SAP® Leonardo Nesnelerin İnterneti (IoT) “Akıllı İşletmeleri” Şekillendiriyor

SAP SE, iş ortaklarının SAP müşterilerine daha fazla değer katabilmesi için Nesnelerin İnterneti (IoT) odaklı güçlü bir ekosistem kurma konusundaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Bu çerçevede yapılan yenilikler, 25-28 Şubat tarihleri arasında Barselona’da gerçekleştirilen Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) duyuruldu. Kongre kapsamında SAP, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Endüstri 4.0 odağında dijital dönüşümü gerçekleştiren ve geliştiren kapsamlı SAP® Leonardo Internet of Things (Nesnelerin İnterneti) yeteneklerini tanıttı. Ek olarak, kullanıcılara bağlantı seçeneği ve cihaz yönetimi imkanı sunmak üzere SAP Leonardo IoT ile Microsoft Azure IoT Hub arasında geliştirilen buluttan buluta birlikte çalışma özelliği de duyuruldu.

Nesnelerin İnterneti (IoT) verileri ile iş süreçlerini bir araya getirme konusunda benzersiz bir konumda bulunan SAP, tanıttığı SAP Leonardo IoT ile işletmelerin verimliliklerini ve gelirlerini artırırken, müşteri deneyimini de yeniden tanımlamalarına yardımcı olacak. Aynı zamanda işletmelerin Nesnelerin İnterneti’ni iş kolu (LoB) çözümlerine dahil edebilmelerini, IoT teknolojisiyle kurumsal uygulamalarını iyileştirmelerini, IoT çözümlerinin ürettiği verilere dayalı yeni iş modelleri geliştirmelerini sağlayacak.

SAP Başkan Yardımcısı ve Global IoT Direktörü Elvira Wallis bu yeni çözümler konusunda şunları söylüyor; “SAP, Nesnelerin İnterneti (IoT) üzerinden gelen verileri iş süreçlerine dahil ederek yararlı bilgiler sağlıyor ve iş sonuçlarını destekliyor. SAP Leonardo IoT’nin pazara sunulmasıyla SAP, özellikle endüstriyel IoT olmak üzere genel anlamda bu alandaki kararlılığını kuvvetlendiriyor. Yüksek değerli endüstri ve uygulama uzmanlığımızın derinliği ve kapsamı ile Nesnelerin İnternetini bir araya getirerek, müşterilerimizin daha fazla kurumsal değer ve daha güçlü bir rekabet avantajı elde etmesini sağlıyoruz.”

SAP Leonardo IoT, işletmelerin makinelerden, ürünlerden, tedarik zincirlerinden, tüketicilerden ve iş ortaklarından gelen operasyonel bilgilerini ve veri kaynaklı akıllı uygulamalarını kullanarak, iş süreçlerinde inovasyon ve gelişim kaydetmelerini sağlayacak. SAP Leonardo IoT, her işletmenin kendi iş ihtiyaçları doğrultusunda, üç farklı inovasyon rotası sunacak:

•IoT verileri ile iş süreçlerinden elde edilen verileri bir araya getirerek IoT ile entegre kurumsal uygulamalar oluşturmak ve benimsenme sürecini hızlandırarak işletmelere, SAP S/4HANA®, SAP C/4HANA çözüm ailesi, SAP SuccessFactors® çözümleri, SAP Ariba® çözümleri, SAP Digital Supply Chain portföyü de dahil olmak üzere kurumsal uygulamalar ile hızla inovasyon yapma kabiliyeti kazandırmak.

•Mevcut SAP IoT uygulamalarını geliştirerek daha fazla kurumsal değer elde etmek.

•SAP Leonardo IoT ile benzersiz ve farklılaştırılmış seçenekler üreterek yeni, akıllı IoT çözümleri oluşturmak.

