Türk Resim Sanatının Duayenleri ‘Vakıfbank Sanat Koleksiyonu 65. Yıl’ Sergisinde

VakıfBank’ın kuruluşunun 65. yılı dolayısıyla hazırlanan ‘VakıfBank Sanat Koleksiyonu 65. Yıl’ sergisi sanatseverlerle buluşuyor. Modern resim sanatımızın tarihsel serüvenini aydınlatan 36 tablonun yer aldığı serginin açılışında konuşan VakıfBank Genel Müdürü Mehmet Emin Özcan, “Feyhaman Duran’dan Zeki Faik İzer’e, İbrahim Safi’den Fikret Otyam’a, Ergin İnan’dan Şeref Bigalı ile Ara Güler’e kadar her biri özel ve ülkemiz sanatında iz bırakmış isimlerin eserlerini sizlerle buluşturuyoruz” dedi.

Kültür mirasımızın gelecek nesillere doğru aktarımı için önemli çalışmalar gerçekleştiren VakıfBank, kuruluşunun 65. yılı dolayısıyla bir resim sergisi hazırladı. VakıfBank’ın kuruluşundan günümüze dek temin ettiği tablolar koleksiyonundan yola çıkılarak düzenlenen ‘VakıfBank Sanat Koleksiyonu 65. Yıl’ adındaki bu sergide Feyhaman Duran’dan Ara Güler’e kadar resim sanatımıza damga vuran duayen sanatçıların eserleri yer alıyor. Küratörlüğünü Dr. Yiğit Altıparmakoğulları’nın yaptığı ve 36 tablonun sunulduğu sergi 21 Nisan Pazar akşamına dek Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde görülebilecek.

Bankacılık ve sanat hep bir arada

Açılışına VakıfBank Genel Müdürü Mehmet Emin Özcan, VakıfBank Yönetim Kurulu Üyeleri, 22. Dönem AK Parti İstanbul Milletvekili ve Beyazay Derneği Onursal Başkanı Lokman Ayva, sanat ve akademi camiasının önemli isimleri ile kültür sanat basının katıldığı sergideki tablolar, modern resim sanatımızın tarihsel serüveni kayıt altına alınıyor. Serginin açılışında konuşan Özcan, “VakıfBank olarak 65 yıldır bankacılık faaliyetlerimizle her zaman devletimizin ve milletimizin yanındaki güç olduk. Sosyal sorumluluk bilincimizle de topluma değer katmaya, kültür dünyamızı zenginleştirmeye devam ediyoruz” diye konuştu.

Koleksiyonumuzda bin 700’den fazla eser var

Genel Müdür Özcan, VakıfBank’ın Ankara ve İstanbul’daki sanat galerileri aracılığıyla yıllarca birçok sanat sergisine ev sahipliği yaptığını belirterek, “Kimi sanatçımız ilk sergisini VakıfBank’ta açtı, kimi sanatçımız da uzun sanat ömrünün seçkilerini galerilerimizde bir araya getirdi. Bu sergilerin sonucunda bankamızda da zengin ve kıymetli bir sanat koleksiyonumuz oluştu. Bugün itibarıyla sayısı bin 700’ün üzerinde eser koleksiyonumuzda bulunuyor” sözlerini kaydetti.

Ülkemizin sanatına iz bırakan isimler

Serginin hazırlık sürecine değinen Özcan, sözlerine şöyle devam etti: “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Orkun Müftüoğlu liderliğinde değerli hocalarımız Dr. İrfan Okan ve Dr. Yiğit Altıparmakoğulları yaklaşık 3 ay süren yoğun bir çalışmayla koleksiyonumuzun değerlemesini gerçekleştirdiler. Dr. Altıparmakoğulları aynı zamanda bu sergimizin de küratörlüğünü üstlendi. Gönül isterdi ki koleksiyonumuzun tamamını sergileyebilelim. İmkânlar dâhilinde bugün, bankamızın 65. kuruluş yıl dönümünde birbirinden kıymetli 36 eserin yer aldığı sergimizin kapılarını sanatseverlere açıyoruz. Feyhaman Duran’dan Zeki Faik İzer’e, İbrahim Safi’den Fikret Otyam’a, Ergin İnan’dan Şeref Bigalı ile Ara Güler’e kadar her biri özel ve ülkemiz sanatında iz bırakmış isimlerin eserlerini sizlerle buluşturuyoruz.”

Görme engellilere özel betimleme

Mehmet Emin Özcan, sergide ayrıca tüm eserlerin sesli betimleme yöntemiyle görme engelli ziyaretçilere anlatıldığının bilgisini vererek, “Bu vesilesiyle ilk günden bu yana galerilerimizde sergi açan sanatçılarımıza, bu sergilerin ziyaretçilerine ve emek veren tüm VakıfBanklılara müteşekkir olduğumuzu ifade etmek istiyorum” dedi.

Kültür Varlıklarımız Açısından En Büyük Sorun: Definecilik Faaliyetleri Sonucu Tahribat!

Yeni, gelişmiş ve teknolojik alet olarak sunulan, tahribatın en önemli aracı olan dedektörler, definecilik amacıyla kullanılıyor ve kullanımı özendiriliyor. Kaçak kazılar ve define bulmak amacıyla yapılan tahribat, arkeolojik alanlardaki pek çok değerli bilgiyi yok ediyor. Kültür varlıklarımız açısından en büyük sorunlardan biri olan definecilik faaliyetleri, kültürel mirasımızı tahrip ediyor.

Geçmişe gelecek sağlamak, ülkemizin tarih ve sanat varlığını korumak, saklamak ve gelecek yıllara aktarmak amacıyla düzenlenecek olan Heritage İstanbul, Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri fuar ve konferansı, bu yıl 4. Kez, sektörü buluşturuyor.

Heritage İstanbul Proje Danışmanlarından Arkeolog Nezih Başgelen, bilinçsizce yapılan definecilik faaliyetlerinin önüne geçilmesinin önemine, dikkat çekiyor. Nezih Başgelen;Kültürel mirasımızın korunması için toplumumuzun bilinçlendirilmesi gerekir. Öncelikle ilgili kitlelerin eğitilmesi, ilkokuldan başlayarak, lise ve dengi okulların sonuna kadar, eski eser ve doğa varlıkları sevgisinin yerleştirilmesi önemlidir. Bu alanda dersler okutulmalıdır. Kültürel mirasımız korunmalıdır. Bu toplum olarak hepimizin sorumluluğundadır. Kültür varlıkları ve arkeoloji açısından ülkemizde yüzyıllardır en önemli sorunlardan birisi, tarihi değerlerimizin, arkeolojik yerleşimlerimizin, definecilik faaliyetleri sonucu tahribatı ve bu yasadışı faaliyetlerde bulunan eserlerin yurt dışına kaçırılmasıdır. Tahribatın en önemli araçlarından biri haline gelen dedektörlerin definecilik amacıyla kullanımının özendirilmesi hiçbir şekilde kabul edilmemelidir. Ülkemizin dört bir yanında ki, tüm kültür varlıkları, kaya anıtları, tümülüsler, ören yerleri, yazıtlar definecilerin tahrip tehlikesi altındadır. Binlerce yıldır bir şey olmadan bizlere ulaşmış kültür mirasımızı, tarihi eserlerimizi ve ülkenin eski eser envanterini bu tip tahriplerle bir bir kaybediyoruz. Ülkemizin aydınları, müzecileri, arkeologları, sanat tarihçileri, mimarları, restoratörleri, vd. bilim insanları her işimizi bırakıp bu tahripleri engelleyebilmek için ilgilileri de yetkilileri de yanımıza alıp bir an önce harekete geçmek durumundayız. Kültür varlıklarımızı, her ne pahasına olursa olsun korunması konusunda tüm kesimlerce benimsenecek ve ödün verilmeksizin uygulanacak bir politika oluşturulmalıdır. Bu politika ile kültür alanları ve varlıklarının belirlenmesi, ortaya çıkarılması, korunması, yaygınlaştırılması konularında, ilke ve ölçüler yeniden saptanmalı ve caydırıcı yeni yasa ve tüzüklere bağlanmalıdır. Ülkemizin hem kimliğini, hem zenginliğini oluşturan doğa ve kültür varlıklarımızın yok edilme aşamasında; bu kıyıma karşı birleşmek zamanıdır. Resmî, sivil insiyatif ve her kesimi bu konuda harekete geçmeye çağırıyoruz” dedi.

