4. Microsoft Eğitim Teknolojileri Zirvesi 12 Aralık’ta Gerçekleşecek

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Geleneksel Microsoft Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi’nde Endüstri 4.0 ışığında istihdam, eğitimde yapay zeka uygulamaları, gençlerimize güncel yetenek kazandıracak çözümler ve mesleki iş gücüne teknolojinin katkıları gibi birçok konu uzmanlarca ele alınacak.

Yapay zekanın yanında karma gerçeklik, dijital dönüşüm, Minecraft ve kodlama desteğiyle eğitimin nasıl şekillenebileceği hakkında sunumlara ev sahipliği yapacak etkinliğe Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, Microsoft Türkiye Kamu Sektörü ve Yatırımlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Erdem Erkul, Microsoft Türkiye Pazarlama ve Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Münir Kundakçı, eğitim uzmanı Ali Koç ve Gökhan Yücel gibi birçok profesyonel konuşmacı olarak katılacak.

Tüm gün sürecek etkinliğe katılmak için linkteki formu 7 Aralık tarihine kadar doldurmak yeterli:

https://www.microsoftevents.com/profile/form/index.cfm?PKformID=0x5307043abcd&wt.mc_id=AID745991_QSG_EML_286635

Tercih Döneminde Veliler Nelere Dikkat Etmeli?

Eğitim kadrosu, yabancı dil eğitimi, sosyal, sanatsal ve sportif faaliyetleri, sınavlardaki başarısı… Bu gibi birçok kriter, belki de çocuklarının geleceğini tamamen değiştirecek okulun seçimini yapmakta zorlanan velilerin aklını daha fazla karıştırıyor. “Okul çocuğa eleştirel düşünmeyi öğreten, iletişim becerilerini geliştiren, yaratıcı olup üretmeye imkan sağlayan bir ortam sağlamalı” diyen GEO Koleji Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Talia Büke, özel okul arayışındaki velilere yol gösterecek ipuçlarını paylaşıyor.

Günümüzde çocuklarının iyi bir eğitim almasını isteyen ebeveynler, çocukları daha okul çağına gelmeden bir arayışa giriyor. Ülkemizde eğitim sistemimizdeki yapılan değişiklikler, sınav sistemi, sayıları her gün çoğalan özel okullar; okul seçimi için ebeveynlere fazla seçenek sunmasına karşın bir o kadar da kafa karışıklığına neden oluyor. Peki, veliler çocuklarının geleceği için büyük önem taşıyan okul seçiminde nelere dikkat etmeli? Bu sorunun yanıtını geliştirdiği GEO Eğitim Modeliyle “Eğitim bir gün değil bugün değişecek” diyen GEO Koleji’nin Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Talia Büke veriyor.

“Seçeceğiniz okulda öğretmenler de kendini sürekli geliştirmeli”

Her velinin özel okuldan beklentisinin farklı olduğunu belirten Büke, “Kimileri eğitimin kalitesine bakarken, kimileri ise okulun fiyatına dikkat ediyor. Bunun yanı sıra veliler öğretmenin kalitesi, yabancı dil eğitimi, fiziki ortam, sosyal ve sportif faaliyetler, beslenme, servis, ödev, sınava hazırlık konularındaki sorularına da yanıt arar. Bu cevapların tümünü donanımlı bir öğretmen fazlasıyla verebilir. Öğretmen ömür boyu öğrenense, alanında donanımlıysa, çocukları sanat, spor alanında da destekliyorsa çocukların öğrenme sürecinden keyif almaları ve öğrenmenin sorumluluğunu taşımaları kaçınılmazdır. Bu nedenle veliler seçtikleri okulda, öğretmenlerin de eğitimlerle sürekli kendini geliştirdiğinden sevgi ve güven ortamı sunduğundan emin olmalıdır” diyor.

“Her yıl yapılacak okul değişimi çocuklarımıza yapılan en büyük kötülüktür”

Velinin okul seçiminde kendi sosyo-ekonomik yapısını da mutlaka dikkate alması gerektiğinin altını çizen Büke, çocuğun okula başladığı kademede ve hatta ilk, orta ve lise kademelerinde devamlılık sağlanmasının şart olduğunu hatırlatıyor. “Her yıl yapılacak okul değişimi çocuklarımıza yapılan en büyük kötülüktür” diyen Büke, çocukların eğitiminin mümkünse aynı sosyal çevrede, gelişiminin her kademede takibinin yapıldığı bir ortamda tamamlanması gerektiğini ifade ediyor. Okul ile ev arasında yakınlığın da çok önemli olduğunu söyleyen Büke, şöyle devam ediyor: “Uzun yolculuklar her yaş grubunda farklı olumsuzluklara neden olur. Bu yüzden çocuğun okula gidip gelirken geçireceği süre mümkün olduğu kadar kısa olmalı!”

“Hiçbir okul çocuğunuzu sınava hazırlamaz”

Seçilen okulun sınavlardaki başarısının okul seçiminde öncelik verilecek bir kriter olmaması gerektiğinin altını çizen Büke, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Unutmayın ki hiçbir okul sınava hazırlamaz. Sadece çocuklara destek verir ve yol gösterir. Sınav başarısı çocuğun bireysel başarısıdır. Sadece sınav odaklı çalışan, sanat ve sporla desteklenmeyen çocukların sorgulamaları, iletişimde güçlü olmaları, iş birliğine açık olup yaratmaları mümkün değildir. Sorgulayan, sanat ve sporla desteklenen her çocuk zaten sınavlarda da başarılı olacaktır. Hızla değişen dünyamızın dinamiklerine ayak uydurabilmeleri için çocuklarımızın eleştirel düşünmeleri, iletişim becerilerinin yüksek olması, iş birliğine açık ve yaratıcı olup üretmeleri, yaratmaları vazgeçilmez bir koşuldur. Okul da çocuğa bu ortamı sağlayabilmeli.”

“Bu kriterleri de es geçmeyin”

Geo Koleji Eğitimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Talia Büke, okul seçiminde dikkate alınması gereken diğer kriterleri ise şöyle sıralıyor:

  • Sevgi ve güven ortamı vardır.
  • Eğitim kadrosu çocuklara “kendini bulma” yönünde rehberlik edebilecek durumda olmalıdır.
  • Her çocuğun “tek” ve “özel” olduğunu dikkate alıp müfredat oluşturur ve her yaş grubunun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir amaç duygusuna sahiptir.
  • Çocuklar, okul için değil hayat için öğrenir. Bu nedenle çocukların bilişsel, duygusal ve fiziksel gelişimini destekleyen, onlarla uğraşmaktan keyif alan öğretmenleri vardır.
  • Yanlış biçimde hızlandırılmış dersleri değil, yaşa uygun yüksek standartları özendirir.
  • Öğretmenleri alanında tam donanımlıdır ve kendileri de birer öğrenendir. Güçlük çeken öğrencilere bireysel destek sağlar. Öğrencilerin gerçek ilgi ve merak alanlarını ortaya çıkarır, tek tek ya da grup halinde iyi planlanmış kendi özgün projelerini yürütmelerine olanak verir. Öğretmenler çocukların eleştirel düşünen, iletişimde güçlü, iş birliğine dayalı ve yaratıcılıklarını geliştirmelerine olanak sağlar.
  • Çocuklar, birden çok dille kendini akıcı olarak ifade eder.
  • Teknoloji sırf beceri ve alıştırma için değil, kavramsal öğrenme heyecanını uyandırmak için kullanılır.
  • Disiplinler arası öğrenme ortamları sunar.
  • Müzik, görsel sanatlar ve sahne sanatları ders programlarının önemli bir parçası olarak görülür.
  • Çocuklara sorgulayan, iletişim kuran, işbirliğine açık, yaratıcılıklarına olanak sağlayan öğrenme ortamları sunulur.
  • Farklılıklara saygılıdır.
  • Merak, tutku, ilham, erdem, irade gibi değerlerin ışığında kültürel ve uluslararası hoşgörüye sahip iyi insan ve mutlu bireyler yetiştirir.

