Bosch’un Sanayi 4.0 İle Milyar Değerinde Satış Başarısı

Büyüme: Bosch, üretim ve lojistiğe yönelik ağa bağlı sistemlerle yıllık bir milyar Euro değerinde satış yapmayı planlıyor.

„Verimlilik: Sanayi 4.0 ile sonuç alınıyor. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Rolf Najork, “Sanayi 4.0 başarılı oluyor. Dijital ve ağa bağlı çözümler, fabrikaları daha etkili, daha esnek ve daha üretken hale getiriyor.” dedi.

„Teknoloji: Bosch, Hannover Messe’de bir otonom taşıma sistemini, yapay zekânın kullanıldığı görsel hata tespitini ve 5G özellikli 3D yazıcıyı sergiliyor.

„Ortaklık: Bosch için önemli bir pazar teşkil eden İsveç, Hannover Messe’nin bu yılki ortak ülkesi

Almanya- Son 4 yılda Bosch Sanayi 4.0 uygulamaları ile 1.5 milyar Avro değerinde satış gerçekleştirdi ve 2022 yılı itibarıyla yıllık 1 milyar Avro’nun üzerinde satış hedefliyor. Şirket geleceğin fabrikasını Hannover Messe’de sergiliyor: Otonom taşıma araçları parçaları dijital çalışma alanlarına taşıyor, robotik çözümler çalışanlara üretimde destek oluyor ve kalite kontrolü ise yapay zekanın yardımıyla gerçekleşiyor. 5G sayesinde, makineler ve sistemler arasındaki iletişim sorunsuz ve neredeyse gerçek zamanlı olarak yürütülüyor. Bosch vizyonu gerçeğe dönüştürüyor.

Sanayi 4.0, rekabet gücünü artırıyor

Bosch Sanayi 4.0’ın potansiyelini çok erken fark etti: Lojistik ve üretimi bağlamaya 2012 yılında başladı. Bu strateji rekabeti artırıyor ve Bosch’un Sanayi Teknolojileri iş sektöründeki büyümesini kuvvetlendiriyor. Ön rakamlara göre büyüme yüzde 8.9 oranında gerçekleşti. Satış 7.4 milyar Avro’ya yükseldi. Sanayi Teknolojileri iş kolu sağlam bir büyüme kaydediyor. Ön rakamlara göre bu iş kolu, geçtiğimiz yıl yüzde 8,9 oranında büyüdü. Kur etkisinden arındırılmasının ardından bu büyüme yüzde 11 olarak ölçüldü. Satışlar 7,4 milyar Euro’ya çıktı. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Rolf Najork, “Sanayi 4.0 başarılı oluyor. Dijital ve ağa bağlı çözümler, fabrikaları daha verimli, daha esnek ve daha üretken hale getiriyor” dedi. Bosch projeleri bunu doğruluyor. Örneğin, Bosch’un Almanya’nın güneyinde Blaichach’ta bulunan fabrikası, tesisleri genişletmeden ve şirket alımı yapılmadan son 6 yıllık dönemde ABS ve ESP hacimlerini yüzde 200 artıran modern üretim teknolojilerini kullanmaya başladı.

Bosch, otonom taşıma sistemleri ile iç lojistik pazarına giriş yapıyor

Malzemeler üretim hattına doğru zamanda ve doğru miktarda ulaşmazsa yüksek seviyede otonom üretimin anlamı nedir? Najork, “Geleceğin fabrikası fikrini mantıksal sonuca getirdiğinizde, üretimin ve lojistiğin tek bir öğe olarak düşünülmeye başladığını görüyorsunuz. Bu, Sanayi 4.0’un uygulamada başarılı olmasının tek yoludur” dedi.

Bosch Rexroth, Hannover Messe’de ActiveShuttle ürününü sergiliyor. Bu otonom taşıma aracı, malzemeleri depodan alarak üretim hattında tam olarak bulunmaları gereken noktaya taşıyor. Bir entegre hub platformu, otonom yüklemeyi ve boşaltmayı kolaylaştırıyor, böylece işçilerin tek bir parmağını bile oynatmasına gerek kalmıyor. Lazer tarayıcılar ile donatılan ActiveShuttle kendi güzergâhını bulabiliyor, diğer araçları ve insanları algılayabiliyor ve aynı zamanda öğrenebiliyor. Taşıma sistemi, tesisle ilgili kendi haritasını oluşturuyor ve sürekli olarak bu haritayı güncelliyor.

