Yoldaki Işık Sensin

“Beni bende demen bende değülem
Bir ben vardır bende benden içeru.”

– Yunus Emre
İnsan en çok kendine kör. Görmüyor içindeki hazineyi. Ancak gözün görmediğini gönül biliyor. O yüzden gözünün gördüğü yere değil gönlünü çeken yere gideceksin. Yüreğini dinlemeyi bileceksin.
Gönül burada tek kılavuzundur ve sana mutlaka doğru yolu gösterir. Yapman gereken şey o yolu takip etmek ve yüreğin yolculuğuna çıkmaktır.
“Senin gözün açık, kalbin uyuyor; benim gözüm uyuyor, gönlüme kapı açılmış!” der Mevlana.
Yirmili yaşlarımda işte böyle bir yola baş koydum. Kolombiya’dan Hindistan’a binlerce mil yol kat ettim. Yüreğimin sesini dinledim. Kâh Şamanlarla ayinler yaptım kâh kozmik varlıklardan ilahi dokunuş aldım. Bir gün, bir odada içimdeki karanlığa ilk adımımı attım. Ve asıl yolculuğum o zaman başladı!
Şimdi senin yolculuğun için buradayım. Bu kitabı kendi hayatım üzerinden yolu anlatmak, sana yardım etmek, cesaret vermek için yazdım. Yirmi yıldan fazladır yoldayım ve her gün yeniden ilk günkü kadar heyecanla uyanıyorum güne. Bugün artık sadece yolcu değilim, yola çıkanların da kılavuzluğunu yapıyorum. Ne mutlu bana ki Yaradan bana bu hayatı nasip etti

Netizen’ler için The Kitap’tan seçtik

The Kitap Yayınları #Birkitapbinbilgi mottosu ile Türkiye’de entelektüel sermayenin gelişimine katkıda bulunmayı misyon edinmiş bir mecradır.
Şimdi gelin Netzen’ler için seçkimizi inceleyin:

1. Kendinden Emin Bir Şekilde Kodlama

2. Başarı Kitabı

3. Wikipedia'ya İnanmalı Mıyız?

4. 21.Yüzyılda Konumlandırma

5. İk Etkisi

6. Karar Kitabı

Sen Çözemezsen Kant Çözer

Fransız yazar Marie Robert’in Ayrıksı Kitap’tan çıkan Sen Çözemezsen Kant Çözer kitabıyla sorunlar tek tek çözülecek.

Batılı filozoflardan gelen bilgeliğin incilerini kullanarak modern yaşamın günlük zorluklarıyla yüzleşmemizde bize ışık tutan Sen Çözemezsen Kant Çözer Ayrıksı Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Benzersiz eserleri okuyucuyla buluşturma hedefiyle yayın hayatına başlayan Ayrıksı Kitap’ın ilk kitabı Sen Çözemezsen Kant ÇözerKant, Nietzsche, Platon ve Spinoza gibi düşünürlerin hayatınızın en büyük krizlerini çözmede sizlere yardımcı olmak için yazılmış bir kitap.

Felsefe mezunu Fransız yazar Marie Robert’in kaleme aldığı kitap; esprili, pratik ve düzenleyici olmasının yanı sıra hepimizin kaotik, yeni bir dünyayı anlamamıza yardımcı olmak için geçmişin en iyi düşünürlerini 21. yüzyıla getiriyor.

Edip Cansever’in “Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya, azınlığa tutkunuz,” dizelerinden esinlenen yayın çizgisiyle yayın hayatına adım atan Ayrıksı Kitap, kitap türlerinde de ayrıksılık gösteriyor. Kişisel gelişim türünü Bana Öyle Bir Kitap Verin ki Hayata Başka Bakayım başlığı ile okuyucuyla buluşturan Ayrıksı Kitap, ilk kitabı olan Sen Çözemezsen Kant Çözersayesinde klasik kavrayıştan nasıl kurtulacağına dair tavsiyeler alacak ve bugün yaşamınızı daha kolay yönlendirebileceksiniz.

Kitap Hakkında :

KEÇİLERİ KAÇIRDIĞINIZ ANLARDA HANGİ FİLOZOFUN YANINIZDA OLMASINI İSTERDİNİZ?

KANT, NIETZSCHE, SPINOZA, PLATON İMDADINIZA YETİŞİYOR !

Kontrol edemediğimiz durumlar, her şeyin yerle bir olduğu kaos dakikaları, öfkenin, gözyaşlarının, suçluluğun, anlayışsızlığın, utancın esiri olduğumuz yani keçileri kaçırdığımız anlar… Bu kriz anlarına kim çözüm getirebilir?

Kant, Nietzsche, Platon, Spinoza… Düşünceleriyle tarihe yön veren bu filozofların hayatınızın en büyük krizlerini çözmede size yardımcı olmak için yanınıza geldiğini düşünün. Bu kitapta tarihin en büyük on iki filozofu modern hayatın günlük sorunlarına çözüm getirebilmek için bir araya geliyor. Bir sonraki kriz anında telaşlanmak yerine bu filozoflardan yardım alabilirsiniz.

Marie Robert bu kitapta felsefeyi kütüphane raflarından çıkarıp ilişkilerimizin, işimizin ve bilhassa da gündelik hayatımızın tam kalbine yerleştiriyor.

