Sahte Telif Hakkı İhlali Bildirimlerine Dikkat Edin

Sosyal medyanın kendine has bir cazibesi var. Sıradan bir insan bile birkaç bin takipçiye sahip olduktan sonra bir sosyal medya ünlüsüne dönüşebiliyor. Milyonlarca insan en az bir sosyal medya aracına ilgi gösteriyor. Bu nedenle, sosyal medyada insanları etkileyebilecek konuma ulaşmak da beraberinde çeşitli faydalar getiriyor. Örneğin Instagram, dünyanın ikinci en popüler sosyal ağı olmanın da ötesinde bir yer haline geldi. Birçok fotoğrafçı, model ve internet ünlüsü için burası artık bir gelir kaynağı. Binlerce takipçisi bulunan göz alıcı hesaplar yalnızca hayranların değil siber suçluların da dikkatini çekiyor.

Kaspersky Lab uzmanları Instagram’daki popüler hesapları hedef alan yeni bir kimlik avı yönteminin yoğun bir şekilde kullanılmaya başlandığını belirtiyor. Kaspersky Lab uzmanlarına göre saldırı şu şekilde gerçekleşiyor:

Instagram kullanıcıları, özellikle yüksek takipçi sayısına sahip olanlar, “Telif hakkı ihlali nedeniyle hesabınız kalıcı olarak silinecektir” iddiasında bulunan oldukça gerçekçi görünen e-posta bildirimleri alırlar. Bu e-posta klasik Instagram başlığını ve logosunu taşır ve Kimden alanında yazan e-posta adresi, meşru Instagram e-posta adresiyle oldukça benzerdir. Bu adres çoğu zaman ya mail@theinstagram.team ya da info@theinstagram.team olur.

E-posta, itiraz etmek için yalnızca 24 saatinizin (bazılarında bu süre 48 saattir) olduğunu söyler ve “Şikayeti gözden geçir” başlıklı bir buton içerir. Butona tıkladığınızda sizi gerçek olduğuna ikna edebilecek bir kimlik avı sayfasına yönlendirilirsiniz. Bu sayfada, söz konusu dolandırıcıların telif hakkının korunmasına verdikleri sözde önemi açıklayan bir görselle ve tıkladığınızda bu iddiaya “itiraz edebileceğiniz” bir bağlantıyla karşılaşırsınız. Dolandırıcılar yaptıkları sahtekarlığı daha da gerçekçi göstermek için aslında hiçbir işlevi olmayan uzun bir dil seçim listesi sunar. Bu listede hangi dili seçerseniz seçin, açılan kimlik avı sayfası çoğu zaman İngilizcedir.

“İtiraz Et” bağlantısına tıklar tıklamaz, Instagram hesap giriş bilgilerinizi girmeniz istenir. Üstelik bununla da bitmez. Hemen ardından bir şöyle bir mesaj çıkar: “Geri bildiriminizi doğrulamamız ve e-posta hesabınızın Instagram hesabınızla eşleştiğini kontrol etmemiz gerekiyor.” “E-posta Adresimi Doğrula” tuşuna tıkladığınızda e-posta hizmet sağlayıcılarının bir listesini görürsünüz. Kullandığınız sağlayıcıyı seçtiğinizde hem e-posta adresinizi hem de (sürpriz!) e-posta hesabınızın şifresini girmeniz istenir.

Sonrasında yalnızca birkaç saniye için “Geri bildiriminizi gözden geçireceğiz” yanıtı görünür. Bunun ardından da gerçek Instagram web sayfasına yönlendirilirsiniz; bu yalnızca dolandırıcılığın inandırıcılığını artıran bir başka basit hiledir.

Bu, Instagram’da büyük bir takipçi listesine sahip olan hesapların dolandırıcılar tarafından hedef alındığı ilk durum değil. Kimlik avı saldırılarının ilk dalgasında, kullanıcıları mavi “Doğrulanmış” hesap rozetine başvurma konusunda kandırmaya çalışıyorlardı.

