Kategori: Diğer
İşte Kalbi Koruyan 12 Süper Gıda
Uzm. Diyetisyen Kumsal Kurucu, kalp ve damar sağlığına iyi gelen 12 süper gıdayı şöyle sıraladı;
1- Balıklar

Özellikle somon, hamsi, uskumru, sardalya, palamut gibi omega-3 açısından zengin, iltihap ve aritmi riskini azaltmaya yardımcı olan yağlı balıkları haftada en az 3 gün tüketmelisiniz. Tabi ki pişirme yönteminiz buğulama, fırında ya da ızgara olmalı. Ancak, balıklar C vitamini açısından fakirdir. Balığın yanında bol limonlu bir salata yapılabilir. Böylelikle genel sağlığınıza ve kalbinize fayda sağlamış oluruz.
2- Zeytinyağı

Erken hasat soğuk sıkım zeytinyağı Akdeniz diyetinin temel gıdalarından biridir. Kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye yardımcı olur ve atardamar sağlığını destekler. İnsülin direnci, inflamasyon ile savaşmaya, trigliserid düzeylerini düşürmeye, iyi kolesterol HDL’yi artırmaya destektir. Günde 3-4 yemek kaşığı erken hasat soğuk sıkım zeytinyağı kalbinize altın değerindeki bir hediyedir.
3- Yemişler

Özellikle Brezilya cevizi, çiğ fındık, çiğ badem, kabak çekirdeği kalp hastalığı riskini azaltan sağlıklı yağlar ve antioksidanlarla doludur. Kuruyemişler, içerdiği kalp dostu mineraller (bakır, magnezyum, selenyum, potasyum), protein, lif ve antioksidanlar sayesinde doğal bir güç deposudur. Yalnızca besin öğeleriyle değil, vücuttaki inflamasyonu azaltıcı ve damar sağlığını iyileştirici etkileriyle de ön plana çıkarlar. Ayrıca folat, niasin, B6 ve E vitamini bakımından zengin olup, düzenli tüketildiğinde kalp sağlığını destekleyici, genel vücut direncini artırıcı etkileri vardır.
4- Kırmızı Meyve ve Sebzeler

Yaban mersini, ahududu, böğürtlen ve elma, kalbinizde şölen etkisi oluşturan meyvelerdir. İçeriğindeki flavonoidler ve polifenoller damar sertliğini önlemeye, dolaşımı iyileştirmeye ve inflamasyonu azaltmaya yardımcıdır. Özellikle elmanın içeriğindeki pektin, kötü kolesterolü (LDL) azaltarak damarları temizleye ve kalp hastalığı riskini azaltmaya destektir. Ayrıca, pektin bağırsak mikrobiyotasını besleyerek metabolik sağlığa katkı sağlar. Antioksidan zengini bu meyveler düzenli, doğru saat ve porsiyonlarda tüketildiği sürece oksidatif stresi azaltmaya, damar esnekliğini artırmaya ve kardiyovasküler sistemi güçlendirmeye destek olur. Bunların yanında kırmızı/mor renkli sebzeleri de tüketmelisiniz. Özellikle kırmızı pancar, mor lahana, Çin turpu, mor havuç gibi sebzeler zengin antioksidan içeriği sayesinde tam bir güç kaynağıdır. Kan akışını artırır ve hipertansiyon riskini azaltırlar.
5- Avokado

Kalp sağlığına yararlı tekli doymamış yağlar bakımından zengin olan avokadolar kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye ve iyi kolesterolü (HDL) artırmaya yardımcı olur. Ayrıca kan basıncını düzenlemeye ve hipertansiyon riskini azaltmaya yardımcı olan mükemmel bir magnezyum, potasyum kaynağıdır. Lif, antioksidanlar ve inflamasyon giderici bileşiklerle dolu olan avokadolar, oksidatif stresi azaltarak ve atardamar esnekliğini iyileştirerek genel kardiyovasküler işlevi destekler.
6- Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler

Ispanak, kara lahana, Brüksel lahanası, pazı, roka, tere, biberiye nitrat ve antioksidan bakımından zengindir, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olurlar. Lif, potasyum, magnezyum gibi kalp sağlığını destekleyen değerli vitamin/minerallerin harika kaynaklarıdır.
7- Sarımsak

Sarımsak, kan basıncını düşürme, kolesterol seviyelerini düşürme ve kan dolaşımını iyileştirme yetenekleri ile kardiyovasküler sağlık için oldukça faydalıdır. Kan damarlarını gevşetmeye, hipertansiyonu ve kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olan allisin içerir. Ayrıca sarımsağın, kan pıhtılarını önleme, felç ve kalp krizi olasılığını azaltmaya destek antiplatelet özellikleri vardır. Ek olarak, antioksidan ve antiinflamatuar etkileri sayesinde damarlarda sertleşmeye katkıda bulunan oksidatif stres ve inflamasyonu azaltır. İster çiğ tüketin, ister yemeklere ekleyin, ister siyah sarımsaktan turşu kurup tüketin.
8- Baklagiller

Özellikle mercimek, nohut, siyah fasulye, maş fasulyesi lif bakımından zengindir, kan şekerini ve kolesterolü yönetmeye yardımcı olurlar.
9- Tahıllar

İnce öğütülmüş yulaf, siyah pirinç, kinoa ve karabuğday, LDL kolesterolü düşürmeye ve kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olan yüksek lif içeriği nedeniyle kardiyovasküler sağlık için mükemmel gıda kaynaklarıdır. Yulaf, kolesterol emilimini azaltan çözünür bir lif olan beta-glukan içerirken, siyah pirinç sağlıklı kan basıncını destekleyen magnezyum açısından zengindir. Anti-inflamatuar özelliklere sahip, proteinden zengin olan kinoa ve karabuğday ise antioksidanlar açısından zengindir, kan damarlarını güçlendirir, kan şekerinin uzun süre dengede kalmasına destek olur, sindirimi ve dolaşımı iyileştirir. Basit karbonhidratları beslenmenizden çıkarın. Yerine ata tohumlarını ekleyin.
10- Zerdeçal

Kalp sağlığını destekleyen güçlü bir iltihap giderici olan kurkumin içerir.
11- Domates, Kırmızı Pancar ve Turp