Çin’de Burslu Eğitim İmkanları Artıyor

Çin’de eğitime talep artıyor

Türkiye’de lise eğitimini tamamlama aşamasında olan çok sayıdaki öğrenci Çin’in ekonomik ve teknolojik gelişimini fırsat olarak gördüğünü belirten Mustafa Karslı, son yıllarda Çin’de eğitim için çok sayıda başvuru aldıklarını dile getirdi. Özellikle kariyer hedefi yüksek olan öğrencilerin son yıllarda Çin’e yöneldiğini ifade eden Karslı, Türkiye’deki Çinli firmaların sayısının artışının da bunda etkisinin olduğunu söyledi.

Harbin Normal Üniversitesi: Yükselen Yıldız
Çin’de birçok üniversitenin yabancı öğrenciler için fırsatlar barındırdığını ifade eden Karslı, son yıllarda Harbin Normal Üniversitesi’nin de bu konuda Türk öğrencilerinin de dikkatini çeken imkanlar sunduğunu belirtti. Bursların sayısının da artmakta olduğunu söyleyen Karslı, Çince seviye sınavında başarılı olan öğrencilerin bu üniversiteye girişlerinin çok daha kolaylaşmakta olduğunu dile getirdi. Çince bilmeyen öğrenciler için de üniversite ve şehir imkanlarının gelişmiş olması tercihin bu üniversiteye yönelesinde etkili oluyor diyen Karslı, yıllık eğitim ve yurt fiyatlarının 15.000 TL civarında olduğunu belirtti.

HSK sınavı burs için önemli
Çince seviye sınavı olan HSK sınavında başarılı olan öğrencilerin burs alma şanslarının oldukça fazla olduğunu ifade eden Karslı, Çince eğitimini Türkiye’de almak isteyen öğrenciler için de HSK sınavına yönelik eğitimler vermekteyiz, dedi.Türkiye’deki bir yıllık eğitim sonunda HSK sınavında 4. Seviyeye ulaşan öğrencilerin burs şanslarının büyük oranda arttığını belirten Karslı, yaz aylarında düzenlenen yoğun Çince eğitimleri ile Çince öğrenmeye başlayan öğrencilerin birçoğu bu sınavda başarılı olduklarını ifade etti.

Burs neleri kapsıyor?

  • Çin’de eğitim alacak olan burslu öğrenciler ücretsiz eğitim,

  • Ücretsiz yurt,

  • Aylık 2500 Yuan eğitim ödeneği ( Yaklaşık 2000 TL ).

Eğitimde Geleceğin Teknolojisi Blockchain

Dünyanın büyük teknoloji şirketleri, hemen her alanda kullanılmaya ve ilgi görmeye başlayan Blockchain teknolojisini eğitimde de kullanmak için kolları sıvadı ve bu doğrultuda yeni ürünler piyasaya sürüyorlar. Özellikle global şirketler ve birçok gelişmiş ülke bu teknolojiyi eğitim alanında kullanmaya başladı ya da planlamalarını buna göre yapıyor.

Uzmanlar tarafından “Big Data ve Yapay Zeka” faktörlerinin eğitime bakış açısı ve uygulama şekillerini radikal bir değişime uğratacağı söyleniyor. Intexcoin CEO’su ve Blockchain Teknolojileri Uzmanı Erdoğan Köse bu büyük değişime karşı hazırlıklı olmamız gerektiğinin altını şu sözlerle çiziyor: “Çağın ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceği inşa etmek için eğitimin önemini konuşmaya gerek bile yok. Gelişmiş ülkelerin, eğitim planlarını dünyanın değişimi ve gelişimine entegre edebilmek için büyük bütçeler ayırdığını biliyoruz. Bizim için de, insanlığın ortak mirasına ve medeniyete katkımızı sağlayıp hak ettiğimiz payı almanın yolunda eğitimden geçiyor. Dünyadaki gelişmeleri takip edebilmek ve uygulama yapabilmek adına eğitime daha çok kaynak ayırmamız gerekiyor. Şüphesiz ki eğitimi iyi olmayan ülkeler hayatın her alanında geri kalıp kaos yaşamaktadırlar. Blockchain, teknoloji ve yeni fikirleri hayata geçirmede belki de hiç olmadığı kadar yeni imkan ve fırsatlar sağlıyor. Bu fırsatlardan kesinlikle yararlanmalıyız. İnternet ve bilgisayar teknolojisi hızla gelişip daha ulaşılabilir hale geliyor. Bu durum fiziki ve maddi eşitsizliği bir nebze de olsa dengeleyecektir.”

Blockchain ile Eğitimde Neler Yapılabilir?

Henüz yolun başında olmasına rağmen Blockchain teknolojisinin birçok alanda pratik çözümler sunduğunu belirten Erdoğan Köse, “Büyük şirketler Blockchain teknolojisini, öğrencilerin takibinde, alması gereken dersleri alıp almadığı konusunda, kazanılan sertifika, diploma ve karnelerin kayıt altına alınmasında Blockchain teknolojisini kullanmak için çözümler geliştiriyorlar. Teknoloji denince birçok konuda ilk aklımıza gelen ülke Japonya’dır. Japonya bu alanda da ilklerden ve öncü olmayı başarıyor.

Japonlar, eğitimde Blockchain’den ilk etapta şu şekilde istifade ediyorlar. Japonya’ya eğitime gidenlerin almaları gereken Japonca derslerini Blockchain üzerinden takip ediyorlar. Bu sayede öğrenciler, aldıkları derslerin gerçekliğini ve başarı durumlarını ispatlamış oluyorlar. Bu hem takip imkanı veriyor hem de birçok karışıklığı ve olması muhtemel haksız durumları engelliyor.

Ders notlarından tutun da sınav sonuçlarına kadar birçok bilgi güvenli bir şekilde Blokchain ağında saklanabilecek. Klasik veri saklama modellerinden farkı, bilginin değiştirilemezliği ve güvenli bir ağda dağınık olarak saklanan verilerin kırılamamasıdır” dedi.

