Zayıf Notları Düzeltmek İçin Çocuğunuzla Birlikte Plan Yapın

Karnesinde zayıf notları olan çocuklara kızmak yerine destek olmak gerektiğini söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Psikolog Elçin Konuk, ebeveynlere çocuklarına notları yüzünden ceza vermek yerine birlikte gerçekçi hedefler koyarak notlarını düzeltebilmesi için bir çalışma planı yapmayı öneriyor.

Yarıyıl tatili yaklaşırken yaklaşık 18 milyon öğrenci için de karne heyecanı başlıyor. Ancak karnesinde zayıf notları olacak çocuklar için endişe dolu günler başlıyor. Hatta bazen bu endişe o kadar fazlalaşıyor ki vahim sonuçlara da sebep olabiliyor. 2016 yılında Kayseri’de 13 yaşındaki bir çocuk karne almaya bir gün kala intihara ettiğini hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Uzman Psikolog Elçin Konuk, “Böyle kötü olayların yaşanmaması için karnelerinde zayıf olsa da hayatın her anında olduğu gibi bu zorlukta da çocuklarınıza destek olmanız gerekir. Çünkü çocuklar her durumda, karnelerinde zayıf notları olsa da, koşulsuz sevildiklerini hissetmek ister. En kolayı ona kızmak ve zayıf notlarından dolayı onu suçlamaktır” diyor.

Karnesinde zayıf olan çocuğa verilecek desteğin önemine dikkat çeken Konuk, ebeveynlere şu önerilerde bulunuyor:

  • Öncelikle bu durumda ona kızmayın. Aksi takdirde çocuğunuz ya sizden korkar ya da özellikle de ergenlik dönemindeyse size içten içe kızar. Aranızdaki ilişki bozulursa ona yardımcı olamazsınız.
  • Karnesinde zayıf not olan çocuğa bunun için ceza vermeyin. Ceza sadece çocuğunuzun size öfkelenmesine sebep olur.
  • Sebepleri üstüne düşünün. Onun da fikirlerini alın. Örneğin sınavdan zayıf alması mı, dönem ödevi yapmaması mı gibi. Zayıf aldığı dersin öğretmeniyle de mutlaka görüşün.
  • Çocuğunuzun zayıf not almasının sebeplerini göz önünde bulundurarak bir plan yapın. Çalışmadığı için derslerinde başarısız oluyorsa, çalışmasına engel olan faktörlerle ilgili düzenlemelere gidebilirsiniz. Örneğin; çok TV izlediği ya da bilgisayar oyunu oynadığı için derslerine yeterince zaman ayıramıyorsa bununla ilgili yeniden bir planlama yapılması gerekir. Çalıştığı halde başarılı olamıyorsa, öncelikle çabasını gördüğünüzü belirtmeniz önemlidir. Fakat bu durumun sebeplerini araştırmak ve öğrenme sürecini onun için kolaylaştırmak gerekir. Bunun için öğretmeniyle iletişime geçerek işbirliğine girin.
  • Gerçekçi hedefler koyun. Hedefleri çocuğun performansına uygun olarak belirleyin. Sınavdan 1 almış bir çocuğun hemen 4 ya da 5 gibi notlar almasını ummak beklentinin yüksek tutulmasıdır.

Karne Alan Çocuğa Nasıl Davranmalı?

Sömestr tatili özellikle karnesinde düşük notlar çocuklar için endişeli bir döneme dönüşebiliyor. Zayıf bir karne karşısında ailelerin suçlayıcı değil, kabul edici ve destekleyici olması gerektiğini hatırlatan DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Nagihan Akarsu, “Notlar, takdirler, birincilikler, çocuklarınızın kişiliğini ölçmez, sadece bilgisini ölçer. Not sadece bir sonuçtur. Asıl önemli olan çocuğunuzun öğrenme bilincine sahip olmasıdır” diyor.