Domates, likopen bakımından zengindir. Kan basıncını düşürür ve oksidatif strese karşı korur. Kırmızı pancar ve turp ise, nitrik oksit üretimini artırarak kan basıncını düşürmeye yardımcı olan yüksek nitrat içeriği sayesinde kardiyovasküler sağlık için faydalıdır. Pancarlar, özellikle iltihabı ve oksidatif stresi azaltan, kan damarlarını hasardan koruyan betalainler olmak üzere çeşitli antioksidanlar açısından zengindir. Turp ise, potasyum ve antosiyanin içeriği sayesinde kan basıncını düzenlemeye ve atardamar sertliğini azaltmaya destektir. Her iki sebze de sağlıklı kan akışını teşvik eder, hipertansiyon riskini azaltır ve dengeli bir diyete dahil edildiğinde genel kalp sağlığına katkıda bulunur.
12- Nar

Nar, özellikle kan damarlarını oksidatif stres ve iltihaptan koruyan punicalajinler ve antosiyaninler olmak üzere zengin antioksidan içeriği nedeniyle kardiyovasküler sağlık için oldukça faydalıdır. Nitrik oksit üretimini artırarak, kan akışını iyileştirir ve atardamar sertliğini azaltmaya destek olarak kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Ayrıca ateroskleroz gelişiminde önemli bir faktör olan LDL kolesterol oksidasyonunu azaltır ve anti-inflamatuar özellikleri atardamarlarda plak oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Nar suyunun veya çekirdeklerinin belirli periyotlar ile düzenli tüketimi dolaşımı iyileştirerek, hipertansiyonu azaltarak ve kalp hastalığı riskini düşürerek kalp sağlığını destekler.
Sağlıklı Yaş Almayı Desteklemek İçin Kazanılması Gereken 8 Önemli Alışkanlık
1-Dengeli beslenme
Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlar açısından zengin bir diyet, kronik hastalık riskini azaltarak yaşam süresini uzatabilir. Beslenme alışkanlıklarının özellikle 40 ve 60’lı yaşlarda kişinin yaşam tarzı risklerine göre yeniden düzenlenmesi çok önemli.
2-Düzenli fiziksel aktivite

Haftada en az 150 dakika orta düzeyde aerobik egzersiz ve kas güçlendirme çalışması, kardiyovasküler sağlığı destekler ve biyolojik yaşlanmayı yavaşlatır.
3-Yeterli ve kaliteli uyku

Her gece 7-9 saat uyku, bağışıklık sistemi ve bilişsel fonksiyonlar için kritik öneme sahip.
4-Stres yönetimi

Meditasyon, nefes egzersizleri ve doğada zaman geçirmek gibi aktiviteler stres seviyesini düşürerek genel sağlığı destekler.
5-Sosyal bağlantılar

Aile ve arkadaşlarla güçlü ilişkiler, duygusal destek sağlayarak yaşam memnuniyetini artırır.
6-Düzenli sağlık kontrolleri

Erken teşhis ve önleyici tedbirler, kanser gibi ciddi hastalıklarda bile kesin tedavi şansı yaratabilir.
7-Zihinsel aktiviteler

Yeni beceriler kazanmak ve yaratıcı uğraşlarla vakit geçirmek, bilişsel rezervi artırarak demans riskini azaltabilir.
8-Zararlı alışkanlıklardan kaçınma

Sigara ve aşırı alkol tüketiminden uzak durmak, kanser başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruma sağlar.
Plastiklerin Sağlık Üzerindeki Olası Risklerini Azaltmak İçin Alınabilecek 7 Önlem
1-Alternatif malzemeler tercih edin

Cam, paslanmaz çelik veya seramik kaplar kullanarak plastik maruziyetini azaltın.
2-Plastikleri ısıtmaktan kaçının

Isı, zararlı kimyasalların gıdaya geçişini artırabileceği için yiyecekleri plastik kaplarda ısıtmayın. Ayrıca plastik su şişelerini güneş altında bırakmamaya dikkat edin.
3-Tek kullanımlık plastikleri azaltın

Plastik pipet, çatal-bıçak ve poşet gibi tek kullanımlık plastikleri mümkün olduğunca kullanmamaya çalışın.
4-Musluk suyunu filtreleyin

Su filtreleri, musluk suyundaki mikroplastikleri azaltabileceği için musluktan su içmeden önce mutlaka filtre taktırın.
5-Kişisel bakım ürünlerine dikkat edin

Bazı kozmetik ve kişisel bakım ürünleri mikroplastik içerebileceği için doğal içerikli ürünleri tercih etmeye gayret edin. Temiz malzemeler kullanabilmek adına da satın almadan önce içerik okuma alışkanlığı edinin.
6-Çevreye saygılı olun

Çevreye verilen zarar dönüp dolaşıp insan sağlığını etkileyeceği için, geri dönüşüme önem verin, doğaya atılan plastiklerin etkilerini en aza indirmek için çaba sarf edin.
7-Paketli ürün tüketimini azaltın

Plastik ambalajlardan korunmak için mümkün olduğunca organik ve taze gıdalar tüketin.
Migren Hakkında Bilinmesi Gereken 5 Nokta
Modern çağın stresli yaşantısında dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı önemli ölçüde artan migren, yaşam kalitesini bozan hastalıklar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Esma Kobak Tur “Migren baş ağrıları arasında en yaygın ve karmaşık olanlardan birisidir. Baş ağrısı, mide bulantısı, ışığa ve sese duyarlılık gibi belirtilerle kendini gösteren bu hastalık ülkemizde de oldukça yaygın olup, son yıllarda görülme sıklığı sadece yetişkinlerde değil çocuklarda da artmaktadır. Özellikle şehir hayatındaki gürültü, hava kirliliği, yanlış yaşam alışkanlıkları, stres ve dijital cihaz kullanımının artması migrene zemin hazırlamaktadır. Türkiye’de 21 ilde 5323 hasta ile yürütülen bir çalışmada; migren görülme oranı yüzde 16,4 olarak tespit edilmiştir. Ülkemizde kadınlarda daha yaygın olan bu hastalık her 4 kadından birinde görülmektedir.” diyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Esma Kobak Tur, migren hakkında bilinmesi gereken 5 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
1-Sağlıksız yaşam alışkanlıkları migrene yol açabiliyor

Migrene yol açabilecek pek çok alışkanlık vardır. En yaygın hatalı alışkanlıklar arasında; düzensiz uyku, aşırı stres, yanlış beslenme ve dehidratasyon (yetersiz su tüketimi) yer alır. Ayrıca uzun süreli bilgisayar veya telefon kullanımı, kötü duruş alışkanlıkları ve aşırı gürültüye maruz kalma da migreni tetikleyen faktörler arasındadır.
2-Ekran maruziyeti ve stres tetikliyor