Heritage İstanbul Nerede ve Ne Zaman Yapılıyor?

Ülkelerin kültür varlığı zenginliklerine göre açık ara lider konumda bulunan Türkiye’de, kültür endüstrisi gelişiyor. Sektörün konuşulduğu, kültürel hedeflerin paylaşıldığı, dünyada ki örneklerin anlatıldığı, Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri fuarı Heritage İstanbul 11 -13 Nisan’19 tarihleri arasında Hilton İstanbul Convention & Exhibition Center’dayapılıyor. Heritage İstanbul, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş’nin desteği ile Anadolu Kültürel Girişimcilik Ana Sponsorluğunda TG Expo tarafından organize ediliyor.

Heritage İstanbul Ana konuşmacıları arasında Tarihçi – Yazar İlber Ortaylı, ICOM Mısır Başkan Yardımcısı Mohamed Abd El-Maguid, Tamschick Media+Space GmbH CEO’su Marc Tamschick, Tate Museum Dijital İçerikler Direktörü Hilary Knight, Haus der Kunst Müzesi Sanatçılar Kurumu Başkanı Berkan Karpat, Expona, Museum Exhibition Network Kurucu CEO Dr. Alex Susanna gibi önemli isimler yer alıyor. Ayrıca Van Gogh’un Yıldızlı Gece’sini ebru sanatıyla baştan yaratmış ve eserleriyle Netflix ortaklığıyla Narcos, The Crown gibi yapımlarda yer almış Ebru Sanatçısı Garip Ay bulunuyor.

İtalyan Kültür Bakanlığı Bir Pavillion İle Fuara Milli Katılım Sağlıyor

İtalya’nın önde gelen restorasyon şirketleri, İtalyan Restorasyon Birliği Assorestauro çatısı altında, Heritage İstanbul’a katılıyor. Dünya kültür mirasına restorasyon alanında önemli katkılarda bulunan İtalya, uzun yıllara dayanan bilgi birikimini katılımcılarla paylaşacak.

Kültür atölyelerinin yanı sıra, kültürel miras sohbetlerinin yapıldığı, B2B buluşması için önemli bir platform olan Heritage İstanbul, sektör yönetici ve çalışanlarının, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının, konu ile ilgili devlet kurumları yöneticilerinin, bakanlık temsilcilerinin, yerel yönetimlerin, arkeologların, mimarların, müzecilik profesyonellerinin, akademisyenlerin ve öğrencilerin yoğun ilgisi ile gerçekleşiyor.

Kültür endüstrisi sektörünün tek buluşma platformu Heritage İstanbul, 11-13 Nisan tarihleri arasında Hilton İstanbul Convention & Exhibition Center’de yapılacak fuara, 100’e yakın konuşmacı, 15 ülkeden 50, toplamda 200’e yakın firma katılımcı oluyor ve yaklaşık 10 bin ziyaretçi bekleniyor.

TG EXpo tarafından düzenlenen Heritage projeleri arasında Suudi Arabistan, İskenderiye ve Türki Cumhuriyetleri bulunuyor. Heritage İstanbul’dan sonra sanatın, kültürün ve dünya müzeciliğinin yeni başkenti Abu Dhabi, National Exhibiton Center’da, 30 Eylül – 2 Ekim tarihleri arasında Heritage Middle East düzenlenecek.

Gençler Ve Çocuklar İçin Kişisel Veri Uyarısı

Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, “Özellikle gençlerimizin çocuklarımızın online platformlarda uğrayacakları mağduriyetler konusunda onları bilinçlendirmek istiyoruz. Teknolojiyi kullanacağız ama bu kullanım bilinçli olmalı. Verilerimizi teslim ederken her zaman iki kez düşünmeliyiz” dedi.

Kişisel Verileri Koruma Günü kapsamında yapılan slogan ve makale yarışması sonuçlandı. Ödül töreninde açılış konuşmasını yapan Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir, Türkiye’de artık kişisel verilerin gelişigüzel işlenemeyeceğini ve paylaşılamayacağını söyledi.Prof. Dr. Faruk Bilir, “Kişisel verilerin korunmasından maksat kişinin bizzat kendisinin korunmasıdır” diyerek şu mesajları verdi:

“Şuna karar vermemiz gerekiyor. Biz mi kişisel verilerimizi kontrol edeceğiz yoksa kişisel verilerimiz mi bizi kontrol edecek? Tabi ki bizim kişisel verileri kontrol etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde hiç yapmam dediğimiz bir davranışı yapmaya, ya da internetten almam dediğimiz bir ürünü almaya zorlanabiliriz. Kişisel verilerin korunmasında insan onuru ve kişilik hakkı bulunmaktadır. Bu koruma mahremiyet ve insan odaklı bir korunmadır. Verilerimin geleceğini kontrol etme yetkisi kendimize aittir. İnsan değerlidir. Dolayısıyla değerli olanın verileri de değerlidir.

Özellikle gençlerimizin çocuklarımızın online platformlarda uğrayacakları mağduriyetler konusunda onları bilinçlendirmek istiyoruz. Teknolojiyi kullanacağız ama bu kullanım bilinçli olmalı. Verilerimizi teslim ederken her zaman iki kez düşünmeliyiz.

Kişisel veriler artık gelişigüzel işlenemeyecek

Kurulduğumuz tarihten itibaren bu konuda rehberler hazırladık, kurul ve ilke kararları aldık. Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir bir kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Bizi doğrudan veya dolaylı olarak tanımlayan her bilgi kişisel veridir. Kimlik, iletişim, sağlık, genetik veya biyometrik verilerimiz, alışkanlıklarımız, tercihlerimiz… Bunların hepsi bizim kişisel verilerimizdir. Bunların paylaşılmasında kanun bir disiplin ve usuller getirmiştir. Artık Türkiye’de kişisel veriler keyfi olarak işlenmeyecek ve gelişigüzel paylaşılamayacaktır. Kişisel verilerin işlenmesinde bazı şartlara uyulması gerekir. Bir dayanağının olması gerekir. Kişisel verilerken işlenirken veya paylaşılırken bir bilgilendirme yapılması gerekir. Aynı zamanda bu verilerin güvenliğinin de sağlanması gerekir.

Yarışmaların kazananları

7 Nisan Kişisel Verileri Koruma Günü kapsamında düzenlenen Liseler arasındaki slogan yarışmasında, Saniye Hüseyin Balya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Furkan Duysak “Kişisel verilerini muhafaza et geleceğine hükmet” sloganıyla birinci oldu. Slogan yarışmasında diğer kazanalar ise şu şekilde:

İkinci: “Kişisel verilerinizin nesnesi değil öznesi olun”, İlayda Doğan, Özel Beyoğlu Doğa Anadolu Lisesi.

Üçüncü: “Kişisel verilerimi koruyorum güven içinde yaşıyorum”, Kardelen Emine Ertuğrul, Isparta Gazi Sosyal bilimler lisesi

Dördüncü: “Kişisel verilerinde önemlidir mahremiyet, göster biraz hassasiyet”, Kırşehir Kaman Bilim Sanat Merkezi Mert Can Bektaş

Beşinci: “Kişisel verileri senin hazinendir korunursa sadece senindir.” Barış Boran Bölükçaşı, Keşan Anadolu Lisesi

Makale yarışmasında birincilik ödülü ise sahipsiz kaldı. Ödül kazanan makaleler ise şunlar oldu:

Üçüncü: Avrupa Birliği Koruma Tüzüğünün Ülke Dışı Uygulama Yetkisi ve Bu Yetkinin Uluslararası Hukukta Meşruiyeti, Ufuk Dal

İkinci: Kişisel Verilerin Reklam Amaçlı İşlenmesinde Hukuka Uygunluk Sebepleri, Salih Polater.

Yarışmada kazananlara sembolik miktarlarda para ödülü ve kuruma ait yayınlar verildi.

