2017 yılından itibaren verilen TÜHİD-KAGİDER 1e1 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü’nün yanı sıra İletişim Duayenleri Betûl Mardin ve TÜHİD Kurucusu Prof. Dr. Alâeddin Asna adına takdim edilen, “Betûl Mardin Geleceği Şekillendiren Liderler Ödülü” ve “Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Ödülü” de sahiplerine verildi. Ayrıca, UNDP Özel Ödülü de sekizinci defa takdim edildi.

18.Altın Pusula Büyük Ödülü’nün sahibi, Çanakkale Valiliği’nin “2018 Troya Yılı” projesi oldu.

Betûl Mardin Geleceği Şekillendiren Liderler Ödülü, duayen sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy’a verilirken TÜHİD’in Kurucusu Prof. Dr. Alâeddin Asna’nın mesleki değerlerini ve vizyonunu yaygınlaştırmak amacıyla verilen Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Ödülü ise ‘Gelecek Tarımda’ projesiyle Anadolu Efes’e verildi.

TÜHİD – Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı – UNDP işbirliğiyle bu yıl sekizincisi verilen ‘UNDP Özel Ödülü’ de Metro Türkiye’nin oldu.

Ayrıca, TÜHİD ve KAGİDER-Türkiye Kadın Girişimciler Derneği işbirliğiyle bu yıl üçüncü kez verilen ‘TÜHİD-KAGİDER 1e1 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ Ödülü’nün sahibi de, Ford Otosan’ın ‘Ford Otosan ve Tedarikçileri Cinsiyet Eşitliğini Destekliyor’ projesi oldu.

18. Altın Pusula Ödülünü kazanan projeler

BÜYÜK ÖDÜL

2018 TROYA YILI

ÇANAKKALE VALİLİĞİ / PGM PROJE GELİŞTİRME MERKEZİ

UNDP Özel Ödülü

METRO TAKİP – METRO ET VE BALIK İZLENEBİLİRLİĞİ PROJESİ

METRO TÜRKİYE / ÜNİTE İLETİŞİM

Jüri Özel Ödülü 1

ŞEHRİN İYİ HALİ

AKBANK / PRCO STRATEJİK İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Jüri Özel Ödülü 2

MERCEDES-BENZ TÜRK STARTUP PROJESİ

MERCEDES-BENZ TÜRK A.Ş / İZ İLETİŞİM

Jüri Özel Ödülü 3

L’ORÉAL “BİLİM KADINLARI İÇİN” PROGRAMI

L’ORÉAL TÜRKİYE /HILL AND KNOWLTON STRATEGIES

Jüri Özel Ödülü 4

İŞ’LE BULUŞMALAR TOPLANTILARI

TÜRKİYE İŞ BANKASI / LOBBY İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

TÜHİD – KAGİDER 1e1 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü

FORD OTOSAN VE TEDARİKÇİLERİ CİNSİYET EŞİTLİĞİNİ DESTEKLİYOR

FORD OTOMOTİV SANAYİ A.Ş

Betûl Mardin Geleceği Şekillendiren Liderler Ödülü

PROF. DR. NURHAN ATASOY

Alâeddin Asna Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Ödülü

GELECEK TARIMDA

ANADOLU EFES / MESE İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Kurumsal İletişim

  1. YIL İLETİŞİMİ

HALKBANK / GRUP 7 İLETİŞİM

Gündem Yönetimi

SABANCI VAKFI FİLANTROPİ SEMİNERİ

SABANCI VAKFI / GRUP 7 İLETİŞİM

Kurum İçi İletişim

İZ BIRAKANLAR PAYLAŞIM VE ONURLANDIRMA PLATFORMU ZİHNİ SİNİR İŞ BİRLİĞİ

BRİSA / ÜNİTE İLETİŞİM

Pazarlama İletişimi ve Bütünleşik Pazarlama

2018 TROYA YILI

ÇANAKKALE VALİLİĞİ / PGM PROJE GELİŞTİRME MERKEZİ

Kriz İletişimi

İSTANBUL’UN ENTEGRE KRİZ YÖNETİMİ

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Etkinlik Yönetimi

MZV GENÇLİK ZİRVESİ

ZORLU HOLDİNG / STAFF ORGANİZATİON

KURUMSAL SORUMLULUK:

Çevre

ETİ – SİYEZ BUĞDAYINI KORUMA HAREKETİ

ETİ GIDA / MEDYAEVİ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Eğitim

KIZ KARDEŞİM

COCA-COLA TÜRKİYE / LİNKUS İLETİŞİM

Kurumsal Sorumluluk Kültür & Sanat

SİEMENS TÜRKİYE 20. OPERA YARIŞMASI

SİEMENS TÜRKİYE / İZ İLETİŞİM

Sağlık

ETİ SARI BİSİKLET

ETİ GIDA / MEDYAEVİ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Tarım

GELECEK TARIMDA

ANADOLU EFES / MESE İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Spor

#TENİSBİZİZ

TEB/ TİCK TOCK BOOM DİGİTAL PR & DİGİTAL MARKETİNG

Diğer

GELECEĞİ YAZAN KADINLAR

TURKCELL / İZ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Dijital İletişim:

Kurumsal Sorumluluk

#TRAFİKTEKADIN

FORD OTOSAN

Kurumsal Web Siteler

TOFAS.COM.TR

TOFAŞ TÜRK OTOMOBİL FABRİKASI A.Ş

Entegre İletişim Kampanyası

#ELALEMNEDER

TEB / TİCK TOCK BOOM DİGİTAL PR & DİGİTAL MARKETİNG

Topluluk İletişimi

SİEMENS TÜRKİYE 20. OPERA YARIŞMASI

SİEMENS TÜRKİYE / İZ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Mikro Site

FORD TRUCKS F-MAX MİKRO SİTE

FORD TRUCKS / ALPHADOG

Sosyal Medya İletişimi

#363 KADIN

BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ / İZ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Intranet

TOFAŞGO

TOFAŞ TÜRK OTOMOBİL FABRİKASI A.Ş

Celebrity/Ünlü Kullanımı

İZEV HAYVANLAR VE BİZ PROJESİ

İSTANBUL SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANI / İZEV/ LOBBY İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Influencer Kullanımı

ÖZELDEN YAZDIK KALPLERİ KAPTIK

MC DONALD’S / MPR İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Diğer

KAGİDER DİJİTAL EĞİTİM PLATFORMLARI

TÜRKİYE KADIN GİRİŞİMCİLER DERNEĞİ KAGİDER / TRİBECA İLETİŞİM DANIŞMANLIK

En İyi Uygulama Örnekleri

İZEV HAYVANLAR VE BİZ PROJESİ

İSTANBUL SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANI / İZEV/ LOBBY İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Süreklilik / Sürdürülebilirlik

“İYİLİĞE DÖNÜŞTÜR”

BOYNER BÜYÜK MAĞAZACILIK / ON İLETİŞİM

Sivil Toplum Kuruluşları

BİR DÜNYA ÇİÇEK

TÜRK EĞİTİM VAKFI / İDEA PR

Kamu Kuruluşları

#363 KADIN

BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ / İZ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Sponsorluk İletişimi

Kültür & Sanat

GÖBEKLİTEPE TARİHİN SIFIR NOKTASI

DOĞUŞ ARAŞTIRMA GELİŞTİRME VE MÜŞAVİRLİK HİZ. A.Ş

LOBBY PR

Sağlık

#SENNEDENKOŞUYORSUN

FORD OTOMOTİV SANAYİ AŞ / OGİLVY PR

Spor

TÜRKİYE SPORTİF TARAMASI VE SPORA YÖNLENDİRME PROJESİ

TURKCELL İLETİŞİM HİZMETLERİ AŞ / İZ İLETİŞİM DANIŞMANLIĞI

Diğer

LENOVO GAME ON

LENOVO TECHNOLOGY B.V.MRK. HOLLANDA TÜRKİYE İSTANBUL ŞB. / HILL&KNOWLTON STRATEGIES

Kurumsal Raporlar

VODAFONE TÜRKİYE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU 2018

VODAFONE TÜRKİYE / DANİSKA TASARIM AJANSI

Kurumsal Yayınlar

OTOKOÇ OTOMOTİV 90. YIL KURUMSAL PRESTİJ KİTABI

OTOKOÇ OTOMOTİV TİC. VE SAN. A.Ş / ARTI İLETİŞİM YÖNETİMİ

Medya İlişkileri

İSTANBUL’DA DENİZ SEFASI: DENİZ HAMAMINDAN PLAJA NOSTALJİ

PERA MÜZESİ / GRUP 7 İLETİŞİM

Uluslararası Proje/Kampanya

FNSS MİLDESİGN 2019 ULUSLARARASI ASKERİ KARA ARAÇLARI TASARIM YARIŞMASI

FNSS SAVUNMA SİSTEMLERİ A.Ş.