SAP Leonardo IoT kullanan şirketlerden Kaiserwetter’in CEO’su Hanno Schoklitsch, “Kaiserwetter’in servis-olarak-veri platformu Aristoteles, SAP Leonardo IoT’den yararlanarak müşterilerimizin yenilenebilir enerjide ve diğer altyapı portföylerinde teknik ve finansal performansı maksimum seviyeye çıkarmalarını sağlıyor. Müşterilerimizin yatırım risklerini en aza indirmelerine ve şeffaflığıartırmalarına imkan vererek, sürdürülebilirlik için yatırımlarını destekliyor ve küresel iklim koruma süreçlerine oyunun kurallarını değiştiren katkılarda bulunuyoruz.” dedi.

SAP Leonardo IoT ile Microsoft Azure IoT Hub birlikte çalışacak

Yeni iş birliği sayesinde işletmeler IoT telemetri (uzaktan ölçüm) verileri için bağlantı ve cihaz yönetimi katmanı olarak Microsoft Azure IoT Hub kullanabiliyor ve bu verileri SAP Leonardo IoT’ye kusursuz şekilde aktarabiliyor.

Ek olarak, SAP Leonardo IoT Edge, işletmelere Microsoft Azure IoT Edge’in çalışma zamanının üzerine, iş süreçleri için ek yerel destek seçeneği sunmayı hedefliyor. SAP Leonardo IoT Edge üzerindeki temel iş fonksiyon (Essential business function – EBF) modüllerinin Microsoft Azure IoT Edge üzerinde konteynerler şeklinde çalışması, böylece işletmelerin gecikme süresi, bant genişliği ve bağlanabilirliğe bağımlılığının azaltılması planlanıyor.

SAP, müşterilerinin beklentilerini aşmalarını ve rekabet avantajlarını korumalarını sağlamak üzere ekosistemiyle iş birliği içinde çalışma konusunda kararlılığını sürdürüyor. SAP gelecekte diğer iş ortaklarıyla da benzer iş birliği imkanları sunmayı amaçlıyor. Duyurduğumuz iş ortaklığına dair detaylı bilgiye Microsoft’s blog sayfasından ulaşabilirsiniz.

Yeni Nesil CNC Teknolojisi Daha Hızlı ve Ekonomik Üretim Sağlıyor

Elektrik, elektronik ve otomasyon sektörlerinin öncü markalarından biri olan Mitsubishi Electric, yeni nesil CNC ürünleriyle başta otomotiv ve metal işleme olmak üzere dünya genelindeki birçok sektörde standartları belirliyor. Sanayi 4.0 evresinde Türkiye’nin üretim kalitesini daha yükseğe taşımasına katkıda bulunmak için ileri teknoloji çözümler sunduklarını belirten Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Mekatronik CNC Departmanı Kıdemli Müdürü Hakan Aydın, satış sonrası hizmetlere de büyük önem verdiklerini vurguladı. Daha ekonomik, daha hızlı ve daha hassas üretim için M80 ve M800 serisi CNC kontrol üniteleri gibi yeni seri ürünler sunduklarını belirten Aydın, CNC işleme merkezleri ve CNC torna makineleri için üreticilere yüksek katma değer sağladıklarını söyledi.

Güvenilir ve yüksek kaliteli ürünleriyle elektrik, elektronik ve otomasyon alanında dünya devi bir marka olan Mitsubishi Electric, fabrikalara hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik konusunda katma değer sunuyor. Dünyanın önde gelen makine üreticilerine CNC ürünleri ve çözümleri sağlayan Mitsubishi Electric, bu sayede daha ekonomik, daha hızlı ve daha hassas üretime imkan tanıyor. Sanayi 4.0 evresinde Türkiye’nin üretim kalitesini daha yükseğe taşımasına katkıda bulunmak için ileri teknoloji çözümler sunduklarını belirten Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Mekatronik CNC Departmanı Kıdemli Müdürü Hakan Aydın, markanın Türk makine sektörüne yönelik çalışmaları hakkında bilgiler aktardı.

