Loading...

Dijital Çağda Kültürel Evrim Süreci

İletişim kuramcılarından Neil Postman, ABD’de herkesin, bir anketör gelip sorular sorduğunda hemen hemen her konuda bir şeyler söyleyebilecek kadar fikir sahibi olduğunu söyler. Ancak bu fikirlerin neredeyse her hafta değişiklik gösterebildiğini ifade eden Postman, bunun sebebini ise “televizyonun, esasen dezenformasyon denilebilecek bir enformasyon türü yaratarak ‘bilgilendirmenin’ anlamında değişiklik yapmasına” bağlar.

Televizyon haberlerine dahi ciddi eleştiriler getiren Postman, “televizyon haberlerinin bizi eğlendirdiğini, ama bilgilendirmediğini” söyleyerek, “gerçek enformasyonlardan yoksun kalmamızdan çok daha ciddi bir durum” karşısında bizleri uyarmaktadır.

O ciddi durum ise kitleler tarafından kutsanmış cehalettir. “Cehalet daima düzeltilebilir bir durumdur.” der Postman ve ekler:

“Ancak cehaleti bilgi olarak kabul ettiğimiz zaman ne yapabiliriz?”

Bu durumdan kurtulmanın kolay olmadığını savunan iletişim bilimci George Gerbner ise karamsar bir portre çizmektedir:

“Özgürlük televizyonları kapatarak elde edilemez. Televizyon, çoğu insanın gece ya da gündüz en çok hoşlandığı şeydir. Biz ezici çoğunluğun düğmeyi kapatmayacağı bir dünyada yaşıyoruz. Mesajı bu kutudan almasak bile, başka insanlardan nasılsa alırız.”

Postman ve Gerbner’in 80’lerin başlarında televizyon kültürüne yönelik görüşlerinin günümüzde sosyal medyaya yönelik eleştiriler ile ciddi paralellik gösterdiğini söyleyebiliriz. Hatta, yukarıdaki ifadelerde ‘televizyon’ kelimesini ‘sosyal medya’ ile değiştirdiğinizde pek çok kimse bu değişikliğin farkına bile varmayacaktır.

Esasen ilk çağlardan günümüze kadar kültürel evrime öncülük eden her teknolojik yenilik birileri tarafından eleştirilmiştir. Platon, bilge kral Thalos’un ağzından alfabenin insanlığı bilgelikten uzaklaştıracağından yakınırken, Fransız eleştirmen Adrien Baillet, matbaanın icadının dezenformasyona sebep vereceği öngörüsünde bulunmuş, Aydınlanma Çağı’nın meşhur düşünürlerinden Diderot ise kitap sayısı arttıkça bilgiye ulaşmanın kolaylaşmayıp aksine zorlaşacağını iddia etmişti.

Örnekleri arttırmamız mümkün ama gündeme getirmek istediğim soru şu:

“İçinde bulunduğumuz dijital çağda, sosyal medyanın kültürel evrim sürecindeki rolü nedir?”

Sosyoloji disiplini açısından baktığımızda, sosyal medyanın toplumsal hayattaki rolü fonksiyonel-işlevselci yaklaşım ile mi daha iyi açıklanabilir, yoksa çatışmacı, sembolik veya post-modern yaklaşımlar ile mi?

Önümüzdeki haftalarda bu konular üzerinde biraz fikir yürütmeye ne dersiniz?

 

Netizenlist.com

İnternet vatandaşlarının buluşma noktası