Kategori Dışı Projeler

“ORTAK GELENEK, ORTAK GELECEK” EBRU FİLMİ

HALKBANK / GRUP 7 İLETİŞİM

Genç İletişimciler

GÖBEKLİTEPE: TARİHİN DİBİ

GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

BEYOND WHAT YOU KNOW

BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ

TURİZM SEKTÖRÜNDE TAKSİCİ SORUNUNUN PİLOT ÖLÇEKLİ YENİLİKÇİ UYGULAMALARLA ÇÖZÜMLENMESİ

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

WELCOME TO SANTA’ HOME

ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

Anneler Günü Hediye Rehberi Amazon.com.tr’de

Amazon.com.tr Anneler Günü için eşsiz ve yaratıcı hediye fikirlerini bir araya topladığı Hediye Rehberi’ni duyurdu. Kişisel bakımdan elektroniğe spor ürünlerinden modaya kadar 16 farklı kategoride yüz binlerce ürün çeşidini bir araya getiren rehber, tek tıkla en özel Anneler Günü hediyesini sunuyor. Türkiye’deki müşterilerine moda sever, ev kuşu, hünerli, teknoloji meraklısı, kitap kurdu ve spor sever anneler olmak üzere altı farklı kategori altında gruplandırdığı yüz binlerce hediye seçeneği sunan Amazon.com.tr ile her annenin ilgi alanına özel hediye alternatifi bulmak kolaylaşıyor.

Teknoloji meraklılarından kitap kurtlarına, spor severlerden yeni annelere, hünerli aşçılardan modaseverlere kadar birçok farklı tarza hitap eden farklı hediye seçeneklerini kategorilendiren Amazon.com.tr’de her bütçeye uygun hediye alternatifleri yer alıyor. Amazon.com.tr hediye rehberini kullanan kullanıcılar kişiselleştirilmiş kategorilerden birini seçerek en iyi alternatiflere en iyi fiyatla hızlıca ulaşabiliyor. Amazon.com.tr’nin Anneler Günü Hediye Rehberi’nde yer alan yüz binlerce ürün, uygun fiyat ve birçok üründe geçerli ücretsiz teslimat ayrıcalığıyla kullanıcıları bekliyor.

Nazan Arısoy’dan Aşkla Yeniden Doğuşun Kitabı

Yazar Nazan Arısoy, yeni romanı Aşk’a Kadar Kapalıyız ile mutlu insan olmanın önünü kesen, kalın, gri, umutsuzluktan olma keder duvarlarını yıkıyor. Hayykitap’tan basılan eser, okuyucuları adeta aşkla yeniden doğuşun mucizesine tanık ediyor.

Kitapları yüzden fazla basım yapan Yazar Nazan Arısoy’un yeni romanı Aşk’a Kadar Kapalıyız, Hayykitap logosuyla okurlarla buluşuyor. Nazım Hikmet, Tomris Uyar, Cemal Süreya gibi büyük yazar ve şairlerin ‘ruhlarına girerek’ yazdığı biyografik romanlarla adından söz ettiren Nazan Arısoy, yeni kitabında hepimize ayna tutuyor ve modern zamanların zalimlikleriyle ruhları aşk enkazına dönmüş iki gencin hikâyesi üzerinden aşkı yeniden var ediyor.

İki kırgın yüreğin canları yandıkça başka yürekleri değersizleştirme hırsıyla insanlıklarını kirletmelerini, birgün bunun ağırlığının farkına varmalarıyla bir daha kimseye acı, yara oluşturmamak için aşka tövbe etmelerini ancak aşkın gelişiyle mucizelere kapı açmalarını konu alan Aşk’a Kadar Kapalıyız, ruhlarımızda açtığımız yaraları fark ettirecek, “Neden hep aynı insanları çekiyorum?”, “Neden ilişkilerimde mutlu olamıyorum?” diye soranlara ise yanıt kapılarını aralıyor.

Kitap hakkında kim ne dedi?

“Aşksız seviştiğiniz kalbe kurşun sıkarsınız, yapmayın… Onunla karşılaştığımda, aska kapalıydım. İçeride çağların tadilatı vardı. Gözlerime kan oturmuş, ruh pınarlarımı kurutmuştu. Ona sadece sunu söyleyebilirim: ‘Seni daha erken göremediğim ve şimdi sana geç kaldığım için affet.’ Aşk’a gecikmeyin!”

Osman Sınav

“Hayat… Doğarız, sevinçten ağlarlar. Ölürüz, acıdan ağlarlar. Arada yaşarız, farkına varmazlar. Tabii aşk yoksa… O nedenle aşk hayatın en gerçek tanımıdır. ‘Visibilia Ex Invisibilibus…’ Eskiler, gördüğümüz ve dokunduğumuz her şeyin görünmeyenden kaynaklandığını söylerler. İşte görünmeyen şey aşktır. Nazan Arısoy da aşkı olabilecek en çarpıcı dil ve üslupla kaleme almış. İyi de yapmış!”

Uğur Batı

“Sanırlar ki onları hayatta tutan şey, pişman olmaktan çok pişman etmeyi seven yapılarıdır. Bu, o insanların hem koruyucu kalkanı hem öldürücü silahıdır. Güvensizliğin ortasında güvende hissederler kendilerini, onlar için dökülen gözyaşları biriktikçe içten içe haz duyarlar bundan, ağlayan kendi gözleri olmadığından. Umursamazlar hiç birini, gelenleri ve gidenleri; ama ne yapsalar da gitmez lanetlenmiş ruhları, içlerinde ölenlerin…”

KÜNYE

Yazar: Nazan Arısoy

Yayınevi: Hayykitap, 577 sayfa

Kategori: Edebiyat 92

Türü: EDEBİYAT/Roman

Birinci baskı: Nisan 2019

Sayfa sayısı: 224

Ebat: 13,5×21 cm

Fiyatı: 26 TL

ISBN: 978-605-2214-84-8

Barkod: 9786052214848

65 Metre Boyundaki Muhteşem Motorlu Yat Lady M, Yalıkavak Marina’yı Ziyaret Etti!

British Yacht Harbour Association (TYHA) tarafından “2018-2019 Dünya’nın En İyi Süper Yat Marinası” ödülüne layık görülen Yalıkavak Marina’da 2019 sezonu hızlı başladı. 74 metre uzunluğa sahip büyüleyici “Aurora”dan sonra tasarımıyla göz dolduran “Lady M” de Yalıkavak Marina’yı ziyaret etti.

Yalıkavak Marina’yı ziyaret eden 65 metre boyundaki motorlu yat Lady M’nin nefes kesen göz alıcı dış cephesini, 6 kabinde bir gecede 12 kişiye kadar konforlu bir şekilde ağırlayabilecek şekilde tasarlanan iç mekan konfigürasyonu tamamlıyor. Ayrıca Lady M, konuklarına keyifli bir lüks yat deneyimi sunabilmek için 14 mürettebat taşıma kapasitesine sahip.

620 yatı aynı anda ağırlayabilen, hem yat sahiplerine hem de ziyaretçilere dinamik bir yaşam stili ve eşsiz ayrıcalıklar sunan Yalıkavak Marina, konforlu tesisleri ve tecrübeli teknik servisiyle 140 metre uzunluğa kadar olan süper yatlara hizmet verebiliyor. Bodrum’un en çok istihdam sağlayan şirketlerinden biri olan Yalıkavak Marina, yıl boyu 120 farklı ülkeden 2 milyon ziyaretçi ağırlıyor.

One Love Festival 15’inci Yılında Evine Dönüyor!

Arkasında günlük güneşlik anılar, önünde umut dolu bir yazla dönen One Love Festival, 15. yılında da müzikseverlere şehir hayatında festival özgürlüğünü, aşkı, müziği, umudu ve birlikteliği yaşatmak için geri sayıma başladı. 20 Temmuz Cumartesi günü, Parkorman’da başlayacak deneyim, günün ilk ışıklarını karşılayana kadar Volkswagen Arena’da sürecek.

Bugüne kadar yüzden fazla grup ve 1.600’den fazla sanatçıyı, toplamda 220 bini aşkın müzikseverle buluşturan One Love Festival 15, iyi müzikle eğlenme ve şehrin içinde özgürleşme zevkini, eğlence ve festival deneyimi ile bir kez daha yaşatacak. Festival programının çok yakında açıklanması beklenirken, One Love Festival tutkunları 20 Temmuz tarihini şimdiden takvimlerinde işaretlemeye başladı.