Dolandırıcılar bilgilerinizi ele geçirir geçirmez Instagram profilinizin kontrolünü ele geçirebilir ve hesabınızı geri almak için ihtiyaç duyacağınız bilgileri değiştirebilirler. Bu adımdan sonra da hesabınızı geri vermek için sizden fidye isteyebilirler ya da ele geçirdikleri hesabınızı kullanarak her türden spam ya da zararlı içeriği yayabilirler; bu arada, dolandırıcılara e-postanızın şifresini de verdiğinizde neler olabileceğinden bahsetmedik bile.

Instagram hesabınızı bu ataklardan korumanız için Kaspersky Lab uzmanları şunları tavsiye ediyor:

  • Şüpheli bağlantılara tıklamayın.
  • Web sayfasının URL’si için daima adres çubuğunu kontrol edin. Instagram.com yerine 1stogram.com ya da instagram.security-settings.com gibi bir şeyler yazıyorsa derhal oradan çıkın ve herhangi bir kişisel bilgi girmeyi aklınızın ucundan dahi geçirmeyin.
  • Android için Google Play ve iOS için App Store gibi resmi mağazalardan edinilmiş Instagram uygulamasını kullanın.
  • Üçüncü partiler tarafından sunulan hizmetler ve uygulamalar üzerinden doğrulama yapmak amacıyla hesap giriş bilgilerinizi kesinlikle girmeyin.
  • Hem Instagram hem de e-posta hesabınızda iki adımlı doğrulamayı etkinleştirin.
  • Şüpheli mesajları ortaya çıkaran ve kimlik avı sayfalarını engelleyen, güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. Kaspersky Internet Security sizin için bu işlevi yerine getirebilir.

Türk Siber Güvenliğinde Dev Güç Birliği

Siber güvenlik alanının küresel oyuncusu olmayı hedefleyen, ülkemizin lider siber güvenlik entegratörü Biznet ile sistem çözümleri entegrasyonları ve bilgi güvenliği alanının liderlerinden Netsmart, güçlerini birleştirerek, Siber Güvenlik Operasyonlarına odaklanan “CYBEROSCOPE” adında yeni bir siber güvenlik şirketi kurdular.

Siber güvenlik alanında en yetkin operasyon merkezi

Her iki firmanın uzun yıllara dayanan tecrübesiyle kurulan ve IDC Security Roadshow 2019 İstanbul etkinliğinde ilk kez kamuoyuna duyurulan CYBEROSCOPE’un, sertifikalı, L3 seviyesine kadar olan güvenlik mühendisleri ve risk danışmanlarından oluşan geniş ekiplerinin 7×24 hizmet temelli faaliyet göstereceği vurgulandı.

Enerji, Elektrik, Gaz & Petrol öncelikli kritik alanlar

CYBEROSCOPE’un ayrıca, ideal SGOM (Siber Güvenlik Operasyonları Merkezi) mimarisinin tasarımı, sistemin hayata geçirilmesi ve işletimi sırasında ihtiyaç duyulacak çeşitli hizmetlerin sağlanmasını da kapsayacak şekilde, kurumların “Siber Güvenlik Operasyon Merkezi” kurmalarına ve yönetmelerine de yardımcı olacağı ifade edildi. Yapılan açıklamada, CYBEROSCOPE için, enerji, elektrik, gaz & petrol alanlarının öncelikli kritik alanlar olduğu bilgisi verildi.