Son yıllarda, migrenin çocuklar ve genç yaş gruplarında da daha fazla görüldüğü gözlemlenmektedir. Özellikle okul çağındaki çocuklarda stres, ekran sürelerinin artması ve düzensiz uyku gibi etmenler migreni tetikleyebilmektedir. Çocuklarda migren genellikle okul dönemi ile birlikte başlar. Özellikle ailede migren öyküsü olan çocuklar, bu hastalıkla daha fazla karşılaşmaktadır. Çocuklarda migrenin belirtileri, yetişkinlere göre farklılık gösterebilir. Çocuklar genellikle baş ağrılarının yanı sıra, bulantı, kusma ve ışığa duyarlılık gibi belirtiler de yaşayabilirler. Çocuklardaki migrenin tedavisi ise, ilaç kullanımı daha sınırlı olduğu için daha dikkatli bir şekilde yapılmalıdır.
3-Keskin ve zonklayıcı ağrılarla ortaya çıkıyor

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Esma Kobak Tur “Migren hastaları, ağrılarını farklı şekillerde tanımlayabiliyorlar. Ağrı genellikle başın bir kısmında, özellikle şakaklar ve alın bölgesinde yoğunlaşıyor. Hastalar, ağrıyı “keskin, zonklayıcı”, “sanki başımda bir martı çığlık atıyor gibi”, “başımda bir basınç var, sanki bir şey sıkıyor” şeklinde ifade edebiliyorlar. Migren, kişiye göre farklı yoğunlukta ve sürelerde hissedilmekle birlikte, migren hastaları, baş ağrısından önce “aura” denilen duyusal veya görsel bozukluklar da yaşayabiliyorlar” diyor.
4-Bu besinler migren ataklarına yol açabiliyor

Bazı gıda maddeleri de migreni tetikleyebilir; çikolata, peynir, alkol ve işlenmiş etler gibi yiyecekler migren ataklarını başlatabilir. Başta peynir olmak üzere çeşitli gıda maddelerinde bulunan tiramin özellikle bazı kişilerde kan basıncını artırarak migren ataklarını tetikleyebilmektedir. Özellikle parmesan, mozarella ve çedar gibi peynirler yüksek tiramin içerikli gıdalar arasında yer almaktadır. Tütsülenmiş etler, salam ve sosis gibi işlenmiş gıdalarda yaygın bulunan nitrat, yüksek histamin içeriği nedeniyle kırmızı şarap ve fazla kafein tüketimi de migren ataklarını tetikleyebilmektedir.
5-Doğru tanı ve tedavi ile kontrol altına alınabiliyor

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Esma Kobak Tur, migren tanısının klinik değerlendirme, nörolojik muayene ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak konulduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Son yayınlanan kriterlere göre; hastanın 4 ila 72 saat süren en az beş atağı olmalıdır. Bu ataklar tek taraflı lokalize, zonklayıcı, en az orta ya da şiddetli yoğunlukta ve rutin fiziksel aktiviteler ile kötüleşmektedir. Baş ağrısı esnasında mide bulantısı, kusma veya her ikisi, fotofobi ve fonofobi gibi belirtiler eşlik etmektedir. Ayrıca baş ağrıları öncesinde 5 ila 60 dk sürebilen görsel, duyusal, konuşma ve/veya dil, motor, beyin sapı veya retinal auralar eşlik edebilmektedir. Beyin Tomografisi ya da MR tetkiki beyin kanaması, tümör ya da enfeksiyon gibi ayırıcı tanıda düşünülebilecek diğer hastalıkların dışlanmasında yardımcı olur” diyor. Migrenin, karmaşık bir hastalık olmasına rağmen, doğru tanı ve tedavi ile kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Esma Kobak Tur “Bu nedenle, migren belirtileri yaşayan bireylerin bir nöroloji uzmanına danışarak uygun tedavi yöntemlerini değerlendirmeleri önemlidir. Migrenin erken teşhisi ve tedavisi, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştirebilir” diye konuşuyor.
Henley & Partners’tan Dünyanın En Zengin Şehirleri
Henley & Partners ile küresel veri istihbarat şirketi New World Wealth iş birliğiyle hazırlanan “Dünyanın En Zengin Şehirleri 2025 Raporu”, dünyanın en yüksek sayıda milyoner barındıran şehirlerini açıkladı. ABD, İlk 50 Şehir sıralamasında 11 şehirle liderliğini korurken, New York 818 centi-milyoner ve 66 milyarder dahil 384.500 yüksek net servete sahip bireyle zirvedeki yerini sağlamlaştırdı. Onu, 342.400 milyoner ile San Francisco ve Silikon Vadisi’ni kapsayan Bay Area takip etti. Bay Area, 82 milyarder ile New York’u geride bırakarak teknoloji zenginliğinin küresel merkezi olarak dikkat çekiyor ve son 10 yılda %98’lik bir büyüme kaydetti.
1- New York-ABD

