Çocuklar da Güneş Gözlüğü Kullanmalı

Havalar ısınıyor, güneş yüzünü gösteriyor. Güneşten korunmak göz sağlığı için de çok önemli. İleriki yaşlardaki cilt ve göz sorunlarının ortaya çıkmasında çocukluk ve gençlik döneminde maruz kalınan ultraviyole ışınların rol oynadığını söyleyen Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tuğrul Altan özellikle çocuklarda güneş gözlüğü seçerken dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.

Güneşin dik geldiği saatlere dikkat

Atmosfer kirliliği nedeniyle ozon tabakasında oluşan hasarlar günümüzde daha fazla zararlı güneş ışığının bize ulaşmasına neden olur. Bu zararlı ışınların başında kısa dalga boylu ultraviyole (mor ötesi) gelir. Bu ışınların yüzde 95’i daha düşük enerjili olan UVA, kalan kısmı da daha yüksek enerjili UVB’dir. UVA daha derine ulaşırken UVB daha yüzeysel etkilidir. Bu ışınlar etkiledikleri vücut bölgesinde proteinler ve DNA üzerinde olumsuz etki yapar. Bu etki temas süresiyle artar ve zamanla birikir. Ultraviyole ışınlarının en güçlü olduğu durumlar yeryüzüne dik olarak ulaştığı yaz mevsimi, yansıyan ışığın fazla olduğu deniz kenarı, karla kaplı bölgeler veya yüksek rakımlı yerlerdir.

Siperli şapka da önemli

Yapılan çalışmalarda ileriki yaşlardaki cilt ve göz sorunlarının ortaya çıkmasında çocukluk ve gençlik döneminde maruz kalınan ultraviyole ışınlarının önemli olduğunu göstermiştir. Gözle ilgili en önemli iki hastalık grubu katarakt ve yaşa bağlı maküla dejeneresansıdır. Çocuklar ve gençler erişkinlere göre zamanlarının daha büyük kısmını açık havada geçirir. Yaşamı boyunca maruz kalınan ultraviyole ışınlarının yüzde 50’ye yakın kısmının ilk 18 yaşta olduğu ifade edilir. Bu nedenle çocuklarda cildin olduğu kadar gözlerin de güneş ışınlarından korunması önemlidir. Direkt güneş ışınlarından korunmanın en iyi yolu siperli şapka kullanmaktır. Geniş siperli şapka göze ulaşan ışınların yarısını engeller. Fakat ışınların yoğun olduğu, yansıyan ışın miktarının fazla olduğu sahillerde ve karlı ortamlarda mutlaka güneş gözlükleri kullanılmalıdır. Ayrıca güneş ışınlarının dik olarak geldiği 10 ve 16 saatleri arasında güneşe maruz kalmamak istenmeyen etkileri en aza indirecektir.

Kızarıklık ve yanma yapabilir

Güneşin göz üzerindeki etkilerini gözkapağı cildi ile inceleyerek başlayabiliriz. UVB gözkapaklarında kızarıklık ve yanmaya neden olabilir. İleri yaşlarda güneş lekeleri, cilt kırışıklıkları gibi iyi huylu değişiklikler veya kanseröz yapılar da görülebilir. UVB gözün en dış saydam tabakası olan kornea tarafından tamamıyla bloke edilir. Korneayı geçen, lens ve retina üzerine etki eden UVA’dır. UVB’ye uzun süre maruz kalmak kornea yüzeyinde hasara ve geçici de olsa ağrılı görme kaybına neden olur. Bu durum korumasız kayak yapan kişilerde ve kaynakçılarda sık görülür. UVA ise korneadan geçerek göz merceği (lens) ve gözün sinir tabakası (retina) üzerine etki gösterir.

ÇOCUKLARA GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ ALIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN

  • Camı kırılmaya dirençli olmalıdır. Polikarbonattan yapılmış camlar diğer organik reçinelerden kırılmaya 10 kat daha dayanıklıdır.
  • Yüzde 100’e yakın UVA filtreli olmalıdır. Polikarbonat yapısı gereği UVA’yı yüzde 100’e yakın bloke ederken diğer organik camlarda kaplama gereklidir.
  • Çerçeve de kırılmayan metaryelden üretilmiş olmalıdır.
  • Çerçeve yüzü tamamen saran tipte olmalıdır.
  • Gözlüğün düşmesini engellemek için meteşesi yaylı olmalı veya arkadan elastik bir bantla tutturulmalıdır.
  • ‘Ucuz’ gözlüklerden kaçınılmalıdır. ABD’de camı yüzde 100 UV filtreli olmasına rağmen çerçeve boyasında yüksek oranda kurşun içerdiği saptanan market gözlükleri piyasadan toplatılmıştır. Çocuk ciltlerinin ince olduğu ve toksik maddeleri çok daha kolay emebileceği unutulmamalıdır.