Küçük Ejderha Kokosnuss Serisinin 17. Kitabı Ejderha Adasında Panik Raflarda Yerini Aldı

 

Çocukların hayal gücünü geliştirmeye öncelik veren abm Yayınevi tarafından yayımlanan Küçük Ejderha Kokosnuss serisinin 17. kitabı Ejderha Adası’nda Panik raflarda yerini aldı. Minikler tarafından uzun zamandır beklenen bu kitap, yanardağın içine düşen bir cisim ile Kokosnuss ve arkadaşlarının Ejderha Adası’nda geçirdiği sıcak macerayı konu ediyor.

 

abm Yayınevi tarafından yayımlanan Küçük Ejderha Kokosnuss serisinin 17. kitabı Ejderha Adası’nda Panik ile Kokosnuss ve arkadaşları bu sefer sıcak bir maceraya atılıyor. Ünlü Alman yazar Ingo Sienger’in yazıp çizdiği bu kitap, çocuklara rahat ve keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

 

Bu yeni macerada Kokosnuss, arkadaşları Matilda ve Oskar ile birlikte sahilde oynarken renkli dikenleri olan turuncu bir uçan cismin yanardağın içine düştüğünü fark ediyor. Bu gördükleri neydi acaba? Kayan bir yıldız mıydı, UFO mu, yoksa bir gök taşı mı? Kısa bir süre sonra volkanik dağdan alevli kaya parçalarının yağmaya başladığını anlıyorlar. Ejderha adasının tehlike altında olabileceğini düşünen üç arkadaş acaba ateş püskürten bu dağı yatıştırabilecekler mi?

 

Kitap Adı: Küçük Ejderha Kokosnuss – Ejderha Adası’nda Panik

Yazan ve Resimleyen: Ingo Siegner

Editör: Göyçen Gülce Karagöz

Genel Yayın Yönetmeni: Ö. Çağla Acar

Sayfa Sayısı: 72

Ebat: 13,5 cm x 19,5 cm

Etiket Fiyatı: 18,43 TL

Yayınevi: abm Yayınevi

Nazan Arısoy’dan Aşkla Yeniden Doğuşun Kitabı

Yazar Nazan Arısoy, yeni romanı Aşk’a Kadar Kapalıyız ile mutlu insan olmanın önünü kesen, kalın, gri, umutsuzluktan olma keder duvarlarını yıkıyor. Hayykitap’tan basılan eser, okuyucuları adeta aşkla yeniden doğuşun mucizesine tanık ediyor.

Kitapları yüzden fazla basım yapan Yazar Nazan Arısoy’un yeni romanı Aşk’a Kadar Kapalıyız, Hayykitap logosuyla okurlarla buluşuyor. Nazım Hikmet, Tomris Uyar, Cemal Süreya gibi büyük yazar ve şairlerin ‘ruhlarına girerek’ yazdığı biyografik romanlarla adından söz ettiren Nazan Arısoy, yeni kitabında hepimize ayna tutuyor ve modern zamanların zalimlikleriyle ruhları aşk enkazına dönmüş iki gencin hikâyesi üzerinden aşkı yeniden var ediyor.

İki kırgın yüreğin canları yandıkça başka yürekleri değersizleştirme hırsıyla insanlıklarını kirletmelerini, birgün bunun ağırlığının farkına varmalarıyla bir daha kimseye acı, yara oluşturmamak için aşka tövbe etmelerini ancak aşkın gelişiyle mucizelere kapı açmalarını konu alan Aşk’a Kadar Kapalıyız, ruhlarımızda açtığımız yaraları fark ettirecek, “Neden hep aynı insanları çekiyorum?”, “Neden ilişkilerimde mutlu olamıyorum?” diye soranlara ise yanıt kapılarını aralıyor.

Kitap hakkında kim ne dedi?

“Aşksız seviştiğiniz kalbe kurşun sıkarsınız, yapmayın… Onunla karşılaştığımda, aska kapalıydım. İçeride çağların tadilatı vardı. Gözlerime kan oturmuş, ruh pınarlarımı kurutmuştu. Ona sadece sunu söyleyebilirim: ‘Seni daha erken göremediğim ve şimdi sana geç kaldığım için affet.’ Aşk’a gecikmeyin!”

Osman Sınav

“Hayat… Doğarız, sevinçten ağlarlar. Ölürüz, acıdan ağlarlar. Arada yaşarız, farkına varmazlar. Tabii aşk yoksa… O nedenle aşk hayatın en gerçek tanımıdır. ‘Visibilia Ex Invisibilibus…’ Eskiler, gördüğümüz ve dokunduğumuz her şeyin görünmeyenden kaynaklandığını söylerler. İşte görünmeyen şey aşktır. Nazan Arısoy da aşkı olabilecek en çarpıcı dil ve üslupla kaleme almış. İyi de yapmış!”

Uğur Batı

“Sanırlar ki onları hayatta tutan şey, pişman olmaktan çok pişman etmeyi seven yapılarıdır. Bu, o insanların hem koruyucu kalkanı hem öldürücü silahıdır. Güvensizliğin ortasında güvende hissederler kendilerini, onlar için dökülen gözyaşları biriktikçe içten içe haz duyarlar bundan, ağlayan kendi gözleri olmadığından. Umursamazlar hiç birini, gelenleri ve gidenleri; ama ne yapsalar da gitmez lanetlenmiş ruhları, içlerinde ölenlerin…”

KÜNYE

Yazar: Nazan Arısoy

Yayınevi: Hayykitap, 577 sayfa

Kategori: Edebiyat 92

Türü: EDEBİYAT/Roman

Birinci baskı: Nisan 2019

Sayfa sayısı: 224

Ebat: 13,5×21 cm

Fiyatı: 26 TL

ISBN: 978-605-2214-84-8

Barkod: 9786052214848

Kitap; Ağrının Hikâyesi: Duadan Ağrıkesicilere

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlanan Ağrının Hikayesi: Duadan Ağrıkesicilereadlı kitap raflardaki yerini aldı. Tıp ve Tıp Tarihi kategorilerinde yayınlanan kitap, Londra Üniversitesi Birkbeck Tarih Profesörü Joanna Bourke tarafından kaleme alındı, Ebru Kılıç tarafından Türkçe’ye kazandırıldı.

