Etiket: Çocuk gelişimi
Bir Süt Meselesi: Emzirmeyi Sonlandırma

Bu konu hassas bir konu olduğundan önce kendinize şu 2 soruyu yöneltin,
- Ben emzirmeyi sonlandırmaya hazır mıyım?
Bazı anneler emzirmekten çok keyif alırlar. Öyle ki sanki bunun için yaratılmış gibilerdir. Emzirdikleri an kusursuzdur. Bebekleri ile ilk emzirmeden itibaren göz göze ve olması gereken bütünlükte ilerlemiştir tüm emzirme süreci.
Bazı anneler emzirmeyi bıraktıklarında bebeğinin hastalanacağından korkarlar. Bazı anneler ise bebeği ile bir bağının kalmayacağından (!) endişe ederler.
Kafanızı kurcalayan her ne olursa olsun, ‘biraz daha emzirmeliyim.’ Dediğiniz noktada memeden kesmeyi biraz ertelemeniz uygundur.
Aynı zamanda emzirmek size sıkıntı veriyorsa, emzirmeyi sevmiyorsanız, içinizden gelmiyor ve ruh halinizi ve bebeğinize davranışlarınızı olumsuz yönde etkiliyorsa, bebeğiniz emmese hayatın daha güzel olacağını düşünüyorsanız; hep diyoruz, anne mutlu ise bebek de mutlu; mutlu olmak ve mutlu kalmak için emzirmeyi sonlandırabilirsiniz.
- Bebeğim memeden kesmeye hazır mı ?
Memeden kesmek için sakıncalı dönemler çok nettir.
- Diş çıkarma
- Evde değişiklik (yatılı misafir) (kardeş doğumu) (yeni evcil hayvan)
- Seyahat
- Yeni rutine alışma süreci (yatak ayırma, babanın uzun iş seyahatine çıkışı, uyku ile ilgili değişiklikler)
- Taşınma
- Atak haftaları (bkz. Wonder weeks / harika haftalar)
- Gribal enfeksiyonlar / hastalık
Bu sebeplerden biri dahi olsa, sizin ve bebeğinizin işini kolaylaştırmak için emzirmeyi bırakma sürecini ertelemek doğru olacaktır.
Buraya kadar her şey size ‘tam zamanı’ dedirtiyorsa, bu süreç ile ilgili yolları anlatan yazımızı Cuma günü okuyabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim. 🙂
Bir Süt Meselesi: Emzirmeyi Sonlandırma 2. Bölüm
Büyük gün geldi. Karar verdiniz ve memeyi bırakma / emzirmeyi sonlandırma süreciniz başlıyor. Ama nasıl?
- Bebeğinizle konuşun.
Bebeğiniz kaç aylık olursa olsun, onu süreç hakkında bilgilendirin. Her konuda olduğu gibi bu konuda da onu bir birey olarak değerlendirin ve kendinizi onun yerine koyun. Puslu bir yolda araba kullanmak çok zordur değil mi? Ama yolu biliyorsanız ya da harika bir navigasyon sisteminiz varsa daha kolaylaşır her şey.
Karar verdikten sonra bir tarih belirleyin. 1 hafta sonra ise bebeğinize, parmaklarınızla gün sayısını göstererek ‘meme 7 gün sonra bitecek. Sen istediğin zaman sevebileceksin memeyi, sütü bardaktan içebilirsin’ deyin. Bu her gün tekrarlanmalı.
Bu sırada ek bilgi; uykuya geçiş anlarında, tüm insanlarda olduğu gibi bebeklerde de derin uyku öncesi bilinçaltının daha iyi algıladığı 3 dakika var. Gözler hafiften kapanır tam dalınmamıştır ya, o anda tekrarlayın bebeğinize. ‘meme 7 gün sonra bitecek. İstediğin zaman memeyi sevebilirsin. Sütü de bardaktan içebilirsin.’ Memeyi neden sevdiriyoruz? Güvendiği, sevdiği, beslendiği şeyden birden kopmaması için. Bilişsel düzey henüz soyut-somut kavramları ayırt edemediği için, memeyi bir daha görmez dokunmazsa yoksunluk ile büyük bir düş kırıklığı yaşamaması için.
