Neden Kuruluşlar Günümüzde Bir Analitik Platform İstiyor

Ronald van Loon:

Veri devriminin yeni evresiyle kuruluşlar, verileri ustalıkla ele alma konusunda yeni bir yeterlilik seviyesine giriyorlar. kuruluşların verileri bir analitik platform olmadan değerlendirebilecekleri günler geride kaldı. Kurumsal analitik platformlarının önemi, zaman içerisinde verilerin depolanması ve analiz edilmesi için zorunlu ve göz ardı edilemez bir şekilde büyüdü.

SAS programının bir üyesi olarak, analiz platformlarına başvuran kuruluşların ihtimaller ve stratejilerin arkasındaki motive edici faktörleri değerlendiren; genişletilmiş SAS anket verilerinden fikir edinme şansım oldu. Araştırma, 132’den fazla kamu ve özel şirketlerle yapılan görüşmeler de dahil olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.

İkinci bölüm, hepsi nitelikli bir geçmişe sahip 477 katılımcıyı kapsayan bir çevrimiçi küresel anketten oluşuyordu. Sonuçlar oldukça ilginçti ve şu anda kuruluşlarda analitiğin önemini doğruluyordu. Tüm konuların %80’inden fazlasının analitik ile ilgili olarak kuruluşlarda Yönetim Kuruluna ulaştığını gösteriyordu.

Değer Ekleme

Organizasyonlara, analitik platformun  iş modeline ve verimliliğine kattığı değeri sorduk. Tüm katılımcıların %72’si  organizasyonda analitik kullanımının önemli katkılarının olduğunu belirttiler. Bu değer, temel iş operasyonlarında önemli iyileştirmeler olarak ortaya kondu. Bazı kuruluşlar,analitik platformun  tüm iş modellerini başlatmada onlara yardımcı olduğunu da belirtti.

Analitik yoluyla getirilen bilginin daha iyi bir değerlendirmesini yapmak için, katılımcılara, organizasyonlarındaki veri ve analitiği tam olarak nasıl kullandıklarını sorduk. Tüm katılımcıların %98’i, analitiklerin organizasyonlarında önemli rol oynayacağını düşünüyordu. Bununla birlikte, etki alanı, konudan konuya göre değişiyordu. Analitik platformun kendi sisteminde oynayacağı rol sorulduğunda, katılımcıların %39’u hem taktik hem de stratejik kararlar almak için faydalı olacağını söylediler. Analitik platformun kuruluş genelinde sadece taktik problemler için değil, stratejik amaçlar için de kullanılması gerektiğine inananların  %35’i konuyu yakından takip ediyordu, ancak. Buna karşılık, %7’si sadece stratejik karar verme için kullanıldığından söz ederken, sadece %2, organizasyon da hiçbir zaman analitik platform kullanmadığını itiraf etti.

Zorluklar

Yaygın veri uygulama ve analizlerde organizasyonlar arasında devam eden zorluklarla ilgili makaleleri konuştuk okuduk ve yazdık. Tüm şirketler verileri kullanma veya yönetme yeteneğine sahip değil . Veri yönetimi hala çoğu kuruluş için bir mücadele olmaya devam ediyor, bu nedenle azımsanamayacak  ölçüdeki bazı kuruluşlar analitik platformlardan kaçınıyorlar.

Analitik platforma; güven, erişilebilirlik, paylaşım ve entegrasyon kapsamında; bu konudaki zorlukları değerlendirebilen ve içerdikleri tehlikeleri fark edebilecek insanların sayısını tespit etmek için katılımcılarla online anket ve yüz yüze görüşmeler yapıldı.

İlginçtir ki, katılımcılar en çok entegrasyon konusunda endişe duyuyorlardı. Katılımcılar verilerin her düzeyde daha iyi entegre olması gerektiğini belirttiler. 5 üzerinden 3.68 puan alan güven seviyesi, nispeten daha yüksekti.

Platformun faydaları

Etkileri ve zorlukları tartıştıktan sonra, katılımcılarımız tarafından algılanan uygulanabilir fikirler için bir analitik platform kullanmanın faydalarını anlattık. Tüm katılımcılara potansiyel faydaların bir listesini verdik ve organizasyonlarında bir analitik platformdan tecrübe etmek ve yaşamak adına en çok  bekledikleri beş faydayı değerlendirmelerini istedik. Veri Temizleme ve hazırlama için harcanan süreyi azaltmak en çok tercih edilen cevaptı. Katılımcıların %46’sından fazlası, bir analitik platformun verilerin temizlenmesi için harcanan zamanlarını azaltmalarına yardımcı olacağını düşünüyordu.

Buna ek olarak, birçok katılımcı bir analitik platformun karar vermeyi geliştirdiğine ve bunu yapmak için harcanan zamanı azaltacağına inanıyordu. Platformlar, özellikle de kuruluşlar arasında veri bilimcilerine yardımcı oldu ve çeşitli veri kaynaklarına ve donanıma erişimi artırdı. Ayrıca, bir API aracılığıyla herhangi bir ortam tarafından erişilebilen modelleri dağıtarak entegrasyonu geliştirdiler.

Ayrıca, birçok katılımcı, platformlarının sistemden bilgi edinmek için aldığı çabayı azalttığını düşünüyordu. Yapılan görüşmelerde üst düzey profesyoneller fikirlerin artık eskisinden daha hızlı oluşturulabileceğini ve platformdan gelen sonuçların yönetim kurulları düzeyinde kullanılabileceğini belirttiler ve En temel faydasının 30 günlük işlemleri 1 güne indirdiğini, çok daha hızlı ve istenen doğru bilgileri alabildiklerini söylediler

Ekip çalışmasının ve genel güvenin etkinleştirilmesi

Bir organizasyonda analitik platformlardan gelen verileri takip edenler, genellikle veri uzmanları, IT yöneticileri ve sponsorlardır. Bu ekip liderlerinden; işlerinin analitik değer elde etme yeteneği ile ilgili bazı konuları değerlendirmesini ve güvenlerini 0’dan 10’a kadar bir ölçekte belirtmesini istedik.

Bu stratejik takım liderleri burada 7.2 lik bir güven derecesi gösterdiler. Bu analitik / veri bilimi ve istatistik alanındaki en yüksek derece oldu. Genel güven oranı ise 7.0 idi; analitik platformların mevcudiyetinden bu güne kadarki sınırlı zaman göz önüne alındığında oldukça iyi.