Türk makina sektörü Sanayi 4.0 çağında güçlenerek büyüyecek

Türkiye’nin gerek nüfus yoğunluğu ve genç iş gücü gerekse iş kalitesi anlamında Avrupa’daki birçok ülkenin önünde yer aldığını söyleyen Hakan Aydın; “Ülkemizin lokomotif iş kollarından biri olan makine sektörü, Sanayi 4.0 çağında güçlenerek büyümeye devam edecek. Biz de Mitsubishi Electric olarak yüksek teknolojili inovatif ürünlerimiz, kaliteli servis ve yedek parça hizmetimiz, mühendislik bilgimiz ve know-how’ımızla şekillendirdiğimiz projelendirme çalışmalarımız ve büyük özen gösterdiğimiz satış sonrası hizmetlerimizle Türk sanayisinin hızla artan rekabet şartlarına uyum sağlamasına katkıda bulunmak için çalışıyoruz” dedi.

Satış sonrası hizmetlerde de iddialı

Mitsubishi Electric’in yüksek teknolojiye sahip CNC ürünleri ile başta otomotiv ve metal işleme sektörü olmak üzere dünya genelinde birçok sektörde standartları belirlediğinin altını çizen Aydın; “Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Mekatronik CNC Departmanı olarak Türkiye’deki çalışmalarımızı iki ana başlıkta toplayabiliriz. Birincisi yurt dışından ithal edilen Mitsubishi Electric CNC ürünleriyle donatılmış CNC tezgahlarına servis ve yedek parça hizmetleri sağlamak. İkincisi ise Türkiye’de faaliyet gösteren makine imalatçılarının ürettikleri CNC tezgahları için gerekli Mitsubishi Electric donanımını sağlamak, projelendirme çalışmalarını yürütmek ve devreye almak. Özellikle Tayvan başta olmak üzere birçok ülkeden Türkiye’ye yılda bin adetten fazla Mitsubishi Electric kontrollü makine geliyor. Satış sonrası hizmetler de en çok önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Bu doğrultuda deneyimli ve yetkin bir ekip ile müşterilerimize sorunsuz bir hizmet sunmayı hedefliyor ve çalışmalarımızı planlıyoruz” şeklinde konuştu.

Daha ekonomik, daha hızlı ve daha hassas üretim

Sektör profesyonellerine sundukları yeni seri ürünlerin optik haberleşme, yüksek hızlı ve yüksek hassasiyetli işleme, yüksek önden okuma kapasitesi, standart olarak sunulan data server fonksiyonu gibi özellikleri ile üretim süreçlerini çok daha verimli hale getirdiğini belirten Hakan Aydın; “CNC kullanıcıları daha ekonomik, daha hızlı ve daha hassas üretim hedefleri için yeni seri ürünlerimizi tercih ediyorlar. CNC işleme merkezleri ve CNC torna makineleri için üreticilere sunduğumuz katma değeri her geçen gün daha da artırmak için çalışıyoruz. Bu doğrultuda inovatif ürün gamımız içinde yer alan M80 ve M800 serisi CNC kontrol ünitelerimizi geliştirmeye devam ediyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Sanayi 4.0’a Geçiş Hızlı Robotlarla Mümkün.

Sanayi 4.0’a dijital fabrika konsepti e-F@ctory ile yanıt veren Mitsubishi Electric, Türk sanayisine geleceğin dijital fabrikalarını bugünden kurabilme imkanı tanıyan teknolojik çözümler sunuyor. Üretimde hızı, kaliteyi ve verimliliği artıran e-F@ctory konsepti içinde önemli bir rol oynayan robotlar konusunda da iddialı bir oyuncu olan Mitsubishi Electric; otomotiv, ilaç, elektronik, beyaz eşya, gıda, paketleme ve eğitim gibi pek çok farklı sektörde insan kolu veya eline yakın hassasiyette çalışan hızlı robotlarıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünün artması için çalışan ve gelecekte otomasyon sektörüne yön verecek kişilerin yetiştirilmesine büyük önem veren Mitsubishi Electric, Türkiye’nin mühendislik fakültelerinde “Robot Eğitim Merkezi” kurulmasına da destek veriyor.