Karne dönemlerinde çocukların üzerindeki baskı giderek artıyor. Özellikle karnesinde kırık notlar olan çocuklar, ailelerin de baskısıyla kendisini başarısız ve yetersiz hissedebiliyor. Okul öncesinde her yaptığı şey için alkışlanan çocukların, okula başlayınca her yanlışı için eleştirilmeye başlandığını söyleyen DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Nagihan Akarsu, “Çocuk okula başlayınca çok ders çalışması, yanlış yapmaması, arkadaşlarından geri kalmaması gibi birçok beklenti vardır. Özgüvenin gelişmeye başladığı bu dönemde çocuk sadece doğru yaptıklarıyla kabul edildiğini ve sevildiğini düşünür. Birlikte yapılan ödevlerde aileler tahammülsüzdür, çocuklarının yapamamalarına katlanamazlar. Bu ise çocuklara gizli bir mesaj verir: “Başarman çok önemli, başarırsan seni daha çok severim.” Maalesef çocukları için en iyisini düşünen aileler bu mesajı verdiklerinin farkında değillerdir. Eğitim sistemi de sürekli onlardan “en iyi”sini olmalarını istemektedir. Henüz kendilerini bulamamış çocuk ve gençler için bu durum tam bir sıkışmışlıktır” diyor.

Yüksek not başarının göstergesi değildir

Öğrenme sürecinin bir değer olduğunu, beklenti ve baskıyla gelişmediğini hatırlatan Akarsu, çocuktaki okuma, öğrenme ve merak etme isteğinin çok çalıştırarak ve herkesi geçerek kazandırılamayacağının altını çiziyor. “Bilgi bir araçtır ama biz çocuklarımızın karnesindeki puanlarla gelecekte nerde olacaklarına, başarılı ya da başarısız olacaklarına fatura keseriz. Her düşük puan bir kaybediş gibidir” diyen Psikolog Nagihan Akarsu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Notlar, takdirler, birincilikler, çocuklarınızın kişiliğini ölçmez, sadece bilgisini ölçer. Not sadece bir sonuçtur. Asıl önemli olan çocuğunuzun öğrenme bilincine sahip olmasıdır. Eğer çocuğunuz, merak etmiyorsa, öğrenmeyi sevmiyorsa ama çok çalışıp 100 alıyorsa asıl burada bir sorun vardır. Sınav akşamları geriliyor, ağlıyor, uyuyamıyorsa, sınav haftası karın ağrıları başlıyorsa ancak yine de 100 alıyorsa bir daha düşünün. Aldığı 100 puan gerçek bir 100 puan mıdır? Yüksek notlar başarıyı göstermediği gibi, düşük notlarda başarısızlığı göstermez. Okul birincisi olan öğrenci hayatta başarılı olamayabilir, sınıfta kalan bir öğrenci çok başarılı bir iş adamı olabilir.”

Düşük notların arkasındaki nedenleri mutlaka araştırın

Zayıf bir karne karşısında ailelerin suçlayıcı değil, kabul edici ve destekleyici olması gerektiğini hatırlatan Akarsu, “Çocuğunuza ‘Elinden geleni yaptın, bazen her şey istediğimiz gibi gitmez. Sen nasıl hissediyorsun kendini? Bu notları düzeltmek istersen neler yapacağımızı düşünelim’ gibi cümleler kurabilirsiniz. En önemlisi de çocuğunuzun aldığı düşük notların arkasındaki nedenleri araştırmalısınız” diyor. Akarsu, ailelere şu önerilerde bulunuyor:

  • Çocuklarınızı tanımaya çalışın, onların kendilerini keşfetmelerine izin verin.
  • Kendi yapmak istediklerinizi değil, onların hayatta bir amacı olmasını sağlayın.
  • Üretken, kendini tanıyan, araştıran çocuklarınızın olması için önce kendinizin de öyle olduğunuzdan emin olun.
  • Kaç puan aldıklarını değil, gösterdikleri çabayı takdir edin.
  • Çocuklar iyi bir meslek sahibi olmak için değil, öğrenmek istedikleri ve keşfettikleri için okula gitmeliler. Zaten bunları yaparlarsa iyi bir meslek sahibi olurlar.
  • Sınav geleceğin belirleyicisi değildir. Her ne olursa olsun ne yapacağınızı biliyor olmak her şeyin belirleyicisidir.
  • Çocuklarınızı koşulsuz kabul ettiğinizi gösterin.
  • Tatil dönemlerinde ödevleri eğlenceli hale getirmeyi deneyin. Bunu bir görev, kural olarak dikte etmeyin.
  • Tatiller çocukların dinlenmesi içindir. Ödevler değil ama öğrenme devam edebilir.
  • Her şeyden önemlisi en büyük başarı çocuklarınızı sadece yaptıklarıyla değil, yapamadıklarıyla da sevin.