İş yükünün gelecekte artacağını göz önünde bulundurarak, katılımcılarımıza kuruluşlarının analitik platformlara ne kadar hazır olduğunu sorduk. Değerlendirme Sistemi yukarıda olduğu gibi aynıydı, katılımcıların 0’dan 10’a kadar derecelendirme yapmaları istendi, 0 en az hazırlanmış ve 10 derece iyi hazırlanıyordu. Bu konuda toplam ortalaması 6.3 olarak çıktı, bu da analitik çalışmalardaki iyileştirme için hala yapılması gereken çok işin olduğunu gösteriyor bize.

 

Anketin sonuçlarını tam olarak görüntülemek için  buraya tıklayabilirsiniz.

 

 

Bir Süt Meselesi: Emzirmeyi Sonlandırma 2. Bölüm

Büyük gün geldi. Karar verdiniz ve memeyi bırakma / emzirmeyi sonlandırma süreciniz başlıyor. Ama nasıl?

  • Bebeğinizle konuşun.

Bebeğiniz kaç aylık olursa olsun, onu süreç hakkında bilgilendirin. Her konuda olduğu gibi bu konuda da onu bir birey olarak değerlendirin ve kendinizi onun yerine koyun. Puslu bir yolda araba kullanmak çok zordur değil mi? Ama yolu biliyorsanız ya da harika bir navigasyon sisteminiz varsa daha kolaylaşır her şey.

Karar verdikten sonra bir tarih belirleyin. 1 hafta sonra ise bebeğinize, parmaklarınızla gün sayısını göstererek ‘meme 7 gün sonra bitecek. Sen istediğin zaman sevebileceksin memeyi, sütü bardaktan içebilirsin’ deyin. Bu her gün tekrarlanmalı.

Bu sırada ek bilgi; uykuya geçiş anlarında, tüm insanlarda olduğu gibi bebeklerde de derin uyku öncesi bilinçaltının daha iyi algıladığı 3 dakika var. Gözler hafiften kapanır tam dalınmamıştır ya, o anda tekrarlayın bebeğinize. ‘meme 7 gün sonra bitecek. İstediğin zaman memeyi sevebilirsin. Sütü de bardaktan içebilirsin.’ Memeyi neden sevdiriyoruz? Güvendiği, sevdiği, beslendiği şeyden birden kopmaması için. Bilişsel düzey henüz  soyut-somut kavramları ayırt edemediği için, memeyi bir daha görmez dokunmazsa yoksunluk ile büyük bir düş kırıklığı yaşamaması için.

Buraya kadar süper değil mi ? psikologlar, pedagoglar, eğitimciler herkes söyledi siz yaptınız. J şimdi bir diyolog örneği:

Anne: ‘tatlım, meme artık dinlenmeli. İstediğin zaman memeyi sevebilirsin, dokunabilirsin. Sütünü de bardaktan içebilirsin.’

Bebek: ‘anneeaaaa memeeeeaaa’

Anne : ‘hayır yavrum. Konuştuk ya artık meme dinlenecek. Gel birlikte cici yapalım memeye.’

Bebek: isyankar ağlama ile (bildiniz mi o çığlığı) hayıııeeerr.

İşte bu noktada anne her şeyi unutur ve memeyi verirse çocuğun istikrar, güven, tutarlılık ile ilgili bütün bildikleri soru işaretine dönüşür.

Peki, anne ne yapmalı? Bebeği bir süre en sevdiği oyunlarla oyalamalı. İnsan beyni, yapmak istediği şeyleri öteledikçe alışkanlık, alışkanlık olmaktan çıkar. Çocuk ve bebek beyninde bu süre daha kısadır. Herhangi bir mekanizmayı çalıştırmazsanız ihtiyaç ya da bağımlılık gittikçe zayıflar. Bundan yola çıkarak,

Anne: ‘aa su ile oynayalım mı ? istersen küveti doldurabiliriz!’ ya da ‘biraz parkta gezmeye ne dersin? Salıncak görürsek biraz sallanabiliriz hem.’ Gibi seçenekler sunarak kriz anını sakinleştirebilirsiniz.

  • Memesiz döneme alışırken öncelik bebeğinizin ihtiyaçları olsun.

Bebeğiniz psikolojik olarak alışmaya çalışırken fizyolojik olarak da alışma süreci yaşar. Bu yüzden zamansız acıkmalar olabilir. Ara öğünü dikkate almalısınız. Emme saatlerinde kuru meyve ya da ayına uygun atıştırmalıklar sunabilirsiniz. Kriz anlarında sunmak da iyi bir fikir olabilir. Aynı şekilde bağırsak fonksiyonları da artabilir ya da azalabilir. Bu konuda yumuşatıcı (bol su, zeytinyağı, kuru kayısı, kuru erik vs.) gıdalar veya tutucu (bol su, muz, elma vs) gıdalar iş görebilir. Alerji durumlarını göz önünde bulundurunuz.

  • Asla korkutmayın. (ne zaman travmatik olur?)

‘Aaa meme kopar ama şimdi emersen..’ ‘ah bak bant yapıştırdım kanadı koptu ucu. (bir de açıp kontrol ederse vay halinizeJ)’ kıl yapıştırma, acı biber sürme, yara bandı yapıştırma, salça sürüp kanamış gibi yapma ve dahası.. bunların tümü travma sebebidir. Bebeğin tüm güvendiği, kızdığı zaman sakinleştiği, mutluluğunu paylaştığı, canı acıdığı zaman emerek unuttuğu, mayıştığı, şımardığı, doyduğu o güzelliğin, bir anda zarar görmesi hele ki kendini suçlayarak, ciddi travmatik etkileri olabilir. İlerde bağlanma problemleri (aşırı bağımlılık ya da bağlanamama) yaşayabilir.

  • Ya başaramazsak?!

Başaramazsanız hazır değilsiniz demektir. Sadece yukarıda da belirttiğimiz gibi, tutarsız ve istikrarsız olmamak için sınırların çevresini iyi belirlemek ve sonradan sıkıntı yaşamamak adına, hem kendinizin hem de yavrunuzun hazır olduğundan emin olun. O zaman başarmamak için hiçbir sebebiniz yok. Ama ani gelişen bir durum oldu ve bırakılmaması gereken bir döneme, bıraktığınızın 2. Günü girdiniz. O zaman bebeğinize aynı şekilde anlatıp ertelemek ister mi diye ona da sorabilirsiniz.

  • Kaç yaşa kadar emzirmeliyim?