Bahar Alerjisine Karşı Altın Değerinde Öneriler

Bahar geldiğini habercilerinden biri de polenler. Ağırlıklı olarak bahar mevsiminde ortaya çıkan polenler, kimi zaman hayatı zorlaştırabiliyor. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece “Uygun şekilde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar kronikleşebilir ve tedavisi daha güç hale gelebilir. Çünkü alerjinin etkilediği doku yeniden ve farklı bir şekilde yapılanmaya gider. Bunun sonucunda astım, kronik bronşit, kronik ürtiker, sinüzit gibi hastalıklar görülebilir” diyor. Prof. Dr. Ferah Ece bahar alerjisine karşı önerilerde bulundu.

Alerjiler nasıl ortaya çıkar?

Alerjenler hava yoluyla alınarak, besinler ve ilaçlar şeklinde ağızdan yutularak, deri veya mukozadan temas ya da enjeksiyon yoluyla vücuda girebilir. Alerji belirtileri alerjenlerle ilk temas esnasında oluşmaz. Yaşamımızın başlangıcında organizmamız yabancı maddelerle karşılaştığında bağışıklık sistemimiz onları tanımayı ve belleğine almayı öğrenir. Ardından antijen dediğimiz bu yabancı maddelere karşı antikorlar üreterek yanıt verir. Bu süreç duyarlılaşma olarak bilinir. Organizmada ne zaman aynı antijen görülse hatırlama özelliği nedeniyle aynı yanıt başlar. Atopik yani “alerjik bünyeye sahip” kişilerde, alerjenlerle bağışıklık sisteminin tekrarlayan karşılaşmaları sonucunda, alerjenlere karşı IgE tipinde antikorlar oluşur. Bu IgE antikorları da çevrede bulunan ve normalde zararsız olan alerjenlerle (polenler, ev tozları vb) etkileşime girerek alerjik reaksiyonu başlatır. Bu olaylar mast hücresi ve bazofiller adı verilen ve üzerinde alerjene özel IgE antikoru taşıyan bir grup hücrenin salgıladığı mediatörler aracılığı ile gelişir. Bu mediatörlerin etkisi ile hedef organlara ait (gözler, burun, solunum yolları gibi) alerji bulguları ortaya çıkar.

Alerji tedavisi nasıl yapılır?

Alerjiye neden olan etkenlerden uzak durulması yani sakınma, tedavinin en önemli bölümüdür. Ancak tek başına yetmez. İlaç tedavisi de uygulanmalıdır. Alerji tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar antihistaminiklerdir. Bu tür ilaçlar, en çok kaşıntı, akıntı ve hapşırma üzerinde etkilidirler. Antihistaminiklerden sonra diğer bir faydalı ilaç türü de kortizonlardır. Aşıyla alerji tedavisi (immünoterapi) ise alerjenden kaçınmanın mümkün olmadığı ve (veya) çoklu alerjen yerine sınırlı alerjene reaksiyon verildiği durumlarda, alerjenin (aşının), düşük dozdan başlayarak, artan şekilde enjektörlerle cilt altına verilmesi yöntemi ile uygulanır. Bu şekilde, vücut bu maddeyi tanıyarak, alerjik reaksiyon göstermemeye programlanır. Son yıllarda, alerjenin ağızdan (dilaltı) veya burundan damla şeklinde verilmesiyle de iyi sonuçlar alınabilmektedir.