Güç birliğinin çarpan etkisi

Cyberoscope’un, alanlarında lider iki şirketin tecrübelerini ve yetkin insan kaynağını birleştirerek sektörde bir çarpan etkisi yaratacağına inandıklarını belirten Biznet Bilişim Genel Müdürü Serdar Yokuş, “Netsmart ile yapmış olduğumuz bu ortaklıkla, bu hizmetleri artık CYBEROSCOPE çatısı altında, büyük bir güç birliğiyle yürüteceğiz. Her iki firmanın alanlarında lider olması, CYBEROSCOPE’a, ülkemizin lider SGOM hizmetleri sağlayıcısı olma sorumluluğunu da yüklüyor. Hem Netsmart’ın hem de bizim temel değerimiz, temel sermayemiz yetişmiş insan kaynağıdır. Bu ortaklığın ve güç birliğinin altında da bu felsefe yatıyor. CYBEROSCOPE çalışanlarının teknik yeterlilikleri, yapıcı, çözüm odaklı, olumlu iletişim yetenekleri ve tamamen yerli bir ekip ve teknoloji ile kurulan firmanın gelişime ve değişime açık yaklaşımı; sürekli kendini yenileyen siber güvenlik dünyasında başarımızın temel dinamiği olacak.” dedi.

 

En çok bankacılık sektörü ve kamu – devlet alanında kullanılıyor

SGOM hizmetlerinin şimdilik en çok banka-finans, teknoloji ve kamu- devlet sektör ve alanlarında kullanıldığını belirten Yokuş, 2017’den 2018’e katlanarak artan siber tehditler karşısında bu hizmetlerin hayati bir gereklilik haline geldiğini ve bu işin özünün güvenlik mimarisi olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:

“İşletmelerin yüzde 34’ü siber güvenlik çözümlerine yatırım yapmaktansa siber saldırganlara fidye ödemeyi tercih ediyor. Son 3 ayda işletmelere düzenlenen siber saldırılarda da yüzde 55 artış kaydedildi. Bilgi güvenliği eğitimi ve güvenlik sertifikalandırmasında dünyanın en güvenilir ve en büyük kaynağı kabul edilen SANS’ın, 2018 SGOM Araştırma Raporu, araştırmaya katılanların yüzde 30’a yakınının hiçbir tanımlı mimariye sahip olmadıklarını, sadece informal SGOM’ları olduğunu ve IDC’nin bir araştırması da, Türkiye’deki kurumların yüzde 58’inin böyle bir yatırımı olmadığını gösteriyor. Tüm bu sonuçlar, CYBEROSCOPE yatırımımızın zamanlamasının ne kadar doğru olduğunun göstergesi.”

Bir yaşam döngüsü

SGOM hizmetindeki en önemli noktanın, onu bir yaşam döngüsü olarak ele almak olduğunun da altını çizen Yokuş, bu döngünün, şirketlerin gereksinimlerine ve tehditlerdeki değişimlere uygun olarak sürekli güncellenmesinin ve iyileştirilmesinin önemine vurgu yaparak; “Siber Güvenlik Operasyonları Merkezi, altında farklı farklı yeteneklerin bulunması gereken bir çatıdır. Örneğin bir zararlı yazılım analizi, bir olay müdahale, olay yönetimi, raporlama ve hatta müşterilerin yerine cihazların yönetimi. Hizmeti en iyi özetleyen yaklaşım, yönetilebilir siber güvenlik servisleri ifadesidir.” dedi.

Bağımsız, yerli ve milli ilk yatırım

Netsmart Genel Müdürü Zeynep Erkmen ise, siber güvenlik alanındaki en önemli oyunculardan Biznet ve Netsmart olarak, çok güçlü oldukları özel uzmanlık alanlarındaki bilgi birikimlerini birleştirdiklerine vurgu yaparak; “Farklı kasları gelişmiş, farklı becerilere sahip olan, Türkiye’de odağı ve tek işi siber gözetim, yönetim, operasyon hizmetleri sağlamak olan ilk özel siber güvenlik şirketini kurduk. CYBEROSCOPE, kuruma özel siber güvenlik temeli oluşturan, yine onlara özel tehditleri belirleyen ve güvenlik ihlallerine karşılık vererek, kurumların varlıklarını korumasına yardımcı olacak tüm hizmetleri bir arada sunan bir siber güvenlik şirketi olacak. CYBEROSCOPE, Türkiye’de tek işi bu olan, IT, OT ve Endüstriyel Kontrol Sistemleri’ne (EKS) yönelik siber gözetim ve güvenlik yönetim hizmetleri sağlayan, bağımsız, yerli ve milli ilk yatırım olacak.” dedi.