Her zaman söylediğimiz gibi.. ilk 6 ay sadece anne sütü. Su bile çok çok çok sıcak bir yere gitmezseniz ve anne de susuz kalmadıysa gerek yok. 6-12 ay ek gıda süreci başlar. Bebek hareketlenir, kilo verir boya uzar. Anne sütü verimsizleşir sanılır ama bu inanış doğru değildir. Anne, süt verdiği her dakika bebeği için özel besinler ihtiva eder. Ek gıda sürecinde 2/3 anne sütü, 1/3 ek gıda olmalıdır. (bu konuya yeniden döneceğiz.)  12-24 ay hala ek gıda süreci aslında. 24 ay civarı memeden ihtiyaç duyulduğu takdirde ayrılabilir.

Anne sütünü hafife almayınız. Memedeki süt bezeleri ve meme dokusu, bebekteki ağız mukozası ve tükürükten bebeğin ihtiyacı olan tüm besin ögelerini analiz eder ve sütün içeriğini annenin depolarından bu analize göre oluşturur. Bu yüzden bağışıklığı kuvvetlendirir ve gelişimi hızlandırır.

Unutmayın, anne ne kadar mutlu ise bebek o kadar mutlu ve huzurludur. Annenin hissiyatı bu süreçte çok önemlidir, her bebek bu süreçte farklı tepkiler verir. Aklınıza takılan soruları selinbebekaktivite@gmail.com mail adresine yazabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim 🙂

Bir Süt Meselesi: Emzirmeyi Sonlandırma 1. Bölüm

Selin Ünaldı’nın Tüm Yazıları

Data/Enformasyon şirketi Nasıl Olunur

Veri devriminde, hız kesmeden ve artan bir ivmeyle  ikinci aşamaya doğru ilerliyoruz. Artık bir çok kuruluş kendi iş yeri içinde bir veri kültürü oluşturmaya başladı. Gelecekteki tahminler, her şirketin sonunda veri analizinin bir parçası olacağını ve veri analizi araçlarının kullanımından yararlanacağını göstermektedir.

Piyasalardaki aldatıcı büyüme karşısında birçok kuruluş bir data/enformasyon şirketi olmanın inceliklerini ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında mümkün olduğunca çok şey bilmek istiyor Sorular çok olmasına karşın, onlara cevap vermek mümkün.

 

Veri devrimin bir parçası olmak için şirketlerin ortak motivasyonlara ihtiyaçları vardır ve  bu sürecin önemini ve onlara getireceği faydaları bilmeleri gerekir.

 

Organizasyonları ileriye doğru atılmaya teşvik etmenin en büyük yararı, gelişmiş müşteri deneyimlerinin vaadidir. Müşteri beklentileri artıyor, ancak organizasyonlar bu tür zorluklar karşısında doğru operasyonlar için daha çok mesafe kat etmeleri gerekiyor. Onların değişim istekleri olabilir, ama bu istekle birlikte kapsamlı yatırımlara ve başarılı olmak için daha iyi operasyonlara ihtiyaç vardır. Müşteri bilgileri ile ilgili verilerin kullanımı gerçekten kuruluşların teklifleri özelleştirmek ve müşterilerine ihtiyaç duydukları deneyimi vermek konusunda çok yardımcı olur. Daha önce verileri kullanmayan iş modelleri artık veri devrimine katılarak ve tekliflerini her müşteriye kişiselleştirilmiş bir şekilde hazırlamaya başladılar.

 

Çoğu kuruluş, verileri toplamanın yeterli olduğuna inanıyor, ancak gerçekte, bu işin sadece dörtte biri. Veri devriminin ana odak noktası, çıkarılan verilerden alınan değerlerdir. Organizasyon içinde herhangi bir değer bulamadıysanız, verilerin size çok fazla faydası olmaz. Ancak veriler aracılığıyla çıkarılan değer varsa, bu işlem başarılı sayılır.

 

Data/Enformasyon’da Olgunluk Aşaması;

Bir bilgi şirketi olmak  ve sonunda verilerin bize  para kazandırmaya başladığı olgunluğa ulaşmak için öncelikle daha cesur kararlar almakla birlikte, birincil ve ikincil beceriler gerektirir ve sağlanan sermaye yatırımı dışında insan yatırımına çok ihtiyaç vardır. Bu konuda olgunluk arayan herhangi bir kuruluşun aşağıdaki adımlara ihtiyacı olur. Olgun bir veri şirketi olmanın iç dinamiklerine dış yönlerden daha fazla odaklanıyoruz.

İş zekasını gerçekleştirin:  Harici ve dahili tüm sistemlere bakın ve verilerinizin çoğunun nereye gittiğini görmek için gösterge tabloları oluşturarak bir iş zekası modeli gerçekleştirin. Çevrenizdeki şeyleri gelen bilgilere göre değiştirin. İç anlayışları toplamak için analitik araçlar ve veri yönetimi süreçlerinin kullanımı uzun vadede son derece yararlı olabilir. Oluşturduğunuz panolar, ürünlerinizi veya hizmetlerinizi kimin kullandığını ve onlara daha iyi hizmet etmenize nasıl yardımcı olabileceğini görmenize yardımcı olacaktır.

Ürün ve Hizmetleri, veri ve Anlayışlarla genişletin: Verilerden aldığınız bilgiler, ürün ve hizmetleri müşterilerinize sunmak için kullanılabilir. Hizmetlerinizin çoğunun nereye gideceğini ve bu fırsatı nasıl kullana bileceğinize dair kapsamlı bir plana sahip olduğunuzu bildikten sonra, ürünleri ve hizmetleri doğru insanlara yöneltmek için iç görüleri kullanabilirsiniz.

Bilgi hizmetleri sunun: Son olarak, bir bilgi şirketi olmak için en önemli adım müşterilere bilgi hizmetleri sunmaktır. Müşterilerine reçete ve tahminsel analiz sağlayarak daha fazla  müşteri kazanan çok sayıda başarı hikayeleri olmuştur. Siz de, geleceğe giden bilgi hizmetleri sağlayabileceğiniz bir müşteri listesi oluşturabilirsiniz.

Veri Para Kazanma Stratejilerinin Uygulanması

Bir vizyon oluşturun:  Şirket içindeki Kurumsal yöneticiler, verilerin para kazanma vizyonunu genişletmeli ve verilerin doğru bir şekilde kazanca dönüşmesine yönelik iş gücü zamanı ve yatırım da dahil olmak üzere kaynakları tahsis etmelidir.

Dinamik ve çok disiplinli takımlar: Dinamik veri mimarları, analitik uzmanları, ürün yöneticileri, pazarlama uzmanları ve uygulama geliştiricilerinden oluşan çok disiplinli ekiplerin kullanımı yoluyla verilerden para kazanılabilir.