Yazılım, Sanayi 4.0’ın temelini oluşturuyor

Geleceğin fabrikasının başarılı olmasında üç temel direği çalışanlar, makineler ve veriler oluşturuyor. Ancak bu unsurların birlikte uyum içerisinde çalışmalarını sağlamak için akıllı yazılımlara ihtiyaçları var. Bosch Ağa Bağlı Endüstri iş birimini yöneten Dr. Stefan Aßmann, “Sanayi 4.0’ın yazılımdan ayrı düşünülmesi mümkün değildir. Bosch Ağa Bağlı Endüstri iş birimimizle, Sanayi 4.0 alanındaki lider konumumuzu daha da geliştiriyoruz, yazılım ve servis uzmanlığımızı Nexeed adı altında bir araya getiriyoruz” diye konuştu.

Bu birim, şirketin müşterilerinin nakliye işlemlerini takip etmesine, ürünleri hızlı ve verimli bir şekilde üretmesine ve bu ürünleri güvenli, emniyetli ve zamanında teslim etmesine yardımcı oluyor. Bir örnek vermek gerekirse, Nexeed Track and Trace kullanıldığında yükün kendisi konum, sıcaklık ve titreşim bilgilerini iletiyor. Bu, lojistik uzmanlarının yükün durumunu her an takip edebileceği ve ürünlerin zamanında varıp varmayacağını belirleyebileceği anlamına geliyor.

Yapay zekâ, geleceğin önemli bir teknolojisi

Yapay zekânın yardımıyla makineler, nasıl akıllı olunacağını ve nasıl tahminde bulunacağını öğrenebiliyor. Makinelerin insanları zaman alıcı, yorucu işlerden kurtarması büyük bir potansiyel doğuruyor. Najork, “Bosch, yapay zekayı ana teknolojilerden biri olarak görüyor. Hedefimiz, 2025 yılı itibarıyla tüm Bosch ürünlerinin yapay zekâyla donatılması veya yapay zekanın ürünlerin geliştirilmesinde ve üretiminde bir rol oynamasıdır.” derken, Bosch bu hedefi başarabilmek için güvenli, sağlam ve açıklanabilir yapay zekaya odaklanıyor.

Bosch, Hannover Messe’de görsel kalite kontrolüne yönelik yapay zekâ tabanlı bir sistem olan ViPAS’ı sergileyecek. Bir tutucu kol, en son kamera teknolojisi ve akıllı yazılımlarla donatılan sistemin kullanılması kolay ve rahat. Nuremberg’deki Bosch fabrikasında gerçekleştirilen bir pilot projede ViPAS, yüzde 99,9’luk başarı oranı ile 12.000 test prosedürünü tamamladı. Bu, ViPAS’ın neredeyse mükemmel bir doğrulukla parçaları ‘uygun’ veya ‘uygun değil’ şeklinde ayırdığı anlamına geliyor. Bir sonraki aşama ise teknolojiyi çeşitli fabrikalarda kullanıma hazır hale getirmek üzere ViPAS’ı şirket içerisinde daha fazla geliştirmek olacak.

5G, Sanayi 4.0’ı hızlandırıyor

Yeni 5G mobil iletişim standardı, birçok Sanayi 4.0 uygulamasında önemli bir role sahip. 5G, verileri önceki standarda göre 100 kata kadar daha hızlı iletiyor. Güvenilirlik artarken, veri aktarımındaki gecikmeler ise en aza iniyor. Bosch 5G Ağa Bağlı Endüstriler ve Otomasyon Birliği (5G-ACIA) Araştırmacısı ve Başkanı Andreas Müller, “5G, geleceğin fabrikasında merkezi sinir sistemi olacak” öngörüsünde bulunuyor.