Buraya kadar süper değil mi ? psikologlar, pedagoglar, eğitimciler herkes söyledi siz yaptınız. J şimdi bir diyolog örneği:
Anne: ‘tatlım, meme artık dinlenmeli. İstediğin zaman memeyi sevebilirsin, dokunabilirsin. Sütünü de bardaktan içebilirsin.’
Bebek: ‘anneeaaaa memeeeeaaa’
Anne : ‘hayır yavrum. Konuştuk ya artık meme dinlenecek. Gel birlikte cici yapalım memeye.’
Bebek: isyankar ağlama ile (bildiniz mi o çığlığı) hayıııeeerr.
İşte bu noktada anne her şeyi unutur ve memeyi verirse çocuğun istikrar, güven, tutarlılık ile ilgili bütün bildikleri soru işaretine dönüşür.
Peki, anne ne yapmalı? Bebeği bir süre en sevdiği oyunlarla oyalamalı. İnsan beyni, yapmak istediği şeyleri öteledikçe alışkanlık, alışkanlık olmaktan çıkar. Çocuk ve bebek beyninde bu süre daha kısadır. Herhangi bir mekanizmayı çalıştırmazsanız ihtiyaç ya da bağımlılık gittikçe zayıflar. Bundan yola çıkarak,
Anne: ‘aa su ile oynayalım mı ? istersen küveti doldurabiliriz!’ ya da ‘biraz parkta gezmeye ne dersin? Salıncak görürsek biraz sallanabiliriz hem.’ Gibi seçenekler sunarak kriz anını sakinleştirebilirsiniz.
- Memesiz döneme alışırken öncelik bebeğinizin ihtiyaçları olsun.
Bebeğiniz psikolojik olarak alışmaya çalışırken fizyolojik olarak da alışma süreci yaşar. Bu yüzden zamansız acıkmalar olabilir. Ara öğünü dikkate almalısınız. Emme saatlerinde kuru meyve ya da ayına uygun atıştırmalıklar sunabilirsiniz. Kriz anlarında sunmak da iyi bir fikir olabilir. Aynı şekilde bağırsak fonksiyonları da artabilir ya da azalabilir. Bu konuda yumuşatıcı (bol su, zeytinyağı, kuru kayısı, kuru erik vs.) gıdalar veya tutucu (bol su, muz, elma vs) gıdalar iş görebilir. Alerji durumlarını göz önünde bulundurunuz.
- Asla korkutmayın. (ne zaman travmatik olur?)
‘Aaa meme kopar ama şimdi emersen..’ ‘ah bak bant yapıştırdım kanadı koptu ucu. (bir de açıp kontrol ederse vay halinizeJ)’ kıl yapıştırma, acı biber sürme, yara bandı yapıştırma, salça sürüp kanamış gibi yapma ve dahası.. bunların tümü travma sebebidir. Bebeğin tüm güvendiği, kızdığı zaman sakinleştiği, mutluluğunu paylaştığı, canı acıdığı zaman emerek unuttuğu, mayıştığı, şımardığı, doyduğu o güzelliğin, bir anda zarar görmesi hele ki kendini suçlayarak, ciddi travmatik etkileri olabilir. İlerde bağlanma problemleri (aşırı bağımlılık ya da bağlanamama) yaşayabilir.
- Ya başaramazsak?!
Başaramazsanız hazır değilsiniz demektir. Sadece yukarıda da belirttiğimiz gibi, tutarsız ve istikrarsız olmamak için sınırların çevresini iyi belirlemek ve sonradan sıkıntı yaşamamak adına, hem kendinizin hem de yavrunuzun hazır olduğundan emin olun. O zaman başarmamak için hiçbir sebebiniz yok. Ama ani gelişen bir durum oldu ve bırakılmaması gereken bir döneme, bıraktığınızın 2. Günü girdiniz. O zaman bebeğinize aynı şekilde anlatıp ertelemek ister mi diye ona da sorabilirsiniz.
- Kaç yaşa kadar emzirmeliyim?