Karne Öğrenme Merakının Katilimi?

Hayata öğrenme merakı ile gelen, çoğu zaman sorularından bunaldığımız okul öncesi yaş grubu çocuklarımız, ne oluyor da sonrasında ilkokul sıraları ile başlayan eğitim hayatlarında giderek bu öğrenme aşklarından vazgeçiyorlar?

Ya karneler olmasaydı? Birçoğumuzun bu soru karşısında “çocuklar ders çalışmazlardı” diye düşündüğünden eminim. Peki burada bir yanlışlık yok mu? Hayata öğrenme merakı ile gelen, çoğu zaman sorularından bunaldığımız okul öncesi yaş grubu çocuklarımız, ne oluyor da sonrasında ilkokul sıraları ile başlayan eğitim hayatlarında giderek bu öğrenme aşklarından vazgeçiyorlar? Öğrenme ne zaman iyi not almak için ezberlenmesi gereken bilgiler bütünü haline dönüşüyor? Öğrencilerin öğretmenler tarafından not ile değerlendirilmediği bir sistem gerçekten bir ütopya mı?

Gelin bunu Kanada Alberta’da öğretmenlik yapan ve sınıfında not vermeyi kaldıran Joe Bower’ın ağzından dinleyelim:

“Not vermeyi, okulların kullandığı uyuşturucu gibi görmeye başladım. Çünkü hepimiz ona bağımlı hâle geliyoruz. Notlar, aslen öğretmenlerin kullandıkları araçlardır ancak bugün öğretmenler notlar tarafından kullanılan araçlara dönüştüler.”

Bower’ın keşfettiği şey, notlara duyulan güvenin onu bir öğretmen olarak daha etkisiz hâle getirdiği ve öğrencileri üzerinde olumsuz bir etkiye sebep olduğudur. Birçok öğrenciye bu dersin sonunda ne öğrendiklerini sorduğunda genellikle öğrencilerin “Ben bu dersten A aldım” şeklinde cevap verdiklerini deneyimlemiştir. Her ne kadar okulu kendisinden notları yazılı bir raporla sunması için ısrar etse de, kendisi diğer tüm notları kaldırdı. Öğrencilerinden kendi çalışmalarını değerlendirmelerini istedi ve onlardan görüş aldıktan sonra vermesi gereken raporu teslim etti. Öğrencilerin önerileri genellikle onunkiyle aynıydı ve hatta çoğu durumda öğrencilerin kendileri için yüksek olandan daha düşük not önerdiği anlar olurdu.

Not vermeyi bıraktığında, öğrencilerinin üzerindeki baskı hafifledi ve öğrenciler aldıkları notlara odaklanmak yerine ödevlerinin içeriğine ve sınıf çalışmalarına odaklanmaya başladı.

“Gerçek öğrenme gibi mükemmel bir karmaşıklığa sahip bir şeyi azaltmaya çalıştığımızda, her zaman ortaya koyduğumuzdan daha fazlasını gizleriz. Sonuç olarak, not vererek değerlendirme yapmak yanlıştır çünkü değerlendirme bir hesap tablosu değil, bir görüşmedir. Ben öğrencilerini her gün değerlendiren çok aktif bir öğretmenim ancak ben not defterimi yıllar önce çöpe attım. Eğer biz kendi yolumuzu belirler ve not vermeyi değil öğrenmeyi okulun ana odak noktası haline getirirsek işte o zaman öğrenmeyi azaltma ve insanları sayılarla değerlendirme çılgınlığından vazgeçme ihtiyacı duyarız.” (Ken Robinson,Yaratıcı ÖğrencilerSola Unitas Academy )