Bosch, endüstrinin gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için yeni mobil standardı en başından itibaren şekillendirmek üzere, 2018 yılında kurulan organizasyona başkanlık ediyor. Girişim, bugüne kadar dünyanın dört bir yanından 40’ın üzerinde şirketi ve araştırma kurumunu bir araya getirdi. Bosch, bu yıl sona ermeden önce 5G’yi kendi fabrikalarında test etmeyi planlıyor.

Öte yandan Bosch, Hannover Messe’de iş ortakları Nokia, Qualcomm ve BigRep ile birlikte yeni standardın avantajlarını sergileyecek. Şirketler, bunu yapmak için ilk kez 5G’nin yardımıyla bir 3D yazıcıya bağlanabilirlik özelliği getiriyor. Bu, normalde makineye entegre edilmiş olabilecek kontrol öğelerinden bazılarını çıkartarak bunların bir yerel üretim bulutundan kullanılmasını mümkün hale getirecek. Bu özelliğe sahip makineler daha küçük, daha ucuz ve bakımları da daha kolay olacak.

İsveç, Bosch’un stratejik açıdan önemli bir iş ortağı

Bu yıl Hannover Messe ortak ülkesi olan İsveç, Bosch için önemli pazarlar arasında bulunuyor. İsveç’te 1904 yılından beri varlığını sürdüren şirket, bu ülkedeki 9 lokasyonda 1.600’ün üzerinde çalışana sahip ve 2018 yılında İsveç’te yaklaşık 1,1 milyar Euro’luk satış yaptı. Bosch, burada da kalite ve hizmeti iyileştirmek üzere ağa bağlı çözümlere odaklanıyor. Örneğin, İsveç’in doğusunda Mellansel’de bulunan Bosch Rexroth fabrikası, Hägglunds marka yüksek performanslı hidrolik sistemlerle sensörleri ve bulut tabanlı uygulamaları birbirine bağlıyor ve makine öğrenmesi yöntemleri kullanıyor. Bu da sürüş sistemlerinin verimliliğini ve hazır bulunurluğunı arttırıyor. İsveç’in en kuzeyinde yer alan Kiruna şehrindeki demir cevheri madeninde faaliyet gösteren LKAB şirketi, Bosch’un Sanayi 4.0 çözümünü uygulamaya sokan müşteriler arasındayer alıyor.

Sanayi 4.0’a Geçiş Hızlı Robotlarla Mümkün.

Sanayi 4.0’a dijital fabrika konsepti e-F@ctory ile yanıt veren Mitsubishi Electric, Türk sanayisine geleceğin dijital fabrikalarını bugünden kurabilme imkanı tanıyan teknolojik çözümler sunuyor. Üretimde hızı, kaliteyi ve verimliliği artıran e-F@ctory konsepti içinde önemli bir rol oynayan robotlar konusunda da iddialı bir oyuncu olan Mitsubishi Electric; otomotiv, ilaç, elektronik, beyaz eşya, gıda, paketleme ve eğitim gibi pek çok farklı sektörde insan kolu veya eline yakın hassasiyette çalışan hızlı robotlarıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünün artması için çalışan ve gelecekte otomasyon sektörüne yön verecek kişilerin yetiştirilmesine büyük önem veren Mitsubishi Electric, Türkiye’nin mühendislik fakültelerinde “Robot Eğitim Merkezi” kurulmasına da destek veriyor.

Elektrik, elektronik ve otomasyon alanında dünyanın önde gelen oyuncularından Mitsubishi Electric, Sanayi 4.0’a dijital fabrika konsepti e-F@ctory ile yanıt veriyor. Bu konseptle yeni endüstri evresinin akıllı fabrikalarına hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik kazandıran Mitsubishi Electric, üretimin her aşamasında büyük kolaylık sağlayan ileri robot teknolojisiyle de Türk sanayisine yüksek katma değer sunuyor. e-F@ctory altyapısı içinde kritik rol oynayan robotlar, olağan bir iş gücü olarak hemen her endüstriyel tesiste yer alıyor. Robot kullanımının Türkiye’de hızla yaygınlaştığını söyleyen Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri OEM İş Geliştirme Kıdemli Müdürü Tolga Bizel, dördüncü sanayi evresinde Türk sanayisinin küresel pazarlardaki rekabet gücü ve ihracat potansiyelinin artırılması için üretim kalitesinin yükselmesi ve maliyetlerin düşmesi gerektiğine dikkat çekti. 