Tablet Kullanımı Bir Yaşın Altına İndi

Çocuklarda bir yaşın altına inen tablet ve akıllı telefon kullanımı modern çağın en büyük sorunlarından biri haline geldi. Ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukların fizyolojik ve psikolojik gelişimlerine olumsuz etki ediyor. Konunun ergoterapistler tarafından ele alındığını belirten İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan ise en büyük rolün ebeveynlere düştüğünü söylüyor

Televizyon, akıllı telefon ve tabletler derken dört bir yanımız ekranlarla sarılmış durumda. Gelişen teknolojinin getirisi olarak hayatlarımızın vazgeçilmez bir parçası olan ekranlar, özellikle çocukların sağlığı açısından potansiyel tehdit konumunda. Çocuk rehabilitasyonu alanında çalışan hekim, fizyoterapist, dil konuşma terapistleri, çocuk gelişim uzmanları ve psikologların yanı sıra ergoterapistler de çocuklarda özellikle son beş yıl içinde ince motor beceriler, koordinasyon, postural ve gövde kaslarında görülen zayıflık artışına dikkat çekiyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Ergoterapi Bölümü Araştırma Görevlisi Başak Çağla Arslan ise çocukların karşı karşıya kaldığı bu sorunun ergoterapistler tarafından tedavi edildiğini belirtiyor.

Çocuklarda mobil cihaz kullanımı yüzde 17 arttı

Ergoterapistlerin dikkat çektiği sorunlar arasında çocukların davranış, sosyal beceri, el yazısı ve vizyonlarının etkilenmesi yer alıyor. Parmakların tablet ve cep telefonu kullanırken aldığı pozisyon nedeniyle yaşanan sıkıntılarının yanı sıra, bu cihazların iki boyutlu bir dünyaya sıkışmış olması algı problemlerine de yol açıyor. Teknolojik cihazların çocuklarda kullanımının her geçen gün arttığına dikkat çeken Ar. Gör. Başak Çağla Arslan, şu ifadeleri kullanıyor; “2013 yılında 2 yaşından küçük çocukların %38’i ve 2-4 yaş arası çocukların %80’i mobil cihazları aktif kullanıyordu. Günümüzde bu oran %97’lere çıktı. Üstelik kullanım bir yaşın altına indi. Son araştırmalara göre ekran süresindeki artış hem oyun etkinliklerine hem de ebeveyn-çocuk iletişimine etki ediyor. Bu nedenle göz teması kurmasından sosyal becerilerine, iletişim kabiliyetlerinden spor yatkınlıklarına kadar birçok alanda zorluk çeken çocuklarla karşılaşıyoruz.”

Ailelere büyük iş düşüyor

Yaşanan güçlüklere ergoterapi ile çözüm üretildiğine dikkat çeken Ar. Gör. Başak Çağla Arslan, ailelere düşen görevleri ise şu ifadelerle aktardı; “Çocuklara üç yaşından önce telefon ve tablet kullanımı önerilmiyor. 3 yaş üstü için ise günlük maksimum bir saat kullanım tavsiye ediliyor. Çocuklar uykuya gitmeden en az bir saat önce tüm medya araçlarını kullanmayı bırakmalı. Uyku öncesi televizyonun olmadığı bir odada vakit geçirmeleri sağlıklı bir uyku açısından da önemli. Öte yandan çocuğun yaşına uygun aktivitelerle kaliteli vakit geçirmesi hem ebeveynleriyle hem de kendi sosyal çevresiyle olan iletişimini kuvvetlendirecektir.”

Yeni Normaller

İki ilginç istatistiği aynı anda okumayı deneyelim: Son 10 yılda dünya çapında cep telefonuna sahip olan yetişkin sayısı dört kat artıp %80’lere ulaşırken 2010’dan bu yana ciddi bir düşüş yaşayan dijital kamera satışları son 8 yılda %84 azalma göstermiş.

 

Bundan tam 10 yıl önce trafikte Kaza Tespit Tutanağı’nın artık polisler yerine kazaya karışan taraflarca doldurulmasına yönelik düzenlemeler hayatımıza girene kadar akıllı telefon kullanımına karşı direnmeyi başarmıştım. Çünkü mobil İnternet henüz yaygınlaşmadığı için aynı dönemde 3G’ye geçen ülkemizde akıllı telefon kullanmamı gerektirecek önemli bir sebep bulunmuyordu. Kaldı ki fotoğraf çekeceksem bu işi düşük çözünürlüklü telefon kameraları yerine dijital kameralarla gerçekleştirmek daha mantıklı görünüyordu. Ancak bir kaza anında olay yerini fotoğraflayabilecek bir fotoğraf makinesini her an yanımda taşıma olanağı mevcut olmadığı için akıllı telefona geçme yolunda artık ciddi bir gerekçem vardı.

 

Zamanla cep telefonları bilgisayardan fotoğraf makinesine kadar pek çok cihazın asli fonksiyonlarını başarılı bir şekilde yerine getirmeyi başararak hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bunun sonucunda da DVD oynatıcılardan tablete kadar pek çok cihazla aynı kaderi yaşayan dijital kameralara olan talep de giderek azaldı.

 

Cep telefonlarının evrim süreci aslında ilginç bir gelişmeyi de beraberinde getirdi. Asli görevi sesli iletişim olan cep telefonlarında gerçekleştirilen telefon görüşmeleri son yıllarda önemli oranda azalmaya başladı! Bunun sebebi ise artık bireylerin iletişim tercihleri sosyal ağlar başta olmak üzere İnternet tabanlı sesli, görüntülü ve yazılı iletişim kanallarına kaymış olması.

 

Günümüzde pek çok mobil uygulama modern iletişim standartları haline gelerek hayatımızın yeni normallerini oluşturmaya başladı. Örneğin, pek çok kamu kuruluşunda bile artık WhatApp grupları vasıtasıyla kurum için iletişim sağlanabiliyor. Kendi telefonumda bile altısı kişisel, sekizi de akademik olmak üzere 14 farklı WhatsApp grubuna üye durumdayım. Hoşuma gitmese de gün içerisinde akademik ve kişisel iletişim için yoğun bir şekilde WhatsApp uygulamasından yararlanmak durumunda kalıyorum. “Hoşuma gitmese de” diyorum, çünkü gençler gibi uzun uzadıya yazışarak iletişim çabaları bana ters geliyor ve çoğu zaman WhatsApp mesajlarına telefonla arayarak dönüş yapmayı tercih ediyorum.

 

Geçtiğimiz günlerde dünya çapında Facebook bünyesindeki WhatsApp, Instagram ve Messenger gibi uygulamalara yönelik uzun süreli bir erişim sorunu yaşandığında WhatsApp’ın saatlerce çökmüş olduğunu fark etmemiştim bile! O esnada iletişim ihtiyacını farklı bir uygulama ile çözmeye çalışan bir meslektaşımın “Telegram güvenilir bir uygulama mı, yükleyeyim mi?” sorusu üzerine durumun farkına varmıştım. Meslektaşımın sorusunu “WhatsApp’ın endüstri standardı haline geldiği bir dönemde telefonunda farklı bir alternatif uygulamaya gerçekten ihtiyacın olacak mı?” sorusu ile cevaplamıştım.

 

Sıkıntı şu: Google, Facebook, Youtube, Instagram ve WhatsApp gibi uygulamaların kendi alanlarında birer endüstri standardı haline gelerek hayatımızın yeni normallerini oluşturması farklı alternatiflerin önünü kesmekle kalmayıp kişisel hayatımızın mahremiyetinin de teknoloji baronlarının insafına kalmasına sebep oluyor.

 

Örneğin, kişisel verilerin güvenliği konusunda skandalların peş peşe birbirini takip ettiği Facebook cephesine göz attığımızda şirkete Cambridge Analytica skandalının hemen ardından geçtiğimiz günlerde 1.5 milyon kullanıcısının adres defterinde yer alan kontaklarına ait e-posta adreslerini izinsiz olarak elde etmesi sebebiyle yeni bir soruşturma daha başlatıldı.

 

Sadece 2018’in son çeyreğindeki kazancı 15 milyar Dolar’ın üzerinde olan şirket kullanıcı verileri konusunda o kadar vurdumduymaz ki geçtiğimiz günlerde yayınlanan bu yılın ilk çeyrek raporunda yatırımcılarına “ABD hükümeti ile kullanıcı verilerinin mahremiyetini ihlalleri konusunda kendilerine verilecek olan ceza konusunda yaptıkları pazarlık sonucunda bir aylık kazançlarından daha az (3 ila 5 milyar Dolar civarında) ceza yiyebileceklerini” oldukça doğal bir durummuş gibi açıkladılar!

 

Tıpkı akıllı telefonlar gibi WhatsApp uygulamasını da uzun yıllar kullanmama sebebim Facebook’un telefon rehberimdeki kişilerin iletişim bilgilerine erişimine engel olmaktı. Ancak, rehberimde kayıtlı olan kişilerin zaten tamamına yakınının bu uygulamayı kullanmakta olduğun fark ettiğimde yel değirmenlerine karşı direnmenin çok da fazla anlam ifade etmediğini fark ederek teslim olmuştum!