“Öğrenmeyi öğrenmek” hayattaki en önemli becerilerden biridir. Biz çocuklarımızın öğrenme tutkularını not baskısı altında ellerinden alabiliyoruz. Öğrenme sadece iyi not alabilmek için gerçekleştiğinde aslında kalıcı da olmuyor. Bir taraftan da iyi olduğu alanlarda çocuğun kapasitesini kısıtlayabiliyor. Aileler olarak çocuklarımıza “Zaten bu derste notun iyi, eksik olan dersine odaklan” diyebiliyoruz. Yetenekli olduğu alanda daha çok öğrenme ihtiyacı içinde olabilecek öğrencinin de bu konuda önünü kapatmış oluyoruz.

Mizaç ve meslek seçimleri konusunda çalışan İzotomi Uzmanı ve Öğrenci Koçu Banu Evren şöyle aktarıyor. “Öğrencilerle ve ailelerle çalışan bir uzman olarak ayrıca birbirinden çok farklı akademik başarıya ve yeteneklere sahip olan 2 çocuk annesi olarak ebeveynlere tavsiyem karneler eve geldiğinde notlara bir de bu perspektiften bakmalarıdır. Çocuklarımız farklıdır ama değerlendirme listesi aynıdır. Öğretmenler ve aileler olarak görevimiz çocukların bireysel potansiyellerini, güçlü yönlerini belirlemek, yetenek alanlarına göre destek vermektir. Araştırmalar gösteriyor ki çocuklara merak ettikleri, ilgi duydukları alanlarda gelişim fırsatı tanırsak ve güçlü yönlerine vurgu yaparsak diğer alanlarda da başarılı olma yüzdeleri artmaktadır.

Çocukların hayat başarısına yüzde 80 etkisi olan duygusal zekayı ise hiçbir karne ölçmemektedir. İletişim becerisi, empati, takım çalışması, yardımlaşma, özgüven, kendini sözel olarak iyi derecede ifade edebilme, münazara yeteneği, haklarını savunabilme, yaratıcı problem çözme becerileri hiçbir karnede yoktur. Yarışa odaklı, birbirlerini not konusunda rakip olarak görmeyi sağlayan test usulü eleme sistemlerinin var olduğu eğitim sisteminde işbirlikçi, proje tabanlı, paylaşımcı bir öğrenme olması çok da mümkün değildir. Hem eğitim hayatında hem sosyal hayatta çocukların bu yönlerinin desteklenmesi çok önemlidir. Karnelerdeki notlara odaklanmak yerine; uzmanlar olarak bu konuları konuşmalı, öğretmenler olarak bu yetkinlikleri geliştirecek fırsatlar yaratmalı, veliler olarak da talep etmeliyiz.

Karneler hemen ortadan kalkmayacak ve değişimler süreç içerisinde yavaş gerçekleşecek olsa da ilk adımları atmak son derece önemlidir. Ebeveynlerin karneyi gündem olmaktan çıkarmaları ve öğretmenlerin de öğrencilere rol model olan, dinleyen, koçluk yapan liderleri olmaları gerekiyor.”

Yarıyıl Tatiline Özel 9 Öneri

Yoğun geçen eğitim öğretim dönemine yarıyıl tatiliyle ara verilirken, ailelere bu süreçte önemli görevler düşüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Doç. Dr. A. Evren Tufan, tatilin ilk birkaç günü çocukların mutlaka dinlenmesine izin verilmesi gerektiğini belirtirken, sonrasında onların gelişimlerini ve aile içi iletişimi destekleyecek şekilde vakit geçirilmesinin, bunu yaparken de çocukları etkinliğe boğmamanın önemini vurguluyor. Doç. Dr. A. Evren Tufan, ebeveynlere; çocuklarının hem eğlenecekleri hem de öğrenecekleri bir sömestr tatili için 9 önerisini sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