Ders Kitaplarına Gerek Kalmayabilir

Blockchain teknolojisinin doğru kullanıldığı takdirde eğitim kalitesini artıracağını söyleyen Erdoğan Köse sözlerine şöyle devam etti: “Eğitime dair birçok alanı tümleşik ve kuralları belirlenmiş bir Blokchain altyapısına taşıdığınızdaki faydalar, öğrenciden öğretmene, ders araç gereçlerinden dağıtım ve planlamaya kadar geniş bir yelpazede uyumluluk, takip, ölçeklenebilirlik gibi bir dizi fayda sağlayacaktır. Her türlü veri güvenliği tartışmasız bir ortamda olacağından iş gücü ve maliyetlerin aşağı çekilmesi de mümkün hale gelecektir.

Belki ileride ders kitaplarına gerek kalmayacak tüm eğitim materyalleri Blokchain üzerinde olacak.

Kitap defter test vs gibi basılı tüm eğitim materyalleri blokchain üzerine aktarıldığında hem çevreye hemde eğitim maaliyetlerine önemli katkı sağlayacaktır. Eğitimin sevk ve idaresinde de ciddi imkan ve maliyet kazançları olacaktır.

Bu hem öğrenci hem de eğitici için büyük bir kolaylıklar sağlar. Artık öğretmen sorduğunda kitabımı evde unuttum gibi mazeretler bitecek. Ayrıca öğretmen açısından öğrencilerin takibi de kolaylaşacaktır. Öğrencinin kendisine gönderilen ders materyallerini kullanıp kullanmadığı ve ne sıklıkta kullandığı gibi istatistikler takip edileceğinden eğitim kalitesinde ve planlanmasında önemli başarılar sağlanacaktır.”

Ülkemizde Çalışmalar Başladı

Ülkemizde bu alanda çalışmaların yapılmaya başlandığının altını çizen Erdoğan Köse: “Bakanlığın bu alanda özel bir çalışmasının olduğunu sayın bakan açıkladı. Farklı zamanlarda bu konuda başka ağızlardan da açıklamalar yapılıyor. Her şeyden önce teknolojinin çok hızlı değiştiği günümüzde ki ileride bu hıza yetişmek çok zor olacak. Tüm ülkenin daha katılımcı ve daha hızlı bir şekilde teknoloji okuryazarlığını geliştirilmesi şarttır. Aksi durumda geliştirdiğiniz yeni teknolojilerin hayata geçmesinde sekteye uğrarsınız. Bana göre öğrencilerin hızlı adapte olduğu günümüz koşullarında öncelik öğreticinin gelişimidir. Öğretmenin yeni teknoloji ve fikirlere ayak uydurmasının hedeflenmesi çok önemlidir. Bu kısım biraz atlanıyor gibi. Herkes öğrenciyi önceliyor, öğretici kendisini geliştirerek doğru bilgiyi öğrencilerine aktaracak. Son söz olarak, gelecekte okullar olmayacak, öğrencilik ve eğiticilik kavramsal olarak değişecek. Bu değişim eğitim yöntemlerinin tümünü değiştirecek. Mesele geleceği yakalamak için bugünden uyum sağlayıcı adımların ve hedeflerin belirlenmesinde Blokchain’in önemini kavramış olmaktır. Önerim tüm eğitimin ve aksiyon planlarının bu doğrultuda yapılmasıdır” dedi.

Swansea Üniversitesi Çağdaş Eğitim İçin Sony İle İşbirliği Yapıyor

1920’de kurulan ve Galler’de yer alan Swansea Üniversitesi, keşif alanında son derece başarılı, araştırma odaklı bir üniversitedir. Gıpta edilen bir öğrenci deneyimiyle, sunduğu mükemmel eğitim ve araştırma dengesiyle tanınan kurum, 2018’de eğitim kapasitesini daha da geliştirmek ve teknoloji destekli aktif öğretimin potansiyelini keşfetmek istedi. Sony ve entegratör GV Multimedia ile ortaklık kuran üniversite, yeni tasarlanan modern eğitim alanında iş birliğine yönelik bir ortam oluşturmak için Sony’nin  çözümü ile desteklenen bir teknoloji paketini hizmete sundu.

Arka plan

Swansea Üniversitesi, öğrenci deneyimini iyileştirmek ve iş birliğine yönelik öğretim özelliklerini geliştirmek için tasarlanan, iki öncü yeni eğitim alanı oluşturdu. Mühendislik Fakültesi Merkezi’nde bulunan yeni bir interaktif alan, hem bir bilgisayar laboratuvarı hem de modern bir aktif öğretim stüdyosu içeriyor. Güzel Sanatlar ve Beşeri Bilimler Fakültesi’ndeki çözüm, “kendi cihazını getir” yaklaşımına odaklanıyor.

Yeni alanların başlıca amacı hem öğrenciler hem de öğretmenler açısından, pedagojinin iş birliğine yönelik ve aktif öğretim uygulamalarına kaymasını teşvik etmek amacıyla teknolojiyi kullanmak. Aktif öğretimin bilgileri canlı tutmak konusunda daha etkili olduğunu ve aynı zamanda öğretmenler ve öğrenciler açısından daha ilgi çekici ve eğlenceli olduğunu gösteren çok sayıda kanıta yenileri ekleniyor. Bu nedenle Swansea Üniversitesi, fakültelerinin ve öğrencilerinin bu yeni öğrenim deneyimlerinin potansiyelini açığa çıkarmalarını sağlayacak alanlara ve teknolojilere erişmesi gerektiğine karar verdi.

Zorluklar

Eğitimde Mükemmellik Çerçeve Programı (TEF) Altın ödülü gibi övgüler kazanan Swansea Üniversitesi, Yüksek Öğretim alanının lider yenilikçilerinden biri olarak tanınıyor. 2018’de kurum hem sıkışık bir sürede uygulanabilecek hem de mevcut çözümlerle entegre olacak esnekliğe sahip olan, yüksek standartlarına uyacak bir aktif öğretim çözümüne ihtiyaç duydu. Ayrıca üniversite, elindeki sınırlı alandan en iyi şekilde faydalanmak ve mühendislik dersi, fakülte atölyesi veya öğrenci birliği toplantısı gibi her türlü amaçla, her saatte erişime açık olacak bir alan oluşturmak istiyordu.

Swansea Üniversitesi, bu temel işlevin yanı sıra hem yeni öğretmenleri ve öğrencileri cezbetmek için gereken şaşırtıcılığı sağlayan hem de herkese açık olan alanlara ihtiyaç duyuyordu. Aktif öğretimin gücünü gösterecek bir platform oluşturması ve bunu üniversite cemiyetinin erişimine açması gerekiyordu.

Sony’nin sunduğu çözüm

Derin araştırmalar yaptıktan, çok sayıda teknoloji fuarına katıldıktan ve çeşitli çözümleri test ettikten sonra, Swansea, Sony’nin iş birliğine yönelik öncü niteliğinde bir öğretim alanı oluşturmak için ideal sağlayıcı olduğu sonucuna vardı.

Swansea Üniversitesi, Sony ve kurulum uzmanları GV Multimedia, yoğun tasarım ve planlama görüşmeleri yaptı ve iş birliğine yönelik iki öğretim alanı oluşturmaya karar verdi. İlki, her biri beş kişilik olmak üzere dört poddan oluşan küçük bir odaydı. İkincisi, her biri altı kişilik olmak üzere 10 iş birliği podu ile donatılmış hem geleneksel bir bilgisayar laboratuvarı hem de aktif bir hibrit sınıf işlevi görecek, yeniden yapılandırılabilen bir eğitim alanı olarak tasarlandı.