Elektrik, elektronik ve otomasyon alanında dünyanın önde gelen oyuncularından Mitsubishi Electric, Sanayi 4.0’a dijital fabrika konsepti e-F@ctory ile yanıt veriyor. Bu konseptle yeni endüstri evresinin akıllı fabrikalarına hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik kazandıran Mitsubishi Electric, üretimin her aşamasında büyük kolaylık sağlayan ileri robot teknolojisiyle de Türk sanayisine yüksek katma değer sunuyor. e-F@ctory altyapısı içinde kritik rol oynayan robotlar, olağan bir iş gücü olarak hemen her endüstriyel tesiste yer alıyor. Robot kullanımının Türkiye’de hızla yaygınlaştığını söyleyen Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri OEM İş Geliştirme Kıdemli Müdürü Tolga Bizel, dördüncü sanayi evresinde Türk sanayisinin küresel pazarlardaki rekabet gücü ve ihracat potansiyelinin artırılması için üretim kalitesinin yükselmesi ve maliyetlerin düşmesi gerektiğine dikkat çekti. 

 

Sanayi 4.0 evresinde fabrikaların en önemli gündem maddesinin, hızla değişen ve kişiselleşen insan ihtiyaçlarını en hızlı ve verimli şekilde karşılayabilecek üretim bantlarını kurmak olduğunu belirten Tolga Bizel, bu noktada Mitsubishi Electric’in Türk sanayisine geleceğin dijital fabrikalarını bugünden kurabilme imkanı tanıyan teknolojik çözümler sunduklarını anlattı. Mitsubishi Electric’in e-F@ctory konseptinin; üretimde hızı, kaliteyi ve verimliliği artırırken çok ciddi maliyet tasarrufu sağlayabilecek evrimsel bir adım olarak öne çıktığını ifade eden Bizel, sözlerine şöyle devam etti;

“Dijital dönüşüm çağında makineler çevrelerinde olup bitenleri anlayabilecek ve birbirleriyle internet protokolleri aracılığıyla iletişim kurabilecek duruma geldiler. Mitsubishi Electric olarak bu yeni endüstri evresine e-F@ctory konseptimiz ile yanıt veriyoruz ve bu altyapı içinde robotlar çok önemli bir rol oynuyor. Günümüzde robotlar arası veri transferi giderek hızlanıyor ve birbirleriyle konuşabilen ileri robot teknolojileri sayesinde robotlar artık kendi kendilerini daha detaylı ve koordineli olarak kontrol edebiliyor. Bugün e-F@ctory altyapısı sayesinde robotlar üretim hattındaki diğer ürünlerle de haberleşebiliyorlar ve bilgileri insan kontrolünden bağımsız olarak hem kendi aralarında hem de fabrikayı kontrol eden ana sistemle paylaşıp verimliliği artırmak için hazır durumdalar. Çünkü e-F@ctory konseptinde fabrika otomasyonunda yer alan tüm ürünler birbirleriyle entegre ve açık bir mimari ile çalışıyor.”

 

Her sektöre uygun robotik çözümler

Mitsubishi Electric’in otomotiv, ilaç, elektronik, beyaz eşya, gıda, paketleme ve eğitim gibi pek çok farklı sektörde insan kolu veya eline yakın hassasiyette çalışan hızlı robotlarıyla fark yarattığının altını çizen Bizel, şu açıklamalarda bulundu; “Mitsubishi Electric olarak robotlarımızla her türlü endüstriyel uygulamaya çözüm sunabiliyoruz. Minyatür bileşenlerin mikro montajı için paralel robot kollarından sızdırmaz muhafazalı 6 eksenli robotlara kadar geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Temiz odalardan kirli, yağlı ve tozlu ortamlara kadar her türlü ortamda görev alabilecek uygun bir robotumuz bulunuyor. Kompakt ve hafif robotlarımız ile eğitim ortamlarında uygulamalı öğrenimin gerçekleştirilmesini sağlıyoruz. Kolay programlama ve simülasyon seçenekleri robotik alanına girişi kolaylaştırıyor ve esneklikte sınır tanımıyor. Mitsubishi Electric robotlar, standart gerçek zamanlı arayüzler ve kolay programlama sayesinde karmaşık üniversite araştırma projeleri dahil olmak üzere robotların manipülatör olarak kullanılmasına ilişkin her türlü seçeneğe imkan tanıyor.”