 

Sanayi 4.0 evresinde fabrikaların en önemli gündem maddesinin, hızla değişen ve kişiselleşen insan ihtiyaçlarını en hızlı ve verimli şekilde karşılayabilecek üretim bantlarını kurmak olduğunu belirten Tolga Bizel, bu noktada Mitsubishi Electric’in Türk sanayisine geleceğin dijital fabrikalarını bugünden kurabilme imkanı tanıyan teknolojik çözümler sunduklarını anlattı. Mitsubishi Electric’in e-F@ctory konseptinin; üretimde hızı, kaliteyi ve verimliliği artırırken çok ciddi maliyet tasarrufu sağlayabilecek evrimsel bir adım olarak öne çıktığını ifade eden Bizel, sözlerine şöyle devam etti;

“Dijital dönüşüm çağında makineler çevrelerinde olup bitenleri anlayabilecek ve birbirleriyle internet protokolleri aracılığıyla iletişim kurabilecek duruma geldiler. Mitsubishi Electric olarak bu yeni endüstri evresine e-F@ctory konseptimiz ile yanıt veriyoruz ve bu altyapı içinde robotlar çok önemli bir rol oynuyor. Günümüzde robotlar arası veri transferi giderek hızlanıyor ve birbirleriyle konuşabilen ileri robot teknolojileri sayesinde robotlar artık kendi kendilerini daha detaylı ve koordineli olarak kontrol edebiliyor. Bugün e-F@ctory altyapısı sayesinde robotlar üretim hattındaki diğer ürünlerle de haberleşebiliyorlar ve bilgileri insan kontrolünden bağımsız olarak hem kendi aralarında hem de fabrikayı kontrol eden ana sistemle paylaşıp verimliliği artırmak için hazır durumdalar. Çünkü e-F@ctory konseptinde fabrika otomasyonunda yer alan tüm ürünler birbirleriyle entegre ve açık bir mimari ile çalışıyor.”

 

Her sektöre uygun robotik çözümler

Mitsubishi Electric’in otomotiv, ilaç, elektronik, beyaz eşya, gıda, paketleme ve eğitim gibi pek çok farklı sektörde insan kolu veya eline yakın hassasiyette çalışan hızlı robotlarıyla fark yarattığının altını çizen Bizel, şu açıklamalarda bulundu; “Mitsubishi Electric olarak robotlarımızla her türlü endüstriyel uygulamaya çözüm sunabiliyoruz. Minyatür bileşenlerin mikro montajı için paralel robot kollarından sızdırmaz muhafazalı 6 eksenli robotlara kadar geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Temiz odalardan kirli, yağlı ve tozlu ortamlara kadar her türlü ortamda görev alabilecek uygun bir robotumuz bulunuyor. Kompakt ve hafif robotlarımız ile eğitim ortamlarında uygulamalı öğrenimin gerçekleştirilmesini sağlıyoruz. Kolay programlama ve simülasyon seçenekleri robotik alanına girişi kolaylaştırıyor ve esneklikte sınır tanımıyor. Mitsubishi Electric robotlar, standart gerçek zamanlı arayüzler ve kolay programlama sayesinde karmaşık üniversite araştırma projeleri dahil olmak üzere robotların manipülatör olarak kullanılmasına ilişkin her türlü seçeneğe imkan tanıyor.”

[yotuwp type=”videos” id=”D13WgoNo_7A” ]

Robotla eğitime destek

Mitsubishi Electric’in Türkiye’de gelecekte otomasyon teknolojilerine yön verecek kişilerin yetiştirilmesine büyük önem verdiğini belirten Bizel, bu kapsamda üniversitelerin mühendislik fakültelerine “Robot Eğitim Merkezi” kurulmasına katkı sağladıklarını ve pek çok farklı üniversite etkinliğine sponsor ya da konuşmacı olarak katıldıklarını ifade etti. Öğrencilerin çağın gelişen teknolojilerine uyum sağlayarak iş dünyasında tercih edilebilmelerine destek olmayı amaçladıklarını vurgulayan Bizel, Mitsubishi Electric Türkiye olarak eğitime destek olmaya devam edeceklerini söyleyerek sözlerini tamamladı.