Her iki odadaki tüm podlar, öğrencilerin kendi cihazlarını getirip birlikte çalışmasını; telefondan, tabletten veya dizüstü bilgisayardan sorunsuzca ekranlarda içerik paylaşmasını sağlayan, Sony’nin Vision Exchange aktif öğretim çözümüyle birbirini tamamlayan donatıldı. Tüm podlar bağlıyken, öğretmen, Vision Exchange üzerinden odanın önündeki ana ekranda istediği içeriği sınıfla paylaşabilme olanağına da sahip.

Yeniden yapılandırılabilen alan, bilgisayar ekranlarının kapatılmasıyla anında öğrencilerin gruplar halinde çalışması için açık bir alan oluşturan, özel tasarımlı masalarla esnekliği daha da artırıyor. Bu yüksek esneklik seviyesiyle, alan, öğrencilerin ve öğretmenlerin yeni öğretim stillerini denemesini sağlıyor

Swansea Üniversitesi, odayı ders dışındaki saatlerde ve hafta sonları da açarak öğrencilerin ödevlerinde birlikte çalışmak, araştırmaları tartışmak ve sistematik eğitim oturumları dışında fikirlerini paylaşmak için alandan faydalanmasını da teşvik ediyor.

Bugüne kadar alınan sonuçlar

Swansea Üniversitesi, kurulumdan sonra, yılın ilk dönemini yeni alandan faydalanarak geçiren personelin ve öğrencilerin olumlu görüşleri ile dolup taştı. Büyük çoğunluğu alanın özelliklerini “mükemmel” olarak değerlendiren öğrenciler, bu alanın diğer öğrenim alanlarına göre daha iyi olduğunu ve sosyal ve öğrenciler arası yeni öğretim seviyelerini teşvik etme potansiyeli taşıdığını düşünüyor

Swansea Üniversitesi, yeni alandan en iyi şekilde faydalanmaları ve uygulamalı bir ortamda aktif öğretimin potansiyelini keşfetmeleri için sürekli bir eğitim programı sunarak fakülte üyelerinin becerilerini geliştiriyor.

Sony’nin seçilmesinin nedeni

Fuarlarda ve etkinliklerde rakip teknolojileri görmüş olan Swansea Üniversitesi, Sony’nin çözümlerinin kalitesinden ve yüksek öğretim sektörüne özgü ihtiyaçlara net bir şekilde odaklanmasından çok etkilendi.

Swansea Üniversitesi Bilişim Hizmetleri ve Sistemleri Direktörü Jon Burnes şöyle açıkladı: “Eğitim teknolojisi piyasasındaki teklifleri etraflıca inceledikten sonra Sony’yi seçtik. Sony’nin yüksek öğretim sektörüne dair anlayışı, öğretmenlerin ve öğrencilerin ihtiyaçlarına yönelik net bilgileri ve aktif öğretim çözümleri alanındaki geçmişi tek kelimeyle rakipsiz. Vision Exchange’in dijital sorunsuzluğu ile alanın fiziksel esnekliğinin birleşimi, öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin tüm dersi baştan yazma gereği hissetmeden yeni öğretim yollarını kolayca keşfedebilmesini sağlıyor.”

Yeni alanları 2018/2019 akademik yılında çalışır duruma getirmek isteyen Sony, GV Multimedia ve Swansea Üniversitesi; yeni laboratuvarın Eylül 2018’de geri dönecek öğrencilere hazır olmasını sağlamak için büyük bir hızla çalışmak zorunda kaldı.

Sony’den Damien Weissenburger, bu iş birliğinden şöyle bahsetti: “Öğrencilerin öğrenim deneyimini geliştirecek ve eğitim uzmanlarının Aktif Öğretim gibi yeni pedagojik yöntemleri keşfetmesini sağlayacak bir çözüm sunmak için Swansea Üniversitesi gibi bir kurumla çalışmak muhteşemdi. Üniversitenin şimdiye kadar aldığı görüşler bizi daha fazla mutlu edemezdi ve cemiyetine açıkça değer veren, onları anlayan ve onlarla iş birliği yapan bir kurumla bu projenin bir parçası olmak bizim için zevkti.”

Boğaziçi Üniversitesi’nde Yaratıcı Yazarlık Eğitimleri Başlıyor

Öykü ve roman yazmak isteyenler için, Yaratıcı Yazarlık eğitimi Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi ve BÜYEM iş birliğiyle açılıyor. Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık kitabıyla yazma eyleminin inceliklerini dilimizde örneğine çok az rastlanan bir üslupla gözler önüne seren akademisyen yazar Murat Gülsoy’un on beş yıldır verdiği eğitimin yeni sınıfları 6 Şubat Çarşamba ve 9 Şubat Cumartesi günü başlıyor.

On haftalık uygulamalı bir seminer dizisi olarak tasarlanan bu eğitimde kurmaca edebiyat yapıtlarının nasıl üretildiği konusunda bilgi aktarılacak; hikâye unsurları, kurmaca metinde zaman kullanımı ve mekânın işlevi, karakter yaratımı, olay örgüsünün yapılandırılması, farklı anlatım biçimleri, edebi türler ve dramatik gerilimin oluşturulması gibi yazma tekniğine ilişkin konular yetkin yazarların metinleri üzerinden tartışılacaktır. Amaç, katılımcıların kendi öykü ve romanlarını yazarken yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyabilmeleri için yol göstermek ve içgörü kazanmalarına yardımcı olmaktır. Atölye süresince katılımcılar yazdıkları öyküleri tartışacak, yazma tekniğini etkileşimli bir eleştiri ortamında geliştirecektir.

Murat Gülsoy, yazar ve akademisyen. Sait Faik Hikâye Armağanı, Yunus Nadi Roman Ödülü, Notre Dame de Sion Ödülü ve Sedat Simavi Edebiyat Ödülü sahibi Gülsoy’un öykü ve romanları çeşitli dillere çevrilmektedir.

Kayıt ve Detaylı Bilgi: BÜYEM – 0212 257 31 27-28 (0212) 359 47 45

zubeyde.karaman@boun.edu.tr

http://nazimhikmetmerkezi.com/egitim-programlari/

Yarıyıl Tatili Bitti, Uzmanlar Uyum İçin Uyarıyor!

Yarıyıl tatili pazartesi günü sona eriyor. Okul dönemine girerken, uyku, beslenme ve çalışma disiplini açısından hazırlık yapılmasının faydalı olacağını belirten uzmanlar, çocuğun akademik ve sosyal başarısı için anne-babanın yol gösterici, çocuğa disipline olmayı öğretebilen bir yaklaşımda olması gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezinden Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, yarıyıl tatilinin bitmesine sayılı günler kala, ailelere önerilerde bulundu.