ALERJİSİ OLANLAR BUNLARA DİKKAT EDİN

  • Evde ve içinde bulunulan ortamda sigara içilmemeli.
  • Lavaboların altı, duş ve banyo küvetinin çevresi, pencere eşikleri ile nemli olabilecek tüm alanların araştırılarak rutubet ve küften korunmalı. Bodrumlarda nem alıcı cihazlar kullanılmalı.
  • Havalanmış, yıkanmış perdeler, çarşaflar, yatak örtüleri kullanılmalı ve odaların her yerinin tozlardan ve alerjenlerden arındırılmış olması sağlanmalı. Filtreli elektrik süpürgesi kullanılmalı
  • Klimaların kullanımdan önce toz filtreleri değiştirilmeli.
  • Yastık kılıfı, çarşaf ve nevresim takımları haftada en az bir kez değiştirilerek yüksek sıcaklıkta yıkanmalı ve alerjik olmayan plastik hurçlarda saklanmalı. Özellikle yatak odalarından halı kaldırılmalı, diğer odalardaki halı boyutları da küçültülmeli.
  • Hamam böcekleri kapalı ortamlarda alerjiye neden olabilen etkenlerdir. Bunlardan kurtulmak için yerlere dökülen yiyecek kırıntıları düzenli olarak temizlenmeli, çöpler çok biriktirilmeden sık sık atılmalı.
  • Polen alerjisi olan kişiler polenlerin gün içinde havada en yoğun olduğu sabah saatlerinde evini havalandırmamalı. Polenler çamaşırlara yapışabildiğinden yine bu vakitlerde çamaşırlar dışarıda kurutulmamalı, yatmadan önce, vücuda yapışan polenlerden kurtulmak için duş alınmalı.
  • Evin bir parçası olan evcil hayvanların evden uzaklaştırılması mümkün olmadığından, en azından yatak odası ve mutfağın dışında tutulmalı.
  • Deodorant, kokulu mumlar, oda spreyleri ve tütsülerden kaçınılmalı.
  • Genetik şifresiyle oynanmış gıdalar alerjik hastalıkları tetiklediğinden her gıda mevsiminde yenmeli, turfanda meyve sebzelerden uzak durulmalı. Katkı maddeleri içerdiğinden hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalı

Çocukları Doğaya Çıkarmaktan Korkmayın

Günümüzde çocuklar vaktini TV, telefon, tablet veya oyun konsollarının başına geçiriyor. Sonuçta asosyal, teknoloji bağımlısı ve hayal güçleri tamamen baskılanmış bireyler yetiştirilmiş olunuyor. Bu kısır döngüden kurtulmak için çocukları doğaya çıkarmak gerektiğini söyleyen Liv Hospital Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. İbrahim Şilfeler çocuklarla doğaya çıkarken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Doğa hayal gücünü geliştirir

Kendine güvenen,insan sevgisi ile dolu, mutlu ve başarılı bir geleceğin yolu doğadan geçiyor. Hem ebeveynlerin hem de çocukların stresten uzak kalması bir çeşit rehabilitasyon yerine geçecek doğa yürüyüşleri, doğada zaman geçirilmesi ve bunu yaşam tarzı haline getirilmesi çok önemli. Doğa çocukların hayal gücünü arttıracak ve önemli bir potansiyeli açığa çıkartacaktır. Bu nedenle çocuklarımızı her fırsatta doğaya çıkarmalı onları doğayla tanıştırmalı ve doğayı sevdirip korunması gerektiğini öğretmeliyiz.

Doğada büyümelerini sağlayın

12 yaşına kadar doğadan uzak kalan çocukların ileride doğayı önemsemedikleri pek çok çalışmalarda gösteriliyor. Anne babaların en çok korktukları şeylerden biri çocukları dışarıya çıkarınca hastalık kapacaklarıdır. Fakat şunu unutmamak gerekir: Doğa asla düşmanımız değil tam tersine dostumuzdur. Mikroplar olmasaydı bağışıklık sistemimiz hiç gelişemezdi. Bu nedenledir ki çocuklarımızı doğadan sakınmak yerine tam tersine doğada büyümelerini sağlayın.

NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

  • Doğa yürüyüşleri ile hem spor yapmaları hem de keyifli bir zaman geçirmeleri sağlanmalı. Tabi doğada dikkat etmemiz gereken pek çok şey olacaktır, bunları da gözden kaçırmamak gerekli.
  • Özellikle hareketli olan çocukları gözünüzün önünden ayırmayın, onların rotadan çıkmamasını sağlayın.
  • Çocukların kıyafetlerine özen gösterin. Kısa pantolon veya tişört yerine uzun kollu tişört ve uzun, rahat hareket edebilecekleri pantolonlar ve yürüyüş ayakkabıları giydirin.
  • Yanlarına taşıyabilecekleri büyüklükte sırt çantası verin. Kendi ihtiyaçlarını kendi sırt çantalarında taşımaları (en azından taşıyabildikleri kadarını)sorumluluk bilinci açısından çok önemlidir.
  • Sırt çantasında mutlaka su ve sağlıklı atıştırmalıklar olması önemlidir. Sadece karbonhidrat ağırlıklı veya paketli hazır ürünler olması hem çabuk acıkmalarına hem de doğayı kirletmelerine neden olabilir. Bu nedenle paketli hazır ürünler olmaması mümkünse evde hazırlanmış sandviç, çeşitli taze meyveler olması sağlıklı olacaktır.
  • Yürüyüşten önceki gece tahıllı besinler tüketilmesi de faydalı olacaktır.
  • Doğada üşümeleri durumunda giyebilecekleri bir mont sırt çantasına konması iyi olacaktır.
  • Özellikle 2 yaş sonrasında çocukların doğayla iç içe girmesi doğa yürüyüşlerine çıkması sosyal gelişimi için önemlidir.