[yotuwp type=”videos” id=”D13WgoNo_7A” ]

Robotla eğitime destek

Mitsubishi Electric’in Türkiye’de gelecekte otomasyon teknolojilerine yön verecek kişilerin yetiştirilmesine büyük önem verdiğini belirten Bizel, bu kapsamda üniversitelerin mühendislik fakültelerine “Robot Eğitim Merkezi” kurulmasına katkı sağladıklarını ve pek çok farklı üniversite etkinliğine sponsor ya da konuşmacı olarak katıldıklarını ifade etti. Öğrencilerin çağın gelişen teknolojilerine uyum sağlayarak iş dünyasında tercih edilebilmelerine destek olmayı amaçladıklarını vurgulayan Bizel, Mitsubishi Electric Türkiye olarak eğitime destek olmaya devam edeceklerini söyleyerek sözlerini tamamladı.

Sanayi 4.0

Bir süredir gündemde görece yeni bir konu var: Sanayi 4.0. Peki ne bu Sanayi 4.0? En yalın haliyle Sanayi 4.0, ilki buhar makinesinin kullanımıyla başladığı düşünülen sanayi devrimleri sürecinin dördüncü aşaması olarak tanımlanabilir.

Birinci sanayi devrimi 18. yüzyılda buhar makinasının üretimde kullanılmasıyla başlamıştır ve tüm sınaî yapının dönüşümüyle sonuçlanmıştır. Üretim mekanikleşmiştir. İnsan gücünün yanı sıra makine kullanımı üretim hacmini daha önce mümkün olmayan düzeyde genişletmiştir.

İkinci sanayi devrimi ise 19. yüzyılda, elektrik enerjisinin kullanımıyla ve üretim bandı uygulamalarıyla ortaya çıkan kitlesel üretim sürecinin ürünüdür. Öte yandan bu dönemde makineleşmedeki yaygınlaşmaya rağmen insan gücü kullanımı gerilememiştir.

Üçüncü sanayi devrimi 20. yüzyılda elektronik, otomasyon ve bilgi işlem teknolojilerinin üretim sürecine entegre edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu devrede dayanak noktası ‘programlanabilir mantık’ temelinde bilgisayarların üretim sürecine dâhil edilmesidir.

Dördüncü sanayi devrimi ya da bugünkü yaygın adlandırmayla Sanayi 4.0 ise bilgi işlem ve otomasyon teknolojilerinin sağladığı imkânların da ötesinde ‘akıllı fabrikalar’ dönemine işaret etmektedir. Artık, internetin varlığı ve kullanımı bugüne kadarki gelişmeleri daha ileri bir aşamaya taşımaktadır. ‘Nesnelerin interneti’ ve ‘bulut bilişim’ teknolojileri, kendi kendine işleyebilen, kendi bünyesindeki kesintisiz ölçümlere dayanan veri üretiminin ve kullanımının dayandığı bir yapının içinde sürekli iyileştirmelerin; dolayısıyla sürekli maliyet düşüşlerinin ve kalite artışının mümkün olduğu yeni bir aşamadır. Dolayısıyla bu aşamada ‘zekaya dayanan üretim’den (intelligent production) söz edilmektedir ve ‘bulut bilişim teknolojisi (cloud computing) ile ‘büyük veri’ (big data) kavramları tartışmanın merkezinde yer almaktadır.

Dolayısıyla burada esas konular:

  • enformasyon toplama becerisi,
  • enformasyonun paylaşılması becerisi,

ve son olarak

  • daha üretken olunabilmesi için sözü edilen enformasyonu kullanma becerisidir; dolayısıyla konunun merkezinde ‘dijitalleşme’ vardır.

 

Burada dikkat çekilmesi gereken bir başka husus ise bu yapı içinde kontrol sürecinin merkeziyetçi olmamasıdır. Bir başka ifadeyle, bu yapının içinde kararlar, merkezi olarak verilmek zorunda değildir.