Her zaman söylediğimiz gibi.. ilk 6 ay sadece anne sütü. Su bile çok çok çok sıcak bir yere gitmezseniz ve anne de susuz kalmadıysa gerek yok. 6-12 ay ek gıda süreci başlar. Bebek hareketlenir, kilo verir boya uzar. Anne sütü verimsizleşir sanılır ama bu inanış doğru değildir. Anne, süt verdiği her dakika bebeği için özel besinler ihtiva eder. Ek gıda sürecinde 2/3 anne sütü, 1/3 ek gıda olmalıdır. (bu konuya yeniden döneceğiz.) 12-24 ay hala ek gıda süreci aslında. 24 ay civarı memeden ihtiyaç duyulduğu takdirde ayrılabilir.
Anne sütünü hafife almayınız. Memedeki süt bezeleri ve meme dokusu, bebekteki ağız mukozası ve tükürükten bebeğin ihtiyacı olan tüm besin ögelerini analiz eder ve sütün içeriğini annenin depolarından bu analize göre oluşturur. Bu yüzden bağışıklığı kuvvetlendirir ve gelişimi hızlandırır.
Unutmayın, anne ne kadar mutlu ise bebek o kadar mutlu ve huzurludur. Annenin hissiyatı bu süreçte çok önemlidir, her bebek bu süreçte farklı tepkiler verir. Aklınıza takılan soruları selinbebekaktivite@gmail.com mail adresine yazabilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim 🙂
Oyun oynayalım; ama nasıl?

- Ne oynayacağınızı çocuğunuz seçmeli.
Başlıyoruz. Gün yeni başlıyor ya da bitiyor. O rutin geldi çattı, yavrunuzla birlikte oyun oynayacaksınız. Emin olun çocuğunuz bu anı çok ciddiye alıyor. Ne demiş Maria Montessori ‘’Oyun, çocuğun işidir.’’ Öncelikle ‘ne oynayacağım?’ ‘hangi oyun oynarsam bir ders veririm?’ diye düşünmeyin. Rahatlayın. Çocuğunuzun yanına oturduğunuzda sizi oyunda görevlendirecek yani rolünüzü size bildirecektir. Bundan sonra sadece yavrunuzun istediğini yapın. Çocuk, ders almak için oynamaz. Çocuk, deneyimlemek için oynar.
- Oyunun kuralı : çocuğunuzun sizi yönlendirmesine izin vermelisiniz.
Bir önceki maddede kısaca oyuna girişi aktardık. Şimdi detaylara inecek olursak, oyun için süper ışıklı, harika şarkılar söyleyen ve takla atabilen arabaya ihtiyacınız yok. Oyun için ihtiyacınız olan siz, bebeğiniz ve çevre. Ev, bahçe, sokak hiç fark etmez. Çocuğunuz kendince oyunlar kurgulayacak, sizi görevlendirecek ve beyninin bir kısmını regüle etmeye başlayacak, dış dünya ile uyumlanacak, sizinle güvenli bağlanacak. En minikken ce-e oyunları ile ne yapıyoruz mesela ? bebeğimizi nesne devamlılığı ve soyut somut kavramlar konusunda uyarıyoruz. ‘anne gider ama geri gelir’ diyoruz. İşe giderken ya da bebeğimizden uzaklaşırkenin provasını yapıyoruz bir yandan. Hem de o gülücükler atan, 30 renkte parıldayan oyuncak bebek olmadan yapıyoruz bunu. Biraz daha büyümüşse sorabilirsiniz: ‘hadi oyun zamanı, ne oynayalım bugün?’ bazen cevap resim yapmak olabilir, bazen bebeklerimizi elimize alıp konuşturabiliriz.
- Amaç öğrenmek değil, eğlenmek..