2-San Francisco The Bay Area-ABD

3-Tokyo- Japonya

4-Singapur- Singapur

5-Los Angeles-ABD

6-Londra- Birleşik Krallık

7-Paris-Fransa

8-Hong Kong-Hong Kong

9-Sidney-Avustrulya

10-Şikago-ABD

11-Milano-İtalya

12-Pekin-Çin

13-Osaka Kyoto Kobe-Japonya

14-Şangay-Çin

15-Toronto-Kanada

16-Melbourne-Avustrulya

17-Houston-ABD

18-Dubai- BAE

19-Frankfurt-Almanya

20-Zürih-İşviçre

21-Dallas-ABD

22-Cenevre-İsviçre

23-Münih-Almanya

24-Seul- Güney Kore

25-Seattle-ABD

26-Roma-İtalya

27-Mumbai-Hindistan

28-Shenzhen-Çin

29-Vancouver-Kanada

30-Amsterdam-Hollanda

31-Boston-ABD

32-Miami-ABD

33-Madrid-İspanya

34-Perth-Avustrulya

35-Hangzhou-Çin

36-Austin-ABD

37-Viyana-Avusturya

38-Taype Şehri-Tayvan

39-Delhi-Hindistan

40-Moskova-Rusya

41-Washington DC-ABD

42-Berlin-Almanya

43-Brisbane-Avustrulya

44-Nice-Fransa

45-Guangzhou-Çin

46-Manchester & Trafford-Birleşik Krallık

47-Stockholm-İsveç

48-Tel Aviv & Herzliya-İsrail

49-Dublin-İrlanda

50-Lizbon-Portekiz

Şirketlerin Karşılaştığı En Önemli 5 Siber Zorluk Ve Bu Tehditlerden Korunma Yöntemleri
1. Tedarik Zinciri Zaafları
Büyük kuruluşların %54’ü tedarik zinciri güvenliğini siber dayanıklılığa ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyor. Dijital tedarik zincirleri genişledikçe, dış tedarikçilere ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcılara bağımlılık artıyor. Şirketler, düzenli risk değerlendirmeleri yaparak ve sıfır güven (Zero Trust) modelini benimseyerek bu tehditleri en aza indirebilir. Kullanıcı erişimini kısıtlamak, güvenliği sıkılaştırmak ve sürekli denetimler gerçekleştirmek, tedarik zinciri güvenliğini sağlamak için kritik önlemler arasında yer alıyor.
2. Yapay Zekanın Siber Güvenlik Üzerindeki Etkisi

Kuruluşların %66’sı yapay zekanın 2025 yılı boyunca siber güvenlik üzerinde önemli bir etkiye sahip olacağını öngörse de bu kuruluşların yalnızca %37’si yapay zeka araçlarını dağıtıma sokmadan önce güvenlik değerlendirmesi yapıyor. Bu durum, yapay zekanın hızla benimsenmesi ile ilgili güvenlik süreçleri arasındaki uyumsuzluğu ortaya koyuyor. Yapay zeka destekli güvenlik çözümleri geliştirilirken, tehdit algılama ve yanıt mekanizmaları güçlendirilerek siber güvenlik süreçleri mutlaka gözden geçirilmelidir. Hassas verileri korumak adına cihaz güvenliğinin artırılması ve güçlü şifreleme tekniklerinin kullanılması da büyük önem taşıyor.
3. Üretken Yapay Zekanın Siber Suç Üzerindeki Etkisi

Kuruluşların neredeyse yarısı, üretken yapay zekanın daha karmaşık ve ölçeklenebilir siber saldırılara olanak sağladığını belirtiyor. 2024 yılından itibaren AI kullanımının daha da yaygınlaşması, sosyal mühendislik ve kimlik avı saldırılarındaki artış eğilimini de gösterdi. Bu riskleri azaltmak için kimlik avını tespit etmek ve sahtecilik taktikleri konusunda farkındalığı güçlendirmek için odağı eğitime çevirmek gerekiyor.
4. Düzenleyici Parçalanma

Küresel çapta düzenleyici çerçevelerin hızla değişmesi ve bölgeler arasındaki uyum eksikliği, kuruluşların güvenlik stratejilerini yönetmelerini zorlaştırıyor. WEF 2024 Yıllık Siber Güvenlik Toplantısı’na katılan üst düzey yöneticilerin %80’i, yargı bölgeleri arasındaki düzenleyici farklılıkların siber güvenlik uyumunu zorlaştırdığını belirtti. Şirketlerin bu zorlukların üstesinden gelebilmesi için, çok faktörlü kimlik doğrulamanın sistemlere ve verilere erişimi güvence altına almada önemli bir rol oynayan katmanlı bir güvenlik stratejisi benimsemek gerekiyor.
5. Siber Güvenlik Yeteneği Eksikliği
Küresel ölçekte siber güvenlik alanındaki yetenek açığı giderek büyüyor. Rapor, her üç kuruluştan ikisinin siber güvenlik beceri açığı ile karşı karşıya olduğunu ve yalnızca %14’ünün güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak doğru ekibe sahip olduğunu ortaya koyuyor. Şirketlerin yönetilen güvenlik hizmet sağlayıcılarına güvenerek, uzman güvenlik ekiplerine erişim sağlaması ve şirket içi yeteneklere bağımlı olmadan güvenlik seviyelerini yükseltebilmeleri mümkün. İşletmelerin, siber güvenlik eğitimlerine yatırım yapması ve sürekli beceri geliştirme programları oluşturması bu açığı kapatmanın etkili çözümlerinden birkaçını oluşturuyor.
Otomotiv Gazetecileri Derneği (OGD)’nin 2025 Yılında “Türkiye’de Yılın Otomobili” Seçimi Aday Listesi
1-Alfa Romeo Junior

2-Alpine A110

3-Audi Q4 e-tron

4-Audi A5

5-Audi A6 e-tron

6-Audi Q6 e-tron

7-BMW 1 Serisi

8-BMW 2 Serisi Gran Coupe

9-BMW X2
10-BYD Dolphin

11-BYD Seal U

12-BYD Seal AWD
13-Cupra Terramar
14-Cupra Born
15-DFSK E5

16-Fiat 600
17-Ford Bronco

18-Hyundai Santa-Fe

19-Kia EV3

20-KGM Actyon

21-Lexus LBX
22-Lexus RZ
23-Mercedes-AMG GT

24-MG HS

25-MINI Countryman

26-MINI Hatch
27-Jaecoo 7

28-Opel Grandland

29-Peugeot 3008

30-Peugeot 5008
31-Porsche Macan
32-Porsche Panamera
33-Renault Rafale

34-Renault Duster

35-Škoda Kodiaq

36-Škoda Superb

37-Suzuki Swift

38-Volkswagen Passat
39-Volkswagen Tiguan
40-Volkswagen ID.4
41-Volkswagen ID.7
42-Toyota Land Cruiser Prado

Lüks Çanta Sınıfladırması
1-Fazla Lüks

2-Güçlü kadın

3-Zarif ve Şık

4-Göz Alıcı Zenginlik

5-İkinci Nesil Lüks

6-Modern Kadın

7-Yönetici

8-Beyaz Yaka

9-Öğrenci

Takip Edilmesi Gereken 4 Büyük Uzay Şirketi
1. SpaceX

SpaceX, Elon Musk tarafından 2002 yılında kurulan bir uzay taşımacılığı şirketidir. Şirketin amacı, uzay taşımacılığını daha uygun maliyetli hale getirmek ve insanları Mars gibi gezegenlere yerleştirerek insanlığın uzayda varlık göstermesini sağlamak.
Günümüzde, SpaceX’in başlıca faaliyetleri arasında Falcon roket serisi bulunuyor. Bu roketler, özellikle Falcon 9 ve Falcon Heavy, uzay taşımacılığı için kullanılıyor ve yeniden kullanılabilir olmaları sayesinde maliyetleri önemli ölçüde düşürüyor. Şirket, Mars’a insanlı görevler yapmayı hedefleyen Starship adlı büyük bir roket de geliştiriyor. Bu roket tamamen yeniden kullanılabilir olacak şekilde tasarlanıyor ve şu anda test aşamasında.
SpaceX ayrıca, dünya çapında internet erişimi sağlamak için Starlink adlı bir proje yürütüyor. Bu proje kapsamında, düşük yörüngede binlerce uydu fırlatarak küresel bir internet ağı oluşturmayı hedefliyor. NASA ile de önemli işbirlikleri bulunuyor; özellikle Crew Dragon kapsülleri ile astronotları Uluslararası Uzay İstasyonu’na taşıyor. Bunun dışında, ticari uydu fırlatmaları ve yük taşımacılığı gibi faaliyetlerle de birçok uydu şirketine hizmet veriyor.
2. Rocket Lab (RKLB)