Çocuklardaki Cinsel Kimlik 0-6 Yaş Arasında Oluşur

Bir kişinin kendini erkeklik ya da dişilikle özdeşleştirmesi olarak tanımlanan cinsel kimlik, çocukluk döneminde oluşmaya başlıyor. Kişiliğin de geliştiği 0-6 yaş dönemin son derece kritik olduğunu anlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, özellikle 3-6 yaş arasında kız çocukların babaya, erkek çocukların anneye yakın olmak istediğini hatırlatarak, ebeveynlerin çocuğa karşı olumlu davranışlar sergilenmesi, sevgi ve yakınlık gösterilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Cinsellik, Dünya Cinsel Sağlık Birliği’nin Cinsel Haklar Bildirgesi’ne göre tüm bireylerin kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsellik gelişimi aşk, şefkat, zevk, duygusal ifade, mahremiyet, temas gibi temel insan ihtiyaçlarının doyurulmasına bağlıdır. Kişiliğin ayrılmaz bir parçası olan cinselliğin insanın doğumundan itibaren başlayan bir gelişim serüveni içerisinde olduğunu söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, kimlik ve cinsel kimlik kavramlarını ise şöyle açıklıyor: “Kimliği bir insanın kim olduğu ve onun kişiliğine ilişkin özellikler olarak tanımlayabiliriz. Cinsel kimlik ise bir kişinin kendini erkeklik veya dişilikle özdeşleştirmesidir.

Kişinin bedenini, düşünce ve davranışlarını hangi cinsiyet ile algıladığı, kendini psikolojik olarak ne kadar erkeksi veya kadınsı gördüğüyle değerlendirilir. Cinsel gelişime ışık tutan bilim adamlarından Freud’a göre cinsel kimlik duygusunun oluşumunda 0-6 yaş dönemi önemlidir. Psikoseksüel gelişim süreci olarak bilinen bu dönem kısaca oral, anal ve fallik dönem olarak tanımlanır. Cinsel kimliğin ve ayrıca kişiliğin gelişiminde kritik bir dönemdir.”

1,5-3 yaş arasında tuvalet eğitimi cezalandırıcı olmamalı

DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, doğumdan 1,5 yaşına kadar olan sürecin oral dönem olarak tanımlandığını söylüyor. Aba, bu dönemde ağzın haz bölgesi; emme, ısırma ve çiğneme gibi davranışların ise haz oluşturan davranışlar olduğunu belirterek, bu nedenle bebeğin eline aldığı her şeyi ağzına götürdüğünü ifade ediyor. Emme yoluyla sağlanan bu hazzın bir yetişkinin cinsel doygunluk sonucu duyduğu rahatlamaya benzer olduğunu hatırlatan Aba, “Bu sadece fizyolojik bir tepkidir ve aynı zamanda cinsel düşünceden tamamen arınmıştır” diyor.

1,5-3 yaş arası sürecin ise anal dönem olarak tanımladığını belirten DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, şöyle devam ediyor: “Bu dönemde haz bölgesi anüs kaslarıdır. Haz oluşturan davranışlar anüsle ilgili davranışlardır. Çocuk dışkısını tutmaktan ve bırakmaktan zevk alır. Hem kendi bedenini hem çevresini kontrol etmeye başlamıştır. Bu dönemde verilen tuvalet eğitimi cezalandırıcı ve baskıcı olursa çocuğun gelişimi açısından sağlıklı olmaz.”

3-6 yaş arasında kız çocukları babayı, erkek çocukları anneyi paylaşmak istemez

3-6 yaş arasının ise fallik dönem olarak adlandırıldığı söyleyen Aba, bu dönemde çocuktaki değişimleri ise DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba şöyle anlatıyor: “Çocuk bu dönemde, cinsel organların haz bölgesi olduğunu fark eder ve cinsel organlarıyla oynamaktan zevk alır. Bu süreçte kız çocuklar babaya karşı yakınlık duyarak, babayı anne ile paylaşmak istemez. Kız çocuk annesi ile özdeşim kurarak kendi cinsiyeti ile ilgili davranışları model alır. Bu duruma kızlarda elektra karmaşası adı verilir. Cinsel kimlik gelişiminin olağan bir sürecidir. Erkek çocukta anneye yakınlık duyar ve baba ile paylaşmak istemez. Bu duruma ödipus karmaşası adı verilir. Çocuk babasıyla özdeşim kurar, erkek cinsine ilişkin davranışları model alır ve babanın yerine geçmeye çalışır. Kız ve erkek çocuklar aynı cinsten ebeveyne karşı düşmanca duygular besleyebilir.”

Kız çocuk anneyi, erkek çocuk babayı kıskanabilir

3-6 yaş arasındaki dönemde çocukların karşı cinsten olan ebeveyne karşı daha fazla yakınlık duymaya başladığını anlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, çocuğun sosyal rol gereği kendine bir partner edinme ihtiyacı olduğunu söylerken, bu girişimlerinin sadece çocukça olduğu unutulmaması gerektiğini de hatırlatıyor. Çocuğun bu dönemde ebeveynlerin model alarak cinsiyeti ile ilgili rolleri öğrenmeye başladığını belirten DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, “Kız çocuk babaya, erkek çocuk ise anneye sevgi gösterisinde bulunmak, ona yakınlaşmak isteyebilir. Çocuklar babayı anneden veya anneyi babadan kıskanarak onun yerine geçmek isteyebilir ve cinsiyeti ile ilgili roller kazanmaya başlar. Bu dönemde bir rekabet halindedirler. İhtiyaç duyulan ilgiyi ve sevgiyi kazanmak için kendi özdeşim kurdukları rollere benzeme ve öğrenme çabasıdır. Uygun özdeşim örneklerinin bulunuşu cinsel kimliğin gelişmesinde önemli bir etkendir” diyor.

Çocuğun merak duygusu doğru bilgilerle beslenmeli

Aba, bu dönemde ebeveynlerin çocuğa karşı olumlu davranışlar sergilenmesi, sevgi ve yakınlık gösterilmesi ve ihtiyaçlarını giderilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Yakınlık kurma, bütünleşme ve aidiyet gibi temel insani ihtiyaçların ilk temelinin bu evrede atıldığını anlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Klinik Psikolog Kayıhan Aba, şunları söylüyor: “Yetişkinlik döneminde sevgi ve yakınlık kurma, bağlanma gibi psikolojik dinamiklerin kökeni bu noktadır. Aynı şekilde çocukların yetişkinlik dönemine geldiklerinde sevebilmeleri için bu dönemde sevilmiş olmaları gereklidir. Bu dönemdeki merak duygusu, cinsel gelişim evrelerinin arasında bir geçiş niteliği taşımaktadır. Anlamak keşfetmek ve zihnindeki belirsizliği gidermek adına çocuklar cinselliğe yönelik soru sorma ihtiyacı hisseder. Merak duygusunun doğru bilgilerle beslenmesi gerekli ve yasaklayıcı, suçlayıcı tavırlar ve tutarsız cevaplardan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çocuklara cinsel organların diğer organlar gibi vücudumuzun bir parçası olduğu anlatılmalıdır. Çocuğun yaşadığı çatışmaları çözmesi adına merak duygusunun doğru yönlendirilmesi, keşfetme arzusunun ketlenmemesi gereklidir. Yine bu süreçte çocuklar evcilik, doktorculuk gibi cinsel oyunlarla cinsel meraklarını giderebilir. Doktorculuk oynamak karşı cinsle ilişki kurmanın başlangıcı olarak kabul edilebilir. Çocukta görülen bu oyun tarzı davranışlar aileleri korkutabilir ama anormal bir durum değildir. Cinsiyeti ile ilgili olumlu bir kimlik kazanmada, çocuğun sağlıklı modelleri görmesi ve yaşadığı çatışmaları çözmesi önemli bir rol oynar.”

Melek Mosso Dünyaca Ünlü Fransız Caz Sanatçısı Hindi Zahra İle Aynı Sahneyi Paylaştı

Kendine özgü güçlü yorumu ve kapalı gişe izlenen sahne performanslarıyla geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Melek Mosso, Akdeniz müziğinin bilinmeyen ezgilerini Hollanda’da tanıtmayı amaçlayan Medfest Akdeniz Müzik Festivali kapsamında Hollanda’da verdiği konserlerle Avrupa’da gönülleri bir kez daha fethetti.

Birçok farklı ülkeden türünde en iyi müzisyenleri ve en güçlü sesleri bir araya getiren festival kapsamında gerçekleşen konserlerde Melek Mosso, Medfest Ensemble Orkestrası’yla beraber sahne aldı.