Tüm bu süreçte çocuğunuzu sorgulamayın, boyama yapıyorsa ‘ne renk o?’ ‘ne çiziyorsun?’ ‘hadi kare yapalım.. ‘ gibi sorular ile yönlendirmelerde bulunmayın. Bunun yerine, ‘çok dikkatli resim yapıyorsun.’ Ya da ‘turuncu güneşin resimde çok parladı.’ Diyebilirsiniz. Bir de bazen, çocuklar, tasvip edilmeyen davranışları oyunda kurgularlar. Mesela çocuğunuz oyunda yalan söylüyorsa, korkmayın. Sadece deneyimleyerek öğreniyor. O anda bir oyun arkadaşı olarak tek yapmanız gereken, çocuğunuzun verdiği görevi yerine getirmek. Böylece onun yanlış yaptığında, karşısındakinin ne hissettiğini deneyimliyor. Ve aynı zamanda oyun ile duyusalı gelişiyor.
- Her zaman kazanmak mı? Kaybetmek mi?
Çocuğunuz biraz büyükse yavaş yavaş kutu oyunları oynamaya başlayabilirsiniz. ‘o parçayı ben koyacaktım. Ama ben kazandım. Hayır, senin yüzünden yıkıldı kule.’ Gibi cümleler de duymaya hazır olun. çocuklar 4 yaş sonrasında biraz mükemmeliyetçi ve hırslı olabiliyorlar. Burada dikkat edilmesi gereken konu, kaybetmenin, gerekirse özür dilemenin, kabullenmenin ve yeniden başlamanın keyfini de deneyimleyebilmesi. Dolayısı ile, yine oyun arkadaşının (sizin) bu noktada aldığınız keyfi gözlemleyecektir. Kaybettiğinizde, kıl payı olduğunda, bloklar devrildiğinde, şaşırın, kahkaha atın, onun adına sevinin ve tebrik edin. Yendiğinizde de teselli edin. Olabildiğince doğal sürecinde olmasına özen gösterin. Yardım isterse yardım edin. Ama tabii genel kural olan oyunu onun kurmasına, ilk başlayana karar vermesine, istiyorsa ve hevesliyse size öğretmesine izin verin.
- Peki ya akran ile oynarken?
Akran iletişimi aslında genel hatları ile müdahaleyi kabul etmez. Bu oyunda da sohbet ortamında da böyledir. Paylaşma ya da paylaşamama anında, güvenli bağlanma sağlanmışsa, fiziksel ya da psikolojik zarar verme davranışı yoksa, bırakın iletişimde kalsınlar. Bir taraf ‘benim.’ Diye direterek topu çekiştirirken, diğer taraf hakkını savunmayı, yardım istemeyi öğrenir. Ya da tam tersi, ‘benim.’ Diye direten taraf, ‘alabilir miyim?’ diye sormaya başlar. Bu iletişimi 3 yaş ve sonrasında beklemeye başlayabiliriz. Şöyle örnekler ile karşılaşabiliyoruz. Kaydırak sırasında bir bebek diğerlerine izin vermeden 3-4 kere üst üste kayınca, ebeveyn ‘dur şimdi izin ver kardeş de kaysın.’ Diyor. Halbuki kardeş halinden memnun. Şöyle düşünün, çok susamışsınız. (çocuk ve oyun ilişkisi için uygun bir tabir) bir arkadaşınız yanınızda ama susamamış. Anneniz gelip ‘iki yudum aldın, şimdi bırak da o içsin.’ Diyor. Susamamış arkadaşınız ve sizin için ne garip bir durum, değil mi? Bırakın bebeğiniz kendini ifade etsin. Israrcı davranan ya da çekimser olan çocuklarımızın iletişime geçerek kendini ifade etmeye ihtiyacı var. Şiddet söz konusu olmadıkça dengeyi bulacaklardır.
Son olarak, bebeğiniz gözünüzde sevildiğini ve kabul edildiğini gördüğünde ‘güvenli bağlanma’ gerçekleşir. Oyun oynarken, gözlerinin içine bakmaya, sevginizi göstermeye çalışın. 10-15 dakikanızı hiç kesintisiz çocuğunuza ayırın. Oyunun konusuna, oyundaki rolünüze ya da çocuğunuzun rolüne itiraz etmeyin. Çocuk yanlışı da doğruyu da hissettiklerini ve hissettirdiklerini de oyunda öğrenir. Mutlu ve sağlıklı oyunlar.