Rocket Lab, 2006 yılında New Zealand’da kurulan ve uzay taşımacılığı alanında faaliyet gösteren bir şirkettir. Şirketin amacı, küçük uydu fırlatmalarını daha erişilebilir ve uygun maliyetli hale getirmektir. Rocket Lab, özellikle küçük uyduların ve yüklerin düşük yörüngeye taşınması için geliştirilmiş roketler üretiyor. Bu, özellikle ticari, bilimsel ve savunma amaçlı uyduların fırlatılmasını sağlayarak uzay endüstrisine hizmet eder.
Rocket Lab’in güncel faaliyetleri arasında, Electron roketiyle küçük uyduları düşük yörüngelere fırlatmak öne çıkıyor. Elektron roketi, yeniden kullanılabilirlik özelliğine sahip olmasa da, küçük uydular için maliyet etkin bir çözüm sunuyor. Şirket ayrıca, Photon adlı bir uydu platformu geliştiriyor ve bu platform, küçük uydular için uzayda operasyon yapabilen bir altyapı sağlıyor. Rocket Lab, şu anda ABD ve Yeni Zelanda’daki fırlatma üslerinden operasyonlarını sürdürüyor ve küresel uydu fırlatma pazarında önemli bir oyuncu haline gelmiştir.
3. Blue Origin

Blue Origin, 2000 yılında Amazon’un kurucusu Jeff Bezos tarafından kurulan bir uzay taşımacılığı şirketidir. Şirketin amacı, uzay keşfini daha erişilebilir hale getirmek ve insanları uzaya taşımak için sürdürülebilir bir ulaşım sistemi geliştirmektir. Blue Origin, uzay turizmi, ticari uydu fırlatmaları ve uzun vadeli hedef olarak insanların uzaya yerleşebilmesi için altyapı kurma üzerine çalışmalar yapmaktadır.
Şirketin güncel faaliyetleri arasında, yeniden kullanılabilir roketler geliştirmek öne çıkıyor. New Shepard roketi, kısa mesafeli uzay turizmi uçuşları için kullanılıyor ve bu roket, başarıyla birçok test uçuşu gerçekleştirdi. Blue Origin ayrıca, büyük ve güçlü bir roket olan New Glenn’i geliştiriyor. Bu roket, ticari uydu fırlatmaları ve daha büyük uzay görevleri için tasarlanmıştır. Şirket ayrıca, NASA ile ortaklıklar kurarak uzay istasyonları ve Ay’a insan gönderme gibi projeler üzerinde çalışmaktadır.
4. Intuitive Machines (LUNR)
Intuitive Machines, 2013 yılında kurulan bir Amerikan uzay teknolojileri şirketidir. Şirketin amacı, uzay keşiflerini daha verimli hale getirmek için gelişmiş uzay sistemleri ve çözümleri sunmaktır. Özellikle Ay’a yönelik misyonlar, robotik uzay keşifleri ve uzayda veri toplama konusunda faaliyet gösterir.
Güncel faaliyetleri arasında, NASA’nın Artemis programı kapsamında Ay’a yapılacak keşiflerde kullanılacak araçlar geliştirmek yer alıyor. Şirket, Ay’a iniş yapabilen roketler ve uzay araçları tasarlamakta, ayrıca Ay yüzeyinde araştırmalar yapacak araçlar için sistemler sağlıyor. Intuitive Machines, ayrıca ticari ve hükümet misyonları için küçük uydu taşımacılığı ve uzay görevleri yürütmektedir.
Ebeveynler İçin Okula Dönüş Rehberi
Okula dönüş, birçok çocuk için hem heyecan hem de kaygı verici bir süreç olabiliyor. Tatilin sona ermesi, yoğun okul rutinine geri dönme düşüncesi ve okul başlangıcıyla birlikte gelen yeni sorumluluklar, çocuklarda strese neden olabiliyor. 4-12 yaş arası çocuklar için Avrupa standartlarında online İngilizce eğitimi veren ödüllü Novakid‘in Kıdemli Metodoloğu Adrienne Landry, okula dönüş dönemini stressiz hale getirmek için tavsiyelerini ve ipuçlarını paylaşıyor.
1. Açık konuşmalar yapın

Çocuğunuzun okul süreciyle ilgili yaşadığı kaygıları anlamanın en önemli yollarından biri, onunla açık ve dürüst bir şekilde iletişim kurmaktır. Çocuğunuzu dikkatlice dinlemek, ne hissettiğini anlamaya çalışmak ve ona kendi duygularını ifade etme fırsatı vermek bu dönemde kritik bir rol oynar. Çocuğunuzun endişeleri, korkuları ya da çekinceleri ne olursa olsun, onları küçümsememek ve açık bir şekilde konuşmasını teşvik etmek onun kendini rahat hissetmesini sağlar. Özellikle okula yeni başlayan veya sınıf değişikliğine giden çocuklar için bu tür konuşmalar, onların güven duygusunu pekiştirmeye yardımcı olur.
2. Övün ve takdir edin

Çocuğunuzun okul sürecindeki çabalarını fark etmek ve takdir etmek, onun motivasyonunu artırmanın en etkili yollarından biri. Küçük de olsa gösterdiği her çaba, attığı her adım, onun gelişim yolculuğunda büyük bir anlam taşıyor. Bu nedenle çocuğunuzu yalnızca sonuçlar için değil, süreç boyunca gösterdiği çaba ve kararlılık için de övmek ona önemli bir mesaj verir. Olumlu geri bildirimler, çocuğun kendine olan inancını güçlendirir ve onun kendi yeteneklerine dair farkındalığını artırır. Takdir edilen ve cesaretlendirilen çocuklar, zorlandıkları alanlarda bile daha fazla çaba göstermeye ve kendilerini geliştirmeye istekli olurlar.
3. Birlikte aktiviteler planlayın