 

Bu durum kişisel verilerin güvenliği konusundaki kısır döngünün de temelini oluşturuyor. Bilgi ve iletişim ihtiyacımızı karşılayan teknoloji baronlarına karşı direnemiyoruz, direnemediğimiz için alternatif geliştirme çabaları başarılı olamıyor, alternatifler başarılı olamayınca da önümüze sunulanlar ile yetinmek zorunda kalıyoruz…

 

Peki bu cendereden nasıl çıkabiliriz? Önerilerinizi bekliyorum…

Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars İle Müzik Hikayelerle Buluştu

Latin müziğine gönül veren ve yurt dışında da müzik ve şovlarıyla bilinen Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Stars, Cumartesi akşamı Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahne aldı.

Çok yönlü bir sanatçı, anlatıcı ve bir perküsyon üstadı Ayhan Sicimoğlu, Latin All Stars grubuyla verdiği konserde dinleyenleri müzik dünyasında büyülü bir yolculuğa çıkardı. İzleyenler, Trump Alışveriş Merkezi’nin gösteri merkezinde müziğin hikayelerle buluşmasına şahit oldu. Orkestraya katılan Leman Sam’ın kızı Şehnaz Sam ile farklı bir konsept yakalayan grubun seslendirdiği şarkılar, konuklar tarafından büyük ilgi gördü.

Orkestrasıyla konuklarını gerçek bir müzik yolculuğuna çıkaran usta sanatçı, verdiği konserde sergilediği performans ile bir kez daha alkışları topladı.

“3 Bale” 2 Dünya Prömiyeriyle Seyircilerin Karşısındaydı !

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Dünya Dans Günü etkinlikleri kapsamında“BAHAR”, NOX”ve “DÖRT MEVSİM” adlı birer perdelik eserlerden oluşan “3 BALE” ile 27 Nisan akşamı sanatseverlerin karşısına çıktı.

“3 BALE” nin ilk eseri ‘’BAHAR’’ ve ikinci eseri ‘’NOX’’ dünya prömiyeri yaptı.

Sanatseverlerin Türkiye’ de ilk kez tanıştıkları koreograf Orkan DANN’ ın neoklasik eseri “BAHAR”S. RAHMANİNOV imzalı müziği ile dünya prömiyeri yaptı ve seyircilerin büyük beğenisini kazandı.

Koreografisi Deniz ÖZAYDIN’ a, müziği Utku ŞİLLİLER’ e ait olanikinci eser “NOX’’ da dünya prömiyeri yaptı. İnsanlığın yaşadığımız gezegene bencilce yaptıklarını sorgulayan eserin müziği de koreografisi kadar etkileyici bulundu.

Üçüncü eser “DÖRT MEVSİM” ise geçtiğimiz sanat sezonlarında büyük beğeni toplamış, bale severlerin yakından tanıyıp takip ettikleri Uğur SEYREK koreografisi ve A. VIVALDI’ nin herkesçe bilinen müziği ile yine izleyicilerin kalplerine dokundu.

Dünya Dans Günü etkinlikleri kapsamında Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’ nde 27 Nisan akşamı iki dünya prömiyeri birden yapan “3 BALE”, bu akşam da seyircilerle buluşacak. 30 Nisan akşamı ise yine Dünya Dans Günü etkinlikleri kapsamında Kiev Balesi ( Kyiv) ile İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ nin ortaklaşa gerçekleştirecekleri, KİEV’ DEN ( KYİV) İSTANBUL’ A adını taşıyan gala gecesinde “BAHAR” ve “NOX” da programda yer alacak.

“3 BALE”; 3, 7, 21 Mayıs saat: 20.00 de 4, 25 Mayıs saat: 16.00 da yeniden sanatseverler tarafından izlenebilecek.

NOX ( Modern Bale / 1 Perde )

Koreografi: Deniz ÖZAYDIN

Müzik: Utku ŞİLLİLER

Kostüm Uygulama: Deniz ÖZAYDIN

Işık: Taner AYDIN

‘’ Eğer insanlığın yeniden bir yaşam kurma şansı olsaydı sonuç yine aynı mı olurdu? Üzerinde yaşadığımız gezegenin bir parçası olmak yerine, onun sahibi olmak için mi uğraşırdık? Birlikte yaşamanın mutluluğunu paylaşmak varken, yine bencilliğimiz ön plana mı çıkardı? Günlük yaşamın koşuşturmacasında bunları kendimize ne kadar sık soruyoruz?

‘’ NOX’’, perde kapandığında seyircinin bu sorularla yüzleşmesini umut ediyor.

BAHAR ( Neoklasik Bale / 1 Perde )

Koreografi: Orkan DANN

Müzik: S. RAHMANİNOV

Kostüm Uyarlama: Orkan DANN

Işık: Taner AYDIN

‘’Eserin ismi, ilkbahar ya da sonbaharla güçlü bir bağlantı olduğuna dair cüretkar bir tahmin yapmaya iter insanı, ama gene de sırrını açıklamaz. İlk başta durgun görünen bir akışın, aslında içinde okyanus kadar sürprizler barındırması gibi. Bir çekiş, tutuş ve bırakış; ayrışmaveevrim: BAHAR.’’

DÖRT MEVSİM ( Modern Bale / 1 Perde )

Koreografi: Uğur SEYREK

Müzik: A. VIVALDI

Libretto: Uğur SEYREK / Işık NOYAN

Kostüm Tasarımı: Çimen SOMUNCUOĞLU

Sahne Düzeni ve Işık: Uğur SEYREK

Işık Uygulama: Taner AYDIN

‘’Aşkın bazen kavurucu, bazen dondurucu, gelgitlerle doluiklimi ve döngüsel olarak birbirini izleyen mevsimleri, o mevsimlerin yarattığı etki ve tepkiler, bir aşk ilişkisi içinde olan her kadın ve erkek tarafından kaçınılmaz olarak yaşanır.’’

“Eğitim Modelinde Dans Şart”

“Dans, insanlık tarihi kadar eskidir ve her kültürün derinliklerinde bulunur” diyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Okan Bölükbaşı, “Çocukluk çağında, henüz konuşma yeteneğinin gelişmemiş olduğu dönemde bile dans vardır. Dans, kineziyolojik eğitim modeliyle birleştirildiğinde olağanüstü başarılı sonuçlar vermektedir” açıklamasında bulundu.

Vücut hareketleri, en az doğma hakkı kadar gerekli adaptif eylemlerdir. İnsanlar birçok nedenle hareket eder; eğlence, iş, toplumsal gereklilikler gibi. Hareket; bilinçle oluşturulduğu ve kendi başına bir farkındalıkla icra edildiği zaman “dans” olur. Başka bir deyişle dans; ilişkilerin, duyguların ve fikirlerin, hareket ve ritim aracılığıyla fiziksel ifadesidir. Dans, insanlık tarihi kadar eskidir ve her kültürün derinliklerinde bulunur.

Dans Alzheimer’ı Önlüyor!

Son yıllarda yapılan yeni araştırmalar; sanıldığı gibi bulmaca çözme ya da okumanın Alzheimer hastalığı gelişimini pek engellemediğini ama dansın, yüzde 80 oranında engellediğini göstermiştir. Bu çok yüksek bir orandır.

Eğitimde Dans Dünyada Yaygınlaşıyor

İlk ve orta öğrenimde dansın kullanımı; ABD, Yeni Zellanda, Finlandiya ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Gana gibi bazı üçüncü dünya ülkelerinde yaygınlaşmaktadır. Aslında temel eğitimde dansın kullanımı, yeni değildir. 19. yüzyılda, dönemin gelişmiş ülkelerinde uygulanmaya başlanmıştır. Bu dönemde, dansın rekabete dayalı olmayan esneklik geliştirici bir yöntem olduğu tespit edilmiş, eşgüdüm (Coordination) ve diğerkamlık (Altruism) geliştirici yönlerine vurgu yapılmıştır.

Öğrenciler Hareket Etmeli!

  1. yüzyılda; dünya savaşları, hızlı sanayileşme, hızlı şehirleşme, kadınların daha çok iş yaşamına katılması vs. gibi nedenlerle çocuklarda dikkat dağınıklığı önemli bir sorun haline gelmeye başlamıştır. Bu dönemde; gelişme çağındaki çocukların eğitim görürken kapalı ortamlarda kalmaları ve zevksiz işlenen derslerin hakim olduğu klasik eğitim modellerine yönelik eleştiriler artmış ve yeni eğitim modelleri ortaya çıkmıştır. Böyle modellerin en başarılıları arasında, kineziyolojik yaklaşım sayılabilir. Kineziyolojik eğitim; öğrencilere hareket serbestisi sağlar.Vücudun bir içsel bilinci yani hareketten kaynaklanan deruni bir davranış planı vardır. Kineziyolojik eğitimde öğrenciye; rutinin aksine bol bol hareket etmesi, girişimci olması özendirilir. İleri öğrenme becerileri, yapılandırılmış oyun, öz kontrol becerileri, sembolik düşünme, estetik değerlendirme gibi öğrenciye benimsetilmesi arzu edilen ana bölümleri vardır.