Şirketlerin geleceğe ve küresel rekabete hazırlanmalarında en önemli stratejik önceliklerinden birisinin “dijital dönüşüm” olduğunu vurgulayan Erkmen, sözlerine şöyle devam etti: “Dijital dönüşüm, veri analitiğinden yapay zekâya, nesnelerin internetinden Blockchain’e, müşteri deneyiminden, sanayi uygulamalarına uzanan geniş bir yelpaze; zor bir hedef ve kocaman bir döngü. Dijital dönüşümün hızla sürdüğü dünyada ise, yeni tehdit artık dijital dünya üzerinden geliyor. Haliyle siber tehditlere karşı hazırlıklı olma konusu da, artık kurumlar için yapılacaklar listesinde ilk sırada yer alıyor. Dünyada yönetilebilir güvenlik servisleri son hız artarken, Türkiye de bu alandaki yatırımlar konusunda öncü ülkelerden bir tanesi. Geçtiğimiz yıl boyunca küresel siber olayları ve gelişmeleri gözlemledik. Türkiye’de yönetilebilir güvenlik servisleri ile siber güvenlik gözetim hizmetlerini bir arada verecek, tamamen bu alana odaklı ve uzmanlaşmış bir kuruma ihtiyaç olduğunu görerek bu alana yatırım yapma kararı aldık.”

CYBEROSCOPE Hizmet Süreci: Kurumdan önce müdahale

Giderek daha karmaşık hale gelen siber tehditlere karşı, ağların, sistemlerin ve verilerin etkili biçimde güvence altına alınması tüm kurumların kritik ihtiyacı haline geldi. Bu doğrultuda, siber güvenlik alanında farkındalığın arttığı ve en önemli risk grubunu oluşturan kritik alanların, bu sektör içinde tanımlandığı gözlemleniyor. İşte SGOM hizmetinin özü, bu güvenlik için, kurumların siber güvenlik durumlarının 7×24 sürekli izlenmesini, analiz edilmesini ve proaktif davranılarak, herhangi bir tehdit veya saldırı durumunda, kurumdan önce müdahale edilmesini ve müdahale sonrası kuruma raporlanmasını içeren entegre bir süreç şeklinde özetlenebilir.

CYBEROSCOPE’un hizmetleri ise, “7×24 Sürekli İzleme, Alarm ve Analiz”, “Olay Değerlendirme ve Sınıflandırma”, “Siber Olaylara Müdahale ve Yönetim”, “Zafiyet Analizi ve Yönetimi”, “Tehdit İstihbaratı”, “Zararlı Yazılım Analizi”, “Cihaz Yönetimi ve İyileştirme”, “Raporlama”, “IPS/WAF Etkinlik Testleri”, “SGOM Testleri”, “Sızma Testleri”, “Red Teaming”, “SIEM Log Entegrasyon ve Danışmanlığı” ve “SOME Danışmanlığı” olmak üzere, siber güvenlik operasyonlarına dair tüm süreçleri kapsıyor.

BT liderlerinin Yuzde 69 nun Gundeminde Bulut Teknolojisi Var….

 Equinix, Inc.(Nasdaq: EQIX), Global Ara Bağlantıve Veri Merkezi şirketi, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’dan (EMEA) 1,200’den fazla Üst Düzey Bilişim Teknolojileri (BT) Yönetici arasında yaptığı bağımsız anket sonuçlarını paylaştı. Ankete katılanlar, işletmelerinin gelişimine katkıda bulunacak iki önemli faktörden birinin %48’lik bir oranla Bulut Tabanlı hizmetler olduğunu belirtirken; %53’ü ise siber güvenlik risk ve ihlalleri olduğu söylüyor.