Rekabetçi bir kültür geliştirin: Düzgün bir şekilde iletilmediği ve iş yerinde işlevsel hale getirilmediği sürece, veriler değersiz kalır. Veriyi en iyi şekilde toplamak ve analiz etmek için veri odaklı bir kültür yaratmak gerekir.

Verilere uygun, güvenli erişim: Veriler yalnızca temiz, tutarlı ve erişilebilir olması ve hacimli olması durumunda para kazandırabilir.

Data/Enformasyon Konusundaki Deneyimlerden Ders Alma

Dijital devrime katılan ve süreçteki tekliflerini değiştiren kuruluşların gerçek yaşam örnekleri, gelecekte tüm kuruluşların takip etmesi için bir örnek teşkil etmektedir. RELX group, bir bilgi şirketi olmak isteyen herhangi bir organizasyon için önemli bir emsal teşkil eden bir organizasyondur. Başlangıçta müşterilere basılı bilgi veren bir şirket olarak başlayan RELX, dijital bilgi hizmetlerine geçti. RELX, sektördeki potansiyeli fark etti ve satış sürecine bilgi ekledi. Şimdi RELX, araştırmacılar, doktorlar ve avukatlar için öngörücü hizmetlerde başarılı bir organizasyon olarak faaliyet göstermektedir. Şirket, bilgi ve veri analizindeki uzmanlıklarını kullanarak tahmin edilen hizmetleri kullanmaya yardımcı olur.

 

Otis Asansör, dijital devrime katılan ve ondan yararlanan bir organizasyonun bir başka örneğidir. Otis, kuruluşlar ve şehirler arasında 2 milyondan fazla asansörün sürdürülmesi zorluğuyla karşı karşıyadır. Ayak uydurmak ve hizmet düzeyini artırmak için Otis önemli bir teknolojik yenilemeyi gerçekleştirdi.

 

Bunun için Otis, şirketin 300.000’den fazla bağlı asansörünün etrafındaki veri trendlerini analiz ederek başladı ve bunların hepsi kendi verilerini üretti. Bu asansörlerden üretilen veriler ve gerçek zamanlı veri toplamak için IOT (Nesnelerin İnterneti) teknolojisi  bağlı asansörler aracılığıyla, bir asansörün sağlığına ve kesinti süresini sonlandırmak için neler yapılabileceğine veya başka bir deyişle öngörülebilir bakım ihtiyacına dayanarak ne zaman sipariş verilebileceğini hesaplayabilir. Otis’in  ürettiği veriler, binaların katlardaki insanların akışını kontrol etmesine ve akışın muhafaza edilmesini ve optimize edilmesini sağlamak için neler yapılabileceğini anlamasına yardımcı oldu. Veri ve bilgi alanına adım atarak, Otis sadece yaptıkları şeyin ufkunu genişletmekle kalmadı, aynı zamanda akıllı dünyada daha iyi bina yönetimi için yepyeni bir alan başlattı.

 

Son olarak, bu listede Netflix, eğlence devini dışarda bırakmak haksızlık olur. Netflix, müşterilerin ihtiyaçlarına uyum sağlamak ve mükemmel bir performans vermek için risk almaktan asla uzak durmamıştır. Kişiselleştirilmiş teklifleri ve veri değerlendirmelerinin olağanüstü anlayışı ile büyük adımlar attılar. Tüm bunları özel bir ekip ve mükemmel veri analizi araçlarının varlığı ile başardılar. Veri analizlerine olan bağlılıkları ve veri algoritmalarıyla her yıl 1 milyar dolardan fazla tasarruf sağladılar.

 

Veri dönüşümünü planlamak ,müşterilerinizi memnun etmek ve onlara gerekli müşteri deneyimini vermek açısından doğru teklifleri yapmanız için; bu başarı hikayelerindeki deneyimler; sizleri de bu konuda başarıya götürebilir

Oyun oynayalım; ama nasıl?

 

 

 

 

 

 

  1. Ne oynayacağınızı çocuğunuz seçmeli.

Başlıyoruz. Gün yeni başlıyor ya da bitiyor. O rutin geldi çattı, yavrunuzla birlikte oyun oynayacaksınız. Emin olun çocuğunuz bu anı çok ciddiye alıyor. Ne demiş Maria Montessori ‘’Oyun, çocuğun işidir.’’ Öncelikle ‘ne oynayacağım?’ ‘hangi oyun oynarsam bir ders veririm?’ diye düşünmeyin. Rahatlayın. Çocuğunuzun yanına oturduğunuzda sizi oyunda görevlendirecek yani rolünüzü size bildirecektir. Bundan sonra sadece yavrunuzun istediğini yapın. Çocuk, ders almak için oynamaz. Çocuk, deneyimlemek için oynar.

 

  1. Oyunun kuralı : çocuğunuzun sizi yönlendirmesine izin vermelisiniz.

Bir önceki maddede kısaca oyuna girişi aktardık. Şimdi detaylara inecek olursak, oyun için süper ışıklı, harika şarkılar söyleyen ve takla atabilen arabaya ihtiyacınız yok. Oyun için ihtiyacınız olan siz, bebeğiniz ve çevre. Ev, bahçe, sokak hiç fark etmez. Çocuğunuz kendince oyunlar kurgulayacak, sizi görevlendirecek ve beyninin bir kısmını regüle etmeye başlayacak, dış dünya ile uyumlanacak, sizinle güvenli bağlanacak. En minikken ce-e oyunları ile ne yapıyoruz mesela ? bebeğimizi nesne devamlılığı ve soyut somut kavramlar konusunda uyarıyoruz. ‘anne gider ama geri gelir’ diyoruz. İşe giderken ya da bebeğimizden uzaklaşırkenin provasını yapıyoruz bir yandan. Hem de o gülücükler atan, 30 renkte parıldayan oyuncak bebek olmadan yapıyoruz bunu. Biraz daha büyümüşse sorabilirsiniz: ‘hadi oyun zamanı, ne oynayalım bugün?’ bazen cevap resim yapmak olabilir, bazen bebeklerimizi elimize alıp konuşturabiliriz.