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlanan Ağrının Hikayesi: Duadan Ağrıkesicilere adlı kitap raflardaki yerini aldı. Tıp ve Tıp Tarihi kategorilerinde yayınlanan kitap, Londra Üniversitesi Birkbeck Tarih Profesörü Joanna Bourke tarafından kaleme alındı, Ebru Kılıç tarafından Türkçe’ye kazandırıldı.

Ağrıyı hastalık ve hastalık grupları üzerinden değil, ağrı çeken bedenin takdir edilmesi yoluyla daha iyi anlayabileceğimize inanan Joanna Bourke, içimizdeki en yakarıcı tonları açığa çıkaran sesin ağrı çeken insanın sesi olduğunu vurguluyor. Istırabın paylaşılan, insan olmanın anlamını bir ağ gibi yoğun bir şekilde sarmalandığını ifade ettiği Ağrının Hikayesi: Duadan Ağrıkesicilere, bir ağrı olayının her zaman bireyin yaşamına ait, onun yaşam öyküsünün bir parçası olduğunu belirtiyor.

Kitap, ağrı çeken insanların kullandığı dilleri analiz ederken, ağrıyla ilgili derin bir kavrayışa sahip olmak isteyen, ağrı klinikleriyle, palyatif bakımla, ağrı araştırmalarıyla ilgisi olan, hastaları ve kendileri için ağrının anlamını bilmek isteyenler okuyucuları hedefliyor. Kitap, ıstırabın hastalar, doktorlar ve hemşireler arasındaki klinik karşılaşmalarda nasıl bir rol oynadığı, ağrı çeken bir insanın kıvranan bedeni ve söze dökülmeyen inlemelerine tanık olduklarında, bazı tanıkların neden buna sırtını döndüğü ve metaforik ağrı dilleri incelendiğinde, ağrının algılanmasındaki tarihsel değişiklikler hakkında nasıl spekülasyonlarda bulunabileceğimizi sorguluyor.

Joanna Bourke, üç yüzyıllık Batı literatüründen yararlanarak, ağrı pratiğinin, dil, kültür ve beden arasındaki dinamik iç bağlantılar sürecinde inşa edilme ve yeniden kurulma biçimlerini tarihsel olarak inceliyor.

Künye Bilgisi:

Yazar: Joanna Bourke

Çeviren: Ebru Kılıç

Fiyat (KDV Dâhil): 38 TL

ISBN: 978-605-2116-81-4

Barkod: 9786052116814

Ürün Sırası: 187

Ana Kategori: Tıp, Tıp Tarihi

Ebat: 16,5 x 24 cm

Sayfa Sayısı: 375

Kapak Türü: Karton Kapak

Jack London’ın Âdem’den Önce Adlı Eseri Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi’nde Yerini Aldı.

  1. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli kalemlerinden Jack London’ın Âdem’den Önce adlı eseri Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Dizisi’nde yerini aldı.

Charles Darwin’in evrim kuramının bilim camiasının ardından tüm dünyaya yayılmasıyla, bu bilimsel atılım edebiyatta da yankı buldu. Nobel ödüllü Rudyard Kipling gibi evrim konusuna ilgi duyan yazarların öykü ve romanlarıyla, sonradan ‘tarihöncesi edebiyatı’ olarak adlandırılacak olan yeni bir edebiyat türü doğdu. Tarihöncesi edebiyatın kurucu metinlerinden olan Âdem’den Önce, bilimsel gelişmeleri yakından takip eden Jack London’ın en yaratıcı kurgularından biridir.

London, bu eserinde rüyalarında tarihöncesi bir çağda yaşayan alter ego’su Kocadiş’in başından geçenleri gören modern bir Amerikalı çocuğun öyküsünü anlatır. O çağda üç ayrı tür insansı bulunmaktadır: Henüz ağaçtan inmemiş, vahşi maymunlara daha yakın Ağaç İnsanları; Kocadiş’in “Halk” olarak adlandırdığı ve kendisinin de ait olduğu, hem ağaçlarda hem de mağaralarda yaşayan tür; bir de bu insansıların en gelişmişi olan, ateş yakıp ok ve yay kullanan Ateş İnsanları.

Eser, 20. yüzyıl başlarında evrim meselesini kamuoyunun gündemine taşımasıyla dikkat çeker. London modern anlatıcısının binlerce asırlık bir mesafeden baktığı ilkel insanın düşünce yapısını düş gücüyle zenginleştirerek aktarır. Uzak atalarımıza ve içinde yaşadıkları, dur durak bilmeyen bir çatışma ve hayatta kalma mücadelesinin süregeldiği gaddar dünyaya ilişkin karanlık bir tablo çizer.