“Dans Söz Öncesi Döneme Aittir”

Dans, özellikle bu kineziyolojik eğitim modeliyle birleştirildiğinde olağanüstü başarılı sonuçlar vermektedir. Dans, çocukluk çağında henüz lisan merkezlerinin gelişmemiş olduğu dönemde bile doğal olarak vardır, söz öncesi döneme aittir. Dans; oyun, flört, eğlence gibi birçok eylemi içinde barındırabilir. Hayatın anlamını sanatla kavrama çabasında, önemli bir etkinliktir. Zaten dünya üzerindeki tüm kültürlerde, vücut hareketlerinin müzikle icra edildiği dans türleri vardır. Ülkemizde çocuklarımızda yaygın bir sorun da, özgüven eksikliğidir. Kineziyolojik eğitim ve dansın ilköğretime eklenmesi; çocukların özgüven gelişimine katkı sağlarken, ülkemizdeki eğitim problemlerinin çözümüne de destek olacaktır.

Sanatın Kalbi Başkent’te Atıyor

Uluslararası Bilkent Sanat Festivali bu yıl 3. kez sanatseverlerle buluştu. 5 Mayıs’a kadar Bilkent Center’da devam edecek festivalin açılış töreni renkli görüntülere sahne oldu. Ankaralıların yoğun ilgi gösterdiği festivalin ilk gününde yerli ve yabancı resim sanatçıları canlı performans sergilerken, sahne alan Musa Göçmen Senfoni Orkestrası ve Tenor Ömer Türkmenoğlu ziyaretçilere müzik şöleni yaşattı.

3. Uluslararası Bilkent Sanat Festivali muhteşem bir açılışla başladı. Festivalin ilk gününde yerli ve yabancı resim sanatçıları ziyaretçilerle bir araya geldi. Sanatçıların bireysel performanslarının yanı sıra dans ve müzik gösterileri de festivalin ilk gününde meraklılarıyla buluştu.Bu yıl 20. yılını kutlayan Bilkent Center’da gerçekleşen festivalde Frida ve Dali kostümlü dansçılar renkli bir performans sunarken, Musa Göçmen Senfoni Orkestrası ve Tenor Ömer Türkmenoğlu verdikleri konserle kulakların pasını sildi.

FRİDA VE DALİ İLE DANS ETTİLER

Türkiye’de sanatın geniş kitleler tarafından sevilmesini ve gelişmesini sağlamak amacıyla düzenlenen 3. Uluslararası Bilkent Sanat Festivali,sabah saatlerinde start aldı. Sanatçılar kendileri için ayrılan bölümlerde resim yapmaya başladı.Ukrayna, İspanya, Kuveyt, Yunanistan, Umman, İran, Makedonya, Gürcistan gibi dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıların yanı sıra Türkiye’den de birçok resim ve heykel sanatçısının bulunduğu festivalde Başkentliler yoğun ilgi gösterdi. İlerleyen saatlerde ‘Dans Et’ grubunun Frida ve Dali kostümlü dansçılarının sergilediği performans büyük ilgi gördü. Konuklar dansçıların performansına sahneye çıkarak eşlik etti.

TENOR HALK MÜZİĞİ SÖYLEDİ

Günün ikinci performansı ise Musa Göçmen Senfoni Orkestrası ve Tenor Ömer Türkmenoğlu’dan geldi. 20 kişiden oluşan senfoni orkestrası ve Tenor Ömer Türkmenoğlu şef Musa Göçmen yönetiminde birçok dilde eserler seslendirdi. Türkmenoğlu’nun dünya müziklerinin yanı sıra seslendirdiği halk müzikleri de sanatseverler tarafından beğeni topladı. Konserin kapanışında ‘Bir Başkadır Benim Memleketim’ isimli şarkıyı tüm ziyaretçiler hep bir ağızdan söyledi.

BAHARI SANATLA KARŞILADIK

Bilkent Sanat Festivali’ne ilginin yoğun olmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden festival komitesi başkanı Rahmi Çöğendez “2017’de Bilkent Sanat Festivali olarak başlayan yolculuğumuz üçüncü senesinde Uluslararası Bilkent Sanat Festivali olarak sanatseverlerin desteği ve ilgisiyle her geçen yıl büyüyerek yoluna devam ediyor. Yerli ve yabancı sanatçıları bir araya getiren festivalimizde Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi katılıyor. Bu festival sadece Ankara’nın değil Türkiye’nin festivali oldu. Baharı sanatla karşılamanın mutluluğu içerisindeyiz” diye konuştu.

FESTİVALDE NELER VAR?

Sanat üretimini, izleyicisini destekleyen, yani geleceğin sanatçılarına yol açan ve sanatseverlere temas eden festival, sosyal sorumluluk alanında da çalışmalarını sürdürüyor. Bu bağlamda Uluslararası Bilkent Sanat Festivali ve Türk Eğitim Vakfı bir araya gelerek geleceğin sanatçıları için özel bir çalışmaya imza atacak. TEV ile birlikte gerçekleşecek Bluebrush/ Mavifırça etkinliği ile sanat eğitimi alan başarılı öğrencilere RC Sanat Fonu ile bağış sağlanacak.Festival süresince yerli ve yabancı resim ve heykel sanatçılarının bağışlayacağı eserler İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek müzayedelerde satışa sunulacak. Elde edilen gelir ise öğrencilerin eğitim masrafları için kullanılacak. Eseri Michael Jackson tarafından özel satın alınan Ermeni asıllı ressam Samvel Lajikian, 2004 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’nda katılımcı 36 ülkenin sanatçılarının karikatürlerini çizen ve 2000 yılından itibaren Luna Park Ressamlığı yapan Efgan Beyaz, 2002 yılından itibaren Anadolu Ateşi Dans Topluluğu’nun deri kostümlerinin tasarım ve uygulamalarını üstlenen Uğur Çalışkan, 18 yaşında Doğu Almanya’ya asker olarak giden ve yeteneği sayesinde Sovyetler Birliği’nin kurucusu Vladimir Lenin’in odalarında resmi bulunan Victor Shevchenko festivale katılacak sanatçılar arasında yer alıyor. Ayrıca Ünlü resim sanatçısı Şehriyar Cem’in 20 m2’lik tep parça soyut eseri de Türkiye ‘de ilk kez festival süresince sergilenecek.

Dumlupınar: Vatan Sağ Olsun; İlk Teaser Yayınlandı

Geçmişimizin en hüzünlü anlarından biri, Dumlupınar denizaltısının, Çanakkale açıklarında İsveç bandıralı bir şileple çarpıştığı zaman yaşanırken Dijital Sanatlar Yapımevi; vefa, minnet ve hatırlanma bekleyen bu gerçek hikayeyi seyirciyle buluşturuyor. “Vatan Sağ Olsun” diyerek denizin derinliklerinde ölmeyi bekleyen Dumlupınar şehitlerinin anısına ithaf edilen “DUMLUPINAR: VATAN SAĞ OLSUN” filmi 17 Ocak 2020’de vizyona girecek.

[yotuwp type=”videos” id=”OJ2YtEWsbME” ]

Bundan tam 66 yıl önce Dumlupınar denizaltısı Çanakkale’de, İsveç bandıralı bir şileple çarpıştı. Bu acı olayda, 5 asker hemen kurtarıldı. Denizaltının arka kısmına sığınmayı başaran 22 asker için umutla ve canla başla kurtarma çalışmaları yapılsa da sonuç alınamadı. Toplamda 7 subay, 35 astsubay, 39 deniz erimiz şehit oldu.

Dijital Sanatlar Yapımevi, kahramanlık destanlarıyla dolu tarihimizin bu unutulmaz askerlerinin yaşadıklarını beyaz perdeye taşıyor. “DUMLUPINAR: VATAN SAĞ OLSUN” ismini taşıyan filmin senaryosunu Mert Dikmen yazdı, yönetmenliğini Can Ulkay üstlendi, müziklerini Fahir Atakoğlu besteliyor. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in danışmanlığındadevam eden çalışmalar bu destansı hikayeyi yeni nesillerle buluşturmanın gerektirdiği titizlikle sürerken, ilk teaser izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Yıldızlar Buluşuyor

Denizin 87 metre derinliğinde yaşam mücadelesi veren kahramanları; Ali Atay, Uğur Güneş, İsmail Hacıoğlu, Murat Yıldırım, Taner Ölmez, Ahmet Rıfat Şungar gibi birbirinden değerli isimler canlandırıyor. Sinemamızın yetenekli ve başarılı aktrislerinden Farah Zeynep Abdullah da filmin başrol oyuncuları arasında…

“Vatan Sağ Olsun” diyerek denize kahramanlık mührü vuran şehit askerlerimizin anısına ithaf edilen “DUMLUPINAR: VATAN SAĞ OLSUN”, önümüzdeki yıl ocak ayında vizyona girecek.