 

  1. Amaç öğrenmek değil, eğlenmek..

Tüm bu süreçte çocuğunuzu sorgulamayın, boyama yapıyorsa ‘ne renk o?’ ‘ne çiziyorsun?’ ‘hadi kare yapalım.. ‘ gibi sorular ile yönlendirmelerde bulunmayın. Bunun yerine, ‘çok dikkatli resim yapıyorsun.’ Ya da ‘turuncu güneşin resimde çok parladı.’ Diyebilirsiniz. Bir de bazen, çocuklar, tasvip edilmeyen davranışları oyunda kurgularlar. Mesela çocuğunuz oyunda yalan söylüyorsa, korkmayın. Sadece deneyimleyerek öğreniyor. O anda bir oyun arkadaşı olarak tek yapmanız gereken, çocuğunuzun verdiği görevi yerine getirmek. Böylece onun yanlış yaptığında, karşısındakinin ne hissettiğini deneyimliyor. Ve aynı zamanda oyun ile duyusalı gelişiyor.

 

  1. Her zaman kazanmak mı? Kaybetmek mi?

Çocuğunuz biraz büyükse yavaş yavaş kutu oyunları oynamaya başlayabilirsiniz. ‘o parçayı ben koyacaktım. Ama ben kazandım. Hayır, senin yüzünden yıkıldı kule.’ Gibi cümleler de duymaya hazır olun.  çocuklar 4 yaş sonrasında biraz mükemmeliyetçi ve hırslı olabiliyorlar. Burada dikkat edilmesi gereken konu, kaybetmenin, gerekirse özür dilemenin, kabullenmenin ve yeniden başlamanın keyfini de deneyimleyebilmesi. Dolayısı ile, yine oyun arkadaşının (sizin) bu noktada aldığınız keyfi gözlemleyecektir. Kaybettiğinizde, kıl payı olduğunda, bloklar devrildiğinde, şaşırın, kahkaha atın, onun adına sevinin ve tebrik edin. Yendiğinizde de teselli edin. Olabildiğince doğal sürecinde olmasına özen gösterin. Yardım isterse yardım edin. Ama tabii genel kural olan oyunu onun kurmasına, ilk başlayana karar vermesine, istiyorsa ve hevesliyse size öğretmesine izin verin.

 

 

  1. Peki ya akran ile oynarken?

Akran iletişimi aslında genel hatları ile müdahaleyi kabul etmez. Bu oyunda da sohbet ortamında da böyledir. Paylaşma ya da paylaşamama anında, güvenli bağlanma sağlanmışsa, fiziksel ya da psikolojik zarar verme davranışı yoksa, bırakın iletişimde kalsınlar. Bir taraf ‘benim.’ Diye direterek topu çekiştirirken, diğer taraf hakkını savunmayı, yardım istemeyi öğrenir. Ya da tam tersi, ‘benim.’ Diye direten taraf, ‘alabilir miyim?’ diye sormaya başlar. Bu iletişimi 3 yaş ve sonrasında beklemeye başlayabiliriz. Şöyle örnekler ile karşılaşabiliyoruz. Kaydırak sırasında bir bebek diğerlerine izin vermeden 3-4 kere üst üste kayınca, ebeveyn ‘dur şimdi izin ver kardeş de kaysın.’ Diyor. Halbuki kardeş halinden memnun. Şöyle düşünün, çok susamışsınız. (çocuk ve oyun ilişkisi için uygun bir tabir) bir arkadaşınız yanınızda ama susamamış. Anneniz gelip ‘iki yudum aldın, şimdi bırak da o içsin.’ Diyor. Susamamış arkadaşınız ve sizin için ne garip bir durum, değil mi? Bırakın bebeğiniz kendini ifade etsin. Israrcı davranan ya da çekimser olan çocuklarımızın iletişime geçerek kendini ifade etmeye ihtiyacı var. Şiddet söz konusu olmadıkça dengeyi bulacaklardır.

 

Son olarak, bebeğiniz gözünüzde sevildiğini ve kabul edildiğini gördüğünde ‘güvenli bağlanma’ gerçekleşir. Oyun oynarken, gözlerinin içine bakmaya, sevginizi göstermeye çalışın. 10-15 dakikanızı hiç kesintisiz çocuğunuza ayırın. Oyunun konusuna, oyundaki rolünüze ya da çocuğunuzun rolüne itiraz etmeyin. Çocuk yanlışı da doğruyu da hissettiklerini ve hissettirdiklerini de oyunda öğrenir. Mutlu ve sağlıklı oyunlar.

Selin Ünaldı’nın Tüm Yazıları  

 

Merhaba…

Netizenlist’den merhaba…
Kimdir bu netizen? Sınırları yok olan dünyada, internet vatandaşıdır. Teknolojiyi bilen, kullanan ama onun kölesi olmayan, güncel yaşamı ve sanatı da hayatının bir parçası haline getirmiş, yüksek yaşam kültürü olan kişilerdir netizenler.
netizenlist.com bu yüksek zevklere sahip netizenlerin, ilgi ve ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile ortaya çıkmıştır.
Daha çok genciz ama ayaklarımız yere sağlam basıyor. Hep beraber daha güzel bir yayını ortaya koymayı umuyoruz. Çevremizde bizim gibi düşünen, hisseden insanlar ile bir olup bu yeni dünyadaki ekosistemimizi oluşturuyoruz.
Netizen olmaktan hoşlanan, erdemli, yüksek yaşam kalitesine sahip olmaya çalışan, etrafını, sanatı, anı yaşamaktan hoşlanan dolu hayatları olan, herkese bir kere daha….
MERHABA!