Âdem’den Önce, Levent Cinemre’nin özenli çevirisiyle İş Bankası Kültür Yayınları etiketiyle tüm kitapçılarda…

Jack London (1876-1916): Asıl adı John Griffith Chaney olan Jack London, San Francisco’da doğdu. Çocukluğunu anne ve baba sevgisinden mahrum geçirdi. Babası tarafından terk edildikten sonra, California’daki Oakland’da, annesinin ve London soyadını aldığı üvey babasının yanında yetişti. On dört yaşında okulu bırakarak serüven dolu bir hayata başladı. On dokuz yaşına geldiğinde, dört yıllık ortaöğrenimini bir yılda tamamlayarak California Üniversitesi’ne girdi. Ancak öğrenimini yine yarım bıraktı. İlk kitabı Son of the Wolf (1900; Kurdun Oğlu) geniş bir okur kitlesine ulaştı. Ona kalıcı bir ün sağlayan yapıtı ise The Call of the Wild (1903; Vahşetin Çağrısı) oldu. Diğer önemli yapıtları arasında White Fang (1906; Beyaz Diş) ve Iron Heel (1907; Demir Ökçe) sayılabilir. En kalıcı yapıtlarından biri olarak kabul edilen Martin Eden’ın (1909) yanı sıra iki otobiyografik romanı daha vardır: The Road (1907; Yol) ve John Barleycorn (1913). Kitapları yabancı dillere en çok çevrilmiş Amerikalı yazarlardan biri olan London, 1916’da ardında çok sayıda eser bırakarak hayata gözlerini yumdu.

Geçen Yıl 61 Bin 235 Kitap Yayımlandı

2018 yılında 67 bin 135 materyalin Uluslararası Standart Kitap Numarası aldığı tespit edilirken, bu rakamın 2017 yılına oranla yüzde 11,3 arttığı tespit edildi. Sadece yayımlanan kitap sayısı ise 61 bin 235 olarak kayıtlara geçti.

Ajans Press, 2018 yılında Uluslararası Standart Kitap Numarasına sahip olan veri detaylarını inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, 2018 yılında 67 bin 135 materyalin Uluslararası Standart Kitap Numarası aldığı tespit edildi. Bu rakam 2017 yılına oranla yüzde 11,3 artış gösterirken, geçen yıl yayımlanan kitap sayısı ise 61 bin 235 olarak kayıtlara geçti. Yayıncılar tarafından çıkartılan diğer materyaller ise; 5 bin 177 web tabanlı elektronik kitap ve 28 konuşan kitap şeklinde belirlendi. Materyaller türüne göre değerlendirildiğinde ise geçen yıl en çok eğitim alanında kitabın yayımlandığı kaydedildi.

ITS Medya ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. Geçtiğimiz yıl kitaplarla alakalı basına 147 bin 465 haber yansırken, kütüphanelerin cep telefonuna taşınması ile ilgili haberlerin büyük yankı uyandırdığı görüldü.

‘Küresel Roman’ı Türkiye’de ilk kez VBKY yayımlıyor

Amerikalı edebiyat eleştirmeni ve editör Adam Kirsch’ün “Küresel Roman: 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak” isimli kitabı Türkiye’de ilk kez yayımlanıyor. VakıfBank Kültür Yayınları’nın okura sunduğu bu kitapta Kirsch, Orhan Pamuk, Haruki Murakami ve Margaret Atwood gibi dünyaca ünlü yazarların eserlerini ulusal bakış açısı yerine evrensel değerleri dikkate alarak yazdıklarını söylüyor.

Dünyaca ünlü yazarlar eserlerini ülkelerinin ulusal edebiyat değerleri doğrultusunda değil de evrensel olana yönelerek kaleme alıyor. Temalar, kurgular, karakterler, karşıtlıklar ile altı çizilmek istenen öğeler herkese hitap edince çalışmalar hızlıca birçok dile çevrilebiliyor, böylece geniş kitlelere ulaşılıyor.

Türkiye’de ilk kez VakıfBank Kültür Yayınları’ndan (VBKY) çıkan ve çevirisini Abdullah Yılmaz’ın yaptığı “Küresel Roman: 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak” adındaki kitabında bu olguyu dile getiren Adam Kirsch, “Yerel olan, dünya çapında bir fenomenin parçası olarak görülebildiği oranda saygınlık ve anlam kazanır” diyor.

Edebiyata damga vuran yazarlar

Harvard Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra The New York Times ile The New Yorker gibi ABD’nin en saygın mecralarında edebiyat eleştirmenliği ile editörlüğü yapan Kirsch, aynı zamanda Columbia Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak yaşamına devam ediyor. Britanya edebiyatı başta olmak üzere birçok edebi konu üzerine kapsamlı çalışmalar ortaya koyan ve incelemeler yazan Kirsch, “Küresel Roman”da ise dünya edebiyatına damga vuran yazarların eserlerinden hareketle görüşlerini aktarıyor.

“Ulusal edebiyat artık anlamını yitirdi”

Kitapta, “Bir uygarlık felaketi dışında, edebiyatın artık o dar, üstelik salt ulusal bakış açısına geri dönebileceğini düşünmek neredeyse imkânsız” sözlerini kaydeden Kirsch, bu olguyu ilk öne süren kişinin de Alman yazar Goethe olduğunu belirterek, onun şu sözlerini satırlara kaydediyor: “… Ulusal edebiyat artık anlamını yitirmiş bir terimdir; dünya edebiyatı çağı kapıdadır ve herkes onun yaklaşmasını hızlandırmak için elinden geleni yapmalıdır.”

