Deloitte’un 2019 Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Öngörüleri

Deloitte’un bu yıl 18.’sini hazırladığı global “Teknoloji Medya ve Telekomünikasyon Öngörüleri Raporu” açıklandı. Her yıl ilgiyle karşılanan rapora göre, 2019 yılında akıllı hoparlörlerin 7 milyar dolarlık pazar elde ederek, bağlantılı cihaz alanında yılın en hızlı gelişen teknolojisi olacağı öngörülüyor.

Akıllı hoparlör pazarında yüzde 63’lük artış

Rapora göre, ortalama 43 dolarlık birim satış fiyatıyla 164 milyon adet satılan akıllı hoparlörün toplam pazar gelirinin, 2018 yılına kıyasla yüzde 63’lük artışla 4,3 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ses algılama teknolojisi gelişimine devam ederken; sektörün tam büyüme potansiyeline ulaşabilmesi için bazı engelleri de aşması gerekecek. Bu doğrultuda kapsayıcılık ve küresel anlamda kabul görmek için daha geniş bir dil desteğine ihtiyaç duyulacak.

Yapay zekânın önlenemez yükselişi

Deloitte’a göre; bulut tabanlı yapay zekâ yazılımları ve hizmetlerinin kullanımı hızlanacak. Yapay zekâ kullanan firmaların %70’i bulut tabanlı kurumsal yazılımlarıyla yapay zekâ olanaklarına sahip olurken; %65’i de bulut destekli geliştirme hizmetleri sayesinde yapay zekâ uygulamaları yapılabilecek. Diğer yandan 2020 yılı itibarıyla, yapay zekâ ile hazırlanan kurumsal yazılımların ve bulut tabanlı yapay zeka geliştirme hizmetlerinin payı sırasıyla %87 ve %83 seviyelerine yükselecek.

Sahne 5G’nin…

Beşinci nesil (5G) kablosuz ağların kademeli olarak gelmesi, kullanıcılar ve işletmeler için daha hızlı bağlantılar sağlaması ve telekomünikasyon şirketleri için yeni gelir fırsatları yaratması bekleniyor. Raporda, halihazırda 72 operatörün test aşamasında olduğu belirtilirken; 2019 yılında 25 operatörün 5G hizmeti sunmaya başlayacağının ve 2020 yılında da bu sayının 2 katına ulaşacağının altı çiziliyor.

Ayrıca, 2019 yılında toplamda 1 milyonun üzerinde 5G’li telefon satılması ve bu sayının 2020 yılında 15-20 milyona kadar yükselmesi beklenirken; 1 milyondan fazla sayıda puck/modem satışı da öngörülüyor.

Araştırma ile ilgili açıklama yapan Deloitte Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon (TMT) Endüstrisi Lideri Metin Aslantaş; “Bu yılki araştırma 2019’un, hızla gelişen kablosuz iletişim endüstrisi ve yapay zekâ teknolojileri sayesinde önemli fırsatların ve yeni yatırımların gündeme geleceği bir yıl olacağına işaret ediyor. Yapay zekâ giderek günlük yaşamımızın daha fazla alanında kendine yer açarken; ses algılama teknolojilerinin hızlı gelişimi ve çeşitlenen dil desteği ile akıllı hoparlörler de önemli bir pazar haline gelecek gibi görünüyor. 5G ise daha hızlı bağlantı sağlayan yeni bir gelir alanı olarak, 2019 ve 2020’de telekom operatörlerinin öncelikli gündemlerinden biri olmayı sürdürecek” dedi.

Deloite Global 2019 TMT Raporu’nda yer alan diğer başlıklar ise şöyle:

  • 3 Boyutlu yazıcı atılım yapıyor-Kurumsal 3 boyutlu yazıcıların, malzemelerin ve büyük kamu firmaları tarafından sunulan hizmetlerin satışının 2019 yılında 2,7 milyar doları geçmesi ve 2020 yılına kadar yıllık %12,5’lik büyüme payıyla 3 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
  • eSpor gelişimini sürdürüyor– Kuzey Amerika e- spor pazarının; reklam, yayın lisansı ve franchise satışlarıyla yüzde 35 oranında büyüyeceği öngörülüyor. Küresel eSpor pazarı ise yaklaşık %32’lik büyümeyle 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı.
  • Radyoya ilgi sürecek– Deloitte, gelişmekte olan ülkelerde farklılıklar görülse de, gelişmiş ülkelerde yetişkin nüfusun %85’inin (2018 yılındaki oranla aynı) radyo dinlemeye devam edeceğini öngörüyor.
  • Kuantum bilgisayar fırsatı- Kuantum bilgisayarların önümüzdeki on yıl içinde yeni teknolojilerdeki en büyük gelir fırsatlarından birini oluşturacağı öngörülürken; klasik bilgisayarların yerini alma olasılığı ise düşük görülüyor. Bununla birlikte, gelecekteki kuantum bilgisayar pazarının, süper bilgisayar piyasasıyla karşılaştırılabilir olması bekleniyor. (2030’larda yılda yaklaşık 50 milyar dolar)24

Sağlık Hizmetlerinde Küresel Eğilimler ve Öngörüler

Deloitte tarafından yayınlanan ‘2019 Küresel Sağlığa Bakış: Geleceği Şekillendirmek’konulu global sağlık sektörü araştırma raporuna göre; 2018-2022 yılları arasında küresel sağlık harcamalarının yıllık bazda %5,4 oranında artması öngörülüyor. Bu oran, 2013-2017 yılları arasındaki %2,9’luk yıllık artış oranına kıyasla ciddi bir yükselişe işaret ediyor. Yaşlanan ve artan nüfus, daha da yaygınlaşan kronik hastalıklar, yenilikçi fakat maliyeti yüksek dijital teknolojiler sağlık taleplerini ve harcamalarını yükseltiyor.

Sağlık hizmetleri sunucuları, sağlık hizmet politikalarını üreten ve uygulayan hükümetler, sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan hastalar vb. tarafların oluşturduğu sağlık hizmetleri paydaşları çeşitli klinik, operasyonel ve finansal zorluklarla mücadele etmeye devam ediyorlar. Son yıllarda giderek artan hızda gelişen dijital teknolojiler ile oluşan yeni iş ve hizmet dağıtım modellerinin; mevcut problemleri çözerek, gelecekte daha kolay ulaşılabilen, düşük maliyetli, yüksek kaliteli sürdürülebilir sağlık hizmetlerinin sağlanmasına yardımcı olacağı öngörülüyor.

Deloitte Türkiye Ortağı, Sağlık ve İlaç Endüstrisi Lideri Güler Hülya Yılmaz, yaptığı sektörel değerlendirmede: ”Sağlık hizmetleri alanında tüm paydaşlar dikkate alınarak gözlenen küresel eğilimler; sektörü, hastalıkları iyileştirmekten öte, sürdürülebilir sağlıklı yaşam tarzlarına, önleyici/tedbir alıcı yaklaşımlara ve erken teşhise odaklanmaya yönlendiriyor. Bugünün sağlık hizmet sektörünün geleceğe uyum sağlayabilmesi gelişen dijital teknolojilere uyumu, değişen hasta (ve hasta yakınları) ihtiyaç ve beklentilerini karşılayabilmeyi, hatta ihtiyaç ve beklentileri önceden tahmin edebilmeyi, yeni iş modellerini benimseyebilmeyi ve farklı sektörlerle (elektronik, kimya, endüstri mühendisliği vb.) ve farklı uzmanlık alanları (psikoloji, sosyoloji, hukuk vb.) ile de işbirliği yapabilmeyi ve bu işbirliğinden sinerji yaratabilmeyi gerektiriyor. Ancak, teknik ve teknoloji hızla ilerlerken sağlık hizmetleri alanında daha da önemli olan etik değerlerin gerilememesi. Sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendirecek fırsatları değerlendirmek tüm tarafların yeniliğe ve yaratıcılığa açık olarak karşılıklı güven, işbirliği, ortaklık ve yatırım anlayışı geliştirebilmeleriyle mümkün olacak” dedi.