Birçok uluslararası müzisyenle beraber değişik ülkelerin müzik kültürlerinden eserlere flüdüyle eşlik eden Mosso, kendi şarkılarını seslendirdiği konserlerin Den Haag ve Utrecht’te gerçekleşen ayağında;

Fas asıllı dünyaca ünlü Fransız caz sanatçısı Hindi Zahra ile aynı sahneyi paylaştı.

Birbirlerinin müziğinden ve kişiliğinden çok etkilenen iki sanatçı, konser sonrası uzun uzun sohbet ederek, beraber tekrar müzik yapma kararı da aldılar.

Sanat Performance Nisan Konserleri

Beyoğlu’nun sevilen etkinlik mekanı, Sanat Performance nisan ayında hız kesmeden en keyifli müzik etkinlikleri ile misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Kültür-sanat severler için farklı müzikal alternatifleri tek çatı altında buluşturan Sanat Performance, her tondan, renkten, sesten sevilen yıldız isimleri aynı sahnede buluşturuyor.

Katıldığı “O SES Türkiye” yarışmasında birinci olan Ferhat Üngür, 3 Nisan Çarşamba günü 21:00’da Sanat Performance sahnesinde sevenleriyle buluşacak.

Doğu ve batı müziğini harmanladığı zarif ezgileriyle No Land ve bağımsız müzik grubu Peyk, 5 Nisan Cuma günü 22:00’da Sanat Performance sahnesine konuk olacak.

“Yollarda”, “Sevenler Ağlarmış”, “Elfida” gibi hit olmuş şarkılarıyla, rock müziğin sevilen ismi Haluk Levent, muhteşem sahne performansıyla 6 Nisan Cumartesi günü 22:00’da Sanat Performance’ta muhteşem sahne performansıyla dinleyicilere unutulmaz anlar yaşatacak.

 

Orhan Gencebay’ın eserlerini aslına sadık kalarak farklı dokunuşlarla icra eden başarılı müzik grubu Serbestik Band, 10 Nisan Çarşamba gecesi 21:00’da Sanat Performance sahnesinde müzikseverlerle buluşacak.

25 yıldır konserlerinde, Anadolu’nun farklı kültür, inanç ve inanışlarını tanıtmanın yanı sıra, çok farklı kültürdeki insanları bir araya getiren Kardeş Türküler, 12 Nisan Cuma günü22:00’da Sanat Performance sahnesinde müzikseverlere keyifli bir dinleti sunacak.

Sanat hayatında 40 yılı geride bırakan Türkiye’nin sevilen gruplarından Yeni Türkü, 13 Nisan Cumartesi günü 22:00’da eşsiz sahne performanslarıyla Sanat Performance sahnesinde sevenleriyle bir araya gelecek.

Türk Rapinin en başarılı isimlerinden Sansar Salvo ve Yener Çevik,19 Nisan Cuma günü 22:00’da Sanat Performance’ta rap müzik severlere unutulmaz bir gece yaşatacak.

Anadolu müziğini Batı enstrümanlarıyla bir araya getiren müzisyen Ahmet Aslan ve Almanya’dan dünyaya yayılan ses Mehmet Akbaş 27 Nisan Cumartesi gecesi 22:00’da Sanat Performance’ta dinleyicilere müzik ziyafeti sunacak.

 

Doğru Beslenen Ve Nefes Alan Çocuklar Sağlıklı Büyüyor!

Sağlıklı bir yaşam tüm bireylerin beklentisi. Özellikle ebeveynler çocuklarını yetiştirirken en sağlıklı ve ideal şartları oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak her durumu kontrol altına almak mümkün değil. Ebeveyn ve Çocuk Zirvesi’ne konuşmacı olarak katılan Acıbadem Taksim Hastanesi Uzmanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsen Meral, anne ve babanın doğru beslenmesinin daha çocuk doğmadan çocuğun gelecekte karşı karşıya kalabileceği sağlık sorunlarına etki ettiğini belirtti. Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ da çocuklarda havayolunun düzgün çalışmasının çocuğun sağlıklı büyümesini birinci derecede etkilediğinin altını çizdi.

Epigenetik hastalıklara dikkat!

Bugün kanser, kalp hastalıkları gibi sık görülen birçok hastalıkların bir kısmı genetik yatkınlıktan kaynaklanıyorsa da genetik olmayan durumlar da söz konusu. Bu konularla ilgilenen bilim dalına “Epigenetik” adı veriliyor. Epigenetik, doğrudan DNA diziliminden kaynaklanmayan ancak beslenme, yaşam tarzı gibi dışsal nedenlerle belirli genlerin çalışmasını ya da susturulmasını aktive eden durumları ve bunun sonucu olarak vücudun koruma sisteminde ortaya çıkan anomalileri inceliyor. Örneğin bir babanın daha erişkin olmadan sahip olduğu beslenme düzeninin ya da annenin hamile kalmadan önceki beslenme diyetinin ileriki yıllarda kendi çocuklarının obeziteye veya kalp hastalıklarına yakalanması arasındaki ilişkiyi ele almak epigenetik dalının alanına giriyor.

Epigenetik hastalıklar arasında en önemlileri otoimmün hastalıklar, diyabet, insülin direnci, obezite, kardiyovasküler hastalıklar, nörodejeneratif hastalıklar, kanser, yaşlılık ve depresyon. “Çocuklarımızın beslenme şekillerini değiştirerek ve eksik mineralleri yerine koyarak bu hastalıkların görülmesini ve etkilerini azaltabiliriz” diyen Dr. Meral, bunun yanı sıra akupunktur uygulamalarının da beyindeki nörotropları artırarak epigenetiğin olumsuz etkilerinin azaltılabildiğine de vurgu yapıyor.

Bu besinleri sofranıza taşıyın

Her çocuğun kendine özgü bir beslenme programı olması gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsen Meral, çocukta alerji yapan ya da sıkça hastalanmasına neden olan durumların düzeltilip beslenme düzeninin de buna göre yeniden programlanmasını öneriyor. Dr. Gülsen Meral, çinko, selenyum, D ve B vitaminleri, alfa linolenik asit, folik asit ve Omega 3 içeren soya fasülyesi, üzüm, fıstık, yeşil çay, turpgiller, deniz ürünleri, keten tohumu, balık yağı gibi yiyeceklerin epigenetik hastalıkların olumsuz etkilerinin azaltılmasına yardımcı olduğunu da ekliyor.

Sağlıklı büyümenin diğer anahtarı: Düzgün nefes alma

Çocukların yaşantısının en önemli kısmı uykuda geçiyor. Yeni doğan döneminde 24 saatlik günün neredeyse 18 saati uykuda geçiyor. “Bu nedenle ebeveynlerin bu dönemi uyku bozuklukları ve özellikle uyku apnesi bakımından yakından takip etmeleri gerekiyor” diyen Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, tıkayıcı uyku apnesi ve horlama sorunlarının mutlaka tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çocuğun solunum organı olarak burnu yerine ağzını kullanmasının bir probleme işaret ettiğini belirten Doç. Dr. Altundağ, çocuğun günlük hayatında sinirli ve huzursuz olmasının ya da okul başarısının düşmesinin genellikle solunum temelli uyku kalitesi sorunlarından kaynaklandığını belirtiyor.

Havayolunu tıkayan her neden incelenmeli

Çocukta uyku apnesi söz konusu ise, burundan akciğere kadar tüm havayolunda havayolunu tıkaması muhtemel nedenlerin incelenmesi gerekiyor. Bu durumun en çok rastlanan nedenleri ise alerji, burun etlerinin şişmesi, geniz eti, bademcik büyümesi ve birtakım kas hastalıkları. Özellikle bebeklerdeki burun tıkanıklıklarını mutlaka fark etmek ve gece uykuya yatmadan mutlaka bebeğin burun temizliğini yapmak gerekiyor. Ayrıca sık geçirilen grip, nezle gibi viral enfeksiyonlar, bakteriyel enfeksiyonlar, bronşit, bronşolit gibi hastalıklar da uyku apnesini tetikliyor.

Günümüzde 100 çocuktan 30’u alerjik!