  • Çabalarını ve başarılarını takdir edin

Yaşı ve ders başarısı ne olursa olsun, her çocuk yarıyıl tatilinde ödüllendirilmek ister. Maddi değil manevi değeri yüksek ödül seçin ve çocuğunuza akademik sonucundan çok çabası ve çalışması için takdir ettiğinizi vurgulayın. Karnedeki notlarını, çocuğunuzun başarısının ve gelişmesinin tek göstergesi olarak değerlendirilmeyin, çocuğun ve ailenin geliştirmesi gereken alanları belirttiğine dikkat edin. Ödüllendirme ve geri bildirimlerde üslup çok önemli. Sınıf arkadaşları, kardeşleri ve akrabaların çocukları ile kıyaslamaktan kaçının.

  • Karnesine nasıl yaklaşmalı?

Karnedeki notlar anne babalar tarafından başarının tek göstergesi olarak görülebilir. Diğer yandan çocuklar da notları nedeniyle kaygı duyabilir ve ebeveynleri ile bu notları paylaşmaktan çekinebilir. Anne babaların çocuklarına çaba ve başarıları için geri bildirim verirken sadece zorlandığı alanlara değil, güçlü yanlarına da odaklanması ve karnedeki notların akademik başarının tek göstergesi olmadığını göz önüne almaları önemlidir. Geri bildirimlerde aşırı tepkiler ve sert yorumlardan, diğer çocuklarla kıyaslamadan kaçınılmalı, notların geliştirilmesi gereken alanları gösterdiği vurgulanmalıdır. Sayısal veya sözel dersler gibi belli alanlarda, uzun süren ve baştan beri devam eden, çocuğun diğer alanlardaki başarısı ile uyumsuz zorlanmanın öğrenim güçlükleri veya dikkat sorunlarını gösterebileceğine dikkat edilmeli ve bu konuda bir uzmandan yardım istenmelidir.

  • İlk birkaç gün sadece dinlenmesine fırsat tanıyın

Çocukların uzun ve yoğun bir eğitim döneminden çıktığını göz önüne alarak, yarıyıl tatilinin ilk birkaç günü sadece dinlenmelerine izin verin. Bu süre çocukların kendi hallerine bırakıldıklarındaki davranışları hakkında ebeveynlere bilgi sağlayıcı oluyor ve tatil programını hazırlarken yol gösteriyor. Birkaç günlük dinlenmenin ardından, çocuğunuzun güçlü ve zayıf yanlarını da göz önüne alınarak ailece bir tatil programı oluşturabilirsiniz.

  • Tatil boyunca sadece akademik performansa odaklanmayın

Anne babaların ders yılı içerisinde ve yarıyıl tatilinde çoğunlukla akademik başarıya odaklanmaları ve tatilde de sürekli ders çalışmaya vurgu yapmaları çocuklarda yılgınlık, umutsuzluk veya inatlaşma gibi tepkilere yol açabiliyor. Sağlıklı bir gelişim için akademik alanın dışında sosyal, duygusal ve bedensel gelişimin de önemli olduğu açık. Dolayısıyla, yarıyıl tatilini çocuğunuzun sadece ders çalışacağı ve ödev yapacağı bir zaman aralığı olarak görmeyin ve bütüncül gelişimi için bir fırsat olarak değerlendirin.

  • Ortak zevk alacağınız etkinlikler yapın

Yarıyıl tatili, ailece verimli ve keyifli bir şekilde zaman geçirebilmek için bir fırsat. Çocuğunuzla şartlarınıza uyan şekilde çevrenizdeki tarihi ve kültürel yapıları gezin ve gezdiğiniz yerlerle ilgili konuşun. Diğer yandan evde beraberce kitaplar okumak ve okunan kitaplar üzerine konuşmak da aile içi iletişimi destekliyor ve çocukların kendilerini ifade etme becerilerini geliştiriyor. Çocuğunuzu spor ve bedensel etkinliklere yönelmeleri için teşvik edebilir; sinema, tiyatro ve konserlere gitmek ya da akrabaları/komşuları ziyaret etmek ailece yapılabilecek etkinlikler arasında sayılabilir.