Sanayi 4.0

Bir süredir gündemde görece yeni bir konu var: Sanayi 4.0. Peki ne bu Sanayi 4.0? En yalın haliyle Sanayi 4.0, ilki buhar makinesinin kullanımıyla başladığı düşünülen sanayi devrimleri sürecinin dördüncü aşaması olarak tanımlanabilir.

Birinci sanayi devrimi 18. yüzyılda buhar makinasının üretimde kullanılmasıyla başlamıştır ve tüm sınaî yapının dönüşümüyle sonuçlanmıştır. Üretim mekanikleşmiştir. İnsan gücünün yanı sıra makine kullanımı üretim hacmini daha önce mümkün olmayan düzeyde genişletmiştir.

İkinci sanayi devrimi ise 19. yüzyılda, elektrik enerjisinin kullanımıyla ve üretim bandı uygulamalarıyla ortaya çıkan kitlesel üretim sürecinin ürünüdür. Öte yandan bu dönemde makineleşmedeki yaygınlaşmaya rağmen insan gücü kullanımı gerilememiştir.

Üçüncü sanayi devrimi 20. yüzyılda elektronik, otomasyon ve bilgi işlem teknolojilerinin üretim sürecine entegre edilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu devrede dayanak noktası ‘programlanabilir mantık’ temelinde bilgisayarların üretim sürecine dâhil edilmesidir.

Dördüncü sanayi devrimi ya da bugünkü yaygın adlandırmayla Sanayi 4.0 ise bilgi işlem ve otomasyon teknolojilerinin sağladığı imkânların da ötesinde ‘akıllı fabrikalar’ dönemine işaret etmektedir. Artık, internetin varlığı ve kullanımı bugüne kadarki gelişmeleri daha ileri bir aşamaya taşımaktadır. ‘Nesnelerin interneti’ ve ‘bulut bilişim’ teknolojileri, kendi kendine işleyebilen, kendi bünyesindeki kesintisiz ölçümlere dayanan veri üretiminin ve kullanımının dayandığı bir yapının içinde sürekli iyileştirmelerin; dolayısıyla sürekli maliyet düşüşlerinin ve kalite artışının mümkün olduğu yeni bir aşamadır. Dolayısıyla bu aşamada ‘zekaya dayanan üretim’den (intelligent production) söz edilmektedir ve ‘bulut bilişim teknolojisi (cloud computing) ile ‘büyük veri’ (big data) kavramları tartışmanın merkezinde yer almaktadır.

Dolayısıyla burada esas konular:

  • enformasyon toplama becerisi,
  • enformasyonun paylaşılması becerisi,

ve son olarak

  • daha üretken olunabilmesi için sözü edilen enformasyonu kullanma becerisidir; dolayısıyla konunun merkezinde ‘dijitalleşme’ vardır.

 

Burada dikkat çekilmesi gereken bir başka husus ise bu yapı içinde kontrol sürecinin merkeziyetçi olmamasıdır. Bir başka ifadeyle, bu yapının içinde kararlar, merkezi olarak verilmek zorunda değildir.

Yeni durumda ortay çıkan değişikliğin özü şudur:

  1. yüzyılla gelen Sanayi 3.0 yapılanması içinde, kontrol sistemi merkezileşmiş, bilgisayarlı otomasyonda makina ya da süreçler tek tek otomatize edilmiş, farklı parçalar arasındaki ilişkilendirme fabrika düzeyinde inşa edilmiş ve sadece belirli ürünlerin üretimine odaklanılan büyük ölçekli üretim bantları inşa edilmiştir.

Oysa Sanayi 4.0 ile – üç boyutlu yazıcıların örneklediği gibi – son derece ekonomik koşullarda müşteri talebine özel ürünlerin tasarlanması ve üretilmesi mümkün olabilmektedir.