Okula dönüş döneminde çocukların yaşadığı stresi hafifletmenin en etkili yollarından biri, onlarla kaliteli ve bilinçli zaman geçirmektir. Günlük koşuşturmalar arasında çocuğunuzla birlikte planlayacağınız eğlenceli ve rahatlatıcı aktiviteler, hem stresin azalmasına hem de aranızdaki bağı güçlendirmeye yardımcı olur. Çocuğunuzun okul dışındaki zamanlarında onunla birlikte vakit geçirmek, ona sadece bir sorumluluklar dizisi içinde olmadığını, aynı zamanda eğlenebileceği, dinlenebileceği ve rahatlayabileceği bir alana da sahip olduğunu hissettirir. Örneğin oyun oynamak, yürüyüşe çıkmak, parkta zaman geçirmek ya da basit bir masa oyunu oynamak gibi etkinlikler, çocuğunuzu hem eğlendirir hem de onun enerjisini atmasına yardımcı olur.
4. Rutinler geliştirin

Rutinler belirsizliği ortadan kaldırarak çocuklara bir güven hissi verir ve okul gibi büyük bir değişime daha kolay adapte olmalarını sağlar. Örneğin sabahları belirli bir saatte uyanmak, kahvaltı yapmak ve hazırlanmak için belirli bir sıra oluşturmak, çocuğunuzun güne daha sakin ve hazırlıklı başlamasına yardımcı olabilir. Aynı şekilde akşamları ödevlerin yapılması, oyun zamanı, aile ile geçirilen vakit ve belirli bir saatte uyuma alışkanlıkları da çocuğunuzun uyku düzenini ve genel refahını olumlu yönde etkiler. Rutinlerin tutarlılığı zaman yönetimi becerilerini geliştirmesine de yardımcı olur. Bu süreçte çocuğunuzun fikirlerini de dikkate almak, onun rutinlere katılımını ve bağlılığını artıracaktır.
5. Sağlıklı beslenmeyi sağlayın

Çocuğunuzun okul hayatındaki başarısı ve genel refahı, büyük ölçüde beslenme alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir. Dengeli ve sağlıklı bir diyet, yalnızca fiziksel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğun zihinsel performansını, odaklanma yeteneğini ve ruh halini de doğrudan etkiler. Özellikle okul dönemi gibi yoğun ve stresli zamanlarda, vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve besinleri doğru bir şekilde alması, çocuğun hem fiziksel hem de zihinsel olarak güçlü kalmasına yardımcı olur. Sabahları iyi bir kahvaltı yapmak, çocuğun gün boyunca derslere daha iyi odaklanmasına ve enerjik kalmasına katkıda bulunur. Aynı şekilde, öğle yemeği ve ara öğünlerde alınan sağlıklı atıştırmalıklar, çocuğun enerjisini korur ve öğrenme sürecini destekler. Yeterli vitamin ve mineral alımı stresle başa çıkma becerisini güçlendirir ve çocuğun genel ruh halini iyileştirir.
6. Profesyonel yardım alın