  • Çocuğunuzu etkinliklere boğmayın

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzmanı Doç. Dr. A. Evren Tufan “Yarıyıl tatili, ailece verimli ve keyifli bir şekilde zaman geçirebilmek için bir fırsattır. Bu fırsatı, kısıtlı bir zaman aralığında yerine getirilmesi gereken pek çok etkinlikle doldurmak ve çocukları bir etkinlikten diğerine koşturmak hem katıldıkları faaliyetlerden zevk almalarını engeller hem de aile içi ilişkileri olumsuz olarak etkileyebilir. Yarıyıl tatilinde çocukların sadece dinlenebilecekleri zaman aralıklarının da planlanması önemlidir” diyor.

  • Arkadaşları ile vakit geçirmelerine fırsat verin

Ders ve ödevlerin yoğunluğu nedeniyle çocukların çoğu arkadaşları ile kısıtlı zaman geçirdiğinden, yarıyıl tatili arkadaşlarıyla görüşebilmesi ve vakit geçirebilmesi için de bir fırsat sunuyor. Yaşıtları ile keyifle oynayarak veya spor yaparak geçirilecek bir zaman aralığı her çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine olumlu etkide bulunuyor. Bu nedenle çocuğunuzun arkadaşlarıyla geçireceği vakitleri ve etkinlikleri onun yaşına ve gelişim düzeyine göre planlayabilirsiniz. Evde buluşma ya da sinema/tiyatroya beraber gitme gibi faaliyetler planlayabilirsiniz.

  • Program yapın

Zamanı verimli kullanabilmek, her yaştan birey için önemli bir beceri. Eğitim ve öğretim çağındaki çocuklar programları genellikle ders ve okul ile ilişkilendirdiğinden tatilde yapabileceklerini programlayamayabiliyor. Yarıyıl tatilini verimli şekilde geçirmek için program yapması konusunda çocuğunuza destek olmanız önemli. Tatil programını ailece yapın ve derslere/ödevlere ve diğer etkinliklere dengeli şekilde vurgu yapın. Tatil programı çocukların ödevleri ve derslerini son günlere sıkıştırmasını da engelleyebilir ve onlara düzenli çalışma alışkanlığı kazandırabilir.

  • Tablet ve televizyona sınır koyun

Tatil, çoğu çocuk için kuralların olmadığı, istedikleri kadar televizyon seyrettikleri, bilgisayarda oyun oynadıkları ve istedikleri saatte yatıp, geç vakitte uyandıkları bir dönem. Ancak, bu tür bir kuralsızlık hem yarıyıl tatilinin verimli bir şekilde geçirilmesini hem de okula tekrar başladığında ders ve uyku saatlerine uyumu engelliyor. Tatilde, her ailenin kendine özgü olan kurallarının esnetilebileceğini ancak tamamen ortadan kaldırılmayacağını çocuğunuza anlatın. Bilgisayar/televizyon karşısında geçireceği zamanı okul dönemindekine göre artırabilirsiniz ancak mutlaka bir sınır koyun. Tatil süresince yapacağınız programda uyku saatini de belirleyerek geç yatma eğilimini kontrol edin.

  • Yaşlarına uygun sorumluluk ve görevler verin

Yarıyıl tatilini, çocuğunuza sorumluluk duygusu kazandırabilmek için bir fırsat olarak da görebilirsiniz. İlgi alanına göre ev içinde verilecek görev ve sorumluluklar, hem aile içi iletişimi artırıyor hem de onlara sorumluluk duygusu kazandırıyor. Örneğin yaşına ve gelişim düzeyine göre, oda ve eşyaları toplamadan faturaları ödemeye kadar değişebilen sorumluluklar verebilirsiniz. Verilen sorumluluk ve görevlerin mükemmel olarak gerçekleştirilmesinden çok yerine getirebilmek için harcanan çaba önemli. Çocuğunuzun çabaları ve başarıları için vereceğiniz geri bildirimlerde üslubunuza dikkat edin.

 

 

Exit mobile version