Sanal Ortamda Kaygının Yeri

Kaygının çokluğu, işleyişimizi bozarak hayat kalitemizi düşürecek boyutta olduğunda zarar verse de, hiç olmaması da, farklı şekillerde işleyişimize zarar verecek hale getirebilir.
Sanal ortam, gerçek insanların, diyalog halinde oldukları bir sosyal platformdur. Geçmişte de benzer olarak internetin henüz hayatımızda olmadığı zamanlarda da mektup arkadaşlıkları vardı. Bu ortamlar kaygıdan uzak rahatça kendimizi ifade edebileceğimiz ortamlardır. Fakat insanlarla diyaloglarımızda, söylediklerimizi destekleyen ya da aksini gosteren göz teması, ses tonumuz, jest ve mimiklerimiz çok önemli belirleyicilerdir. Kendimizi olduğumuzdan farklı gösterme özgürlüğümüz gercek hayatta da her zaman vardır ama kimsenin bizi nasıl göründüğümüzle, göz temasımızla, jestlerimiz ve mimiklerimizle değerlendirmeyeceğinden emin olduğumuz, kaygıdan uzak, güvenli bir ortamda bunu gerçekleştirmek çok daha kolaydır. O yüzdendir ki bu aralar popüler olan online terapi hizmetlerimizde de danışanlarımızla mutlaka bir kez canlı görüştükten sonra, sonrasında görüntülü seanslarla devam etmeyi tercih etmekteyiz.
Kaygının öneminden bahsederken ayırıcılığı konusunda örnek vermek gerekirse, çok karıştırılan iki kavram olan asosyallik ile antisosyallikten bahsedilebilir. İkisi arasındaki temel kavram kaygının yogunluğunun asosyallikte işleyişi tamamen bozarken, antisosyalikte hiç olmamasının sonucu olarak kişinin dürtülerini kontrol etme gereği duymamasıdır. Bundandır ki normal hayatta anlaşılacağı kaygısıyla dikkatli diyaloglar kurabilecekken ya da diyalogtan kaçınacakken, kaygımızın hiç olmadığı bir ortamda insanlara kim olduğumuz, mesleğimiz, gelirimiz gibi konularda rahatlıkla olmak istediğimiz tabloyu çizerek kendimizi farklı tanıtabilir, onaylanmayacağını, sapkın bulunacağını düşündüğümüz düşüncelerimizi özgürce ifade edebilir ve bunun için eylemde bulunabiliriz. Sonuçlarını ve olabilecekleri göze almak suretiyle elbette tanımadığımız insanlarla diyalog kurabiliriz, hepimiz seçimlerimizde özgürüz ama özellikle de çocukları ve gençleri bu konuda doğru bilgilendirerek olası tehlikelere karşı donanımlı olmalarına yardımcı olmanın önemini unutmamalıyız.

Pınar İyitaş’ın Tüm Yazıları

No Poo Devri

No POO yani Saçları şampuansız Yıkama devri başladı. Yurtdışında moda olan bu akımı Netizenlist anneleri ile de paylaşmak istedim 🙂
Amaç, zararlı maddelerden saç ve saç derisini arındırma. Böylece hem saçlar hemde saç derisi zamanla sağlığına kavuşuyor.
Bu akımın en önemli bileşenleri, karbonat ve sirke..
Bebeklerde henüz uzun yıllar şampuan kullanılmadığından  arınma daha derin Başlıyor: sadece su ile yıkanıyor.. Biz Yetişkinler için ise bu daha sonraki evre.
Biraz temeline bakalım mevzunun istedim , araştırdım.
Şampuanların temel zararlısı SLS (Sodyum Lauril Sülfat). Bu madde (ya da türevleri) yağ çözücü olarak deterjanlarda ve diğer temizleyicilerde de kullanılıyor. Maalesef şampuanlar da bir çeşit deterjan. Saçı yağdan arındırıyor (bu nedenle temiz hissediyoruz) fakat saç derisine olağandışı etki ettiği için saç derisi kendisini yeniden yağ üretmek zorunda hissediyor. Bu nedenle şampuan – yağ – tekrar şampuan şeklinde bir kısır döngüye giriliyor. Maalesef şampuan kullanmak zorunda hissetmemizi sağlayan, bu duyguyu tetikleyen şampuanın ta kendisi.
1900 lü yıllara kadar sabun ve şampuan denen şey aynıymış. Sentetik sürfaktan’lı ilk şampuanın icadı 1930 lara dayanıyor.
1930 lardan önce (hatta ülkemizde 60-70 lerden önce) insanlar şampuan kullanmıyordu. O zaman da temiz ve parlak saçları vardı.
Şampuansız hayatta saçlarımızı ne bekliyor?
İşte saçımız şampuandan kurtulduğunda başımıza gelecekler
Daha kalın teller
Daha az yağlı saçlar
Çok daha az kıvrılma, bükülme
Cebimize kalan daha çok para
Daha parlak saçlar
Kanserojen ve diğer zararlı etkilerden uzaklaşma
Daha az kimyasal tüketimi ile çevreye daha çok katkı
Öyleyse neden -en azından- denemiyoruz?
Yöntemi:
Şampuan rolünü karbonat üstleniyor, kreminkini ise sirke.
Yöntemde kullanılan doğal şampuan 1 çorba kaşığı karbonatın 1 su bardağı ılık suda eritilmesiyle oluşturuluyor. Saçlar ıslatılıyor ve karbonatlı su ile saç diplerine yoğunlaşarak masaj (bir çeşit şampuanlama) yapılıyor. Ardından saçlar durulanıyor.  Parmaklarınız hala yağı hissediyorsa işlemi tekrar ediyorsunuz. İşlem sonrasında durulama kalitesi çok önemli!
Bazik özellikteki karbonatla saçı yıkayıp kirden arındırdıktan sonra asidik olan sirke ile durulama yapılıyor. Bu ph dengesi için gerekli. Durulama için yine 1 su bardağı su ve 1 çorba kaşığı sirkeyi karıştırıyoruz. Bu kez saç diplerine değil saç boylarına yoğunlaşarak uygulama yapıyoruz.
Karbonat alırken içeriğine bakıp sadece karbonat içeren yani farklı maddeler barındırmayan bir karbonat almaya dikkat etmenizi öneriyorum. Ayrıca doğal elma sirkesi kullanmanız memnuniyetinizi arttırır. (Doğal olan sirkenin dibinde tortu birikir. Çalkalayınca kaybolur ancak bir süre sonra yeniden dibe çöker.)
Hazırladığınız karışımlar için boş şampuan kutularını kullanmanız pratik bir uygulama sağlar.
*Zayıf, ince telli ya da kuru saçlara sahipseniz karbonatın miktarını azaltmanız gerekebilir.
*kalın telli, güçlü ve yağlı saçlara sahipseniz karbonatın miktarını arttırmanız gerekebilir.
*Saçınızın yağlanma sorunu devam ediyorsa sirke miktarı sizin için fazla geliyor demektir. Azaltmalısınız. Bu sorunun nedeni sirkeli suyu diplere de uyguluyor olmanız olabilir.
*Karbonat ve sirke ile ilgili sabit bir ölçü verilmiş olmasına rağmen buna uymak pek mümkün olmuyor gibi görünüyor. Bireysel farklılıklarımız buna izin vermiyor. Burada deneme yanılma yöntemi devreye giriyor.
Saçlarınız yıkama sonrasında yağlı kalıyorsa karbonatı arttırmanız gerekiyor.(karbonat temizleyici özelliktedir ve uygun miktarda kullanıldığında temizlememesi mümkün değildir.)
Yıkama sonunda saçınız çok sert ve yapış yapış olduysa bu karbonatın fazla geldiği anlamına geliyor.
Ayrıca saçın kısa/uzun ya da seyrek/gür oluşuna göre malzemeyi yarı yarıya kullanabilir ya da ikiye katlayabilirsiniz.
Yukarıda da belirttiğim gibi saçlarınız yağlı duruyorsa bu kez sirkenin miktarını azaltmanız gerekiyor.
*Önemli olan bir başka konu ise geçiş süreci. İlk yıkamada hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz yüksek ancak tekrar ettikçe durum normale dönüyor ve memnuniyet artıyor.
Geçiş süreci saç derinizdeki kimyasal birikime bağlı olarak kişiden kişiye değişiyor. Yani biraz sabır gerekebilir! Aksi de olabilir!
Yine geçiş sürecinde saçlarınız normalden fazla yağlanabilir çünkü yeni bir denge kuruluyor. (çözümsüz kalırsanız arada bir zeytinyağlı sabundan destek alabilirsiniz, kısa bir süre sonra buna da ihtiyacınız kalmayacak)
* Geçiş sürecini atlatırken saçların toplanarak kullanılması uygulayıcıların bulduğu ortak bir çözüm.
*Karbonat deterjan olmadığından köpürme söz konusu olmuyor ama bu saçın temizlenmediği anlamına gelmiyor. Hatta daha derin bir arınma gerçekleşiyor.
*İlginç olan ise geçiş dönemi atlatıldıktan sonra sadece suyla yıkamaya geçenler var. Aylardır karbonatla devam edenler var. Bunun dışında doğal sabuna geçenler de var. (normalde şampuana alışık saçlarda sabun sertleşme yapar ancak geçiş süreci sonunda yani saçlarınız kimyasalları attıktan sonra bu durum ortadan kalkıyor.) Sabuna geçtikten sonra da sirkeye devam edilebiliyor.
Geçiş sürecini atlatanlar genel olarak:
-Arınmanın hissedilir ölçüde olduğundan,
-saç derisinde kaşıntının ve kepeğin ortadan kalktığından,
-uygulamaya devam ettikçe yıkama suyunun renginin giderek azaldığından (yani saç derisindeki sabit kirlerin/kimyasalların yavaşça atıldığından ve sonrasında da eskisi kadar kirlenmediğinden)
-saçın daha uzun süre temiz kaldığından dolayısıyla yıkama sıklığının azaldığından,
-saçın kokusunun olumlu yönde değiştiğinden,
-saçların daha hacimli ve yumuşak olduğundan; daha kolay şekil aldığından bahsediyor.