Pamuk, Atwood, Murakami…

Kirsch Türkiye’den Orhan Pamuk, Şili’den Roberto Bolaño, Nijerya’dan Chimamanda Ngozi Adichie, Pakistan’dan Mohsin Hamid, Kanada’dan Margaret Atwood, Fransa’dan Michel Houellebecq, İtalya’dan Elena Ferrante ve Japonya’dan Haruki Murakami’nin eserlerini inceliyor. Konuyla ilgili şöyle söylüyor: “Bu yazarlar altı dili, beş kıtayı kapsıyor ve anlatı stratejileri ile yazı üslupları da bir o kadar çeşitlilik taşıyor. Onları birleştiren bir şey varsa o da belki çağdaşlıkları ve ‘küresel’ romancı olmak gibi bir statüye sahip olmalarıdır.” Kirsch’e göre küresel roman, birçok yerde yaşayan insanlar için ortak olan bir yaşam tarzını tasvir ediyor: “21. yüzyılda kentsel hayatın yer değiştirebilirliğini vurgular; ya da farklılıkların önemini ve sınırlar ötesi ile iletişimin zorluğunu vurgulayan bir romandır.”

VBKY’nin yayımladığı “Küresel Roman: 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak”, edebiyat tarihine damgasını vuran yazarların eserlerini kaleme alırken hangi kriterlere uyduğunu, beslendikleri kaynakları, okura sunduklarını ve küresel roman olgusunu yalın ama etkileyici bir anlatımla detaylandıran önemli bir eser.

Künye

Eser adı: Küresel Roman: 21. Yüzyılda Dünyayı Yazmak

Yazar: Adam Kirsch

Yayınevi: VakıfBank Kültür Yayınları

Sayfa sayısı: 104

Fiyatı: 18 TL

Külkedisi Mısır’da bir köle, prens ise bir firavun!

Dünyanın dört bir köşesinde, birbirinden farklı pek çok Külkedisi masalı var. Nil Nehri’nin Külkedisi ise bilinen en eskisi… 2000 yıllık “Mısırlı Külkedisi” efsanesinden uyarlanmış. Efsaneyi ilk kez Yunanlı tarihçi Strabon kaleme almış. O da Herodot’tan aktarmış. Masalımızın kahramanlarından biri de Ezop!

Al yanaklı, kızıl saçlı güzel Rhodopis, Yunanistan’dan kaçırılıp Mısır’a götürülür ve köle olarak satılır. Nehirde çamaşır yıkarken, efendisinin armağan ettiği işlemeli kırmızı terliklerini ıslanmasın diye ayağından çıkarır. Ancak Şahin Başlı Horus terliklerden birini kapar ve Memfis’teki büyük saraya doğru uçar. Firavun Amasis’in kucağına gökten gül kırmızısı küçük bir terlik düşer! “Horus bana bir işaret yolladı!” der Amasis: “Bu terliğin sahibi bulunmalı!”

Bu tatlı masal bize, dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, kim olursak olalım, aynı değerlere sahip olduğumuzu gösteriyor: Çalışkan ve dürüst olmak, zor koşullar altında bile umudunu, özgüvenini ve özsaygısını yitirmemek, sevgiye ve dostluğa değer vermek.

Bu Kitabı Gece Yatmadan Önce Okumayın!

İngiltere ve ABD’de en çok satan yazarlar içinde birinci sırada olan Taylor Adams’ın yeni kitabı, “Çıkış Yok” Türkiye’de Pena Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Yazar Taylor Adams, 31 dile çevrilen “Çıkış Yok” adlı romanında okurlarını ilk sayfasından itibaren nefesini kesecek heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Geceyi dört yabancıyla dinlenme durağında geçirmek zorunda kalan Darby Thorne’un, park etmiş bir aracın içinde kilitlenmiş küçük bir kıza görmesiyle yaşanan olayları anlatan romanda, küçük kızın kim olduğu gizemini korurken, Darby’nin kızı nasıl kurtaracağı merak uyandırıyor.

Yazarın şimdiye kadarki en gergin ve sürükleyici romanları arasında yer aldığı konuşulan “Çıkış Yok” kitabı daha piyasaya çıkmadan, film hakları 20th Century Fox tarafından alındı. Geçtiğimiz aylarda düzenlenen Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’nda yayıncısı ve film şirketi tarafından lansmanı yapılan kitabın satış rakamları ve filmi şimdiden heyecanla bekleniyor.

Kitap Hakkında:

KÜÇÜK BİR KIZ BİR YABANCININ KAMYONETİNDE KİLİTLİDİR. YARDIM EDECEK SİZDEN BAŞKA KİMSE YOKTUR. NE YAPARSINIZ?

Darby Thorne, hasta annesini görmek için yola çıktığında çetin hava koşullarında ıssız bir dinlenme tesisinde geceyi dört yabancıyla birlikte geçirmek zorunda kalır. Sonra dışarıda park edilen arabalardan birinin içinde kilitli bir kız görür. Hiç sabit telefon yoktur, cep telefonu çekmiyordur ve çocuğu kimin kaçırdığından emin değildir. Bu küçük kız da kimdir? Neden kaçırılmıştır? Ve Darby onu nasıl kurtarabilir?

Şaşırtıcı süprizler ve sürekli tırmanan gerilimle, bu ustaca yazılmış romanı son sayfasına gelene kadar elinizden düşürem eyeceksiniz.