Türk işletmeleri de her ne kadar bu global eğilimi takip etsede %52’si siber güvenlik tehditlerinin şirketlerini etkileyen en önemli unsur olduğunu belirtirken; %42’si Bulut Tabanlı hizmetlerin önemli olduğunu söylüyor. İleriye yönelik planlamalarına bakıldığında ise %61 Türk katılımcı, işletmesini bulut bilişime taşımayı planladığını ve % 57’sinin de Türkiye’de bir veri merkezi seçerken bulut hizmetlerinin büyük önem arz edeceğini belirtiyor.

İşletmeler bulut bilişime geçtikçe, artan siber güvenlik endişesi şirketlerin herkese açık internet ağları yerine daha güvenli Ara Bağlantı seçeneklerini kullanmaya yönlendiriyor. Türk katılımcıların % 56’sı özel bulut hizmetleri kullandığını belirtirken %32’den fazlası daha az güvenli olan internet üzerinden erişim sağlanan bulut hizmetlerini tercih ediyor. Buna ek olarak, çoklu bulut mimarilerinin yaygınlaşmasına rağmen Türk firmalarının sadece %22’si çoklu bulut mimarilerini kullanıyor.

Equinix, tüm bu siber güvenlik ve çoklu bulut ihtiyaçlarını karşılayabilmek için geçtiğimiz sene iki yeni hizmet sunmaya başladı. Bu iki hizmetten biri olan Equinix Cloud Exchange™ Fabric (ECX Fabric), işletmelerin birçok Bulut Hizmet Sağlayıcısına (CSP) erişimini destekliyor. Bu bağlamda ECX Fabric, müşterilerine nerede olduklarına bakmaksızın global CSP’lere özel bağlantı olanağı sunuyor. İkinci olarak; Equinix SmartKeyise çoklu bulut ağları ve bağlantı noktaları arasında veri güvenliğini merkezi ve bağımsız olarak sağlayan global şifre yönetim hizmetidir.

Anketin Türkiye için önemli ipuçları içerdiğini belirten Equinix Türkiye Ülke Müdürü Mehmethan Şişik, “Bu anket, bulut bilişime geçiş yapan işletmeleri inceleyerek, bu geçişin dijitalleşen ekonomi ortamındaki rekabet açısından önemli noktaları göstermekte ve özel Ara Bağlantı ile güvenli veri alışverişine olan ilginin önemini vurgulamaktadır. İşletmeler Equinix ile çalışmayı seçiyor; çünkü Equinix yalnız bulut sağlayıcıları ile ihtiyaçları olan bağlantıyı sağlamıyor, aynı zamanda herkese açık genel internet ağı kullanmak yerine birbirleri arasında esnek, hızlı, dinamik ve güvenli Ara Bağlantı hizmetlerini sunuyor. Bu Ara Bağlantı platformu, firmalara hem rekabet üstünlüğü sağlayan hızlı veri transferi sunarken hem de güvenlik ve uyum ile ilgili gereksinimlerini karşılıyor.” dedi.

 

Kopyala Yapıştır Hırsızlığı

Antivirüs yazılım kuruluşu ESET, resmi Google Play mağazasında ilk Android Clipper zararlı yazılımını tespit etti. Kripto para cüzdanlarını hedef alan bu zararlı yazılım, sahte bir uygulama yoluyla kopyalama panosunu hedef alıyor. Siber suçlular, kopyalanan bigilerin içeriğini değiştirerek, kripto para transferi sırasında paranın gideceği adresi değiştirebiliyor.

‘Clipper‘ zararlı yazılımı, dijital sistemlerde Clipboard olarak tanımlanan kopyalama panosundan bilgi çalma eylemi gerçekleştiriyor. Bu eylem, daha önce Windows sistemlerinde veya şüpheli Android uygulama mağazalarında görülmüştü. Ancak bu tür bir zararlı yazılımın resmi Google Play mağazasında görülmesi, ilk kez meydana geliyor.