Yeni durumda ortay çıkan değişikliğin özü şudur:

  1. yüzyılla gelen Sanayi 3.0 yapılanması içinde, kontrol sistemi merkezileşmiş, bilgisayarlı otomasyonda makina ya da süreçler tek tek otomatize edilmiş, farklı parçalar arasındaki ilişkilendirme fabrika düzeyinde inşa edilmiş ve sadece belirli ürünlerin üretimine odaklanılan büyük ölçekli üretim bantları inşa edilmiştir.

Oysa Sanayi 4.0 ile – üç boyutlu yazıcıların örneklediği gibi – son derece ekonomik koşullarda müşteri talebine özel ürünlerin tasarlanması ve üretilmesi mümkün olabilmektedir.

Enformasyon toplayan alıcılar (sensörler) kesintisiz faaliyettedir. İnternet üzerinden sistemler yerleşim yerlerinden (lokasyonlarından) kaynaklanabilecek kısıtlardan bağımsız ve bütünleşmiş hâldedir. Toplanan enformasyon çoğu durumda doğrudan bulut (cloud) üzerinde bulunan bilgisayar sistemlerine iletilir. Enformasyon kolaylıkla paylaşılır. Sonuçta, başka sistemlerle bağlantı ve iletişim hâli daha önceki evredeki sisteme kıyasla çok daha üst seviyededir.

Bu beraberinde örneğin stok yönetiminden çok talep yönetimine odaklanılabilen daha etkin bir işleyişi mümkün kılar.

Sanayi 4.0 imalat sürecinde otomasyon ve veri aktarımının bugün geldiği aşamaya işaret eder. Bu yeni yapıda ortaya konulmak istenen ‘akıllı fabrika’ sistemidir.

Akıllı fabrika kavramı aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nde Sanayi 4.0 kavramı yerine kullanılan kavramdır. Sanayi 4.0 kavramı ilkin Almanya’da kullanılmaya başlanmış ve ardından yayılmıştır. Kısacası Sanayi 4.0 Avrupa’da yaygın kullanılan kavramken ‘akıllı fabrika’ ABD’de yaygın kullanılan kavramdır ve her ikisiyle de anlatılmak istenen aynı şeydir.

Sanayi 4.0 kavramının ilk kez ortaya çıktığı ülke Almanya’dır. Bilindiği gibi Almanya dünyanın en üretken ve teknoloji-yoğun endüstriyel yapılarından birine sahip olan bir ülkedir. Bir ihracatçı olarak Almanya’nın ulaştığı düzeye erişebilmiş bir başka ülke yoktur. Örneğin, 2018 yılı sonunda Alman ekonomisi 300 milyar dolar dış ticaret fazlası vermiştir. Her ne kadar ihracat büyüklüklerine göre ülkeler sıralamasında ABD ve Çin’den sonra üçüncü sırada bulunsa da ülke nüfusları da dikkate alınarak sıralama gözden geçirildiğinde Almanya kişi başına düşen ihracat büyüklüğü bakımından açık ara öndedir.

Türkiye bu tür teknolojilerin kullanımında, daha da önemlisi üretiminde hızla mesafe almak zorundadır.

Bu üretimde katma değer artışı ya da daha yüksek katma değerli ürünlerin üretimi için bir zorunluluktur. Aksi hâlde Türk firmalarının rekabet gücünün; dolayısıyla Türkiye sanayiinin ve ekonomisinin rekabet gücünün artırılması mümkün olmayacaktır.

Bazı görüşlere göre Türk sanayiinde mevcut üretim yapısı Sanayi 2.0 ile Sanayi 3.0 arasında bir yerde konumlanıyor ve üretimde büyük oranda insan gücü kullanılıyor.