Çocuklarda Bronşit Nasıl Anlaşılır?

Akciğerlere ait hava yollarının iltihaplanmasıyla oluşan ve kış aylarında kendini gösteren bronşit çocukları daha fazla etkiliyor. Bronşit, soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten zarın akut veya kronik olarak iltihaplanması anlamına geliyor. Çocuklarda daha çok akut bronşiolit görüldüğünü söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Yrd. Doç. Dr. Emre Çenesiz bronşite yakalanan çocuklar için ailelere önerilerde bulundu, tedavi yöntemlerini anlattı.

Bronşit nedir?

Soluk borusundan dallanarak akciğerlere yayılan hava borularını örten zarın akut veya kronik olarak iltihaplanmasına denir. Akut bronşiolit ve kronik bronşit olmak üzere ikiye ayrılır.

Daha sık görülen akut bronşiolit genellikle soğuk algınlığı veya diğer akciğer enfeksiyonları sonrası gelişir. Bronş tüplerinin devamlı hasarı ve iltihabı olan kronik bronşit ise çok ciddi bir durumdur. Genellikle yetişkinlerde görülür ve sigara içmeye bağlıdır. Kronik bronşit kronik obstruktif akciğer hastalıklarından bir durumdur.

Belirtileri nelerdir?

Balgamlı öksürük

Yorgunluk

Nefes sıkışması

Hapşırma

Gözlerde kızarıklık

Boğa ağrısı

Ateş

Burun akıntısı

Ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Çocuklarda daha çok akut bronşiolit görülür. Bunun sebebi akut bronşiolite yol açan viral hastalıklardır; boğmaca, grip, kızamık veya tifo’dur. Çocukta akut bronşiolit varsa bronşlardaki iltihapların düzelmesinden birkaç hafta sonra öksürük devam edebilir. Öksürük belirtileri 15-20 günden fazla ise, yüksek ateş, hırıltı ve nefes darlığıyla birlikte çocuğunuzu gece uykudan uyandırıyorsa mutlaka hekime başvurulması ve ihmal edilmemesi gereklidir. İlerleyen safhalarında balgamlı öksürük de görülen akut bronşiolit tedavi edilmezse kronik bronşite dönüşebilir bu da hastalığın ciddiyetini arttırır.

Risk faktörleri nelerdir?

Toz, polen, hayvan tüyü gibi alerjenler
Çocuğun bağışıklık sisteminin düşük olması
Hava kirliliği
Astım
Kronik sinüzit
Bademciklerin şişmesi
Reflü
Sigara

Nasıl tedavi edilir?

Akut bronşiolit genellikle 2-3 hafta içinde düzelir. Ancak akut bronşiolit sık tekrarlarsa kronik bronşit gelişebilir. Ayrıca altta yatan astım gibi bir durum olup olmadığı incelenmesi gerekir. Akut bronşiolitte bakteriyel enfeksiyona bağlı olarak antibiyotik verilebilir. Tedavide esas olan hava yollarının genişletilip oksijenlenmenin artırılmasıdır. Yeterli miktarda sıvı tüketimi ve hava yolu açıklığının temini için burun tıkanıklığının giderilmesi gerekir. Ateş varsa, akciğer filminde zatürre ile uyumlu iltihabı alan varsa, orta kulak iltihabı gibi komplikasyonlar mevcutsa antibiyotik kullanılmalıdır. 2 yaşın altındaki çocukların tedavisinde geç kalınmamalıdır. Akut bronşiolit, astım gelişme riskine karşı takip edilmelidir.

Ebeveynler nelere dikkat etmelidir?

Aileler çocukların yanında kesinlikle sigara içmemeli, mümkünse sigarayı bırakmamalıdır. Sigara içen kişilerle aynı evde yaşamak bronşit gelişmesini artıran en önemli nedendir.
Bağışıklık sistemi güçlendirilmelidir.
Çocuğun uyuduğu odaya nefes almasını kolaylaştıracak buhar makinesi konulabilir.
Sıvı alımı artırılmalıdır. Çocuğun solunum yollarında biriken balgam su ile daha akışkan hale gelerek balgam atımını kolaylaştırır.
Daha rahat nefes alması için yatarken bebeğin başı yükseltilmelidir.
Sık ve az miktarlarda beslenmelidir.