Çocuğunuzun okula dönüş sürecinde yaşadığı stres ve endişeler, bazen normal sınırların ötesine geçebilir. Eğer çocuğunuz derin korkular, sürekli kaygılar veya okul ile ilgili ciddi duygusal sıkıntılar yaşıyorsa, profesyonel yardım almak önemli bir adım olabilir. Bu tür durumlarda bir okul psikoloğu veya çocuk terapisti, çocuğunuzun duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve ona uygun destek sağlamak için en etkili kaynaklardan biridir. Bu süreçte yardım almak sadece çocuklar için değil, aynı zamanda ebeveynler için de faydalı olabilir. Çocuğunuzun yaşadığı zorluklar karşısında nasıl bir yaklaşım benimsemeniz gerektiği konusunda uzman tavsiyesi almak sizin de bu süreci daha bilinçli bir şekilde yönetmenizi sağlar.
KOBİ’ler İçin Hassas Verileri Koruma Rehberi
Her gün hassas finansal bilgiler dijital ağlar üzerinden iletiliyor. Ödeme sistemleri, veri çalmak veya operasyonları aksatmak için güvenlik açıklarından yararlanan siber suçlulara cazip bir hedef oluşturuyor. Yaşanan ihlaller nedeniyle KOBİ’ler müşterilerin güvenini kaybediyor, yüksek para cezaları ödüyor ve operasyonel aksaklıklara uğruyorlar.
KOBİ‘ler için ödeme sistemlerini siber tehditlerden korumak bir iş zorunluluğudur. Siber saldırılar daha sofistike hâle geldikçe hassas verileri korumanın, müşteri güvenini sürdürmenin ve operasyonel sürekliliği sağlamanın en iyi yolu kapsamlı güvenlik önlemleri uygulamaktır.
Siber güvenlik şirketi ESET, ödeme sistemlerini siber tehditlerden korumak için KOBİ’lerin önce önleme zihniyetini ve proaktif stratejileri benimsemesi gerektiğini paylaşarak önerilerde bulundu.
Ödeme sistemlerinin koruması için atılması gereken adımlar
1.Güvenli ağ ve sistemler
KOBİ’ler ağlarını korumak için güvenlik duvarları kurmalı ve bakımını yapmalı, parolalar ve güvenlik parametreleri gibi sistem yapılandırmalarının varsayılan ayarlarda bırakılmadığından emin olmalıdır. Bu, erişim noktalarını sınırlandırarak ve yetkisiz erişime karşı koruma sağlayarak güvenlik açıklarını azaltır.
2. Kart sahibi verilerinin korunması
Kart sahibi verileri, AES-256 gibi güçlü şifreleme standartları kullanılarak hem aktarım sırasında hem de beklemede şifrelenmelidir. Buna ek olarak, KOBİ’ler saklanan veri miktarını sınırlandırmalıdır. Tam kart numaraları, CVV kodları ve son kullanma tarihleri gibi hassas bilgilerin gerekli olmadıkça kesinlikle saklanmasından kaçınmalıdır. KOBİ’ler hassas verilerin kapsamını azaltarak koruma gerektiren bilgi hacmini en aza indirir ve güvenliği daha da artırır.
3. Erişim kontrol önlemlerinin uygulanması
Hassas kart sahibi verilerine erişim, iş görevlerini yerine getirmek için bu verilere ihtiyaç duyan yetkili personelle sınırlandırılmalıdır. Sıkı rol tabanlı erişim kontrolleri, hassas bilgilere yalnızca meşru bir ihtiyacı olanların erişebilmesini sağlamak için kilit öneme sahiptir. Kart sahibi verilerini depolayan veya işleyen sistemlere erişen kullanıcıların kimliklerini doğrulamak için ek bir güvenlik katmanı sağlayan çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) da kullanılmalıdır. Hassas kart sahibi verilerini içeren sunuculara ve depolama yerlerine fiziksel erişim, yetkisiz girişleri önlemek ve fiziksel ihlallere karşı koruma sağlamak için sınırlandırılmalıdır.
4. Sistemlerinin izlenmesi ve test edilmesi
KOBİ’ler ödeme sistemlerine ve verilere erişimi her zaman takip etmeli ve izlemeli, şüpheli veya yetkisiz faaliyetler için günlüklerin düzenli olarak gözden geçirilmesini sağlamalıdır. Bu, potansiyel tehditlerin erken tespit edilmesine ve daha fazla zararı önlemek için hızlı bir şekilde yanıt verilmesine yardımcı olur. Düzenli güvenlik açığı taramaları ve sızma testleri, saldırganlar bunlardan yararlanmadan önce ödeme sistemlerindeki zayıflıkları belirlemek ve ele almak için gereklidir. İşletmelerin güvenlik ihlallerini hızlı bir şekilde azaltabilmelerini ve kurtarabilmelerini sağlamak, kesinti süresini ve veri kaybını en aza indirmek için bir olay müdahale planı geliştirmeleri ve sürdürmeleri gerekir.
5. Çalışanların eğitimi
Çalışanları, kimlik avı saldırılarının ve diğer potansiyel tehditlerin nasıl fark edileceği de dahil olmak üzere en iyi siber güvenlik uygulamaları konusunda eğitmek için kapsamlı bir güvenlik farkındalığı eğitimi oluşturulmalıdır. Personel ayrıca PCI DSS gereklilikleri ve kart sahibi verilerinin korunmasındaki rolleri konusunda da eğitilmelidir. Önleme öncelikli bir güvenlik kültürü oluşturmak, çalışanları her türlü şüpheli faaliyeti bildirmeye teşvik etmek ve güvenli ödeme sistemlerinin sürdürülmesinde hesap verebilirliği teşvik etmek çok önemlidir.
6. Yazılım güncelleme
Tüm yazılımlar güncel olmalıdır. POS sistemlerinin, e-ticaret platformlarının ve ödemeleri işlemek için kullanılan tüm yazılımların düzenli olarak güncellenmesi, güvenlik açıklarına karşı korunmaya yardımcı olur ve siber saldırı riskini azaltmak için güvenlik yamalarının uygulanmasını sağlar. Ayrıca KOBİ’ler, ödeme verilerini işleyen üçüncü taraf satıcıların PCI DSS standartlarına uymalarını ve sistemlerinin güvenliğini sağlamaktan sorumlu tutulmalarını sağlayarak satıcı gözetimini sürdürmelidir.
Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenliği Standardı (PCI DSS), ödeme sistemlerinin güvenliğini sağlamak için dünya çapında tanınan bir çerçeve sunuyor. Bu standart, internette kredi kartı ödemelerinin kötüye kullanımıyla etkin bir şekilde mücadele etmek için geliştirilmiştir. İşletmeler PCI DSS yönergelerine bağlı kalarak verileri korumak ve riskleri azaltmak için sağlam bir temel oluşturabilirler. PCI DSS uyumluluğu, hassas ödeme verilerini titiz güvenlik önlemleriyle korumak için tasarlanmıştır. Bu standartlar, kart sahibi verilerini işleyen, depolayan veya ileten tüm kuruluşlar için geçerlidir. PCI DSS uyumluluğu yasal olarak zorunlu olmamakla birlikte kritik bir endüstri standardıdır. Uyumsuzluk, para cezaları, sözleşmeye bağlı yansımalar ve itibar zedelenmesi dahil olmak üzere ciddi cezalara neden olabilir.
2025 Oscar Ödülleri Kazananları Listesi
97. Akademi Ödülleri Kazananları
1-En İyi Film: “Anora”

2-En İyi Yönetmen: “Sean Baker”

3-En İyi Erkek Oyuncu: “Adrien Brody”

4-En İyi Kadın Oyuncu: “Mikey Madison”

5-En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: “Kieran Culkin”

6-En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: “Zoe Saldaña”

7-En İyi Uluslararası Film: “I’m Still Here”

8-En İyi Görsel Efektler: “Dune: Part Two”

9-En İyi Belgesel Film: “No Other Land”

10-En İyi Kostüm Tasarımı: “Wicked”

11-En İyi Kısa Animasyon Filmi: “In the Shadow of the Cypress”

12-En İyi Kısa Canlı Aksiyon Filmi: “I’m Not a Robot”

13-En İyi Kısa Belgesel Film: “The Only Girl in the Orchestra”

14-En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı: “The Substance”

15-En İyi Görüntü Yönetimi: “The Brutalist”

16-En İyi Montaj: “Anora”

17-En iyi Animasyon: “Flow”

18-En İyi Prodüksiyon Tasarımı: “Wicked”

19-En İyi Uyarlama Senaryo: “Conclave “

20-En İyi Özgün Senaryo: “Anora”

21-En İyi Film Müziği: “The Brutalist”

22-En İyi Özgün Şarkı: “El Mal” /Emilia Pérez”

23-En İyi Ses: “Dune: Part Two”

iF DESIGN AWARD Gold 2025 En İyi Tasarım Ödülleri
1-Yang Design Müzesi

2-Harman Kardon Onxy Studio 9
3-Ferrari 12Cilindri & 12Cilindri Spider

4-Ampere.StoragePro E3

5-iPhone 16

6-BOSCH MultiPower Series | 4 and 6

7-Jazz B Aydınlatma

8-Coffee&Climate Toolbox

9-Fotile Üst Düzey Buzdolabı

10-855-HOW-TO-QUIT-(OPIOIDS) Kampanyası

11-Blackmagic PYXIS 6K Kamera

12-Philips Azurion Neuro Biplane Terapi Sistemi
13-Karuun® Locarno Kaplama Koleksiyonu