Türkiye, Sanayi 4.0’e geçiş gerekli hazırlıklar yapılarak; entelektüel sermayeye, tasarıma dayanan yeni iş alanlarının açılmasını ve mevcut insan gücünün bu yönde dönüştürülmesini sağlayamadığı takdirde işsizlik sorununun büyümesi gibi risklere daha çok maruz kalacaktır. Unutulmaması gereken, burada bir süreçten söz edildiğidir. Birden bire bir geçiş zaten mümkün değildir. Fakat bu yönde bir dönüşümün koşulları sağlanmalıdır.

Böyle bir atılımsa ancak, ilgili tüm kesimlerin bilinçli bir işbirliğine girmesiyle mümkün olabilir. Firmalar, sanayiciler, tüccarlar, odalar, kamu kurumları, meslek kuruluşları, üniversiteler ve milli eğitim sisteminin diğer unsurları arasında hep birlikte ve uyumlu bir perspektifle bu yönde kapasite geliştirilmesinin koşullarını yaratmalıdırlar.

‘Endüstri4.0 Ve Yapay Zekaya Odaklandık’

Alarko Holding Kurucu Eş Başkanı Merhum Dr.Üzeyir Garih’in torunu Alarko Stratejik Planlama Müdürü Tal Garih, dedesindenaldığı ilhamla şirketin geleceğe yönelik yapılanmasında  Endsütri 4.0 ve yapay zeka üzerineodaklandığını belirtti.

Enerji, müteahhitlik, turizm, iklimlendirme ve gayrimenkulsektörlerinde faaliyet gösteren Alarko, enerjide çeşitli kaynaklardan elektriküretimi, ticareti ve dağıtımı, iklimlendirmede Carrier şirketi ile ortaklık,turizmde Hillside markası, GYO şirketi ve müteahhitlikte metro, otoyol vearıtma tesisleri gibi alt ve üst yapı projelerinin inşası devam ediyor. 1320MW kurulu güce sahip Karabiga Termik Santrali önemli projelerden biri olduğunubelirten Tal Garih, Batı Çin- Batı Avrupa Otoyol Projesi’nin parçası olan BüyükAlmati Çevre Yolu Projesi Sözleşmesi gündemdeki bir diğer önemli konu olduğunusöyledi.

 

Garih, Alarko Holding’teki yapılanmayla ilgili ; ‘Tüm işgeliştirme süreçlerini stratejik planlama müdürlüğünün altında konsolide ettik.Böylelikle iş geliştirmeye sadece finansal açıdan değil stratejik açıdan dabakar hale geldik” diyor. Garih, şirketin özellikle dijital dönüşümprojeleriyle ilgileniyor.

Gelecek dönem için stratejileri belirlerken yapay zeka,Endüstri 4.0 ve teknolojik alt yapı konularına değinerek “Şirketolarak insan gücümüzü, bilgimizi ve yatırım felsefemizi endüstri 4.0kavramlarına yönelik uyarlayarak bildiğimiz alanlarda geliştireceğiz. Örneğingüneş, hidro ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji yatırımlarına odaklanıyoruz,fırsatları değerlendiriyoruz. Kurumsal hafıza ve değişim yönetimi anlayışlarınıharmanlayıp bir karma içerisinde bütünleştiriyoruz. 2033 yılına kadar mevcut işkollarının neredeyse yarısının tamamen yok olup yerlerine yenilerinintüreyeceğini öngörülüyor. Bu doğrultuda ciddi planlamalar yapmak elzem. Yediyıl sonra iş gücünün yüzde 76’sını milenyallerin, Y ve Z nesillerin oluşturmasıbekleniyor. Bu sebeple organizasyonların gençleri tanıma ve onlara göreşekillenmesinin önemi gün geçtikçe artacak. Gittikçe açık yetenek ekonomisinedoğru gidiyoruz” dedi.

Endüstri 4.0’a Geçiş İçin Son Bir Sene

KPMG, 2018 Endüstri 4.0 raporunu yayınladı. Rapor, bu yıl içerisinde yeni teknolojilere geçiş konusunda adım atmayan işletmelerin, ciddi anlamda rakiplerinin gerisinde kalacakları uyarısı yapıyor.