Rapora göre küresel sağlık hizmetlerinde öne çıkan eğilimler:

  • Değişken bir sağlık ekonomisinde finansal sürdürülebilirlik yaratmak:Kişiselleştirilmiş tıbbın, teknolojik gelişmelerin, acımasız ve zorlu rakiplerin, genişleyen dağıtım alanlarının ve yenilenen ödeme modellerinin ortaya çıkması, küresel sağlık ekonomisi üzerinde belirsizlik yaratırken kuruluşların hayatta kalma mücadelesi üzerindeki baskıyı da artırıyor. Yeni iş, sağlık hizmetleri ve risk modellerini benimseyen sağlık hizmet sunucuları; güçlü piyasa katılımcılarının yıkıcı potansiyelini dengeleyebilecek ve ekonomik sağlık hizmetleri çözümlerinin yeni ekosisteminde lider olarak ortaya çıkabileceklerdir.
  • Erişimi ve karşılanabilirliği artırmak için yeni sağlık hizmetleri modellerini kullanmak: Yaşlanan nüfusun artışı ve bulaşıcı olmamakla birlikte çok yaygın görülen hastalıkların (kalp, kanser, şeker) yükselişi, sağlık hizmet sektörünü kısa vadede hastalıkları iyileştirmekten ziyade, uzun vadede hastalıkları önlemeye, yönetmeye ve iyi yaşamı ön plana çıkarmaya teşvik ediyor. Sağlık hizmetleri sistemlerinin; maliyetleri düşürecek, kaliteyi artıracak, erişimi ve satın alma kabiliyetini artırabilecek değişimi hesaba katması ve bu doğrultuda yeni iş, bakım sağlama (örneğin yaşlı insanların beklenti ve ihtiyaçlarına hitap edecek özel bakım ve sağlık hizmetleri) ve risk modelleri geliştirmesi gerekecektir.
  • Hastaların ve tüketicilerin değişen ihtiyaç, talep ve beklentilerine uyum sağlamak: Hastaların, hasta yakınlarının ve çeşitli sağlık hizmetleri talep eden ve/veya talep etme potansiyeli olan tüketicilerin ‘giyilebilir izleme ve fitness cihazları’ gibi dijital sağlık teknolojilerini nasıl kullanmak istediklerini, bu konulardaki ihtiyaç ve beklentilerini iyi anlayan ve buna göre hareket eden kuruluşlar, kişilerin bilinçli sağlık kararları vermelerine yardımcı olacak ve hasta katılımı stratejileri geliştirebileceklerdir.
  • Dijital yenilik ve dönüşüme yatırım yapmak: Blockchain, bulut tabanlı bilgi işlem, sanal sağlık, yapay zeka ve robotik, dijital gerçeklik, Tıbbi Nesnelerin İnterneti (IoMT) vb. dijital yenilikler, sağlık hizmetlerinin daha etkin ve ulaşılabilir olmasını sağlayarak geleceğin şekillenmesine katkı sağlayacaktır. Diğer yandan, bu yeniliklerin benimsenmesi, geleneksel sağlık hizmetleri organizasyonlarının ötesine geçen vizyon ve yeteneklere sahip olmayı da zorunlu kılmaktadır. Sağlık hizmetleri alanındaki liderlerin, yenilikçi oyuncuları ve bilgi kaynaklarını kucaklayan bir ekosistem kurmaları gerekmektedir.
  • Mevzuata uygunluk ve siber güvenliğin sürdürülmesi: Sağlık hizmetlerinin giderek dijitalleşmesi ve bağlı bir sağlık hizmeti ortamında daha düzenli hale gelmesi beklenmektedir. Bazı düzenleyici kuralların endişe kaynağı olmasına rağmen – siber güvenlik şu anda listede zirvede yer alıyor – kurumların sistemlerini ve kişiye özel hassas verilerini siber tehditlerden korumak için sistematik, proaktif, iyi planlanmış ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım benimsemeleri önem arzetmektedir.
  • Üst düzey yeteneklerin işe alınması, geliştirilmesi ve elde tutulması: Yaşlanan bir iş gücü, sağlık hizmetlerine olan talebin devamlı artması ve hekim çalışma saatlerinin azalması hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ekonomilerde kalifiye personel yetersizliği yaratmaktadır. Teknolojiyle donatılmış fırsatlar konusunda söz sahibi olan sağlık hizmet sektörü liderleri, bir yandan kısa vadeli yetkin ve uzman insan kaynağı eksikliklerini çözerken; bir yandan da sürdürülebilir gelecek için yetkin ve yetişmiş beyinlere, sağlık bilim insanlarına ve bu değerli beyinleri yetiştiren sağlık eğitim kurumlarına da yatırım yapmayı başarabilirlerse sağlık hizmet sektörünün çok sağlıklı ve parlak bir geleceği olacaktır.