14- Elektronik Görüş Testi
15-The Group -Volkswagen Group İçin Özel Yazı Stili
16-HOUSE OF GATSBY Şişe Tasarımı

17-HAIKOU GAOXINGLI INSUN Sineması

18-GreCon Protector Endüstriyel Yangın Önleme Sistemi

19-The Learning Architecture for Learners Mimarisi

20-Heirei Boya

21-HR Bank Egzersiz Bisikleti

22-COSMIC FOLK: WHITE SNAKE’S SPACE ODYSSEY Albüm Kapağı

23-The Elevation of Gravity Etkinlik Alanı

24-Panasonic ALPHA Set Çamaşır & Kurutma Makineleri
25-Hansgrohe Raindance Alive Duş Başlığı

26-Hone Type B Tıraş Fırçası

27-New Logica Mutfak Sistemleri

28-HOTO 20V Yaprak Üfleyici

29-xBloom Studio Kahve Makinesi

30-Osuu Chair

31-IBM Quantum System Two Kuantum Bilgisayar

32-Ballie Yapay Zeka Ev Robotu

33-Slide Lavabo Bataryası
34-DRAM5 Viski Paketlemesi

35-Rebranding Busan Museum of Contemporary Art Marka Kimliği Tasarımı

36-The Elevator Pitch – Dijital Ekosistem

37- Guru Yapay Zeka Destekli Tıbbi Tercüme Hizmeti

38-HORL® Scissors Tekrar Bilenebilir Makas

39-Meraki Espresso Makinesi

40-ThinkBook Plus Gen 6 Bilgisayar
41-iCandy Pip Bebek Arabası

42-UROMED STONIZER ROTAR 360 Medikal Gereç

43-IBM watsonx.governance Yapay Zeka Yönetimi

44-Rehwald Cargobike Kargo Bisikleti

45-LG Transparent OLED TV-77T4

46-TEN’I Deri Cüzdan

47-LAZZEN P1 Serisi Düşük Voltajlı Devre Kesici

48-T3 Collingwood Mimarisi

49-World-Food Waste Teahouse

50-PIONIERKRAFTwerk 3.0 Enerji Paylaşım Birimi

51-Minix The Slim Kablosuz Elektrikli Süpürge

52-Incycle Yumuşak Oturma Programı
53-Space Trash Signs Web Sitesi

54-Hager Charge Aplikasyonu

55-TinyCase Elektrikli Motorsiklet

56-Nothing Phone (2a) Plus Community Edition Telefon

57-B-READER Translator Görme Engelliler İçin Tercüman

58-ABB A400 All-in-One EV Charger

59- Skarper eBisiklet Sürüş Sistemi

60-Hansgrohe Avalegra

61-BRUSHUP Temizlik Gereçleri

62-Focus Avize

63-Karşılıklı Yardım Tahliye Destek Hizmeti

64-ShokeiLoh : Kominka İnovasyon Evi

65-AX07 Yarıiletken Üretim Ekipmanları

66-Mercado Novo

67-FPDM Fossil Research Training Müzesi

68-Live Afloat Rögor Kapağı

69-PlayStation®5 Pro Oyun Konsolu

70-XYZ by Foster + Partners Endüstriyel Dizayn

71-NOT A HOTEL FUKUOKA Kiralanabilir Villa

72-Apple Watch Ultra 2

73-BOJAGI Taşınabilir Cihazlar İçin Sarma Bezi

74-nwm ONE Kablosuz Kulaklık

75-READY Helmet

Startupların Sessiz Katili’ne Göre Startup’ların Başarısızlık Sebepleri
Startupların Sessiz Katili adlı belgede, startup’ların başarısızlık sebepleri kullanıcı geri bildirimleri üzerinden ele alınıyor. Öne çıkan başlıkların Türkçe özeti şu şekildedir:
1. Kullanıcılar Yalan Söylüyor: Kullanıcılar, genellikle “Hayır” demek yerine kibar ifadelerle ürünü reddederler. Örneğin, “İlginç bir ürün” genelde “Bu ürün benim için değil” anlamına gelir.
2. Zaman Bahaneleri: “Şu anda değil” veya “Düşünmem lazım” gibi ifadeler, genellikle ürünle ilgili daha derin bir sorunu gizler.
3. Sessiz Ayrılmalar: Şikayet etmeden sessizce ayrılan kullanıcılar, genellikle geri kazanılması en zor olanlardır. Örneğin, Netflix, sessizce ayrılan kullanıcıların şikayet edenlere kıyasla geri kazanılmasının iki kat daha zor olduğunu keşfetmiştir.
4. Davranışlar Sözlerden Daha Önemlidir: Kullanıcıların ilk 48 saat içindeki davranışları, ürüne ilişkin gerçek deneyimi ortaya çıkarır. Örneğin, Dropbox, kullanıcı geri bildiriminden çok ikinci gün geri dönüş oranlarına odaklanmıştır.
5. Geri Bildirim Paradoksu: Sessiz kullanıcılar, genelde ürüne ilgisini kaybetmiş olanlardır. Oysa ki, en değerli kullanıcılar, sıkça eleştirenlerdir.
6. Fiyat İtirazları: “Çok pahalı” şikayeti, genellikle ürünün yeterince değer sunmadığını gösterir. Slack kullanıcıları, fiyatla ilgili şikayet etseler de, değer gördüklerinde ürünü savunanlar haline gelir.
7. Özellik Talepleri: Özellik isteyen kullanıcılar, ürüne hala önem veriyor demektir. Örneğin, Notion’ın en bağlı kullanıcıları sürekli yeni özellikler isterken, üründen kopanlar bu talepleri hiç dile getirmez.
8. Sessiz Sinyallerin İzlenmesi:
-
İlk eylem süresi
-
İkinci gün dönüş oranı
-
İş arkadaşlarıyla paylaşım
-
Özellik kullanım derinliği
-
Ödeme hızı gibi metrikler önemlidir.
9. Gerçek Metrikler: Kullanıcı davranışlarını izlemek, söylediklerinden daha önemlidir. Örneğin, Superhuman, kullanıcıların ilk e-postalarını gönderme süresini ana sinyal olarak takip eder.
Sonuç olarak, kullanıcıların ne dediklerinden çok ne yaptıklarını izlemek, bir startup’ın başarısı için kritik öneme sahiptir.
Netizen’ler İçin Saat Markaları Sıralaması
Her Zaman Alırım





Baya İyi



İyi



Eh İşte











Paranıza Yazık










Yerde Bulsam Almam


