 

Dördüncü Sanayi Devrimi üretim süreçlerini ışık hızında yeni nesil üretime dönüştürürken, tüm sektörlerdeki küresel firmalar da heyecanlı bir dönemden geçiyor.

Endüstri 4.0 şimdiden; ‘Nesnelerin İnterneti’ tabanlı teknolojiler, büyük veri, artırılmış karar verme ve ileri otomasyon teknolojilerinin hızla birbirine yakınlaşıp birleşmesiyle, sahip olduğu inanılmaz potansiyelin sonuçlarını gözler önüne sermeye başladı.

KPMG’nin “Bugünün C-seviye Yöneticileri için Endüstri 4.0 üzerine bir gerçek durum kontrolü \ Deneme-yanılma dönemi sona eriyor” başlıklı son yayını, cesur bir yaklaşımla tüm sektörlerdeki CEO’lara, Endüstri 4.0 konusunu bizzat sahiplenmeleri gerektiğine dair mesaj veriyor.

Rapor, Endüstri 4.0 dönüşümünün tam potansiyelini açığa çıkarmak için gereken aciliyet hissi ve bilgiye dayalı liderliğin, birçok işletmede eksik olduğunu ortaya koydu. Araştırmadan çıkan sonuç, dar kapsamlı, teknoloji güdümlü, tabandan yukarı girişimler ve pilot projeler yürüten üreticilerde “aldatıcı bir güvenlik hissinin” hüküm sürdüğü yönünde. Rapora göre işletmeler, Endüstri 4.0 dönüşümünün esas anlamını ve potansiyelini bütünüyle gözden kaçırıyor.

KPMG’nin “2018 CEO Araştırması” da üstü düzey yöneticilerin neredeyse yarıya yakın bölümünün, şirketleri için yaptıkları teknoloji yatırımlarının stratejik olmasından çok taktiksel adımlar olduğunu kabul ettiklerini gösteriyordu.

Sadece iki yıl kaldı

Endüstri 4.0 pazarının 2022 yılına kadar öngörülen değerinin 152 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Rapora göre Endüstri 4.0 yolunda 2020’ye kadar mesafe kat edememiş olan üreticiler, geleceklerine dair ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacak. Bugünkü dar yörüngede ilerlemek, hayatta kalmaları için olmasa da yeni başarılar elde etmeleri için benzeri görülmemiş riskler yaratmak anlamına gelecek.

‘Tedaviyi erken bırakmak gibi’

Raporu değerlendiren KPMG Türkiye Endüstriyel Üretim Sektör Lideri Hakan Ölekli, “Firmaların daha geniş bir stratejiden yoksun, birbirinden bağımsız pilot projelerden sadece marjinal değer elde ettiğini görüyoruz. Bu hasta bir kişinin kendisini iyi hissetmeye başlayınca antibiyotik tedavisini erken bırakması gibi bir şey. Bugün için doğru bir karar gibi görünebilir, ama öngörüsüzlük ileride çözülmesi daha zor problemlere yol açabilir” diye konuştu.

Ölekli, çoğu firmanın Endüstri 4.0 dönüşümüne başlarken tek bir teknolojiye odaklandığını, ancak değişim için daha kapsamlı ve entegre bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Ölekli, Endüstri 4.0 için yol haritasını tanımlarken, şirketlerin görevler arası takımlar oluşturulması gerektiğine değinirken, performans ve değere dayalı bir yaklaşımın önemli olduğunu vurguladı.

Rapor, Endüstri 4.0’ın yarattığı değişim dalgasını yakalamak isteyen yöneticilere 4 mesaj içeriyor:

  • Bütünsel stratejiyi köşe ofisten başlayarak ifşa edin, fabrika katından değil
  • Organizasyonunuzu fonksiyon bazlı silolardan değer ağlarına doğru yeni baştan tasarlayın
  • Yeni dijital teknolojilerin işletme için değerini benimseyecek dinamik bir kültür yaratın
  • Mevcut kilit performans göstergelerinizi (KPI) gözden geçirin: başarının nasıl ölçüleceğini yeniden tanımlama zamanı geldi
Exit mobile version