Disiplin sorunu, doğru davranışlara engel oluyor

“Aile ile çocuğun arasındaki ilişki tarzı, çocukla iletişim, çocuğa yönelik disiplin yöntemleri ailenin çocuğu okula hazırlaması konusunda belirleyici etkenler” diyen Aynur Sayım,

“Ailelerin en çok zorlandıkları konulardan birisi disiplin. Ortak bir disiplin dili oluşturamayan ailelerde çocuklar bu konuyu istismar etmek ister ve kendi iç disiplinlerini oluşturmakta zorlanırlar. Disiplin sorunu ile büyüyen çocukların doğru davranışları oluşturması da zaman alır” şeklinde konuştu.

Aile, çocuğa ortak mesajlar vermeli

Uzm. Klinik Psikolog Aynur Sayım, “Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda, örneğin; dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu ve dürtü kontrol sorunları yaşayan çocuklar bunu daha zor gerçekleştirir” diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu çocuklar, psikiyatrik ve psikolojik yardım desteğine gereksinim duyarlar. Anne-baba çocuğa ortak mesajlar vermeli, birbirini desteklemeli. Anne-baba ile çocuk arasında sağlıklı ve yeterli bir iletişim olmaması halinde çocuğun anne-babayı dinlemesi ve iş birliğine girmesi mümkün olamıyor.

Anne-baba yol gösterici olmalı

Çocuğun hem akademik yaşamında hem de sosyal yaşamında başarılı olması için anne-babanın yol gösterici, yaşam rehberi olması, çocuğa disipline olmayı öğretebilen, aile içinde çatışmaya fırsat vermeden, kararlılıkla bunları uygulamaya geçiren bir yaklaşımda olması gerekmektedir.”

Hazırlıklarınızı son güne bırakmayın!

2 haftalık tatil sonrası, okul dönemine girerken; uyku, beslenme, çalışma disiplini açısından hazırlık yapmanın uygun olacağını ifade eden Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezinden Uzman Klinik Psikolog Aynur Sayım, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tatilde esneyen düzeni bir günde değiştirmek çocuğu zorlayacağı için, tüm düzenlemeler son güne kalmamalıdır. Fakat sıkı bir program uygulamak anlamında değil, önerileri, uyku disiplini, yeni döneme hazırlık çalışmaları olarak ifade etmek daha doğru olacaktır.

Çocuğunuza karşı negatif söylemlerden kaçının!

Ailenin negatif söylemlerden kaçınması önemli. Özellikle karnesi zayıf gelen çocuklara yönelik eleştiri, kıyaslama, yargılama kullanılması son derece yanlış bir yaklaşım. Sağlıklı olmak koşuluyla genel disiplin, çocukla işbirliği ve anlaşmalarla sağlanmalıdır. Okul isteksizliği, başarısızlığı, uyum sorunları olan çocuklar için bir uzman yardımı alınmalı, okul-aile işbirliğine önem verilmelidir.”

“Doğru Teknoloji Eğitimi” için Okullara Yeni Model: 21K12

Bilge Adam Genç Akademi ve Mind Lab, çocukların ve gençlerin teknolojiyi doğru eğitim metotlarıyla öğrenmeleri için tecrübelerini birleştirerek 21K12 adını verdikleri yeni bir eğitim modeli geliştirdi.

Okullar ile, Antalya’da gerçekleştirilecek Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Sempozyumu’nda 31 Ocak, perşembe günü paylaşılacak olan 21K12 metodu, teknolojinin algoritmik düşünce yapısının yaşam becerileriyle ilişkilendirildiği yeni bir eğitim modeli ortaya koyuyor.

21 Ocak 2019, İstanbul- Dünya hızlı ve büyük bir gelişim içinde. Buna bağlı olarak eğitim sistemleri de değişiyor. Teknolojinin gelecek nesil üzerinde oldukça büyük bir ilgi uyandırdığı bir gerçek. Bu ilginin pozitif etkisini sınıf ortamına, öğretmenler aracılığıyla bilinçli bir şekilde aktarılması ve kişiselleştirilmiş öğrenme ortamına dönüştürülmesi nasıl olacak?

Bilişim eğitimlerinle 20 yıllık tecrübeye sahip Bilge Adam ile dünyada 20 yılı aşkın eğitim alanındaki tecrübesiyle Mind Lab, bu bağlamda “Doğru Teknoloji Eğitimi” fikriyle bir iş birliği gerçekleştirerek kodlama, robotik, oyun tasarımı ve programlamanın temelinde yatan algoritmik düşünce yapısının yaşam becerileriyle ilişkilendirildiği yeni bir eğitim modeli ortaya koydu.

21K12, en son teknolojik ürünlerin ve uygulamaların kullanıldığı, sadece bilişim teknolojileri dersinin uygulama alanıyla sınırlı olmayan, diğer derslerle yatay uyum içinde, her yaşın özellikleri ve çağın ihtiyacına göre oluşturulmuş, yapılandırılmış ders planlarıyla öğretmenlere kılavuz niteliğinde aynı zamanda öğrencilerin potansiyellerini keşfedecekleri yenilikçi bir eğitim metodu sunuyor.

21K12 uygulamaları, problem çözme, karar verme, analitik düşünme, sorgulama, doğru kaynak kullanımı, takım çalışması, işbirliği, ileri planlama gibi becerileri en son teknolojik uygulamaları kullanarak bütünsel bir yaklaşım ile okullarda uygulanmakta olan müfredatı destekleyerek kullanılabilecek. Öğretmenler ve öğrenciler için hazırlanan dijital platform üzerinden her an ulaşılıp destek alınabilen bir içeriğe sahip olan 21K12, periyodik olarak hazırlanan ölçme–değerlendirme raporlarıyla uygulamaların bireysel sonuçlarını da takip etmeyi mümkün kılan bir yapıda okullara sunulacak.

Bilge Adam Genç Akademi ve Mind Lab, 21K12 işbirliğiyle hızlı bir dijital dönüşümün olduğu günümüzde çocukların teknolojinin bağımlısı değil; onu anlayan, sorgulayan ve üreten tarafta yer almasına katkı sağlamayı hedefliyor.

21K12 ile ilgili daha detaylı bilgiye 21k12.net resmi web sitesinden ulaşabilirsiniz.

Zayıf Notları Düzeltmek İçin Çocuğunuzla Birlikte Plan Yapın

Karnesinde zayıf notları olan çocuklara kızmak yerine destek olmak gerektiğini söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Psikolog Elçin Konuk, ebeveynlere çocuklarına notları yüzünden ceza vermek yerine birlikte gerçekçi hedefler koyarak notlarını düzeltebilmesi için bir çalışma planı yapmayı öneriyor.

Yarıyıl tatili yaklaşırken yaklaşık 18 milyon öğrenci için de karne heyecanı başlıyor. Ancak karnesinde zayıf notları olacak çocuklar için endişe dolu günler başlıyor. Hatta bazen bu endişe o kadar fazlalaşıyor ki vahim sonuçlara da sebep olabiliyor. 2016 yılında Kayseri’de 13 yaşındaki bir çocuk karne almaya bir gün kala intihara ettiğini hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Psikolog Elçin Konuk, “Böyle kötü olayların yaşanmaması için karnelerinde zayıf olsa da hayatın her anında olduğu gibi bu zorlukta da çocuklarınıza destek olmanız gerekir. Çünkü çocuklar her durumda, karnelerinde zayıf notları olsa da, koşulsuz sevildiklerini hissetmek ister. En kolayı ona kızmak ve zayıf notlarından dolayı onu suçlamaktır” diyor.