Aston Martın’in İlk Elektrikli Modeli ‘Rapıde E’ Üretime Hazır

Dünyanın ilk sıfır emisyonlu spor otomobili Aston Martin Rapide E’nin örtüsü açıldı. Tamamen elektrikli iki motora sahip olan Rapid E, dünya çapında155 adet üretilecek.602 beygir güç üretebilen Rapide E, 0’dan 100 kilometre hıza 4 saniyede ulaşabiliyor. Aston Martin Genel Müdür Yardımcısı ve Baş Yaratıcı Sorumlusu Marek Reichman Rapide E ile ilgili üretime hazır olduklarını söyledi.

Aston Martin’in ilk elektrikli spor otomobili Rapide E üretime hazır hale geldi. Dünyanın ilk sıfır emisyonlu lüks otomobili olma özelliğine sahip olan Rapide E görücüye çıktı. ‘Williams Advanced Engineering’ şirketi işbirliğiyle ortaya çıkan Rapide E’ye yalnızca 155 kişi sahip olabilecek.

Tamamen elektrikli iki motor ile piyasaya girecek olan model, 602 beygir güç üretme kapasitesine sahip olacak. 800V’luk ve 65 kW-saat kapasiteli motor, 250 km/s’lik maksimum hız değerine ulaşabilecek. 0-100 kilometreye 4 saniyede çıkabilen Rapide E, tam şarj ile 322 kilometre yol kat edebiliyor. 950 Nm tork üretebilen çift elektrikli motor, elektrikli bataryasının azalması durumunda bile tam kapasite gibi performans sağlayabiliyor.

[yotuwp type=”videos” id=”-ZvOcYUHIdE” ]

 

500 KM MENZİLİ BULUNUYOR

Elektrikli otomobil sektörüne iddialı bir giriş yapan İngiliz efsanesi Aston Martin’in Rapide E modeli Galler’deki St Athan fabrikasında üretilecek. Bu fabrika, Aston Martin’in dünya çapındaki en büyük ikinci tesisi olma özelliği taşıyor. Rapide E, 400V’luk ve 50 kW’lık bir şarj ile 1 saat içerisinde bataryalarını tamamen doldurabiliyor. Eğer şarj işlemi 800V ve 100 kW-saat’lik bir istasyon ile yapılırsa da araç 500 km’lik menzil değerine 1 saat içerisinde kavuşuyor. Merakla beklenen Rapide E’nin 2019 sonlarına doğru satışa çıkması planlanıyor. Rapide E’de motor ve aktarma organlarında yapılan üst düzey revizenin dışında gövde kısmında da bir takım değişiklikler yapıldı. Aeoredinamik jant ve lastikler sürüş dinamizmini arttırırken, otomobilde kullanılan hafif alaşımlar ve karbon kompozit malzemeler güvenli ve konforlu bir sürüş imkanı tanıyor. Aston Martin mühendislik ekibinin son projesi olan Rapide E’de bulunan gövde kanatlarının genişliği, motorun ve fren disklerinin en etkili şekilde soğutulmasını sağlıyor.

DÜNYADA BİR İLK OLUYOR

Aston Martin CEO’su Dr. Andy Palmer Rapide E ile ilgili yaptığı açıklamada Rapide E’nin tanıtılması Aston Martin için çok büyük bir an. İlk elektrikli üretim otomobili olarak, gerçekten tarihi bir adım. Çevresel sorumluluk ve sürdürülebilirlik, hepimizin karşı karşıya kaldığı küresel bir sorun. Bir otomotiv mühendisi olarak, otomobil endüstrisinin uzun vadeli çözümler bulmaya ve zararlı emisyonları azaltmaya öncülük etmesinden gurur duyuyorum. Aston Martin’in CEO’su olarak, Rapide E’yi gerçeğe dönüştürmek için Williams Advanced Engineering’le ve diğer ilgili teknoloji ortaklarımızla çalışmaktan memnuniyet duyuyorum. İlk tamamen elektrikli üretim modelimiz olan Rapide E, bilgi birikimimizi hızlı bir şekilde takip edecek ve gelecekteki EV modellerinin karakter ve yüksek performanslı yeteneklerini sağlamamıza yardımcı olacak. Rapide E, aynı zamanda, Lagonda’yı dünyanın ilk sıfır emisyonlu lüks marka olarak yeniden piyasaya sürme yolunda kritik bir adım olarak hizmet edecektir” dedi.

Fizy 22. Liselerarası Müzik Yarışması’nda Kazananlar Belli Oldu

fizy 22. Liselerarası Müzik Yarışması’nda kazananlar, ünlü jürinin değerlendirmesi ve muhteşem bir ödül töreniyle belli olurken 64. Eurovision Şarkı Yarışması’nda San Marino’yu temsil edecek Serhat; son provasını ödül töreninde liselilerle yaptı.

Serhat Hacıpaşalıoğlu önderliğinde, End Productions tarafından gerçekleştirilen ‘’Dünyanın En Başarılı Gençlik Organizasyonu’’ ödülüne sahip fizy 22. Liselerarası Müzik Yarışması’nın finali ve ödül töreni muhteşem bir organizasyonla yapıldı. Ödül töreninde; ‘’İcra’’, ‘’Sahne Performansı’’, ‘’Erkek Solist’’, ‘’Kız Solist’’, ‘’Orkestra’’ ve ‘’Enstrüman’’ kategorilerinin yanı sıra ‘’Basın Özel Ödülü’’ , ‘’Jüri Özel Ödülü’’ ve ‘’Şehrin Sesi’’ dallarının kazananlarına plaket verildi.

Yarışmanın Kazananı Özel Moda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi & Özel Kadıköy Akşam Lisesi Oldu

Yarışmanın en büyük ödülü ‘’İcra’’ dalı kategorisinin birincisi, yarışmaya ortak grup kurarak katılan Özel Moda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi & Özel Kadıköy Akşam Lisesi oldu.

Ödülü, yarışmanın kurucusu ve jüri başkanı Serhat Hacıpaşalıoğlu ve Turkcell Dijital Servisler ve Çözümlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ataç Tansuğ verdi. İcra dalı birincisi 10 Bin TL’lik ödülün sahibi oldu. İcra dalında ikinci Galatasaray Lisesi olurken, üçüncülüğü Ankara Özel Tevfik Fikret Anadolu Lisesi ve İstanbul Eyüboğlu Eğitim Kurumları paylaştı. İcra dalında ikinci 7500 TL, üçüncü ise 5000 TL’nin sahibi oldu.

Basın Özel Ödülü’nü kazanan grup İstanbul Avcılar Süleyman Nazif Anadolu Lisesi ve

kazanan kişi İzmir Özel Takev Anadolu ve Fen Lisesi’nin gitaristi Bartu Orhun Bilgiç ödülünü, Milliyet Gazetesi Cadde Eki Haber Müdürü Abdullah Malkoç ve Sabah Gazetesi Günaydın Eki Köşe Yazarı Ömer Karahan verdi.

Açılışı Yapan Koray Avcı’dan Liselilere: ‘’Şarkı söyleyin, şarkı söyletin’’

11 ilden 31 grubun finale kalarak sahne aldığı ve Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen finalin açılışını son dönemin sevilen isimlerinden Koray Avcı yaptı. Yarışmacı gruplara sahneye çıkmadan başarılar dileyen Avcı, liselilere hayallerinden vazgeçmemelerini söyledi. Sanatçı ‘’Şarkı söylemek bambaşka bir duygu. 12 yıl önce bu yarışmanın Ankara elemelerinde yarışmaya katılmıştım, bugün de iki uçak arası koştum buraya geldim. Öncelikle içeride bulunan 31 gruba şunu söylemek istiyorum. Sahneye çıkıldığı zaman tek başına bir bütün olmayı denemek yerine herkesle beraber şarkıyı söylemek ilk başlangıcınız olsun. Karşınızda dinlediğiniz kişiler yarışmada birinci olsun diye değil beraber nasıl şarkılar söyleyebiliriz diye birbirinizle iletişim kurun.Tek ricam bu. Arkadaşlar elinden geleni yapacaklar biliyorum. Bunun dışında Sokaktan geldik çok mutluyuz bu yüzden. Daha önce kafelerde, mekanlarda çaldım, şarkı söylemediğim yer kalmadı. Üç üniversite okudum ama geldim yine şarkı söylüyorum. Şarkı söyleyin şarkı söyletin. Mutlu olun. Hayat müzikle doğuyor müzikle bitiyor. Hepiniz müzikle, aşkla ve sevgiyle kalın.’’ dedi.