Selin Ünaldı’nın Tüm Yazıları

Süper İnsan Geliyor

Daha akıllı bir kişi omzunuza yaslanarak kulağınıza doğru cevabı kaç kez  fısıldadı? Kendi yaşadıklarımdan bazılarını düşündüğümde,alacağım  daha iyi bir yanıt, başarısızlıktan çok beni başarıya götürürdü, bir randevuya gidiyor, bir yatırım yapıyor ya da sadece bir çocuğa yatma zamanını ikna ediyorken bile işe yarardı bu.

İnteraktif ses teknolojisinin ortaya çıkması ve analitik becerilerin artan rezervuarı ile, gelecekte en sıcak teknolojilerden biri, hayatın yolculuğunda günlük koçumuz ve danışmanımız olarak hizmet eden kendi kendine öğrenen bir AI bot veya ajan olacaktır. Alexa veya Siri’nin taşınabilir bir versiyonunu 200 IQ ve en sevdiğiniz talk show host’unun konuşma becerileri ile hayal edebiliyorsanız, ileride neler olacağına dair bir fikir elde edersiniz.

Çok yakında, insan uçlarının ve teknolojinin nereden başladığını söyleyemeyeceğimiz radikal bir dönüşümün kenarındayız. Bu zihin, beden ve teknolojinin birbirine karışması o kadar kesintisiz ve görünmez hale gelecektir ki;  teknolojiyle yek vücut olacağız.

Yüzeyde bu, George Orwell’in en kötü kabusu, ilk içgüdülerimizin korkusu, Star Trek’teki Borg gibi devralan makineler korkutucu bir önerme gibi görünüyor. Zihnimizin arkasında kontrol kaybetme gibi derin bir korku var. Sonuçta, Hollywood’un bizi uyardığı şey bu değil mi?

Evet, her zaman şeylerin yanlış gitmesi için bir potansiyel vardır, ancak hayatımıza akıllı ajanlar eklemek çok olumlu bir etkiye sahip olabilir.

Akıllı Ajan Senaryoları

Olasılıkları düşündüğümde, bu tür bir teknolojinin yeteneklerimizi nasıl güçlendireceğini gösteren bir dizi senaryoya adım atmak istiyorum, böylece çoğumuz tipik bir gün boyunca 3-4 kişinin yapacağı işi yapa bilir.

AI gerçekten yararlı olması için,tam bir güven olması gerekir. Tavsiyelerini kabul edebilir veya görmezden gelebiliriz, sonuçta seçim bizim olacak.

Yolculuklarım sırasında günüm görevi  bana rehberlik etmek olan kişisel AI ajanım   Finley in beni uyandırması  ile başlar. Programımda acil bir şey yoksa, Finley yeterince uyuduğumdan emin olduğu  zaman beni uyandırmak için bekler.

Bilinçaltını sürekli olarak inceleyen bir sistem aracılığıyla Finley uyku kalıplarını ayarlayacak ve dinlenmeyi optimize etmek için zihnimi sakinleştirmeyi öğrenecektir. Finley sürekli öğrenme modunda olduğundan, iç kafayı susturmak için kullanılan her ayar, her gece mükemmel bir dinlenme durumuna derin bir dalma haline gelene kadar hızlı bir şekilde değerlendirilecek ve düzeltilecek ve yeniden düzeltilecektir.

Finley, hava kimyasını değiştirerek, gerektiğinde oksijen ekleyerek, ışık seviyelerini ve hatta ışık spektrumunu kontrol ederek, arka plan müziğini ayarlayarak ve gerektiğinde sallanan hareketler ve yüzey titreşimleri oluşturarak her odada değişkenleri değiştirme yeteneğine de sahip olacaktır.

Finley’nin hedefi her gün beni en yüksek verimlilikte çalıştırmaktır ve yaklaşımı değişecektir, çünkü her yeni gün tamamen yeni bir operasyonel strateji gerektirir. Kendi AI ajanlarını hayatlarına eklemek için yeni olanlar için, Finley gibi ajanların beni kendimden daha iyi tanımaları uzun sürmez.