Karnesinde zayıf olan çocuğa verilecek desteğin önemine dikkat çeken Konuk, ebeveynlere şu önerilerde bulunuyor:

  • Öncelikle bu durumda ona kızmayın. Aksi takdirde çocuğunuz ya sizden korkar ya da özellikle de ergenlik dönemindeyse size içten içe kızar. Aranızdaki ilişki bozulursa ona yardımcı olamazsınız.
  • Karnesinde zayıf not olan çocuğa bunun için ceza vermeyin. Ceza sadece çocuğunuzun size öfkelenmesine sebep olur.
  • Sebepleri üstüne düşünün. Onun da fikirlerini alın. Örneğin sınavdan zayıf alması mı, dönem ödevi yapmaması mı gibi. Zayıf aldığı dersin öğretmeniyle de mutlaka görüşün.
  • Çocuğunuzun zayıf not almasının sebeplerini göz önünde bulundurarak bir plan yapın. Çalışmadığı için derslerinde başarısız oluyorsa, çalışmasına engel olan faktörlerle ilgili düzenlemelere gidebilirsiniz. Örneğin; çok TV izlediği ya da bilgisayar oyunu oynadığı için derslerine yeterince zaman ayıramıyorsa bununla ilgili yeniden bir planlama yapılması gerekir. Çalıştığı halde başarılı olamıyorsa, öncelikle çabasını gördüğünüzü belirtmeniz önemlidir. Fakat bu durumun sebeplerini araştırmak ve öğrenme sürecini onun için kolaylaştırmak gerekir. Bunun için öğretmeniyle iletişime geçerek işbirliğine girin.
  • Gerçekçi hedefler koyun. Hedefleri çocuğun performansına uygun olarak belirleyin. Sınavdan 1 almış bir çocuğun hemen 4 ya da 5 gibi notlar almasını ummak beklentinin yüksek tutulmasıdır.

Karne Alan Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Sömestr tatili özellikle karnesinde düşük notlar çocuklar için endişeli bir döneme dönüşebiliyor. Zayıf bir karne karşısında ailelerin suçlayıcı değil, kabul edici ve destekleyici olması gerektiğini hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Nagihan Akarsu, “Notlar, takdirler, birincilikler, çocuklarınızın kişiliğini ölçmez, sadece bilgisini ölçer. Not sadece bir sonuçtur. Asıl önemli olan çocuğunuzun öğrenme bilincine sahip olmasıdır” diyor.

Karne dönemlerinde çocukların üzerindeki baskı giderek artıyor. Özellikle karnesinde kırık notlar olan çocuklar, ailelerin de baskısıyla kendisini başarısız ve yetersiz hissedebiliyor. Okul öncesinde her yaptığı şey için alkışlanan çocukların, okula başlayınca her yanlışı için eleştirilmeye başlandığını söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Nagihan Akarsu, “Çocuk okula başlayınca çok ders çalışması, yanlış yapmaması, arkadaşlarından geri kalmaması gibi birçok beklenti vardır. Özgüvenin gelişmeye başladığı bu dönemde çocuk sadece doğru yaptıklarıyla kabul edildiğini ve sevildiğini düşünür. Birlikte yapılan ödevlerde aileler tahammülsüzdür, çocuklarının yapamamalarına katlanamazlar. Bu ise çocuklara gizli bir mesaj verir: “Başarman çok önemli, başarırsan seni daha çok severim.” Maalesef çocukları için en iyisini düşünen aileler bu mesajı verdiklerinin farkında değillerdir. Eğitim sistemi de sürekli onlardan “en iyi”sini olmalarını istemektedir. Henüz kendilerini bulamamış çocuk ve gençler için bu durum tam bir sıkışmışlıktır” diyor.

Yüksek not başarının göstergesi değildir

Öğrenme sürecinin bir değer olduğunu, beklenti ve baskıyla gelişmediğini hatırlatan Akarsu, çocuktaki okuma, öğrenme ve merak etme isteğinin çok çalıştırarak ve herkesi geçerek kazandırılamayacağının altını çiziyor. “Bilgi bir araçtır ama biz çocuklarımızın karnesindeki puanlarla gelecekte nerde olacaklarına, başarılı ya da başarısız olacaklarına fatura keseriz. Her düşük puan bir kaybediş gibidir” diyen Psikolog Nagihan Akarsu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Notlar, takdirler, birincilikler, çocuklarınızın kişiliğini ölçmez, sadece bilgisini ölçer. Not sadece bir sonuçtur. Asıl önemli olan çocuğunuzun öğrenme bilincine sahip olmasıdır. Eğer çocuğunuz, merak etmiyorsa, öğrenmeyi sevmiyorsa ama çok çalışıp 100 alıyorsa asıl burada bir sorun vardır. Sınav akşamları geriliyor, ağlıyor, uyuyamıyorsa, sınav haftası karın ağrıları başlıyorsa ancak yine de 100 alıyorsa bir daha düşünün. Aldığı 100 puan gerçek bir 100 puan mıdır? Yüksek notlar başarıyı göstermediği gibi, düşük notlarda başarısızlığı göstermez. Okul birincisi olan öğrenci hayatta başarılı olamayabilir, sınıfta kalan bir öğrenci çok başarılı bir iş adamı olabilir.”

Düşük notların arkasındaki nedenleri mutlaka araştırın

Zayıf bir karne karşısında ailelerin suçlayıcı değil, kabul edici ve destekleyici olması gerektiğini hatırlatan Akarsu, “Çocuğunuza ‘Elinden geleni yaptın, bazen her şey istediğimiz gibi gitmez. Sen nasıl hissediyorsun kendini? Bu notları düzeltmek istersen neler yapacağımızı düşünelim’ gibi cümleler kurabilirsiniz. En önemlisi de çocuğunuzun aldığı düşük notların arkasındaki nedenleri araştırmalısınız” diyor. Akarsu, ailelere şu önerilerde bulunuyor:

  • Çocuklarınızı tanımaya çalışın, onların kendilerini keşfetmelerine izin verin.
  • Kendi yapmak istediklerinizi değil, onların hayatta bir amacı olmasını sağlayın.
  • Üretken, kendini tanıyan, araştıran çocuklarınızın olması için önce kendinizin de öyle olduğunuzdan emin olun.
  • Kaç puan aldıklarını değil, gösterdikleri çabayı takdir edin.
  • Çocuklar iyi bir meslek sahibi olmak için değil, öğrenmek istedikleri ve keşfettikleri için okula gitmeliler. Zaten bunları yaparlarsa iyi bir meslek sahibi olurlar.
  • Sınav geleceğin belirleyicisi değildir. Her ne olursa olsun ne yapacağınızı biliyor olmak her şeyin belirleyicisidir.
  • Çocuklarınızı koşulsuz kabul ettiğinizi gösterin.
  • Tatil dönemlerinde ödevleri eğlenceli hale getirmeyi deneyin. Bunu bir görev, kural olarak dikte etmeyin.
  • Tatiller çocukların dinlenmesi içindir. Ödevler değil ama öğrenme devam edebilir.
  • Her şeyden önemlisi en büyük başarı çocuklarınızı sadece yaptıklarıyla değil, yapamadıklarıyla da sevin.