Dünya Perakende Listesinde Türkiye’den Üç Marka

Deloitte’un her sene merakla beklenen Perakendenin Küresel Güçleri 2019 raporu yayımlandı. Dünyanın gelir açısından en büyük 250 perakendecisinin elde ettiği toplam gelir 4,53 trilyon ABD doları oldu. Raporda Türkiye’yi, listede yıllardır yer alan BİM Birleşim Mağazacılık A.Ş., geçen yıl da listede bulunan Migros Ticaret A.Ş. ve bu yıl listeye ilk defa giriş yapan A101 temsil ediyor. BİM ve A101, ayrıca 2017 mali yılında en hızlı büyüyen 50 şirket arasında yer alıyor.

Deloitte, Perakendenin Küresel Güçleri 2019 raporunu yayınladı. Rapora göre en büyük (toplam gelir anlamında) 250 perakende şirketi 2017 mali yılında %5,7 oranında bileşik büyümeyi temsil eden toplam 4,53 trilyon ABD doları gelir elde etti. Listede yer alan şirketlerin perakendeden elde ettikleri yıllık gelirlerin ise ortalama 18,1 milyar dolar seviyelerinde olduğu görülüyor.

Perakendenin en güçlü üç ismi, listede ilk 10 arasındaki yerini korudu. İlk 10’şirketin %6,1’lik ortalama büyüme oranı, ilk 250’nin %5,7 olan büyüme oranını geride bıraktı. Diğer yandan ilk 10 şirketin net kar marjları, hem bir önceki yılla hem de ilk 250 şirketle kıyaslandığında daha zayıf oldu. Bunun nedenini ise; ilk 10 perakendeciden sekizinin yükselen maliyetler, pazarda artan rekabet ve şeffaflığa bağlı olarak düşen fiyatlandırma gücü ile dijital dönüşüme yatırım yapma ihtiyacının giderek daha yoğun şekilde baskı altına aldığı hızlı tüketim sektöründe faaliyet göstermeleri oluşturdu. 2017 mali yılında, ilk 10’da yer alan şirketlerin gelirleri listede yer alan 250 şirketin toplam gelirinin %31,6’sına tekabül etti.

Tüm liste içerisinde hem listeye giren şirket sayısı (138) hem de ortalama gelir (21,7 milyar dolar) açısından en öne çıkan sektör ise hızlı tüketim oldu. Hızlı tüketim sektöründe faaliyet gösteren bu 138 şirket, toplam gelirin %66,2’sini oluşturuyor.

Deloitte Türkiye Perakende Sektörü Lideri Hande Özdiler; raporun öne çıkan sonuçlarını şöyle değerlendirdi: “Listedeki ilk üçün geçen yıl ile aynı kaldığını görüyoruz. Geçen yıl 4 basamak atlayarak listeye 6. sıradan giriş yapan Amazon ise yükselişini sürdürerek 4.’lüğe yerleşti. Türkiye’nin temsili açısından sevindirici bir gelişme ise; sıralamanın düzenli oyuncularından BİM’in ve geçen yıl da listede de bulunan Migros’un yanı sıra, A101’in ilk defa devler listesine giriş yapması… Üstelik A101’in en hızlı büyüyen 50 perakendeci arasında 5. olarak önemli bir başarıya imza atması da mutluluk verici…”

Deloitte Tüketim Endüstrisi Lideri Özkan Yıldırım ise; “2018 yılının başına kadar güçlü büyüme gösteren küresel ekonomi bugün yavaşlama ile karşı karşıya… Küresel ticaretteki düşüş, artan faiz oranları, dünya genelinde finansal koşulların sıkılaşması perakende sektöründe de etkisini gösterecektir. Perakendeciler için bu değişim; yükselen tüketici fiyatları, tüketici harcamalarında daralma ve küresel tedarik zincirinde bozulma anlamına gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Migros ve BİM’den sonra bu yıl A101 de devler arasında…

Listede 150. sırada yer alan BİM Birleşik A.Ş., geçtiğimiz sene 6,6 milyar olan gelirini bu yıl yaklaşık 6,8 milyar dolara yükseltti. BİM, 2012-2017 yılları arasında %20,1’lik büyüme elde etti.