Uyku apnesinde tıkayıcı nedenlerin yanı sıra alerjiye de dikkat etmek gerekiyor. Petrol türevi ürünlerin günlük hayatta çok fazla kullanılması, şeker kullanımının artması ve tüketilen ürünlerdeki çok sayıda alerjen madde alerjik reaksiyonların artışına neden oluyor. Bu alerjik reaksiyonlar bir yandan reflüyü artırırken bir yandan da burun etlerini şişiriyor ve çok fazla salgı üretimine yol açıyor. Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, 1980’lerin ikinci yarısında yapılan çalışmalarda 100 çocuktan 3’ünde alerji görülürken şimdi 100 çocuktan 30 çocuğun alerjik olduğunun belirlenmesinin çarpıcı olduğuna ve alerjiye bağlı uyku apnelerinin de artık daha fazla görüldüğüne dikkat çekiyor. Alerjinin çok ilerlemesi durumunda gelişebilen astım da uyku apnesine yol açabilen önemli bir neden.

Bu belirtiler uyku apnesini düşündürmeli

Çocukların sağlıklı büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri olan uyku apnesini nasıl fark edebilirsiniz? Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, ebeveynlerin bu belirtileri görmeleri durumunda mutlaka bir hekime başvurmalarını öneriyor:

  • Anormal uyku pozisyonları
  • Akademik başarıda azalma
  • Gün içerisinde huzursuzluk
  • Horlama
  • Sabah baş ağrıları
  • Ağzı açık uyuma
  • Uykuda nefes durmaları
  • Uykuda altını ıslatma
  • Sabah erken uyanma atakları
  • Sabah zor uyanma
  • Gece terlemeleri
  • Uykuda huzursuzluk, bacak hareketleri

Çocukları Doğaya Çıkarmaktan Korkmayın

Günümüzde çocuklar vaktini TV, telefon, tablet veya oyun konsollarının başına geçiriyor. Sonuçta asosyal, teknoloji bağımlısı ve hayal güçleri tamamen baskılanmış bireyler yetiştirilmiş olunuyor. Bu kısır döngüden kurtulmak için çocukları doğaya çıkarmak gerektiğini söyleyen Liv Hospital Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Şilfeler çocuklarla doğaya çıkarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Doğa hayal gücünü geliştirir

Kendine güvenen,insan sevgisi ile dolu, mutlu ve başarılı bir geleceğin yolu doğadan geçiyor. Hem ebeveynlerin hem de çocukların stresten uzak kalması bir çeşit rehabilitasyon yerine geçecek doğa yürüyüşleri, doğada zaman geçirilmesi ve bunu yaşam tarzı haline getirilmesi çok önemli. Doğa çocukların hayal gücünü arttıracak ve önemli bir potansiyeli açığa çıkartacaktır. Bu nedenle çocuklarımızı her fırsatta doğaya çıkarmalı onları doğayla tanıştırmalı ve doğayı sevdirip korunması gerektiğini öğretmeliyiz.

Doğada büyümelerini sağlayın

12 yaşına kadar doğadan uzak kalan çocukların ileride doğayı önemsemedikleri pek çok çalışmalarda gösteriliyor. Anne babaların en çok korktukları şeylerden biri çocukları dışarıya çıkarınca hastalık kapacaklarıdır. Fakat şunu unutmamak gerekir: Doğa asla düşmanımız değil tam tersine dostumuzdur. Mikroplar olmasaydı bağışıklık sistemimiz hiç gelişemezdi. Bu nedenledir ki çocuklarımızı doğadan sakınmak yerine tam tersine doğada büyümelerini sağlayın.

NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

  • Doğa yürüyüşleri ile hem spor yapmaları hem de keyifli bir zaman geçirmeleri sağlanmalı. Tabi doğada dikkat etmemiz gereken pek çok şey olacaktır, bunları da gözden kaçırmamak gerekli.
  • Özellikle hareketli olan çocukları gözünüzün önünden ayırmayın, onların rotadan çıkmamasını sağlayın.
  • Çocukların kıyafetlerine özen gösterin. Kısa pantolon veya tişört yerine uzun kollu tişört ve uzun, rahat hareket edebilecekleri pantolonlar ve yürüyüş ayakkabıları giydirin.
  • Yanlarına taşıyabilecekleri büyüklükte sırt çantası verin. Kendi ihtiyaçlarını kendi sırt çantalarında taşımaları (en azından taşıyabildikleri kadarını)sorumluluk bilinci açısından çok önemlidir.
  • Sırt çantasında mutlaka su ve sağlıklı atıştırmalıklar olması önemlidir. Sadece karbonhidrat ağırlıklı veya paketli hazır ürünler olması hem çabuk acıkmalarına hem de doğayı kirletmelerine neden olabilir. Bu nedenle paketli hazır ürünler olmaması mümkünse evde hazırlanmış sandviç, çeşitli taze meyveler olması sağlıklı olacaktır.
  • Yürüyüşten önceki gece tahıllı besinler tüketilmesi de faydalı olacaktır.
  • Doğada üşümeleri durumunda giyebilecekleri bir mont sırt çantasına konması iyi olacaktır.
  • Özellikle 2 yaş sonrasında çocukların doğayla iç içe girmesi doğa yürüyüşlerine çıkması sosyal gelişimi için önemlidir.

Çocukları “Momo”dan Korumak İçin Ne Yapmalı?

Momo ‘meydan okuması’ olarak bilinen ve yaklaşık bir yıldır çeşitli ülkelerde görülen olay internette panik ve histeri yarattı. Bunun cihazlara bulaşan veya hırsızlık amacı taşıyan bir siber tehdit değil de şok ve rahatsızlık oluşturan kötü niyetli bir şaka olduğunu unutmamak gerek. Medyanın ilgisiyle panik arttıkça insanlar bu şakayı çevresindekileri korkutmak, rahatsız etmek ve tehdit etmek amacıyla kullanmaya yöneliyor. Konunun önemine dikkat çekerek ebeveynleri uyaran Kaspersky Lab Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Baş Güvenlik Araştırmacısı David Emm, şunları söyledi:

İnternetsiz bir dünyayı bilmeyen ve sanal dünyayı çok hızlı tarayan çocukların ebeveynleri için ise bu tehdit karşısında ne yapacağını bilemiyor. Çocuklar daha yoğun bir şekilde arama ve paylaşım yaptığından bu tür içeriklere de ilk önce onlar maruz kalıyor.Bu olayda amaç zararlı yazılım yaymak gibi gözükmese de ebeveynler olarak bizlerin çocuklarımızın internette neler yaptığını yakından takip etmemiz gerektiğini hatırlatması açısından önem taşıyor. Zararlı içerikler, siber tehditler ve bilinmeyen kaynaklardan gelen içeriklere karşı en iyi savunma çocuklarla açık diyalog kurmaktan geçiyor. Çocuğunuz kötü bir olay yaşamadan önce ona internet güvenliğinin temellerini anlatarak tehditlerle başa çıkmasına yardımcı olabilirsiniz. Ebeveynlere önerilerimiz şunlar:

  • Çocuklarınızla düzenli olarak konuşun. Onlara internette kendilerini nasıl koruyacaklarını anlatın. Hangi sitelerin onlara uygun olmadığı konusunda anlaşın ve bunların nedenlerini anlamalarını sağlayın. İnternette kendilerini üzen bir olayla karşılaştıklarında güvendikleri bir yetişkine anlatabileceklerini bilmeleri gerekli.
  • Çocuğunuzun gerçekte tanımadığı kimseyle internet üzerinden arkadaş olmaması, kişi listelerine bilinmeyen numaralar eklememesi gerektiğini anladığından emin olun. İnternetteki kişiler her zaman gerçekten kim oldukları ve ne istedikleri konusunda dürüst olmayabilir.
  • Güvenlik ayarlarını etkinleştirin. Çocukların uygunsuz içerikler izlememesi için otomatik oynatma gibi ayarlar devre dışı bırakılmalı ve ebeveyn kontrolleri kurulmalıdır.
  • Sessize alma, engelleme ve rapor etme özelliklerinden yararlanın. Böylece onları zararlı çoğu içerikten korumuş olursunuz.
  • Tanımadığınız insanlara telefon numarası ve adres gibi kişisel bilgilerinizi asla vermeyin.