Karne Öğrenme Merakının Katilimi?

Hayata öğrenme merakı ile gelen, çoğu zaman sorularından bunaldığımız okul öncesi yaş grubu çocuklarımız, ne oluyor da sonrasında ilkokul sıraları ile başlayan eğitim hayatlarında giderek bu öğrenme aşklarından vazgeçiyorlar?

Ya karneler olmasaydı? Birçoğumuzun bu soru karşısında “çocuklar ders çalışmazlardı” diye düşündüğünden eminim. Peki burada bir yanlışlık yok mu? Hayata öğrenme merakı ile gelen, çoğu zaman sorularından bunaldığımız okul öncesi yaş grubu çocuklarımız, ne oluyor da sonrasında ilkokul sıraları ile başlayan eğitim hayatlarında giderek bu öğrenme aşklarından vazgeçiyorlar? Öğrenme ne zaman iyi not almak için ezberlenmesi gereken bilgiler bütünü haline dönüşüyor? Öğrencilerin öğretmenler tarafından not ile değerlendirilmediği bir sistem gerçekten bir ütopya mı?

Gelin bunu Kanada Alberta’da öğretmenlik yapan ve sınıfında not vermeyi kaldıran Joe Bower’ın ağzından dinleyelim:

“Not vermeyi, okulların kullandığı uyuşturucu gibi görmeye başladım. Çünkü hepimiz ona bağımlı hâle geliyoruz. Notlar, aslen öğretmenlerin kullandıkları araçlardır ancak bugün öğretmenler notlar tarafından kullanılan araçlara dönüştüler.”

Bower’ın keşfettiği şey, notlara duyulan güvenin onu bir öğretmen olarak daha etkisiz hâle getirdiği ve öğrencileri üzerinde olumsuz bir etkiye sebep olduğudur. Birçok öğrenciye bu dersin sonunda ne öğrendiklerini sorduğunda genellikle öğrencilerin “Ben bu dersten A aldım” şeklinde cevap verdiklerini deneyimlemiştir. Her ne kadar okulu kendisinden notları yazılı bir raporla sunması için ısrar etse de, kendisi diğer tüm notları kaldırdı. Öğrencilerinden kendi çalışmalarını değerlendirmelerini istedi ve onlardan görüş aldıktan sonra vermesi gereken raporu teslim etti. Öğrencilerin önerileri genellikle onunkiyle aynıydı ve hatta çoğu durumda öğrencilerin kendileri için yüksek olandan daha düşük not önerdiği anlar olurdu.

Not vermeyi bıraktığında, öğrencilerinin üzerindeki baskı hafifledi ve öğrenciler aldıkları notlara odaklanmak yerine ödevlerinin içeriğine ve sınıf çalışmalarına odaklanmaya başladı.

“Gerçek öğrenme gibi mükemmel bir karmaşıklığa sahip bir şeyi azaltmaya çalıştığımızda, her zaman ortaya koyduğumuzdan daha fazlasını gizleriz. Sonuç olarak, not vererek değerlendirme yapmak yanlıştır çünkü değerlendirme bir hesap tablosu değil, bir görüşmedir. Ben öğrencilerini her gün değerlendiren çok aktif bir öğretmenim ancak ben not defterimi yıllar önce çöpe attım. Eğer biz kendi yolumuzu belirler ve not vermeyi değil öğrenmeyi okulun ana odak noktası haline getirirsek işte o zaman öğrenmeyi azaltma ve insanları sayılarla değerlendirme çılgınlığından vazgeçme ihtiyacı duyarız.” (Ken Robinson,Yaratıcı ÖğrencilerSola Unitas Academy )

“Öğrenmeyi öğrenmek” hayattaki en önemli becerilerden biridir. Biz çocuklarımızın öğrenme tutkularını not baskısı altında ellerinden alabiliyoruz. Öğrenme sadece iyi not alabilmek için gerçekleştiğinde aslında kalıcı da olmuyor. Bir taraftan da iyi olduğu alanlarda çocuğun kapasitesini kısıtlayabiliyor. Aileler olarak çocuklarımıza “Zaten bu derste notun iyi, eksik olan dersine odaklan” diyebiliyoruz. Yetenekli olduğu alanda daha çok öğrenme ihtiyacı içinde olabilecek öğrencinin de bu konuda önünü kapatmış oluyoruz.

Mizaç ve meslek seçimleri konusunda çalışan İzotomi Uzmanı ve Öğrenci Koçu Banu Evren şöyle aktarıyor. “Öğrencilerle ve ailelerle çalışan bir uzman olarak ayrıca birbirinden çok farklı akademik başarıya ve yeteneklere sahip olan 2 çocuk annesi olarak ebeveynlere tavsiyem karneler eve geldiğinde notlara bir de bu perspektiften bakmalarıdır. Çocuklarımız farklıdır ama değerlendirme listesi aynıdır. Öğretmenler ve aileler olarak görevimiz çocukların bireysel potansiyellerini, güçlü yönlerini belirlemek, yetenek alanlarına göre destek vermektir. Araştırmalar gösteriyor ki çocuklara merak ettikleri, ilgi duydukları alanlarda gelişim fırsatı tanırsak ve güçlü yönlerine vurgu yaparsak diğer alanlarda da başarılı olma yüzdeleri artmaktadır.

Çocukların hayat başarısına yüzde 80 etkisi olan duygusal zekayı ise hiçbir karne ölçmemektedir. İletişim becerisi, empati, takım çalışması, yardımlaşma, özgüven, kendini sözel olarak iyi derecede ifade edebilme, münazara yeteneği, haklarını savunabilme, yaratıcı problem çözme becerileri hiçbir karnede yoktur. Yarışa odaklı, birbirlerini not konusunda rakip olarak görmeyi sağlayan test usulü eleme sistemlerinin var olduğu eğitim sisteminde işbirlikçi, proje tabanlı, paylaşımcı bir öğrenme olması çok da mümkün değildir. Hem eğitim hayatında hem sosyal hayatta çocukların bu yönlerinin desteklenmesi çok önemlidir. Karnelerdeki notlara odaklanmak yerine; uzmanlar olarak bu konuları konuşmalı, öğretmenler olarak bu yetkinlikleri geliştirecek fırsatlar yaratmalı, veliler olarak da talep etmeliyiz.

Karneler hemen ortadan kalkmayacak ve değişimler süreç içerisinde yavaş gerçekleşecek olsa da ilk adımları atmak son derece önemlidir. Ebeveynlerin karneyi gündem olmaktan çıkarmaları ve öğretmenlerin de öğrencilere rol model olan, dinleyen, koçluk yapan liderleri olmaları gerekiyor.”

Yurt Dışı Eğitiminde En Çok Kanada Tercih Ediliyor

Yurt dışı eğitiminde 2018 yılında en çok tercih edilen ülkelerden biri Kanada oldu.

