Öncelikle şu yanlışı düzelteyim. ChatGPT derken bir markacılık yapmıyorum. Belli bir seviyenin üzerine çıkmış yeni nesil yapay zekadan bahsediyorum. Bazıları buna generative ai yani üretici zeka da diyor. Yani benim ChatGPT demem bir markadan ziyade bir seviyeyi belirlemek. Bard filan daha bu seviyede değil.
Şimdi konuya gelelim, İlk haberimiz Japonya’dan. Japonya Eğitim Bakanı, lise ve üstü okullarda müfredata ChatGPT’nin yerleştirildiğini açıkladı. Japonya daha önce de airbnb konusunda oldukça radikal bir karar alıp, bu iş modelini mevzuatına eklemişti.
İkinci haberimiz ise Amerika’dan… Harvard ise Bilgisayar Bölümün’de ChatGPT benzeri bir uygulamayı “instructor” (eğitmen) olarak kullanacağını söyledi.
Peki bunlar ne demek?
Atı alan Üsküdar’ı geçiyor demek. Yapay zeka öyle kenarından bakacağınız, gelişmeleri takip edip gerekirse topa gireceğiniz bir teknoloji değil. Yeni neslin, hesap makinesi kullanır gibi yapay zeka kullanması gerekiyor,
1991’de internet teknolojilerine parmak basarken Boğaziçi Üniversitesi Fizik bölümünde çömez bir öğrenciydim. Gördüğüm gelecek, bir öğrenci gözündendi. Ama bu sefer durum çok farklı. Çocuklarımızı bu teknolojilerden uzak tutamayız. Zaten yapay zeka uzak tutmak isteyeceğiniz bir gelişme de değil.
Bu sefer tren çok büyük. Aman kaçırmayalım.
Gün: 3 Temmuz 2023
Chatgpt, eğitim ve gelişmiş ülke olmak
Twitter’ı Musk’elemek
Prof. Dr. Mustafa Zihni Tunca
Elon Musk’ın , Twitter’ı satın aldığından beri “mülk sahibi” olarak oldukça ilginç davranışlar sergiliyor olması çok da şaşırtıcı değil. En yakın rakibini kafes dövüşüne davet eden bir iş adamından çok da fazlasını beklemek de doğru olmazdı. Ancak, asıl şaşırtıcı olan, günlük erişilebilen twit sayısını sınırlama kararı aldığını açıklamasıdır. Çünkü böyle bir karar sadece kullanıcıları değil, şirket ortaklarından yatırımcılara kadar herkesi çileden çıkarabilecek türden bir karar olarak tarihe geçecek niteliktedir.
Twitter, diğer sosyal ağlardan farklı bir yapıda olması sebebiyle diğer ana akım sosyal ağlarla karşılaştırınca çok ciddi bir artış göstermeyen kullanıcı sayısı ve kullanıcı profiline sahip. Hızlı bilgi paylaşımı ve erişiminin ön plana çıktığı bir sosyal ağda veri güvenliği bahane edilerek kullanıcıların erişebileceği bilgi miktarının sınırlandırılıp, bu da yetmezmiş gibi şirketin tepe yöneticisinin “sizi bağımlılıktan kurtarmak için bunu yapıyorum, gidin sevdiklerinizle zaman geçirin” şeklinde paylaşımlarda bulunmasının önceki şirket yöneticilerinin ifade özgürlüğünü engelleyen davranışları kadar tehlikeli olduğunu söyleyebiliriz.
Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda görüyorum, Twitter kullanıcılarının toplam sayısı dünya çapında sosyal ağ kullanıcılarının %9’unu geçmiyor ve mevcut kullanıcıların da yaklaşık yarısı aktif kullanıcı durumunda. Diğer bir ifade ile, diğer sosyal ağlar ile karşılaştırıldığında, teknik anlamda bağımlı olabilecek kullanıcı sayısı oldukça sınırlı.
Kullanıcıların önemli bir kısmı bilgi paylaşmaktan çok bilgi edinmek için Twitter’ı kullanıyor. Elbette bu platformda paylaşılan bilgiler, haberlerden lüzumsuz bulabileceğiniz magazinsel içeriğe kadar uzanıyor. Hal böyle olunca da, dezenformasyonun en rahat yayıldığı ağların başında Twitter geliyor. O yüzden de başı sıkışan her hükümetin öncelikli olarak erişim kısıtlaması getirdiği ağların başında Twitter geliyor.
Ticari gerekçeleri ne olursa olsun, saçma sapan ve her gün değişen limitlerle statik takipçilerin keyfini kaçırmak yerine, aktif olarak paylaşımda bulunan kullanıcılara yönelik kural ve denetimlere önem verilmesi oldukça önemli. Nihayetinde olağan dışı davranışlarda bulunan takipçiler zaten sistem tarafından tespit edilip gerekli müdahalelerde bulunuluyor.