Ne Dediler:

“Hiç ipucu vermek istemiyorum ama sonu beni uçurdu. Tek kelimeyle müthiş. Okuduğum en iyi kitaplardan biri.” MISFITS FARM

“Daha ilk sayfadan boğazım düğümlendi. Yatmadan önce bu kitabı okumayın. Adrenalininiz yükselir… Gerçekten çok iyi.” HEATHER

“Bu kitap başından sonuna aksiyon dolu. Tüm gerilim sonuna kadar tırmanıyor.” MARION

“Bir günde okudum. Eğer kendimi dış dünyadan soyutlayabilseydim daha çabuk bitirirdim ama ne yazık ki gerçeklikten kaçış yok. Bir kitabı açıp başka bir şey düşünemez olmayalı uzun zaman olmuştu. Hatta okuduktan sonra bile kitap aklımda kaldı. İ-NA-NIL-MAZ!” MARY

Kitap: Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat

Sağlığınız yerinde ise lütfen tıptan uzak durun ama gerçekten hasta iseniz başvuracağınız tek yer de tabii ki modern tıptır. Atalarımızın “Allah doktora muhtaç etmesin ama doktorsuz da bırakmasın” sözü tam da bunun için söylenmiş olmalıdır.

Hasta olmamak büyük ölçüde kendi elimizdedir ve bütün mesele de sağlıklı yaşamanın icaplarını yerine getirmekten ibarettir. Ben bu felsefeyi “Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat” sloganı ile özetliyorum.

Sağlıklı ve uzun yaşamanın en önemli unsuru da benim “Adam Gibi Beslenme” adını verdiğim, atalarımızın binlerce senedir uyguladıkları beslenme modelidir. Tıbbın babası Hipokrat bu hakikati 2500 sene evvel “Besinler ilacınızilacınız besininiz olsun” sözüyle ifade etmiştir.

Modern ticari tıbbın beslenmeyle alâkalı tavsiyelerinden uzak durarak ve adam gibi beslenerek tüm kronik hastalıkları önlemek ve erken dönemde hepsini tedavi etmek de mümkündür.

Elinizde tuttuğunuz bu kitap da tıptan uzak sağlıklı yaşamanın ne demek olduğunu, bunun nasıl başarılabileceğini, adam gibi beslenerek nasıl sağlıklı olunacağını anlatmaktadır.

Gelelim neticeye:

  • Bu bir diyet kitabı değildir.
  • Bu kitapta süper gıdalar, mucize kürler gibi şeyler aramayın.
  • Bu kitapta hastalıklar için de özel formüller, sihirli reçeteler de yok.
  • Bu kitap okuyucuya insanların binlerce senedir nasıl beslendiklerini hatırlatmaktadır.

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Ahmet Rasim Küçükusta 9 Ocak 1955’te Kayseri’de doğdu. Dişhekimi/şair Turhan Nesimî Bey ve Fevziye Hanım’ın oğludur. İstanbul Erkek Lisesi’ni (1973) ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni (1979) bitirdi. 1984’te göğüs hastalıkları uzmanı, 1986’da doçent, 1996’da profesör oldu. 1981’de Feryal Hanım ile evlendi; oğlu Umut 1982, kızı Bestegül 1991 doğumludur. 2008’de üniversiteden emekli oldu. Hâlen muayenehanesinde çalışıyor ve yazarlık yapıyor.

Dr. Ümit Aktaş, Mor Kitabıyla Kırmızı Kedi Kitabevi’nde

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, on binlerce kişinin okuyup uygulayarak mutluluk ve şifa bulduğu Mutluluk Kürleri kitabından sonra şimdi yeni kitabı Mutluluk Kürleri 2 ile Kırmızı Kedi Kitabevi’nde okuyucuları ile buluşacak.

Dr. Ümit Aktaş’ın “kendimi çok iyi hissediyorum demeniz için…” dediği “Mutluluk Kürleri 2”kitabının imza günü, 23 Mart Cumartesi günü saat 16:00’da Beşiktaş Çarşı’da yer alan Kırmızı Kedi Kitabevi’nde gerçekleşecek.

Mutluluk Kürleri 2, modern yaşamla birlikte maruz kalınan ağır metal zehirlenmesinden, çalışan nüfusta yaygın olarak görülen fibromiyalji hastalığına kadar birçok sorun için öneriler sunuyor. Mutfaklarda olması gereken 10 süper besin, 7 şifalı bitki, baharat yolu başlığında 9 baharat, içerikleri ve sundukları faydalar kitapta yer alıyor. “Sağlıklı çocuklar yetiştirmenin 8 altın kuralı” ve “Ekmeksiz hayatta kalma kılavuzu” ise kitabın üstlendiği misyon ile içeriğinde yer alan alt başlıklardan sadece bir kaçı.

Aktaş, çok daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam isteyen herkesi Kırmızı Kedi Kitabevi imza gününe bekliyor.

Kitap: “Bir Vizyonun Mimari Anatomisi”

Yemeksepeti 2017 yılında Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık ile beraber yeni ofisi Yemeksepeti Park’ı hayata geçirmişti. İki şirketin iş birliği ile bu ilham verici ofis, ‘yemeksepeti.ofis: Bir Vizyonun Mimari Anatomisi’ adıyla kitaplaştırıldı.

yemeksepeti.ofis: Bir Vizyonun Mimari Anatomisi’, içerik açısından bir yandan doğru iş birliğinden doğan sonuçları gösterirken bir yandan da iş yerindeki verimliliğin başarıya olan etkisine yönelik sonuçlarını örnek bir vaka olarak görselleştirildiği bir kitap olarak öne çıkıyor.