Clipper’i, bilgi güvenliği kuruluşu ESET’in mobil zararlılar konusundaki uzman araştırmacısı Lukas Stefanko tespit etti. Stefanko’ya göre Clipper zararlısı, doğrudan kripto para alışverişi yapan dolayısıyla da kripto para cüzdanına sahip kişileri hedefliyor. Özellikle de Ethereum’a yönelen kişileri.

Nasıl çalışıyor?

Güvenlik gerekçeleriyle, online şifreleme cüzdanlarının adresleri uzun karakter dizelerinden oluşuyor. Bunları yazmak yerine, kullanıcılar panoyu (Clipboard) kullanarak, adresleri kopyalayıp yapıştırma eğilimindedirler. İşte Clipper zararlısı, tam da bundan faydalanıyor. Pano içeriğini keserek bunu gizlice siber saldırganın belirlediği içerikle değiştirebiliyor. Bir kripto para transferi söz konusu olduğunda, etkilenen kullanıcı, kopyalanan cüzdan adresini farkında olmadan saldırganlara ait forumlarda yer alanlardan biriyle değiştirilmiş halde bulabiliyor.

Clipper zararlı yazılımı, Google Play’de yer alan Metamask adlı meşru mobil uygulama kılığında geliyor. Zararlı yazılımın öncelikli amacı, kurbanın oturum açma bilgilerini ve özel anahtarlarını ele geçirerek Ethereum kaynaklarını kontrol etmek.

Google bilgilendirildi

ESET’in ‘Android/Clipper.C’ olarak etiketlediği zararlı, 1 Şubat 2019’da resmi Android mağazasında tanıtıldıktan kısa bir süre sonra tespit edildi. Söz konusu bulgu, Google Play güvenlik ekibine iletildi ve ekip uygulamayı mağazadan kaldırdı.Bu tehlikeli zararlı yazılım biçimi, ilk olarak 2017 yılında Windows platformu üzerinde yayılmaya başladı ve ilk kez 2018’in yaz aylarında şüpheli Android uygulama mağazalarında görüldü. Şubat 2019’da ise ilk kez resmi Android uygulama mağazası Google Play’de tespit edildi.

ESET’in korunma önerileri

Clipper zararlı yazılımının Google Play’de ilk kez görülmesi, Android kullanıcılarının mobil güvenlik alanında dikkatli olması gerektiğinin bir kez daha altını çiziyor. Zararlıyı tespit eden ESET uzmanı Lukas Stefanko, Clipper ve diğer Android zararlı yazılımlarına karşı güvende kalabilmek için telefon kullanıcılarına şunları öneriyor:

  • Android cihazınızı güncel tutun ve güvenilir bir mobil güvenlik çözümü kullanın. Google Play üzerinden ücretisiz olarak indirilebilen ESET Mobile Security, bu konuda önemli destek sağlar.
  • Uygulamaları indirirken yalnızca resmi Google Play mağazasını tercih edin.
  • Ancak, her zaman resmi uygulama bağlantısı için uygulama geliştiricisinin veya servis sağlayıcısının resmi web sitesini kontrol edin.Eğer yoksa, bunu bir uyarı olarak düşünün ve Google Play aramanızın herhangi bir sonucuna karşı son derece dikkatli olun.
  • Hassas bilgilerden paraya kadar değerli bir şey içeren tüm işlemlerinizde her adımı iki kez kontrol edin. Panoyu kullanırken, girmek istediğinizin kopyalandığını her zaman kontrol edin.

Dijital Gaspçılardan Nasıl Kurtulursunuz

Çağımız, bilgi çağı. Hem bireyler hem de kurumlar için sahip oldukları veriler, çok büyük önem taşıyor. İster cep telefonunuzdaki rehberiniz, fotoğraflarınız, videolarınız ya da hesap bilgileriniz olsun, ister şirket sunucularında depolanan yüzlerce terabaytlık veriler olsun… Hiç fark etmiyor. Hepsi çok önemli ve değerli. Kaybetmek, erişememek çağımızın kabusu. Sahip olduğumuz veriler bu kadar değerli olunca, bundan haksız kazanç elde etmek isteyen modern gaspçılara yönelik de büyük bir fırsat doğuyor. Dijital gaspçılar, verilerinizi şifreleyerek çok yüksek meblağlar karşılığında yeniden erişime açıyorlar. Kendinizi, bu rahatsız edici senaryonun içinde bulmanızı önleyecek çözüm önerilerini, Beyaz Net Genel Müdürü Mehmet Fatih Zeyveli aktardı.