Çocuklardaki Karın Ağrısına Dikkat

Çocukluk dönemin de en sık karşılaşılan sorunlardan biri de karın ağrısıdır. Bu ağrı kimi zaman karın içi veya karın dışı organlardan kaynaklanan hastalıkların bir belirtisi olabilir. Liv Hospital Ulus Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Gör. İsmail Gönen çocuklardaki karın ağrısını nedenlerini ve alınabilecek önlemleri anlattı.

Süresine göre sınıflanır

Karın ağrısını öncelikle süresine göre sınıflandırmak gerekir. Kısa süreli (akut) karın ağrısı genellikle altta yatan bir hastalığa bağlı belirtidir. Yaş gruplarına bağlı olarak altta yatan hastalıklar birbirinden çok farklı olabilir. Yenidoğan döneminde doğumsal gelişim kusurları, bağırsak dönemleri ve tıkanıkları, mekonyum tıkacı gibi hastalıklar görülürken ilerleyen yaşlarda, 2 yaş öncesinde fıtıklar, daha sonraki dönemlerde de apandisit gibi cerrahi patolojiler görülebilir.

3 aydan uzun sürüyorsa kronik olabilir

Karın ağrısı 3 aydan uzun süreli ise kronik karın ağrısı olabilir. Bu durumda altta yatan hastalıklardan genellikle bir patoloji saptanamaz. Kronik karın ağrıları okul çocukluğu döneminde çocukların yüzde 10-20’sinde görülür ve sık sık tekrarlar. Organik olmayan (altta yatan bir hastalığa bağlı olmayan) kronik karın ağrılarının nedenleri genellikle fonksiyonel karın ağrısı sınıfı içinde yer alır. Sıklıkla fonksiyonel dispepsi, iritable bağırsak sendromu, abdominal migren, fonksiyonel karın ağrısı gibi sebeplere bağlı olabilir.

Bebeklerdeki en sık sebebi; kolik

Kendini ifade edemeyen, konuşmaya başlamayan küçük çocuklarda ve bebeklerde karın ağrısı kendini huzursuzluk, ağlama krizleri şeklinde gösterebilir. Bebeklerde en sık karın ağrısı sebepleri kolik (gaz sancısı), kusma da eşlik ediyorsa gastroözafagiyal reflü hastalığı görülebilir. Besin alerjileri (genellikle süt proteini ile ilişkili), nadiren de bağırsak tıkanıklıkları veya düğümlenmesi, karın içi organlardaki yapısal veya iltihabi hastalıklara işaret edebilir. Karın ağrısı eğer altta yatan organik veya yapısal bir hastalığa bağlıysa çocuğun beslenmesi mutlaka bozulur, iştahı azalır. Bunun yanında safralı kusma, yüksek ateş gibi şikayetler görülebilir. Eğer genel durumunda bozulma, yüksek ateş, safralı kusma varsa mutlaka acilen doktora başvurulmalıdır.

Ağrıya ateş eşlik ediyorsa dikkat!

Karın ağrısıyla birlikte ateşin de olması karın ağrısının süresiyle yakından ilişkilidir. Eğer kısa süreli bir karın ağrısında ateş varsa bu mutlaka ya enfeksiyon gibi iltihabi bir sebebe bağlı ya da apandisit gibi cerrahi bir sebebe bağlıdır. Eğer uzun süreli karın ağrısı ateşle birlikte olup, tekrarlıyorsa ailevi Akdeniz ateşi riski olabilir. Bunların beraberinde eklem şişliği meydana geliyorsa neden romatolojik hastalıklar da olabilir.

BUNLARA DİKKAT EDİN

Çocukların kabız kalmasını engelleyecek şekilde beslenme alışkanlıkları düzenlenmelidir.

Haftada üç gün en az 30 dakika fiziksel egzersiz yapmaları sağlanmalıdır.

Çocukların bol su tüketmeleri sağlanmalıdır. Bu hem kabızlığı önleyecek hem de böbrek taşlarının oluşmasına engel olacaktır.

Gazlı içecekleri tüketmelerine engel olunmalı,günlük yarım litreden fazla süt içmeleri sağlanmalıdır.

Abur cubur beslenmenin önüne geçilmeli, bol sebze ve meyve tüketmeleri alışkanlık Haline getirilmelidir.

Exit mobile version