Yem Yayın’dan çıkan yemeksepeti.ofis: Bir Vizyonun Mimari Anatomisi’ kitabı, alışılagelmiş pazarlama ve girişimcilik kitaplarından farklı bir üslup ve tasarım yaklaşımıyla, türünün ilk örneği olarak dikkat çekiyor. Kitapta Yemeksepeti’nin Erginoğlu&Çalışlar Mimarlık tarafından hayata geçirilen son iki ofisinin sıra dışı tasarım yolculuğu okuyucular ile paylaşılıyor. Kitapta şirket büyütme, pazarlama, kurum kimliği, kurum kültürü gibi başlıkların mimari ile ileri taşınması aktarılıyor.

İşverenden, girişimciye, tasarımcıdan, mimara, yöneticiden, öğrencilere kadar her alandan kişiye ilham verecek kitap, farklı alanlarda başarılı olmuş fakat aynı noktada buluşabilmiş iki şirketin başarılarının iç içe sunulduğu ve iş birliği ile yaratılan dönüşüm hikayesini anlatan bir tasarım ve yapım macerası olarak raflardaki yerini aldı.

Yem Yayın’dan çıkan ‘yemeksepeti.ofis: Bir Vizyonun Mimari Anatomisi’, tüm önemli kitap satış noktalarında okuyucular ile buluşuyor.

Sürecin tanıkları kitaba yön veriyor

Yemeksepeti’nin son ofisi Yemeksepeti Park’a kadar uzanan, yıllar içerisindeki dönüşüm hikayesinin sunulduğu bu kitapta bir yandan okuyuculara ufuk açıcı ve tamamen şeffaf tasarım süreci gösterilmek istenirken bir yandan da diğer şirketlere örnek teşkil etmek hedefleniyor. Yemeksepeti’nin son iki ofisinden görsel malzemelerle zenginleştirilmiş tasarım odaklı iş birliğinin sonuçlarının sergilendiği kitabın en ilgi çekici özelliği ise, iki kurumdan da projelere doğrudan katkıda bulunmuş çalışanların sürece dair gördüklerini ve yaşadıklarını anlatmış olmaları.

‘Mutlu bir çalışma hayatı için yapılan işi sevmek yetmiyor, nasıl bir ortamda çalışıldığı da önem taşıyor.’

Çalışan odaklı yeni nesil ofislerin Türkiye’deki temsilcilerinden biri olan Yemeksepeti için bu kitap çalışanına verdiği değeri kanıtlar nitelikte. Kurumun başarısı da çalışanların günlük iş ortamındaki stresinden uzaklaşmasını sağlayan yenilikçi ofis ile çalışan verimliliğinin artırılmasından geliyor.

Modern toplumlarda çalışanların günün önemli bir bölümünü, hatta evde geçirilen süreden fazlasını ofiste geçirdiklerini söyleyen Yemeksepeti CEO’su Nevzat Aydın: ‘Mutlu bir çalışma hayatı için yapılan işi ve mesleğini sevmek yetmiyor, nasıl bir ortamda çalışıldığı da önem taşıyor. Bugün çalışma ortamının çalışan verimliliğini en çok etkileyen faktörler arasında olduğu bir gerçek. Bizim yenilikçi çalışma ortamımız Yemeksepeti Park’ın dönüşüm hikayesini anlatan ‘yemeksepeti.ofis: Bir Vizyonun Mimari Anatomisi’, eğlenceli ve samimi diliyle diğer mimari kitaplardan farklılaşıyor. Her alandan bireye ilham niteliğindeki kitabımız iki şirketin deneyimlerini birleştirerek ortaya nasıl verimli sonuçlar çıkarabileceğini gösteriyor’ dedi.

Kurum kültürünü bu düşünce yapısıyla şekillendiren Yemeksepeti, işyerindeki verimden kazanılan meyvelerin bir tasarım öyküsüne dönüştüğü kitabı ile bir yandan işveren ve tasarımcı arasındaki bağın başarılı sonuçlar doğurduğu bir yandan da çalışma ortamının kurumsal itibarı yükselttiği mesajlarını okuyucularına veriyor.

‘Her aşamada şeffaf ve işverenle dost olmak kendiliğinden daha fazla yaratıcılık da getiriyor’

Her kurumun bir insan gibi karaktere sahip olduğunu belirten Yemeksepeti Park mimarı Kerem Erginoğlu: “Yemeksepeti Park için genel çalışma prensibimize uygun olarak önce şematik tasarımla başladık. Sonra bina yönetimini kurguladık, ardından da işlev ve estetik üzerine çalıştık. Amaç Yemeksepeti’nin ruhunu yakalamaktı. İşverenle ne kadar yoğun temasımız olursa bu o kadar mümkün oluyor. Birlikte çalışmak ve birlikte bütçe değerlendirmek, her aşamada şeffaf ve işverenle dost olmak kendiliğinden daha fazla yaratıcılık da getiriyor” dedi.

Türkiye’nin en yenilikçi Ofisi

İstanbul, Levent’te 10 bin m2’lik bir alanda konumlanan Yemeksepeti Park, yaklaşık 6 ayda tamamlandı.

5 kattan oluşan Yemeksepeti Park’ta tüm mimari detaylar ev konforunda ofis deneyimi yaratmak amacıyla tasarlandı. 7/24 yaşayan, enerji dolu bir ofis ortamını yansıtmanın yanı sıra Yemeksepeti kurum kültürünün en önemli öğeleri olan ‘şeffaflık’ ve ‘dinamizm’in tüm ofiste yansıtılması da hedeflendi.