Enformasyon toplayan alıcılar (sensörler) kesintisiz faaliyettedir. İnternet üzerinden sistemler yerleşim yerlerinden (lokasyonlarından) kaynaklanabilecek kısıtlardan bağımsız ve bütünleşmiş hâldedir. Toplanan enformasyon çoğu durumda doğrudan bulut (cloud) üzerinde bulunan bilgisayar sistemlerine iletilir. Enformasyon kolaylıkla paylaşılır. Sonuçta, başka sistemlerle bağlantı ve iletişim hâli daha önceki evredeki sisteme kıyasla çok daha üst seviyededir.

Bu beraberinde örneğin stok yönetiminden çok talep yönetimine odaklanılabilen daha etkin bir işleyişi mümkün kılar.

Sanayi 4.0 imalat sürecinde otomasyon ve veri aktarımının bugün geldiği aşamaya işaret eder. Bu yeni yapıda ortaya konulmak istenen ‘akıllı fabrika’ sistemidir.

Akıllı fabrika kavramı aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nde Sanayi 4.0 kavramı yerine kullanılan kavramdır. Sanayi 4.0 kavramı ilkin Almanya’da kullanılmaya başlanmış ve ardından yayılmıştır. Kısacası Sanayi 4.0 Avrupa’da yaygın kullanılan kavramken ‘akıllı fabrika’ ABD’de yaygın kullanılan kavramdır ve her ikisiyle de anlatılmak istenen aynı şeydir.

Sanayi 4.0 kavramının ilk kez ortaya çıktığı ülke Almanya’dır. Bilindiği gibi Almanya dünyanın en üretken ve teknoloji-yoğun endüstriyel yapılarından birine sahip olan bir ülkedir. Bir ihracatçı olarak Almanya’nın ulaştığı düzeye erişebilmiş bir başka ülke yoktur. Örneğin, 2018 yılı sonunda Alman ekonomisi 300 milyar dolar dış ticaret fazlası vermiştir. Her ne kadar ihracat büyüklüklerine göre ülkeler sıralamasında ABD ve Çin’den sonra üçüncü sırada bulunsa da ülke nüfusları da dikkate alınarak sıralama gözden geçirildiğinde Almanya kişi başına düşen ihracat büyüklüğü bakımından açık ara öndedir.

Türkiye bu tür teknolojilerin kullanımında, daha da önemlisi üretiminde hızla mesafe almak zorundadır.

Bu üretimde katma değer artışı ya da daha yüksek katma değerli ürünlerin üretimi için bir zorunluluktur. Aksi hâlde Türk firmalarının rekabet gücünün; dolayısıyla Türkiye sanayiinin ve ekonomisinin rekabet gücünün artırılması mümkün olmayacaktır.

Bazı görüşlere göre Türk sanayiinde mevcut üretim yapısı Sanayi 2.0 ile Sanayi 3.0 arasında bir yerde konumlanıyor ve üretimde büyük oranda insan gücü kullanılıyor.

Türkiye, Sanayi 4.0’e geçiş gerekli hazırlıklar yapılarak; entelektüel sermayeye, tasarıma dayanan yeni iş alanlarının açılmasını ve mevcut insan gücünün bu yönde dönüştürülmesini sağlayamadığı takdirde işsizlik sorununun büyümesi gibi risklere daha çok maruz kalacaktır. Unutulmaması gereken, burada bir süreçten söz edildiğidir. Birden bire bir geçiş zaten mümkün değildir. Fakat bu yönde bir dönüşümün koşulları sağlanmalıdır.

Böyle bir atılımsa ancak, ilgili tüm kesimlerin bilinçli bir işbirliğine girmesiyle mümkün olabilir. Firmalar, sanayiciler, tüccarlar, odalar, kamu kurumları, meslek kuruluşları, üniversiteler ve milli eğitim sisteminin diğer unsurları arasında hep birlikte ve uyumlu bir perspektifle bu yönde kapasite geliştirilmesinin koşullarını yaratmalıdırlar.