Gün boyunca, Finley ile olan sohbetlerim, kim olduğumu ve her görevi önem sırasına göre nasıl yönettiğimin merkezi bir parçası haline geldi.

Duş almak gibi basit rutinler bile, Finley’in suyu mükemmel sıcaklığa ayarlaması, boğaz kaslarını uyarmak için spreyi ince ayarlaması, en uygun miktarda sabun, şampuan ve klima ayarlaması ve hatta alışveriş yaparken bu ürünler hakkında öneriler yapması gerekecek.

Giyinmek söz konusu olduğunda, Finley bana en uygun kıyafeti, renk , stil ve mağazayı seçmeme yardımcı olacaktır. Her gün Finley gardırobumu, ayakkabılarımı ve moda aksesuarlarımı yeniden değerlendirecek. Yenilerini satın almam için Finley’in öneri  listesine bakarak ve seçim yapmam yeterli olacaktır.

Her yemekte olduğu gibi kahvaltı planlamak, yapmak istediğim kadar basit veya karmaşık olacaktır. Finley, elimdeki hangi malzemeleri biliyor, Vücudumun her birine nasıl tepki vereceğini biliyor ve günlük performansımı optimize edebilecek yemekler önerecek. Yemek yemeyi tercih edersem, restoranları, Olası teslimat seçeneklerini ve hangi arkadaş ve tanıdıkların sosyal bir deneyim haline getirmenin bir yolu olarak bana katılmaya uygun olabileceğini önerecektir.

Finley, nihai iş dostum
İşe gidip gelmek, “Finley, beni işe götürebilir misin?” İster uber, sürücüsüz bir araba ya da çalışmayan bir kayınbiraderi olsun, hangi seçeneğin en iyi şekilde çalışacağını bilecektir.

Emin olmak için, Finley standart ses komutları ötesinde arayüz seçenekleri bir dizi ile gelecek. Kullanıcılar giriş tarafında saatler, dokunmatik bantlar ve klavyeler gibi çok çeşitli giriş çıkış cihazlarından ve çıkış seçenekleri olarak çeşitli ekranlar, görsel Bindirmeler, titreşim ve duyusal uyarı mekanizmalarından seçim yapabilecekler.

Finley şekil ve formların bir ürün yelpazesine gelecek ve çoğu insan varlığını insanlaştırmak isteyecektir. Seçenekler arasında erkeklerden dişiye geçiş, bir ekranda bir ses ve yüz içeren bir kişilik paketi veya belki de bir ifade modülü, templated kokular, sesler veya riskli bir şey yaptığınızı bildiği zaman küçük “oooo-ooo” sesleri içeren animasyonlu bir kafa eklenecektir. Ama zamanla her ajan mükemmel olmayan insan ortağının kişiliğine doğru çekilecektir.

Standart “kafamdaki Ses” i geliştirmenin yolları olarak, formları değiştirebilir ve daha fiziksel bir varlığı, bir duvardaki konuşan bir portreyi sunan bağımsız bir robota geçebilir veya arkadaşlarımı etkilemek için giydiğim animatronik ayakkabıların şeklini alabilir. Bir asansöre adım attığımda, bir arabaya girerken veya bir yönetim kurulu odasına yürürken, mevcut cihazların her biri ile otomatik olarak çalışacak, yakındaki ekranlara bilgi gönderecek, bir VR/AR kulaklığına bana öneriler verebilecektir.

Her işle ilgili durum, Finley’den farklı şekilde faydalanmamı sağlayacak.

Bir alış veriş durumunda, Finley, alacağım ürünü diğerleriyle kıyaslayıp en iyi fiyat ve kalite açısından en uygun olanı bana tavsiye edecektir.
Bakım pozisyonları için, hangi araçlara ihtiyacım olacağını, parçaların birbirine nasıl uyduğunun diyagramlarını Yukarı çekeceğini, noktadan noktaya Ölçümler yapacağını ve hangi yaklaşımın en hızlı ve en etkili olacağını önerecektir.
Bir ik pozisyonunda, bana her adayla ilgili konuları hatırlatacak, uygunsuz bir şey söylüyorsam veya yapıyorsam beni uyaracak ve yeni politikalar, uygulamalar ve prosedürler hakkında konuşmamı isteyecektir.
Eğer bir bilgisayar programcısı olursam, Finley sonuçlandırmadan önce biçimlendirme hatalarını hatırlatıp, her durum için mümkün olan en iyi algoritma önerilerini, online veri tabanlarından hazır verileri seçip kodları test edecektir.
Pek çok açıdan, Finley benim denetleme kurulum, müttefikim, koruyucum, strateji ortağım ve sırdaşım. Bununla birlikte, diğer insanların  yerini almaya niyeti olmayacaktır. Tam tersi, Finley’in temel programlamasının bir kısmı, sosyal hayatımı iyileştirmek, her etkileşim için doğru zamanı ve yeri bilmek ve gerçek bir sorun haline gelmeden önce çeşitli endişeleri çözmek olacaktır.

Zihinsel sağlık sorunları olan insanlar bile, bu tür AI ajanları duygularını sakinleştirecek ve karar vermelerine yardımcı olacak şekilde iyileştirme yeteneğine sahip olacaklar. Kendi günlük rutinlerine hakim olduktan sonra, ek beceriler geliştirme ve birçok durumda anlamlı bir iş bulma becerisine sahip olacaklar.

İnsanlarda olduğu için, her eylem belirli bir risk miktarı ile birlikte gelir, Finley, gün boyunca hedeflerimi bilmenin ve beni günlük mayın tarlasından yönlendirmenin bir yolunu bulacak ve felaketten felaketi yaşamadan haberim olacak.

AI ajanları geliştikçe, hastalıkları teşhis etme, her yaralanmanın sınırlamalarını anlama ve fiziksel olarak uyum ve zihinsel olarak uyarmamızı sağlayacak sağlıklı yaşam rutinleri aracılığıyla bize rehberlik etme yeteneğine sahip olacaklar. Hastalık durumunda, tedavi seçeneklerini, ilaçları, terapileri veya uygun olabilecek her şeyi önerecektir.

Benim koruyucum olarak, Finley sürekli olarak alanıma giren her kişiyi, nesneyi, aracı ve hayvanı değerlendirir. Bu kapasitede, tehlikeyi görüyor, içeceğime bir şey ekleyip eklemediğimi, desenleri incelediğimi, yakın ihtimalleri hesaplayıp ve muhtemelen yanlış gidebilecek herhangi bir şeyi önleye bilir.

Thomas Frey’in Tüm Yazıları

Exit mobile version