Ofiste, uyku odaları, kafe, oyun odaları, kütüphane, fotoğraf stüdyosu, salıncaklar, bilardo masası, masa tenisi, spor odası, satranç, Playstation odası gibi alanlar hem konforu hem de işlevleri göz önünde bulundurarak tasarlandı.

Farklı zevklere ve tarzlara aynı anda hitap edebilecek bir ortak değer anlayışıyla tasarlanan Yemeksepeti Park, Türkiye’deki dinamik ofis anlayışına yeni bir boyut getirdi.

Künye:

yemeksepeti.ofis – Bir Vizyonun Mimari Anatomisi

YEM Yayın

Yayın Koordinatörü: Gülçin İpek

Editör: İzzeddin Çalışlar

Grafik Tasarım: Yeşim Demir

1. Baskı, Ocak 2019

Türkçe, 264 sayfa

Sert kapaklı, ciltli, 18×24 cm

Kitap Tanıtımı: Amerika’nın Keşfinden Küreselleşmeye Kısa Dünya Tarihi: 1493

Değersiz görülen patates, nasıl oldu da önce tüm Avrupa’daki yoksulları besleyip

sonra milyonları mezara gönderdi?

Tütün çılgınlığı Avrasya’ya nasıl dalga dalga yayıldı?

Kauçuk sanayileşmeyi nasıl tetikledi?

Sıtma, kölelik ve Amerikan Bağımsızlığı arasındaki bağlantı nedir?

On altıncı yüzyıl Bolivya’sının gümüş dağları, Çin ve İspanyol İmparatorluğu’nun

ekonomik kaderini nasıl şekillendirdi?

Geçmişe ekoloji ve ekonomi tarafından yönlendiri­len yoğun, bütünleşik bir yer gözüyle bakıyoruz artık. Bu, kahra­man gezginlerin, dâhi mucitlerin ve teknolojik veya siyasi üs­tünlükler kazanan imparatorlukların hikâyeleriyle büyüyen insanlara şaşırtıcı gelebilir. Yine de, geçmişin bu şekilde görülmesinde bir ihtişam var. Bu, her bir bölgenin in­sanlığın hikâyesinde bir rol oynadığını ve hepimizin bu geze­gendeki hayatın daha büyük ve karmaşık gelişimine katkıda bulunduğunu hatırlatıyor.

“Bu kitap tüm dünya hakkında yazılmış olsa da her şey bir bahçede başladı,” diyen Mann, 1493adlı kitabında dünya tarihine yön veren büyük sıçrayışlara dikkat çekiyor.

(Kitaptan Alıntı)

KOLOMB’U ÖLDÜREN NEYDİ?


La Isabela’da çaresizce susuz kalan keşif ekibi nehirlerden su içti. Bazı araştırmacılar, Kolomb ve adamlarının tropikal Amerika’ya özgü bir bakteriden kay­naklanan “şigelloz” hastalığına bu yüzden yakalandıkları­na inanıyorlar.

Şigelloz bakterisi, dışkılarda, hayvanların ve insanların katı atıklarıyla taşınır. Kirli su vasıtasıyla yeni konaklara gi­rebilir. Bakteriden etkilenen insanlar, bir özbağışıklık sis­temi hastalığı olan Reiter sendromu geliştirebilir. Reiter sendromundan mustarip olanlar, gözleri ve bağırsakları da dahil olmak üzere bedenlerinin büyük bölümleri şişmiş ve iltihaplanmış gibi hissederler. Kolomb, La Isabela’ya vardıktan birkaç ay sonra bu belirtilere şiddetle maruz kaldı. Yazıları, bu ıstırabının acı dolu ataklarla yıllar boyu düzensizce devam ettiğini, bazen göremediğini ya da yü­rümediğini, bazen gözlerinin kanadığını ortaya koyuyor. Reaktif artrit olarak da bilinen Reiter sendromu konusun­da uzman olan Dr. Frank Arnett, “Çoğu insan Kolomb’un eli ayağı tutmayan bir adam olarak öldüğünün farkında değil,” diyor. “Yatalak kalmıştı. O kadar çok ağrısı vardı ki, ne yazı yazabiliyor ne ayakta durabiliyordu. Çok has­taydı.”

Reiter sendromu her zaman ağrılı ve bazen de ölüm­cüldür. Bazı biliminsanlarının inandığı üzere, yıllar sonra elli dört yaşındayken Amiral’in ölümüne bu sebep olduy­sa ve sendromun nedeni şigelloz enfeksiyonuysa, Kolomb bizzat Kolomb Takası’nın ilk kurbanlarından biri oldu.

Kitap Hakkında Yorumlar:

“Mann bir tarihçi olarak hem geniş ölçekli araştırmaları ve müthiş zekâsı hem de biyolojik hassasiyetiyle hayranlık uyandırıyor. Öyküsünün her noktasında, insanların işgal ettikleri geniş çevredeki faaliyetlerini en ön planda tutuyor.” —The Wall Street

1493, ilgi çekici hikâyeleri ve hayret veren bilgileriyle, kurgudışı kitapları sevenlere muazzam bir keyif sunuyor… Mann birçok açıdan çok kaliteli bir yazar: Tarafsız, sürükleyici, kendine has deyimlerle dile katkıda bulunuyor… Mann dünyayı çok seviyor ve ona sahip çıkıyor.” —Science

“Mann bu nefes kesici öyküsünü anlatırken heyecanını asla kaybetmiyor… Dünyanın farklı kısımlarının küresel işleyişi nasıl şekillendirdiği, özgün bir bakış açısıyla, ustaca değerlendirilmiş.” —Financial Times

 

Exit mobile version