Çocukta Davranış, “Ebeveyn Modeli” İle Şekilleniyor

Çocuk yetiştirirken söz odaklı değil, davranış odaklı eğitimin esas alınması büyük önem taşıyor. Kız çocuklarının annelerini, erkek çocuklarının ise babalarını rol model aldıklarına dikkat çeken Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, çocuğun anne-babadan örnek aldığı davranışları, ilerleyen zamanlarda kendisinin de gerçekleştireceğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, ebeveyn davranışlarının çocuklar üzerindeki etkisi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Çocuğunuzu sözlerle değil, davranışlarla ile eğitin

“Çocuk yetiştirirken temel kaidelerden biri çocuğu sözlerle eğitmek yerine, davranışlarla eğitmektir” diyen Uzm. Dr. Mahir Yeşildal,

“Mesela eve misafir gelir, 23.00-00.00 gibi kalkar, anne-baba ‘Oturun daha yeni gelmiştiniz’ der. Misafir gider, bu defa da ebeveyn, ‘Bir türlü gitmediler’ der. Çocuk oradan ikiyüzlülüğü öğrenir. Bu çocuğa dürüst davranmamak, ikiyüzlü davranmanın normal bir şey olduğunu gösterir. Şiddet noktasında aile içerisindeki problemleri çözme becerimizi çocuğa öğretmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kızlar annesini, erkekler babasını örnek alıyor

Uzm. Dr. Mahir Yeşildal, “Kız çocukları annelerini, erkek çocukları da babalarını rol model alır” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir kız çocuğunun hayatındaki ilk erkek babasıdır ve kız çocukları, bir başka erkekle nasıl iletişim kuracaklarını babası ile kurduğu ilişki ile öğrenir. Erkek için de aynı şey söz konusudur.

Çocuğunuzun fikrini sorun

5 yaşındaki çocuğu kendi kafasına göre giydirmemek gerekiyor. 3 tane tişörtü koyup, ‘Kızım-oğlum hangisini giymek istiyorsun’ diye sormak gerekiyor. Kendi özgür iradelerini ortaya koyabilecekleri bir yetişme modelini koymak lazım.

“Çocuğumuzun psikolojisi etkilenmesin” diyerek, sorunları gizlemeyin

Bir problem çıktığında aile içerisinde şuna da çok karşıyım; problem var, ‘Çocuğun yanında susalım’. Hayır efendim, eğer evinizde mali bir problem varsa, bunu çocuğun önünde konuşmanızın bir sakıncası yok. İkili ilişkilerinizde bir problem varsa, bunu medeni insanlar gibi konuşacaksanız, lütfen çocuğun önünde konuşun. Çünkü çocuk sizden sorun çözmeyi öğrenecek. Mesela anne-baba boşanacak, ‘Çocuğumuzun en azından soyut düşünme becerisi gelişsin, 6-7 yaşına kadar bekleyelim, boşanmanın ne olduğunu anlayabileceği yaşa kadar erteleyelim’ diyorlar ve o yaşa kadar, evin içerisinde hiçbir sorun yokmuş gibi davranılıyor. Çünkü ‘Aman çocuğun psikolojisi olumsuz etkilenir’ diye, sorunlar sofraya, çocuğun oyun alanına getirilmiyor. Çocuk güllük gülistanlık giderken, birden bire anne-babasının boşandığını öğreniyor. Neden boşandığını kimden öğrenecek? Anneanneden, babaanneden yani taraflı kişilerden öğrenecek ve olayları çarpık bir şekilde öğrenmiş olacak. Dolayısı ile burada çocuk yetiştirirken, eğer medeni bir biçimde ilişki kurabiliyorsanız, çocuktan bir şeyleri gizleyip saklamanın anlamı yok. Çocuğun olduğu ortamda belediye seçimlerini de konuşmalısınız, artan kuru yemiş fiyatlarını da tanzim satış noktalarını da… Bütün bunları konuşarak çocuğa hayatı öğretebiliriz.”

İletişim şekli, çocuğun bütün hayatını etkiliyor

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, anne-babanın istikrarsız davranışlarının çocuk üzerindeki etkileri hakkında şunları söyledi:

“Baba işe gidiyor, anne kayınvalideden, görümcelerden şikâyet etmeye başlıyor. Babanın eve geldiğinde çizdiği tablo apayrı. Anne susmuş, bu konularla ilgili hiçbir şey söylemiyor, baba diyor ki; ‘Senin annen, 20 sene önce koltuk alırken de böyle yapmıştı’. Çocuk ikili bir mesaj almış oluyor. İstikrarlı bir iletişim ve ilişkiyi böyle bir ailede büyümüş bir çocuğun geliştirmesini beklemek mümkün mü?”

“Babası annesine nasıl davranıyorsa, o da aynı şekilde davranacak”

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mahir Yeşildal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Erkek çocuksa, eğer annesi ile babası arasında sağlıklı bir ilişki yoksa ve kendisi baba ile özdeşleşip, anne ile sağlıklı bir iletişim kuramamışsa, babası annesine nasıl davranıyorsa, aynı şekilde davranacak. Babası annesine nasıl davranıyorsa, o da aynı şekilde davranacak. O çocuk sürekli babasından yakınacak, ‘Benim babam böyle yapmıştı, benim babam anneme şiddet göstermişti, benim babam para vermiyordu’ vb. diyecek; ama babasının yaptığının 5 katını kendisi yapacak. Çünkü başka bir şey bilmiyor.”

Mert Fırat Çocukları Masal Dünyasına Çağırıyor

İş Sanat’ın Evvel Zaman Dışından Masallar serisinden “Kırmızı Başlıklı Kız Uzayda” oyunu, 17 Mart Pazar günü saat 15.00’da perde diyecek. Gonca Vuslateri’nin kaleme aldığı, maceralarla dolu masalın anlatıcılığını oyuncu Mert Fırat üstleniyor.

Her gün başka bir masalı ziyaret eden kahramanımız, 9999 yılında Kırmızı Başlıklı Kız’ın masal dünyasına konuk olur. Kurabiye yemeden duramayan Pata Pata Teyze, daha fazla yemesin diye kurabiyeleri her gün başka bir gezegene götüren Kırmızı Başlıklı Kız, bir gün aniden ortadan kaybolur! Kahramanımız da onu bulabilmek için ipuçlarını takip eder ve kendini yıldızlar, dinozorlar, kurabiye gezegenleri ve ilginç kahramanlarla dolu birçok maceranın içinde bulur.

Müziklerini Çiğdem Erken’in yaptığı, Serdar Biliş’in yönettiği bu eğlenceli masal dinletisini sakın kaçırmayın.

İş Sanat’ta Mart Ayı

6 Mart Çarşamba, 20.30

Shenyang bas bariton
Borusan Quartet

Esen Kıvrak keman

Özgür Baskın keman

Efdal Altun viyola

Çağ Erçağ viyolonsel

15 Mart Cuma, 20.30

Mavi Sürgün

Sabri Tuluğ Tırpan beste, piyano
Feryal Öney vokal

Yetkin Dikinciler anlatan

17 Mart Pazar, 15.00

Evvel Zaman Dışından Masallar

Kırmızı Başlıklı Kız Uzayda
Yazan: Gonca Vuslateri

Yönetmen: Serdar Biliş
Anlatan: Mert Fırat

19 Mart Salı, 20.30

Candan Erçetin

Sevdiğimiz Şarkılar

25 Mart Pazartesi, 20.30

Millî Reasürans’ta Parlayan Yıldızlar

Beril Eren piyano

Fikret Diril viyola

5 Mart – 20 Nisan

Gürol Sözen “60. Yıl… Ve Onlar” Sergisi

Satış noktaları

İş Sanat Ana Gişe – 0212 316 10 83 / Biletix – 0216 556 98 00 / www.biletix.com

Çocuklarda Bronşit Nasıl Anlaşılır?

Akciğerlere ait hava yollarının iltihaplanmasıyla oluşan ve kış aylarında kendini gösteren bronşit çocukları daha fazla etkiliyor. Bronşit, soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten zarın akut veya kronik olarak iltihaplanması anlamına geliyor. Çocuklarda daha çok akut bronşiolit görüldüğünü söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz bronşite yakalanan çocuklar için ailelere önerilerde bulundu, tedavi yöntemlerini anlattı.

Bronşit nedir?

Soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten zarın akut veya kronik olarak iltihaplanmasına denir. Akut bronşiolit ve kronik bronşit olmak üzere ikiye ayrılır.