Sanayi 4.0 Ve Iiot Uygulamaları İçin Yeni Çözüm MAPS 4

Elektrik, elektronik ve otomasyon alanında dünyanın önde gelen oyuncularından Mitsubishi Electric, Sanayi 4.0 ve IIoT uygulamaları için yeni bir SCADA çözümü olan MAPS 4’ü geliştirdi. Markanın yeni inovatif çözümünün teknik özelliklerini anlatan Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri OEM İş Geliştirme Kıdemli Müdürü Tolga Bizel, ürünün bağlantı opsiyonlarının genişletilmesini, kullanıcı araçlarının çeşitlendirilmesini ve dahili fonksiyonların kapsamının arttırılmasını sağladığına dikkat çekti. MAPS 4’ün üretimden altyapıya kadar her türlü uygulama için kullanım döngüsünün tamamında kullanılabilecek bir planlama, yönetim ve entegrasyon platformu sunduğunu belirten Bizel, yeni yazılımın proje geliştirme ve entegrasyon için harcanan süreyi kısalttığını da vurguladı.

Sanayi 4.0 evresinin akıllı fabrikalarına hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik kazandıran Mitsubishi Electric, güçlü bir servis odaklı mimari üzerinde geliştirdiği en yeni SCADA çözümü olan MAPS 4 proses süit ile yönetim, otomasyon, kontrol, doğrulama ve denetim süreçlerinde esneklik sağlıyor. Ürünün üretimden altyapıya kadar her türlü uygulama için kullanım döngüsünün tamamında kullanılabilecek bir planlama, yönetim ve entegrasyon platformu sunduğunu vurgulayan Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri OEM İş Geliştirme Kıdemli Müdürü Tolga Bizel, MAPS 4’ün teknik özelliklerini anlattı.

Sezgisel ve kullanımı kolay bir ortamda yapılandırma

MAPS 4 ile yerelleştirilmiş kontrol ve görselleştirme çalışmalarında kullanılabilecek daha hafif bir SCADA çözümüne ihtiyaç duyan makine üreticileri ve müşteriler için özel bir HMI versiyonu sunulduğuna dikkat çeken Tolga Bizel; “Yeni SCADA yazılım süitimiz, MS Excel toplu konfigürasyon aracı gibi günlük faaliyetlere katma değer sağlayan özelliklere sahip. Örneğin, bu araç Excel kullanıcılarının etiket veritabanları, oturum açma ve alarm tanımları dahil olmak üzere SCADA projesinin önemli bir kısmını sezgisel ve kullanımı kolay bir ortamda yapılandırmalarına imkan tanıyor. Ayrıca, kullanıcı Excel’de bulunan çok sayıda kopyala/yapıştır ve toplu konfigürasyon özelliklerinden yararlanabiliyor” dedi.

Hızlı ve optimum entegrasyon süreci

Mitsubishi Electric fabrika otomasyonu donanımı için kapsamlı kütüphanelerle birlikte rutin konfigürasyon işlemlerinin çok daha hızlı ve etkin hale getirilmesini sağlayan 100’den fazla PLC ve RTU sürücüsünün de çözüme entegre edildiğinin altını çizen Bizel; “Ön konfigürasyonlu nesne şablonu modellerinin kullanılmasının yanı sıra yeni münferit modellerin oluşturulması da hızlı ve optimum entegrasyon sürecini destekliyor. Maliyetleri azaltırken kullanım oranını artıran tek bir mühendislik noktası sunan çözüm sayesinde proje değişiklikleri merkezi olarak gerçekleştirilebiliyor” şeklinde konuştu.

Lokal olarak bulutta veya özel ortamda saklanabiliyor

Güvenli veri paylaşımının ve çapraz platform bağlantısının birçok proses yönetimi uygulaması için yüksek öncelikli özellikler arasında yer aldığını söyleyen Bizel; “Lokal olarak bulutta veya özel ortamda saklanabilen SCADA çözümümüz aynı zamanda diğer üçüncü taraf bulut ortamlarına sorunsuz bir şekilde bağlanabiliyor. OPC DA ile UA, MQTT ve BACNet gibi yaygın endüstri standartları dikkate alınarak geliştirilen yazılım süiti, Sanayi 4.0 ve IIoT uygulamalarında kolaylıkla kullanılabiliyor. Dahili OPC UA ve DA desteğinin sağladığı uygunluk avantajlarını HTML5 web istemcisinin özellikleriyle birleştiriyor. Güvenli web bağlantıları, PC’ler ve mobil cihazlar için tarayıcı tabanlı izleme ve operasyon kabiliyeti sunuyor” diye konuştu.