Dünyada eğitim standardı ile ilgili yapılan çeşitli araştırmaların hepsinde dünyanın en iyi eğitim veren ülkeleri arasında yer alan Kanada, öğrenciler tarafından yurt dışında eğitim için en çok tercih edilen ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Dünyanın en önemli eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan ve mezuniyet sonrası iş imkanları yaratma konusunda önem veren Kanada, 2019’da öğrencilerin gitmek istediği ülkelerin başında gelmeye devam edecek.

Hem yerel hem de uluslararası önemli dil okullarına ev sahipliği yapan Kanada, eğitim kalitesi yüksek okulları ile dikkat çekiyor. Kanada’da lise eğitiminde ise devlet ve özel okullar bulunuyor. Öğrencinin kendi ilgi alanına uygun tercihler yapmasına olanak sağlayacak okullar ders seçimleri yapma olanağı sunuyor. Dünyaca geçerli Kanada lise diploması ile öğrenciler diğer kabul şartlarını da sağladığında dilediği kolej veya üniversiteyi tercih edebiliyor. Dünyanın en önemli üniversitelerinin yer aldığı Kanadan kolej sistemi ile de dikkat çekiyor. Öğrencinin belli bir alanda uzmanlaşıp pratik kazanmasını sağlayıp kısa sürede iş gücüne katılmasını sağlayan kolejler, belli iş alanlarına ve özel ihtiyaçlara hitap edecek sayısız program sunuyor. Co-op diye tabir edilen kolej ve iş dünyası işbirliğine dayalı okul eğitimi ile paralel giden staj programı şeklinde eğitim veriliyor. Bu eğitimde eğitmenler sektörden geliyor ve iş hayatında kullanılabilecek pratik eğitimler ağırlıklı dersler veriliyor. Öğrenciler bir yandan okurken staj da yapmaları dolayısı ile iş hayatına uyum süreci kısalıyor ve çoğu öğrenci okulu bitirdikten sonra staj yaptığı yerde işe başlıyor.

Eğitim danışmanlığının çok hassas bir konu olduğu bilinciyle hareket eden yurt dışı eğitim danışmanlık firması DinamoEdu’nun kurucusu Fatih Kuran: Toronto ve İstanbul ofislerimizde temsilciliğini yaptığımız okullar ile öğrenciler arasında köprü kurarak öğrencinin isteğine göre en doğru okulu bulmaya çalışıyoruz. DinamoEdu olarak şirketimizin de bulunduğu Kanada odaklı eğitim kurumları ile ilişki geliştirmeye ve temsilcilik almaya özel bir önem vererek odaklandık. Kanada bugün yaşam seviyesi, öğrencilere mezun olduktan sonra sunduğu fırsatlar ile bugün dünyada yurt dışı eğitiminde öğrencilerin gözdesi halinde. Dünyada eğitim standardı ile ilgili yapılan çeşitli araştırmaların hepsinde dünyanın en iyi eğitim veren ülkeleri arasında yer alan Kanada, öğrenciler tarafından yurt dışında eğitim için en çok tercih edilen ülkelerden biri olmaya devam edecektir.” dedi.

Her Çocuk Sanat Eğitiminden Geçmeli

Sanat eğitimi sadece hayal gücünü ve yaratıcılığı geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda öğrencinin kendi kişisel gelişimini de olumlu yönde etkiler.

Günümüzde sanat eğitimi vermek ya da almak çok da gerekli görülmüyor. Varsa yoksa matematik, fen bilgisi, Türkçe, edebiyat dersleri… Neden? Çünkü bunları yapabiliyorsak ancak sınavları geçebiliyoruz ve “iyi yerlere” gelebiliyoruz. Öyle ki “sanat derslerinde” öğrencilere farklı derslerin sınavları için çalışılmasına müsaade ediliyor. Diğer önemli dersler için geceli gündüzlü ders çalışırken, yaratıcılığımızı ve sanatsal yeteneklerimizi köreltiyoruz, belki de zaman içinde tamamen yok ediyoruz. İşte, bu gibi sebeplerden dolayı kesinlikle “her çocuk sanat eğitimi almalı” ya da tüm derslerin içine biraz sanat katılmalı. Böylece hem dersler daha keyifli hâle gelecektir hem de öğrenciler her zaman yaratıcılıklarını kullanacaklardır.

Görsel sanatlar derslerinde, sadece resim mi çizdirilmeli? Aslında hayır. Dünyanın birçok yerinde sorunlar yaşanıyor. Çocukların bu sorunlara karşı duyarlı olması adına, sorunları belirleyip ele almak ve onlar üzerine yaratıcı projeler üretmek bir seçenek olabilir. Katherine M. Douglas ve Diane B. Jaquith’in kaleme aldığı ve Dilek Boyraz’ın çevirisini yaptığı “Eğitimde Fark Yaratan Sanatsal Dokunuşlar” kitabı, hem sanat öğretmenleri hem de alan dışı öğretmenler için oldukça faydalı bilgiler içeriyor. Kitapta, “Sanatsal Davranış Öğretimi” kavramından bahsediliyor. Sanat Davranış Öğretimi, Reggio Emilia ve Montessori de dahil olmak üzere, birçok pedagoji ile öğrenmeye yönelik, diğer açık uçlu yaklaşımların yer aldığı genel terim başlığı altında yer alabilir. Bu kitabı okumanız için sanat öğretmeni olmanıza gerek yok, öğretmenlik yaptığınız alanla ilgili birçok faydalı stratejiyi ve kavramı bu kitapta bulabileceksiniz.

Bir devlet okulunda öğretmen olarak çalışan kitabın çevirmeni Dilek Boyraz, İngilizce Öğretmeni olmasına rağmen sanat ve el becerilerinin de içerisinde olan çalışmalarda öğrencilerin öğrenme becerisinin çok geliştiğini ifade etti. Müfredatta sanatsal çalışmaların artırılması ve tüm öğrencileri yeteneklerine göre kapsamasının da çok önemli olduğunu ekledi.

Çocuk kitabı yazarı Hale Özdemir, çocuklarla yapılacak etkinliklerde görsel ve işitsel şölenlerin hem keyifli hem de öğretici fonksiyonu olduğunu, okullarda yaptığı çocuk kitabı atölyelerinde hikayelerin ve karakterlerin çocukların değerlerine ve hayatı algılamalarına pozitif katkılarını ifade etti. Özellikle duyguları, renkler, sesler, şekillerle tanımlayarak somutlaştırmanın duygusal zekayı geliştirdiğine şahit olduğunu söyledi.

Sanat eğitimi sadece hayal gücünü ve yaratıcılığı geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda öğrencinin kendi kişisel gelişimini de olumlu yönde etkiler. M. Douglas ve Diane B. Jaquith’in kitabında, “Sanat öğretmeni, çocuğa bir sanatçı gibi saygı duyarak yaratıcı keşfin gerçekleşmesi için zemin hazırlar. Öğretmenler, öğrencilerinin sanatsal davranışlarını fark ederek ve devamlı gelişimleri için gerekli koşulları oluşturarak onları, birer sanatçı olarak kendilerine güvenmeleri için teşvik eder. Artan güven duygusu, eylemi beraberinde getirir ve bu durumda girişimde bulunmayı tetikler.” ifadesi geçiyor. Bu da sanat eğitiminin gelişim için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

 

 

Exit mobile version