Daha sık görülen akut bronşiolit genellikle soğuk algınlığı veya diğer akciğer enfeksiyonları sonrası gelişir. Bronş tüplerinin devamlı hasarı ve iltihabı olan kronik bronşit ise çok ciddi bir durumdur. Genellikle yetişkinlerde görülür ve sigara içmeye bağlıdır. Kronik bronşit kronik obstruktif akciğer hastalıklarından bir durumdur.

Belirtileri nelerdir?

Balgamlı öksürük

Yorgunluk

Nefes sıkışması

Hapşırma

Gözlerde kızarıklık

Boğa ağrısı

Ateş

Burun akıntısı

Ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Çocuklarda daha çok akut bronşiolit görülür. Bunun sebebi akut bronşiolite yol açan viral hastalıklardır; boğmaca, grip, kızamık veya tifo’dur. Çocukta akut bronşiolit varsa bronşlardaki iltihapların düzelmesinden birkaç hafta sonra öksürük devam edebilir. Öksürük belirtileri 15-20 günden fazla ise, yüksek ateş, hırıltı ve nefes darlığıyla birlikte çocuğunuzu gece uykudan uyandırıyorsa mutlaka hekime başvurulması ve ihmal edilmemesi gereklidir. İlerleyen safhalarında balgamlı öksürük de görülen akut bronşiolit tedavi edilmezse kronik bronşite dönüşebilir bu da hastalığın ciddiyetini arttırır.

Risk faktörleri nelerdir?

Toz, polen, hayvan tüyü gibi alerjenler
Çocuğun bağışıklık sisteminin düşük olması
Hava kirliliği
Astım
Kronik sinüzit
Bademciklerin şişmesi
Reflü
Sigara

Nasıl tedavi edilir?

Akut bronşiolit genellikle 2-3 hafta içinde düzelir. Ancak akut bronşiolit sık tekrarlarsa kronik bronşit gelişebilir. Ayrıca altta yatan astım gibi bir durum olup olmadığı incelenmesi gerekir. Akut bronşiolitte bakteriyel enfeksiyona bağlı olarak antibiyotik verilebilir. Tedavide esas olan hava yollarının genişletilip oksijenlenmenin artırılmasıdır. Yeterli miktarda sıvı tüketimi ve hava yolu açıklığının temini için burun tıkanıklığının giderilmesi gerekir. Ateş varsa, akciğer filminde zatürre ile uyumlu iltihabı alan varsa, orta kulak iltihabı gibi komplikasyonlar mevcutsa antibiyotik kullanılmalıdır. 2 yaşın altındaki çocukların tedavisinde geç kalınmamalıdır. Akut bronşiolit, astım gelişme riskine karşı takip edilmelidir.

Ebeveynler nelere dikkat etmelidir?

Aileler çocukların yanında kesinlikle sigara içmemeli, mümkünse sigarayı bırakmamalıdır. Sigara içen kişilerle aynı evde yaşamak bronşit gelişmesini artıran en önemli nedendir.
Bağışıklık sistemi güçlendirilmelidir.
Çocuğun uyuduğu odaya nefes almasını kolaylaştıracak buhar makinesi konulabilir.
Sıvı alımı artırılmalıdır. Çocuğun solunum yollarında biriken balgam su ile daha akışkan hale gelerek balgam atımını kolaylaştırır.
Daha rahat nefes alması için yatarken bebeğin başı yükseltilmelidir.
Sık ve az miktarlarda beslenmelidir.

Çocuklarla İyi İletişim Kurmanın 9 Yolu

Her ebeveyn çocuğuyla sağlıklı bir iletişim kurmak ister. Ebeveyn olmanın en önemli sorumluluklardan biri olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Figen Karaceylan Çakmakçı, anne ve babalara çocuklarıyla ilişkilerini güçlendirecek 9 öneride bulundu.

Çocuğunuzun dikkatini çekin

  • Talimat verirken, tüm dikkatinin sizin üzerinizde olduğundan emin olun.
  • Konuşurken televizyonu, radyoyu, müziği kapatın.

  • İsmiyle seslenin.

  • Küçük çocukların nazikçe elinden tutarak göz teması kurmaya çalışın.

  • Konuşurken gözlerinin içine bakın.

  • Anlaşılır bir şekilde, bağırmadan konuşun.

Olumlu olun

Çocuğunuza ne yapmaması gerektiğini söylemek yerine ne yapması gerektiğini söyleyin. ‘Lütfen patatesini de ye’ demek ‘Patateslerinle oynamayı bırak’ demekten daha etkilidir.

Kuralları açıkça belirleyin

Kuralları açıkça belirlemek tartışma yaşanmasını engeller. Siz ve ailenizdeki diğer bireyler için gerçekten önemli olan kurallara odaklanın; daha az önemli olanlarla vakit kaybetmeyin.

Çocuğunuzu övün

Çocuğunuz bir görevi tamamladığında veya iyi davrandığında ne kadar memnun olduğunuzu söyleyin. Övgü, övülen davranışın hemen arkasından gelmeli.

Ödüllendirin

Çocuğunuzun bazı davranışlarını değiştirmek ve olumlu davranışları pekiştirmek için ödül sisteminden yararlanın. Bu sistemde; çocuğunuz her iyi davranışı için puan toplar ve belirli bir puana eriştiğinde istediği ve önceden üzerinde anlaşılmış bir ödül kazanabilir. Puanları takip etmek için istediğiniz herhangi bir şeyi kullanabilirsiniz. Örneğin; kavanozun içine her olumlu davranış için bir düğme atarak puanlarını takip edebilirsiniz. Anlaşmanızı “anlaşma kartları” üzerine yazabilir ve bu kartları buzdolabının veya bir mutfak dolabının üzerine asabilirsiniz. Böylece hem çocuğunuz hem siz anlaşmanın ne olduğunu hatırlarsınız.

Huzur Planı

Evde ve ev dışında stresi, karşılıklı gerginliği sonlandırmak için bazı düzenlemeler yapın. Eğer çocuğunuzla birlikte alışverişe çıkmak sizin için zorsa, alışverişi kendi başınıza huzur içinde yapabileceğiniz bir zaman ayarlayın. Eğer birlikte yapacağınız araba yolculuğu size korku dolu anlar yaşatıyorsa, bunu molalarda farklı şeyler yapabileceğiniz iki ya da daha fazla kısa yolculuğa bölmeye çalışın.

Nasıl hissettiğinizi açıkça söyleyin

Çocuğu doğrudan eleştirmek yerine (örn: “yaramazlık yapıyorsun!”), davranışlarının sizi nasıl etkilediğinden bahsedin. (örn: “bu davranışın beni gerçekten çok üzüyor.”)

Tartışmalardan kaçının

Açıkça belirlenmiş kurallar vardır. Bunları siz de biliyorsunuz, çocuğunuz da biliyor. Belirlenmiş kurallar hakkında çocuğunuzla tartışmaya girmeyin. Örneğin; çocuğunuz başka bir çocuğun oyuncağını aldığında “…….lütfen dinozoru ……….’a geri ver. 3’e kadar sayacağım: bir ………… (5 saniye bekleyin) iki ………….. (daha kuvvetli) ……. üç” deyin ve kararlılığınızı çocuğa hissettirip, gereksiz inatlaşmalardan kaçının.

Sakinleşmek için mola verin

Öfkeliyken hiçbir sorunu çözemezsiniz. Çocuğunuzla yaşadığınız kriz anlarında karşılıklı olarak inatlaşmak ve güç savaşına girmek yerine, ilişkiye sakinleşinceye kadar ara verin.

 

 

Türkiye’de Alerjik Çocuklara Özel Ilk Kreş

Sabancı Vakfı’nın toplumsal sorunlara çözüm üreten kişilerin öykülerini anlattığı Fark Yaratanlar programında onuncu sezonun sekizinci Fark Yaratan’ı alerji ile ilgili doğru bilinen yanlışları düzeltmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla çalışmalar yapan Alerji ile Yaşam Derneği oldu. Alerji hastası çocuğu ile yaşadıklarını sosyal medyada Alerjik Anne adıyla paylaşan Özlem Ceylan’ın alerjik çocuğu olan 16 aile ile birlikte kurduğu Alerji ile Yaşam Derneği, alerji hastalarının haklarını savunuyor ve sorunlara çözüm üretiyor. Bugüne kadar özellikle alerjik çocukların sorunlarına çözüm üretmek için pek çok çalışma yapan derneğin Kartal Belediyesi ile birlikte alerjik çocuklar için özel olarak tasarladığı bir kreşi bulunuyor. Kreş, her dört çocuktan birinin alerjik olduğu Türkiye’de ilk olması açısından önem taşıyor.