Ödül Töreninde Eurovision Rüzgarı

Kazananların açıklandığı akşam gerçekleşen ödül töreninde ise müzik rüzgarı esti. Liseliler ödüllerini almadan önce konser ziyafeti yaşadı. 64. Eurovision Şarkı Yarışması’nda San Marino’yu temsil edecek Serhat son provasını ödül töreninde liselilerle yaptı. Say Na Na Na ile binlerce liseli ve davetlileri coşturan Serhat 14 Mayıs’taki Eurovision Yarışması öncesi büyük destek aldı. Serhat’a sanatçı Seyyal Taner ve Turkcell Dijital Medya Ve Eğlence Servisleri Direktörü Barış Zavaroğlu başarı dileyerek nazar boncuğu verdiler.

Yılın Genç Yıldızı Ödülü Derya Uluğ’a Verildi

Finalde her sene dönemin en ses getiren isimlerinden seçilerek verilen ‘’Yılın Genç Yıldızı’’ ödülü ise bu yıl genç isim Derya Uluğ’a verildi. Genç şarkıcı sevilen şarkısı ‘’Sürgün Aşkımız’’ı seslendirdikten sonra ödülünü, Turkcell Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ömer Barbaros Yiş’ten aldı.

Törende usta sanatçı Seyyal Taner ‘’Arap Kızı’’ şarkısıyla, sanatçı Melis Sökmen ise Deli Mavi şarkısıyla sahne aldı.

Kazananlar Belli Oldu

Türkiye’nin en uzun süreli gençlik etkinliği olan ve 22 yıldır aralıksız sürdürülen fizy 22. Liseler Arası Müzik Yarışması’nın finalinde 11 ilden 31 okul mücadele etti. Dağıtılan ödüller arasında toplam 100 Bin TL’lik para ödülü ve Okan Üniversitesi’nden eğitim bursu yer aldı.

Muhteşem Jüri Dikkat Çekti

Yarışmanın kurucusu ve yapımcısı Serhat Hacıpaşalıoğlu’nun jüri başkanlığını yaptığı finalde; Berksan, Nalan, Tuna Kiremitçi,Erdem Yener, Melis Sökmen, Cemil Demirbakan,Seyyal Taner, Tarkan Gözübüyük, Turhan Yükseler, Meltem Taşkıran, Figen Çakmak gibi ünlü müzisyen, besteci ve sanatçılar jüri koltuğunda oturdu.

Basın jüri üyeleri arasında ise, Yavuz Hakan Tok, Nazlı Mengi, Sinem Vural, İlker Gezici, Suat Kavukluoğlu, Funda Karayel, Meltem Fıratlı, Abdullah Malkoç, Ömer Karahan, Oya Çınar, Uygar Taylan, Nil Özer’in yanı sıra radyo programcısı Yasemin Şefik ve radyo-televizyon programcısı Michael Kuyucu yer aldı.

Dokuz Sekiz Müzik Genel Müdürü Ahmet Çelenk, Pasaj Müzik Kurucusu Murat Doğan, Ossi Müzik Genel Müdürü Hakan Eren ve Prodüktör – Yapımcı Murat Yıldırım gibi önemli müzik yapımcıları da jüri üyeleri arasında oldu.

Fizy 22. Liseler Arası Müzik Yarışması’nın kazananları şöyle:

İCRA ÖDÜLÜ:

Kazananlar:

İcra Birincisi: Özel Moda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi & Özel Kadıköy Akşam Lisesi

İcra İkincisi: Galatasaray Lisesi

İcra Üçüncüsü: Ankara Özel Tevfik Fikret Anadolu Lisesi

İcra Üçüncüsü: İstanbul Eyüboğlu Eğitim Kurumları

(İcra Ödülü’nü Veren: SERHAT HACIPAŞALIOĞLU – SANATÇI / YARIŞMANIN KURUCUSU / JÜRİ BAŞKANI – ATAÇ TANSUĞ – TURKCELL DİJİTAL SERVİSLER VE ÇÖZÜMLERDEN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI)

KIZ SOLİST ÖDÜLÜ:

Kazananlar:

Kız Solist Birincisi: Bursa Çelebi Mehmet Anadolu Lisesi & Nilüfer Sınav Temel Lisesi – Beste Pehlivan

Kız Solist İkincisi: İstanbul Avcılar Süleyman Nazif Anadolu Lisesi – Sıla Yaprak

Kız Solist İkincisi: İzmir Özel Bornova Okyanus Anadolu Lisesi &Özel Mavişehir Okyanus Anadolu Lisesi – Zehra Kavut

Kız Solist Üçüncüsü: İstanbul Fatin Rüştü Zorlu Anadolu Lisesi & 50. Yıl Cumhuriyet Feridun Tümer Meslek Lisesi – Şeyma Bayraktar

(Kız Solist Ödülü’nü Veren: MELİS SÖKMEN – SANATÇI – BARIŞ ZAVAROĞLU -TURKCELL DİJİTAL MEDYA VE EĞLENCE SERVİSLERİ DİREKTÖRÜ)

ERKEK SOLİST ÖDÜLÜ

Kazananlar:

Erkek Solist Birincisi: İstanbul Galatasaray Lisesi ( Arda Arslan)

Erkek Solist İkincisi: İstanbul Kağıthane Anadolu Lisesi (Eyüp Yavuz Mercan)

Erkek Solist Üçüncüsü: Bursa Özlüce Anadolu Lisesi (Oğuz Babür)

(Erkek Solist Ödülü’nü Veren: CEMİL DEMİRBAKAN – SANATÇI– ÖMER BARBAROS YİŞ– TURKCELL PAZARLAMA’DAN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI )

ORKESTRA ÖDÜLÜ

Kazananlar:

Orkestra Birincisi: İzmir Özel Takev Anadolu ve Fen Lisesi

Orkestra İkincisi: İstanbul Oğuz Canpolat Anadolu Lisesi

Orkestra İkincisi: İstanbul Saint Benoit Lisesi

Orkestra Üçüncüsü: İstanbul TED Özel Atakent Lisesi

(Orkestra Ödülü’nü Veren: TURHAN YÜKSELER – ORKESTRA ŞEFİ/ BESTECİ / ARANJÖR – İSMAİL ÖZBAYRAKTAR – TURKCELL KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRÜ)

SAHNE PERFORMANSI ÖDÜLÜ

Kazananlar:

Sahne Performansı Birincisi: İstanbul Eyüboğlu Eğitim Kurumları

Sahne Performansı İkincisi: İzmir Özel Bornova Okyanus Anadolu Lisesi &Özel Mavişehir Okyanus Anadolu Lisesi

Sahne Performansı Üçüncüsü: İzmir Özel Takev Anadolu ve Fen Lisesi

(Sahne Performansı Ödülü’nü Veren: NAZLI MENGİ –MİLLİYET KÖŞE YAZARI/ GAZETECİ / ŞARKICI – AHMET YAMAN – TURKCELL MARKA VE PAZARLAMA İLETİŞİM DİREKTÖRÜ)

ENSTRÜMAN ÖDÜLÜ

Kazananlar:

Enstrüman Birincisi: Özel Moda Mimar Sinan Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi & Özel Kadıköy Akşam Lisesi (Bas Gitarist: Emircan Çelikel)

Enstrüman İkincisi: Aydın Adnan Menderes Anadolu Lisesi (Solo Gitarist: Asrın Aydoğdu)

Enstrüman İkincisi: Antalya ATSO Güzel Sanatlar Lisesi (Alto Saksafon: Erim Karamenderes)

Enstrüman Üçüncüsü: İstanbul Şair Abay Konanbay Anadolu Lisesi (Bağlama: Eren Can Budak)

Enstrüman Üçüncüsü: İstanbul Şair Abay Konanbay Anadolu Lisesi (Bendir: Esra Çelik)

(Enstrüman Ödülü’nü Veren: TARKAN GÖZÜBÜYÜK – PENTAGRAM BAS GİTARİSTİ – DİCLE YÜCELEN– FIZY PAZARLAMA MÜDÜRÜ)

JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

Kazanan Grup: Sakarya Cevat Ayhan Fen Lisesi

Kazanan Kişi: Ankara Özel Tevfik Fikret Anadolu Lisesi – Dersu Ada Doğan

İstanbul Eyüboğlu Eğitim Kurumları – Mehmet Ali Makbuloğlu

(Jüri Özel Ödülü’nü Veren: MELTEM TAŞKIRAN – MÜZİSYEN / YORUMCU / EĞİTMEN – FİGEN ÇAKMAK – DÜNYA FESTİVALLER VE SANATÇILAR BİRLİĞİ WAFA BAŞKANI)

