Bal Kabağı Çorbası Gözlere Çok Faydalı

Bal kabağı; içerdiği mineraller, vitaminler ve zengin lif içeriği ile antioksidan, kanserden koruyucu ve yaşlanmayı geciktirici müthiş bir besin. “Bal kabağı göz sağlığı için bulunmaz bir nimettir” diyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, bal kabağı çorbasının göz sağlığına faydaları hakkında bilgiler verdi…

“Bal kabağı başta A vitamini olmak üzere C ve E vitaminleri açısından oldukça zengindir. Hatta bal kabağında; göz sağlığı için faydası hepimizce bilinen havuçtan 2 kat daha fazla A vitamini vardır. Bu vitaminlere ilave olarak çinko ve bakır içeriğiyle de ileri yaş grubunda körlüğün en sık sebepleri olan sarı nokta hastalığı ve kataraktın riskini azaltır. Yapılan bir çalışmada, bu vitamin ve minerallerin düzenli alımının sarı nokta hastalığı olarak da bilinen makula dejenerasyonu isimli hastalığın gelişimini yüzde 25 oranında, görme keskinliği kaybını ise yüzde 19 oranında azalttığı bulunmuştur.”

GÖZÜ ALERJİDEN DE KORUR

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca; “Yine bal kabağında bolca bulunan lutein ve zeaksantin; sarı nokta hastalığı ve katarakt gelişimini azaltmakla beraber yüksek enerjili dalga boylarını filtreleyerek gözümüzü zararlı ışınlara karşı korumaya yardımcı olan güçlü karotenoidler ve antioksidanlardır. Bu antioksidanlar ve A vitamini, alacakaranlıkta gözümüzün ışığa uyumuna katkıda bulunarak görüş kabiliyetimizi iyileştirir. İçerdiği zengin mineraller ve vitaminler ile bağışıklık sistemimizi destekleyen bal kabağının bu sayede göz enfeksiyonları gelişiminde ve göz alerjisinde koruyucu bir rol aldığı da düşünülür” diyor.

KEMİK YA DA ET SUYUYLA ÇORBASINI YAPABİLİRSİNİZ

Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, “Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) başta olmak üzere birtakım retina hastalıklarında koruyucu, tedavimizi destekleyici olarak hastalarımıza verdiğimiz göze özel ilaçların içeriğindeki maddelerin neredeyse tamamına yakını bal kabağında bulunmaktadır. İlaç takviyesi çok önemlidir fakat en iyisi bu vitamin ve mineralleri beslenme yolu ile almaktır. Tatlısının yanı sıra bal kabağını çorba olarak tüketmek hatta içine kemik suyu, et suyu eklemek göz sağlığımız için son derece faydalıdır” dedi.

Göz Tansiyonu Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Göz tansiyonu (glokom), genellikle belirti vermeyen ve göz içi basıncının görme sinirini tahrip edecek kadar yükselmesi nedeniyle görme kaybına yol açabilen bir hastalıktır

Göz tansiyonu ile ilgili soruları Batıgöz Sağlık Grubu’ndan Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Bavbek yanıtladı:

Göz tansiyonu nedir?

Glokom olarak da bilinen veya Karasu hastalığı olarak adlandırılan göz tansiyonu rahatsızlığı sinsi bir hastalıktır çünkü ilk evrelerinde neredeyse hiç belirti göstermez. Tamamen tedavi edilememekle birlikte genel olarak kontrol altında tutulabilir. Fakat tedavi edilmezse görme kaybına ve ilerleyen zamanda da körlüğe kadar gidebilir.

BASINÇ ARTAR TANSİYON YÜKSELİR

Göz tansiyonu neden olur?

Gözün içinde ön tarafta, dokuları beslemek için dolaşan bir sıvı bulunur. Bu sıvı göz içinde üretilir. Başka bir grup kanaldan da göz dışına atılır. Kimi gözlerde bu sıvı kanallardaki tıkanıklık nedeniyle dışarı atılamaz ve göz içi basıncı artar. Bunun sonucunda da göz tansiyonu yükselir.

Göz tansiyonu (glokom) türleri nelerdir?

1) Açık (geniş) açılı glokom: Genellikle 40 yaş üstünde görülür, göz içi sıvısının dışa akım kısmında yapısal direnç görülür. En yaygın olan glokom türüdür ve belirtileri bakımından sinsidir. Ancak hekim muayenesinde, testler sırasında anlaşılabilir.

2) Kapalı (dar) açılı glokom: Göz içi sıvısı gözün iris dediğimiz renkli kısmının arkasına hapsolmuştur. Dışa akım aralıklı veya tamamen engellenir. Ani glokom atakları gerçekleşir.

BULANIK GÖRME VARSA EN KISA ZAMANDA DOKTORA GİDİN

Göz tansiyonu belirtileri nelerdir?

Göz tansiyonu genelde belirti vermez. Bu yüzden hastanın kendisinin anlaması neredeyse imkansızdır. Ancak bazı göz tansiyonu tiplerinde, göz veya baş bölgesinde ağrı, bulanık görme, ışıklar etrafında hareler ve mide bulantısı olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurulmalıdır. Aile hikayesinde yani anne, baba ya da kardeşinde göz tansiyonu olanlarda görülme olasılığı yüksektir. Özellikle 35 yaşından sonra her sene göz tansiyonuna bakılmalıdır.

Göz tansiyonu nasıl ölçülür?