Proje mühendisliği ve geliştirme maliyetlerinde büyük düşüş

Ürünün kapsamı ve ölçeklenebilirliği sayesinde hem büyük hem de küçük uygulamalarda proje mühendisliği ve geliştirme maliyetlerinin önemli ölçüde azaltılabildiğinin altını çizen Bizel, uygulamanın karmaşık olduğu durumlarda bile fiziksel programlama ihtiyacının düşük tutulmasının sağlandığına dikkat çekti. Bu özelliğin, hem son kullanıcıların hem de sistem entegrasyon uzmanlarının rekabet düzeyinin arttırılması açısından önemli bir avantaj sağladığını söyleyen Bizel, güncellemeler ve yeni projeler konusunda son derece esnek olan yeni çözümün yatırım güvenliğinin arttırılmasını desteklediğini belirtti.

 

 

Sanayi 4.0’ı Yakalamak İçin

Mitsubishi Electric, Almanya’nın Nuremberg kentinde 27-29 Kasım tarihlerinde düzenlenecek olan SPS IPC Drives 2018 Fuarı’nda üretimde dijital dönüşüme imkan tanıyan yeni nesil teknolojilerini sergileyecek. Sanayi 4.0’a uyumlu akıllı üretim için fabrikalara inovatif çözümler sunan Mitsubishi Electric, mühendislik, üretim ve bakım uygulamalarını ziyaretçilerle buluşturmaya hazırlanıyor.

Mühendislikte akıllı entegrasyon

Mitsubishi Electric’in SCADA sisteminin en yeni versiyonu olan MAPS 4 (Mitsubishi Electric Adroit Process Suite 4), mühendislik uygulamaları için harcanan geliştirme sürelerinin kısaltılmasına imkan tanıyor. Nesneye dayalı fonksiyonlarıyla öne çıkan MAPS 4, Mitsubishi Electric markalı cihazların yanı sıra farklı markalara yönelik ekipmanları da hızlı ve kolay bir biçimde sisteme entegre edebiliyor. Yaşam Çevrimi Yönetimi aracı ise ölçeklenebilirlik özelliği sayesinde bulut bağlantısı ve yüksek esneklik sağlıyor.

Üretim için akıllı otomasyon

Fabrika otomasyon sektöründeki inovatif ürünleriyle dikkat çeken Mitsubishi Electric, akıllı otomasyonun üretimin farklı seviyelerinde uygulanmasına olanak tanıyan çözümler sunuyor. Yeni başlayanlar için güncel SCARA robot paketiyle desteklenen entegre robotik teknoloji, optimum intralojistik için Smart Carriage teknolojisiyle geliştirilen Lineer Transfer Sistemi (LTS) ve daha etkili enerji yönetimi için kapsamlı MEnergy konsepti bu çözümlerin sadece bir kısmını oluşturuyor.

Bakımda akıllı sistem yönetimi

Sanayi 4.0 çağında bakım, kestirimci bakım uygulamalarıyla üretim sisteminin korunması anlamına geliyor. Bu noktada Mitsubishi Electric, robot bakımı için entegre AR uygulamasının yanı sıra makine teşhisi için “GOT Drive” çözümünü sunuyor. Bu çözüm, servo kontrol cihazlarının ve frekans inverterlerinin friksiyon ve vibrasyon verilerini doğrudan GOT2000 serisi HMI’ya iletmesine olanak tanıyor. “GOT Mobile” fonksiyonu sayesinde ise üretim verileri herhangi bir lokasyondan sorgulanabiliyor ve alarm mesajları cep telefonu, tablet veya PC aracılığıyla alınabiliyor. Mitsubishi Electric, bu ve bunun gibi daha pek çok çözümü sayesinde şirketlerin akıllı üretim projelerinin planlanmasına ve uygulanmasına büyük destek sağlıyor.

Exit mobile version