BASIN ÖZEL ÖDÜLÜ

Kazanan Grup: İstanbul Avcılar Süleyman Nazif Anadolu Lisesi

Kazanan Kişi: İzmir Özel Takev Anadolu ve Fen Lisesi (Gitarist: Bartu Orhun Bilgiç)

(Basın Özel Ödülü’nü Veren: ABDULLAH MALKOÇ – MİLLİYET GAZETESİ CADDE EKİ HABER –MÜDÜRÜ -ÖMER KARAHAN – SABAH GAZETESİ GÜNAYDIN KÖŞE YAZARI)

OKAN ÜNİVERSİTESİ ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ

%100 Burs- Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Lisesi – Halil İbrahim Türk

%50 Burs – Trabzon Yavuz Sultan Selim Anadolu Lisesi – Eren Kant

%30 Burs – Şair Abay Konanbay Anadolu Lisesi – Eren Can Budak

(Okan Üniversitesi Üstün Başarı Ödülü’nü Veren: DR. GÖKNİL BİŞAK ÖZDEMİR – OKAN ÜNİVERSİTESİ KONSERVATUVAR MÜZİK BÖLÜM BAŞKANI ÖĞRETİM ÜYESİ)

ŞEHRİN SESİ ÖDÜLÜ

Dide Aykor – Adana Anadolu Lisesi

Ödül kategorileri ve ödüller:

İcra dalında ilk üçe giren gruplar için

1.lik ödülü: 10.000 TL

2.lik ödülü: 7.500 TL

3.lük ödülü: 5.000 TL

Orkestra / Sahne Performansı dallarında ilk üçe giren gruplar için:

1.lik ödülü: 6.000 TL

2.lik ödülü: 4.000 TL

3.lük ödülü: 2.000 TL

Kız Solist / Erkek Solist / Enstrüman dallarında ilk üçe giren yarışmacılar için:

1.lik ödülü: 3.000 TL

2.lik ödülü: 2.000 TL

3.lük ödülü: 1.000 TL

Yarışmada üç öğrenci, yarışmanın eğitim sponsoru olan Okan Üniversitesi’nden eğitim bursu kazanma şansı elde etti. Yarışmanın Eğitim Sponsoru Okan Üniversitesi, jürinin sahne performanslarına göre belirleyeceği 3 yarışmacıya ‘’Üstün Başarı Ödülü’’ verdi.

Final fizy’den canlı yayınlandı. Yedi milyon kişi izledi.

Lipton’un Müşteri İlişkilerinden Ortaya Çıkan Analiz!

Birkaç hafta önce CarrefourSa’nın bir şubesinde alışverişi bitirirken, kasiyerin belli br rakamın üzerinde alışveriş yapmamdan solayı doğan ciddi bir indirim teklifi ile yüzlük Lipton Karadeniz poşet çay aldım. Ne olduysa işte tam da bundan sonra oldu. Öncelikle şunu belirtmem lazım ki, çayı severim. Sosyal medyadan takip edenler bilir, Ronnefeldt Türkiye’ye girmeden önce ve onu bulamadığım yerlerde tercihim Lipton’un Earl Grey’idir. Sosyal medyada Ronnefeldt’i Almanya’dan aldırmak, Earl Grey’in isim hikayesini anlatmak gibi paylaşımlarım oldukça fazla oldu.
Aldığım çay, evimdeki bardak ve kaşıkları neredeyse siyaha boyadı. Bu genelde karşılaştığım bir durum değildi. Aldığım çaylar bardaklarımı boyamaz, renginde değişime biraz sebep olsa da bu durum birkaç yıkamada düzelirdi. Fakat bu sefer kesinlikle düzelmedi. Ben de twitter’a resmini çekip koydum. Amacım şikayet değil, Lipton’u bu konuda uyarmaktı. Bu insan sağlığına zarar veren bir sebepten kaynaklanıyorsa bunu pazarlama ve kalite ekiplerinin araştırmasında büyük yarar olduğuna inanıyordum.
Bir süre sonra beni müşteri ilişkilerinden aradılar. Hanımefendi bana uzun uzun çayın içindeki maddelerden dem vurarak bunun normal olduğunu anlattı. Ben de bunun normal olmadığını, daha önceki hiçbir tecrübemin böyle olmadığını anlattım. En sonunda müşteri ilişkilerinde (aslında muhtemelen bir call center)’da olan hanımefendi bana alışverişi nereden yaptığımı sordu. Ona bütün bilgiyi verdikten sonra benden kutunun üzerindeki numarayı sordu. Ben de kutuyu hiçbir zaman saklamadığımı, ürünleri evimdeki poşet çay kutusuna koyduğumu sonra kutuyu attığımı söyledim. Bu şekilde üründeki problemi bulamayacaklarını söyledi.
Şimdi tam burada; dışarıya ihale edilmiş müşteri ilişkilerinin pazarlamaya nasıl zarar verdiğini görmeye başlıyoruz. Ürünün kalitesi ile ilgili bir geri dönüşü, bozuk ürünü araştırmak yerine, müşteriyi susturma amacına gidiyor. Aslında ürünün hem nakliyesinde hem de üretim bandında hangi tarihte hangi ürünlerin satıldıklarını bulmak mümkün. CarrefourSA’nın sadakat kartından bile buna ulaşmak mümkündü. Ama telefondaki kişi bu bilgiler olmadan bulunamaz deyip kestirip attı.
Akşam konuyu Uğur Özmen ile konuştum. Son dönemde markaların bu tip hataları çokça yaptıklarını söyledi. Sanıyorum bunun en önemli sebebi; müşteri ilişkilerinde ve özellikle de call center tarafında dış kaynak kullanımının artması. Pazarlama müdürleri sorunun kaynağına gitmektense, call center’lara müşterinin avutulmasını öncelikle iletiyorlar. Bu da benim gibi durumların artmasına sebeb oluyor. Aslında ben hikayeyi burada bitirmek niyetindeydim. Çünkü analizlerim beni yıllarca destek olduğum call center’lara çıkarmıştı. Üzülerek söylüyorum, digitürk, Dsmart gibi televizyon platformlarının birer lovemark olmak yerine nefret markasına dönüşmesinde, bu call center’ların kendilerini digitürk ve Dsmart yetkilisi gösterip abone kazanım faaliyetlerinin büyük etkisi var. Bu konuda devlet teşviklerini desteklediğim için kendimi gerçekten çok kötü hissediyorum. Benim amacım sektörün büyümesini sağlamak, bu sayede de burada çalışan gençlerin, oryantasyon sürecinde iyi dil konuşur, iletişimi güçlü insanlar olmasını sağlamaktı. Bu işin bu kadar büyük etik sorunları olduğunu tahmin etmiyordum.
Ben Lipton ile ilgili konuyu tam bitirmek niyetindeyken, twitter hesabıma uzunca bir mesaj geldi. Ne yazık ki hanım kızın telefonda söylediklerinin kelime kelimesine aynısıydı. Demek ki; bu içerde dolaşan bir metindi. Bu da beni çok üzdü. Konuyu tam kapatmak üzereyken yine aynı metni, dalga geçer gibi yeniden yollamak… Bu kurumsal iletişimin nasıl dikkatsizce yapıldığını gösteriyordu. Ben’de bunun üzerine konuyu bir kere daha Netizen TV programımda yorum olarak Lush’ın İngiltere’de sosyal medyadan çekilmesini anlatırken değindim.
İşte tam da bundan sonra ümidi bırakın, lipton ile yaptığım iletişimin nasıl boş bir kuyuya konuşmaktan ibaret olduğunu anladım. Geçen hafta bir hanım kız cep telefonumdan aradı. Son derece nazik bir şekilde uygun olup olmadığımı sordu. Çok mutlu oldum. Sonra beni Lipton’un laboratuvarına davet etti. İşte o anda bütün ümitlerim kayboldu. Zira bir önceki konuşmayı dinlememişti. Beni laboratuvara çağırmayı planlayan kimse işte o da konuşmayı dinlememişti. Dİnleseydi benim nerede yaşadığımı bilirdi. Bunu kimse dinlememişti. Amaç sorunu anlamak ve çözmek değil, benim şikayet etmekten vazgeçmemi sağlamaktı.
Uğur Özmenile konuştuğumda benim ona, onun bana söylediği markalar aklıma geldi. Müşteri ilişkilerinde dış kaynak kullananların buna çok dikkat etmesi gerektiği sonucuna vardım. Zira Apple Türkiye ile sorunlarımı halledemezken, Apple global ile her sorunumu kolayca halletmemi nasıl açıklayabilirdim?
Belki de ben Lipton Türkiye ile iletişime geçerek yanlış yaptım!

Exit mobile version