Göz tansiyonu teşhisindeki en önemli etken göz tansiyonunun ölçülmesidir. Bunu yapan alete ‘tonometre’ denir ve iki yöntemle göz tansiyonunu ölçebilir. İlkinde göze hava üfleyerek bir karşı basınç oluşturur ve öylelikle ölçülür ya da göze anestezi bir damla damlatılır ve gözle temas sağlanarak ölçüm yapılır.

DAMARLAR, SİNİRLER VE RETİNA İNCELENİR

Göz tansiyonu değerleri kaç olmalıdır?

Göz tansiyonu değerleri de kan basıncı değerleri gibi kişiye göre farklılık gösterir. Kimisine göre 17 mmHg basınç yüksek bulunurken kimisine göre 22 mmHg basınç normal bulunabilir. Göz doktorlarının yaptığı muayeneler sonucunda göz içindeki kan damarları, göz sinirleri ve retina incelenerek basınç değerlerinin o hastaya göre yüksek olup olmadığı tespit edilir.

Göz tansiyonu nasıl tedavi edilir?

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Bavbek, “Göz tansiyonu (glokom) olarak adlandırılan hastalık, üç ayrı yöntem ile kontrol altına alınabilir” dedi ve şöyle sıraladı:

Bunlardan ilki göz içi basıncını düşürmek için başlanılan damlalardır. İlaç tedavisi ile kontrol altında tutulabilen göz içi basıncına, herhangi bir müdahale etmeden yıllar içerisinde bu yöntemle hasta takip edilebilir. Bir veya birden fazla damla kullanımına rağmen düşmeyen göz içi basıncına farklı yöntemlerle müdahale etmek durumunda kalınabilir.

İkincisi lazer tedavisidir. Ani gelişen göz tansiyonu krizlerinde irise lazer ile açılan bir kanalla göz basıncı düşürülür. Cerrahi müdahale gerekene kadar ara dönemde uygulanabilir.

Üçüncüsü ise cerrahi müdahaledir. Göz içindeki sıvının drenajını kolaylaştırmaya yönelik girişimlerdir. Bir kısmında minyatür valf ya da seton denilen implantlar kullanılır. Göz içerisinden veya dışarısından uygulanır.

Kör eden parazit: Toksoplazma

İzmir’de iki genç kadının kedi parazitinden kör olması gündemde. Büyük bir panikle hastaneye başvuran iki kadına yapılan tetkiklerde kedi dışkısında bulunduğu belirtilen toksoplazma parazitinin, gözlerinde yaraya yol açtığı anlaşıldı. Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, “En önemlisi el hijyeni. Ellerimizi gözlerimize değdirmeden önce hijyeninden emin olmalıyız!” diyor

ÇİĞ ET TÜKETMEYİN

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, gündemi meşgul eden konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Toksoplazma isimli parazit, kedilerin bağırsaklarında yaşar. Kedi dışkısı ile çevreye yayılır. Parazitli kedi, dışkısını sokağa yaptığında yağmur suları ile parazit sulara ve toprağa karışır. Salata yapmak için aldığımız marulda, maydanozda toksoplazma paraziti olabilir. Yine parazit bulunan otları yiyen koyun, inek gibi hayvanların kaslarına parazit yerleşir. Çiğ et tükettiğimizde, salam, sucuk veya etli çiğ köfte yediğimizde farkında olmadan paraziti vücudumuza alabiliriz.”

PLASENTA YOLUYLA BEBEĞE GEÇEBİLİR

“Vücudumuza giren parazitin özellikle yerleşme eğiliminde olduğu organlarımız gözlerimizin retina tabakası ve beyin dokumuzdur” diyen Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca uyarıyor; “Hamile kişilerde plasenta yoluyla bebeğe geçiş sıktır. Buna bağlı olarak retina tutulumuna bağlı körlük, beyin tutulumuna bağlı havale, ateş, kusma, anormal beyin omurilik sıvısı bulguları olabilir. Hamile kişi paraziti aldığında bebeğe bulaşma riski çok fazladır. Yeni doğanda zeka geriliği, körlük, büyüme-gelişme geriliği, kafatası problemleri, sara atakları, karaciğer ve dalak büyümesi, anemi yapabilir.”

DIŞARIDA SALATA YEMEYİN

“Sebze ve salataların iyi yıkanması, etlerin mutlaka pişirilerek tüketilmesi çok önemli. Buna dikkat ettiğimizde risk oldukça azalır” diyerek uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Fatih Atmaca, “Bunun dışında parazitin asıl kaynağı olan kedilerle temasta dikkatli olunmalı, el yıkamaya çok özen gösterilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki; evde beslenen kedilerin aşılı olduğu ve risk olmadığı fikri yanlıştır çünkü toksoplazmanın aşısı yoktur” dedi.

TOKSOPLAZMADAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

  • El hijyenine ve sık sık el yıkamaya özen gösterin.
  • Bahçe işleri ile uğraşıyorsanız mutlaka eldiven giyin.
  • Çiğ ya da az pişmiş et (salam, sucuk, vb.) yerken dikkatli olun.
  • Çiğ et ile temas ettikten sonra mutlaka ellerinizi yıkayın.
  • Çiğ et kestiğiniz bıçağı ve kesme tahtasını iyice yıkamadan kullanmayın.
  • Çiğ sebze ve meyveleri mutlaka çok iyi yıkayın.
  • Dışarıda yeşil yapraklı salataları yerken bir kez daha düşünün.
  • Kedinin kumunun 24 saat aralıklarla mutlaka değişmesini sağlayın. Kumu değiştirirken eldiven kullanın. Sonrasında mutlaka ellerinizi yıkayın.
Exit mobile version