Migros Ticaret A.Ş. ise geçen yıl 3,6 milyar dolarlık geliriyle 247. sırada bulunurken, bu yıl 4,2 milyar dolar ile 225. sıraya yerleşti ve devler ligindeki yerini sağlama aldı. Migros, en hızlı büyüyen 50 şirket sıralamasında da 37’den 25’e yükseldi. Bu hızlı büyümenin en büyük nedeni ise Migros Ticaret A.Ş.’nin, Kipa’nın %96,25 hissesini alması oldu.

Listenin sürpriz çıkışını yapan A101 Yeni Mağazacılık A.Ş., 3,8 milyon dolar ile 237. sıraya yerleşti. A101, en hızlı büyüyen 50 perakendeci arasında 5. olarak da önemli bir başarıya imza attı.

Sektörü etkileyecek 4 ekonomik trend

Raporda yer alan ve perakende sektörüne en fazla etkisi olacak dört ekonomik trend ise şöyle:

  • Korumacı politika, yatırımı ve ticareti engelliyor: 2018 yılında ABD hükümeti, ticaret açığını azaltmak için ticaret politikalarında çarpıcı bir dönüşüm başlattı. Politika, mevcut ticaret ortaklıklarının incelenmesine ve ticaret tarifelerinin uygulanmasına dayanıyor. Bu tarifeler fiyatları yükselterek tüketici satın alma gücünü azaltmakla beraber; madde ithal eden şirketlerin üretim maliyetini artırıyor. Bu nedenle, tarifeler ihracatın rekabetçiliğine zarar veriyor ve kurulmuş küresel tedarik zincirlerini bozuyor.
  • ABD para politikası küresel varlık piyasalarını sallıyor: Daha yüksek bir enflasyon beklentisi yaratan ekonomi ile ABD Federal rezervi, kısa vadeli faiz oranlarını yükseltiyor. 2018 yılındaki asıl etki, yükselen piyasa para birimlerini baskılayan doların değerini artırmaktı. Böylece merkez bankalarını faiz oranlarını yükseltmeye ve dünya genelinde hisse senedi fiyatlarında düşüşe neden oldu. 2019’da ise daha fazla mali sıkılaşma bekleniyor. Bu da kredi piyasalarında ve gelişmekte olan piyasalarda daha fazla strese neden oluyor.
  • Çin ve Avrupa’da büyüme yavaşladı, Amerika’da ise zirveye ulaştı: 2018 yılında, kilit pazarlarda ekonomik büyüme yavaşladı. Avrupa’daki, yüksek enerji fiyatlarının, dolardan daha değerli avronun ve ticari belirsizliğinin bir araya gelmesi yavaşlamaya sebep oldu. Çin’deki aşırı kapasite yatırımı bastırdı, aşırı değerlenmiş para ihracatı ve ticari belirsizlikler her ikisine de zarar verdi. ABD’de, büyüme vergi indirimi sayesinde 2018 yılında güçlendi ancak yılsonuna doğru yavaşlama belirtileri de kendini gösterdi. Küresel büyümenin 2019’da daha da yavaşlayacağı yönünde yaygın bir beklenti oluştu.
  • Enerji ve hammadde fiyatları gidişatı tersine çevirdi: 2018 yılındaki fiyatların hızla düşmesinin sebepleri arasında küresel talebin yavaşlaması, ABD’de yavaşlama beklentisi, ABD’nin ham ürün hacmindeki artış ve ABD dolarının değer kazanması vardı. Diğer hammaddelerin fiyatları da benzer nedenlerle düşmeye başladı. 2019 yılında da bu eğilimin devam etmesi bekleniyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere tüketime dayalı büyüme modeline sahip ülkelerde enflasyonla mücadele baskısının üretici olan ülkelerde finansal stres yaratması öngörülüyor.

2017 mali yılının en büyük 10 perakendecisi

Gelir düzeyine göre sıralama Şirket adı Menşei 2016 yılı perakende geliri
(milyon ABD 
$)
1 Wal-Mart ABD 500,343
2 Costco ABD 129,025
3 The Kroger ABD 118,982
4 Amazon ABD 118,573
5 Schwarz Almanya 111,766
6 The Home Depot Inc ABD 100,904
7 Walgreens ABD 99,115
8 Aldi Group Almanya 98,287
9 CVS Health ABD 79,398
10 Tesco PLC İngiltere 73,961
Exit mobile version