Fark Yaratanlar programı ile karşı karşıya kaldıkları sorunlara çözüm üreten kişilerin hikayelerini paylaşarak tüm bireyleri cesaretlendirmeyi amaçladıklarını dile getiren Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan “Bizler farkında olmasak da alerji, bu hastalıkla mücadele eden aileler için günlük hayatın içinde pek çok sorun yaratıyor. 183’üncü Fark Yaratanımız Alerjik Yaşam Derneği, bu sorunlardan şikayet etmek yerine hem kendileri hem de aynı problemleri yaşayan tüm aileler için çözüm üretmeyi seçerek topluma ilham veriyor. Sabancı Vakfı olarak derneğin çalışmalarını daha geniş kitlelerle buluşturarak toplumsal sorunların çözümü için bireysel adımların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Alerjik çocukların yaşam kalitesini artırıyor

Toplumda basit bir hapşırık veya kaşıntıdan ibaret olduğu zannedilen alerji, insanın bağışıklık sisteminin normal şartlarda tepki göstermemesi gereken gıda, ilaç, toz, ev akarı, polen, kimyasallar, metal, güneş vb. uyaranlara aşırı tepki ve bir takım hastalık belirtileri göstermesi anlamına geliyor. Alerjinin yaygın ve özellikle çocukların günlük yaşamını olumsuz etkileyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken dernek, hastalıkla ilgili doğru bilinene yanlışları düzeltmek için çalışırken alerjik çocuğu olan ailelere psiko-sosyal destek verilmesini ve toplumun alerjik hastalıklar konusunda bilinçlendirilmesini de sağlıyor.

Başta çocuklar olmak üzere tüm alerji hastaları için çalışmalar yürüten dernek, bu çalışmalarla çocuklardaki alerji belirtilerinde değişim yaşanmasına katkıda bulunuyor.

Alerji hastası binlerce çocuğun ve ailelerinin yaşam kalitelerinin artmasına katkıda bulunan Alerji ile Yaşam Derneği’nin fark yaratan hikayesini www.farkyaratanlar.org ve www.sabancivakfi.org internet sitelerinin yanı sıra Facebook, Twitter ve Youtube’dan izleyebilirsiniz.

Parajanov Filmleri ile Kafkasya’dan Ortadoğu’ya Kültürler Arası Yolculuk

Pera Film, Parajanov, Sarkis ile sergisi kapsamında İsyankar İmgeler: Sergey Parajanov film programını sunuyor. Program kapsamında gösterilen filmler arasında 20. yüzyılın en büyük başyapıtlarından biri olarak anılan Narın Rengi, eski bir Sovyet Gürcü halk masalı olan Suram Kalesi Efsanesi ve Parajanov’un Andrey Tarkovski’ye ithaf ettiği Âşık Garip bulunuyor. Programda Parajanov filmlerinin yanı sıra ondan ilham alan sanatçıların tanıklıklarına yer veren belgeseller de yer alıyor. İsyankar İmgeler: Sergey Parajanov film programı, 09 Ocak – 17 Mart tarihleri arasında Pera Müzesi’nde ücretsiz izlenebilir.


Pera Film, 
yeni yıl programını, müzede devam etmekte olan Parajanov, Sarkis ile sergisi kapsamında düzenlenen İsyankar İmgeler: Sergey Parajanov film programı ile açıyor. Tarkovski, Godard, Fellini, Antonioni gibi sinema tarihinin önemli yönetmenleri tarafından “dahi”, “üstat”, “sihirbaz” olarak anılan Sergey Parajanov’un kült filmlerini bir araya getiren program kapsamında, imzasını attığı ilk yapımlardan, şiirsel sinemanın usta yönetmenlerinden biri olarak anılmasını sağlayan yapımlara kadar geniş bir seçki, üç ay boyunca izleyiciyle buluşuyor. 09 Ocak – 17 Mart tarihleri arasında görülebilecek filmler arasında Andrieshİlk Delikanlı, Ukrayna Rapsodisi, Taşta Bir Çiçek, Unutulmuş Ataların Gölgeleri, Hakob Hovnatanyan, Suram Kalesi Efsanesi, Pirosmani Teması Üzerine Arabesk Çeşitlemeler ve Âşık Garip yer alıyor. Program kapsamında ayrıca, Artavazd Peleshian’ın Mevsimler, Ron Holloway’in Parajanov: Bir Ağıt belgeseli ile Patrick Cazals imzalı Sergey Parajanov: İsyankar yer alıyor.


Sıra dışı yönetmenin 
hayal dünyasından imgeler perdeye yansıyor!

İsyankar İmgeler: Sergey Parajanov film programı, yönetmenin günümüze ulaşan ilk filmiAndriesh’in gösterimi ile başlıyor. Yemelian Bukov’un bir kitabından uyarlanan 1954 tarihli film, Parajanov’un öğrenciyken çektiği ve sonradan kaybolan filmi Bir Moldova Masalı’nın uzun versiyonu olarak geçiyor. Alexander Dovzhenko’nun danışmanlığında hayat bulan İlk Delikanlı, Parajanov’un kariyerinin erken dönemlerine ait başarılı eserlerinden biri olarak öne çıkarken, 1961 yapımı Ukrayna Rapsodisi, Parajanov’un sinematik ve tematik açıdan özgür ifade tarzını yansıtıyor. Taşta Bir Çiçek ile mevcut politik düzen ile topluma sızan bir tarikat arasındaki çatışmayı işleyen Parajanov’un Unutulmuş Ataların Gölgeleri filmi, zengin kostüm ve renk kullanımı sayesinde ona dünya çapında ün kazandıran yapımlar arasında yer alıyor.


Sergey Parajanov’un modern Ermeni resim sanatının usta ressamı Hakob Hovnatanyan’ın hayatından kesitler sunan belgeseli, sanatçının resimlerinden ve 19. yüzyıl Tiflis’inden görüntü ve sesleri bir araya getirerek, şehrin kültürüne renkli bir şekilde hayat veriyor. 20. yüzyılın en büyük başyapıtlarından biri olan Narın Rengi, Ermeni âşık Sayat Nova’nın yaşam öyküsünü anlatırken, ozanın hayatını, yaşadığı önemli olaylardan ziyade şiirlerinden yola çıkarak beyazperdeye yansıtıyor. Parajanov ile Dodo Abashidze’nin birlikte yönetmenliğini yaptığı Suram Kalesi Efsanesi, eski bir Sovyet Gürcü halk masalının yeniden yorumu olarak öne çıkıyor. 1985 tarihli Pirosmani Teması Üzerine Arabesk Çeşitlemeler, Parajanov’un, Gürcü primitif ressam Niko Pirosmani’nin sanatsal mirasına ilişkin kişisel görüşlerini içerirken, Andrey Tarkovski’ye ithaf ettiği son filmi Âşık Garip, Azeri, Türk ve Gürcü ezgileriyle bezeli bir ortaçağ masalını yansıtıyor. Mikhail Lermodov’un bir kısa öyküsünden uyarlanan 1988 yapımı Âşık Garip, yönetmenin önceki filmlerinde de görülen geleneksel sembolizm ve gerçeküstü geçişlerin yer aldığı şiirsel bir dünyaya kapılarını aralıyor.


Program kapsamında ayrıca, yönetmen Artavazd Peleshian’ın görüntü yönetmeni Mikhail Vartanov’la birlikte yaptığı ve medeniyetten uzakta bir tarım toplumunun doğanın güçlerine karşı mücadelesini yansıtan Mevsimler ile Ron Holloway’in yönetmenliğini yaptığı Parajanov’un çalkantılı kariyerine derin bir bakış sunan Parajanov: Bir Ağıt belgeseli gösteriliyor. Program, Parajanov’un yetenek ve yaratıcılığına bir övgü niteliği taşıyan Patrick Cazals imzalı Sergey Parajanov: İsyankar’ın gösterimi ile son buluyor.


Pera Film’in İsyankar İmgeler: Sergey Parajanov film programı, 09 Ocak – 17 Mart tarihleri arasında 
ücretsiz izlenebilir.

Exit mobile version