Sanal ortamdaki Cryptolocker benzeri tehditlerin sayısı ve fidye miktarları gün geçtikçe artıyor. Bir gün bilgisayarınızı açıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki, bilgisayar ortamındaki dosyalarınız, bütün çalışmalarınız ve belgeleriniz şifrelenmiş; size de bir not bırakılmış: “Dosyalarınıza ulaşmak istiyorsanız bizimle irtibata geçin”. Sonrasında sizden bilgisayarınızda bulunan ama şifreli olan dosyaları açmak için bir miktar para isteniyor. Siz parayı gönderdikten sonra bilgisayarınıza bağlanıp şifreyi çözüyorlar. Eskiden bu işlem için fidyecilerin istediği bedel, 1.000 dolar civarında idi. Pazarlıkla biraz düşürüp 500 ila 800 dolar ödeme yaparak dosyalarınızı kurtarabiliyordunuz. Şimdi ise rakamlar inanılmaz arttı. Artık 40 bin-50 bin TL isteniyor ve pazarlıkta da çok düşmüyorlar. Belgeleri kendisi için çok değerli olan birçok kişi ve kurum, yüksek miktarlarda parayı çoktan ödedi. Parayı ödememeyi tercih eden birçok kişi de dosyalarını kaybetti. Peki, bu zararlı yazılımlar nasıl bulaştırılıyor ve bu yazılımlardan kurtulmak nasıl mümkün olabilir?

VERİLERİN AYRI BİR ORTAMA TAŞINARAK DÜZENLİ YEDEKLEME YAPILMASI ÖNEMLİ

Beyaz Net Genel Müdürü Mehmet Fatih Zeyveli, her şeyden önce düzenli yedeklemenin büyük bir önem taşıdığını vurguluyor. Böyle bir sıkıntı başımıza geldiğinde fidye vermek zorunda kalmamak için düzenli yedeklemeye önem vermemiz gerekiyor. Yedekten geri dönen dosyalarımıza kolaylıkla ulaşabilir ve birkaç günlük kayıpla hayatımıza devam edebiliriz. Zeyveli, yedek alınırken dikkat edilmesi gereken unsurlara da dikkat çekiyor; “Yedekler ayrı bir ortamda olmalı ve sürekli erişilebilir olmamalı. Fidyeciler zararlı yazılımı bulaştırdıkları sistemlerde genelde yedekleri de şifreliyorlar. Bu da yedeği anlamsız kılıyor. Daha etkili bir çözüm için yedeklerinizi ayrı bir ortama taşımalı, birden fazla yedek tutmalısınız. Çok kullanan kalmadı ama tek yazımlık CD/DVD’ye yedek almak iyi bir çözüm olabilir” diyor.

DİKKAT! KENDİNİZ BULAŞTIRIYORSUNUZ

Zararlı yazılımların nasıl bulaştığı sorusunun çok ilginç bir yanıtı var. “Siz bulaştırıyorsunuz” Birçok kullanıcı zararlı yazılımları bilgisayarlarına kendileri indiriyor. Fidyeciler gayet inandırıcı hikayeler yazarak, dosyayı indirme konusunda kullanıcıları ikna edebiliyor. Mesela çok yüksek rakamlı bir telefon faturası maili görüp, “Nasıl olur?” diyerek faturaya tıklıyorsunuz ya da “Kargonuz yerine ulaştırılamadı” mailine kanıp, adres değişikliği formunu indiriyorsunuz. Hatta Yüksek Seçim Kurulu’ndan gelen oy kullanamayacağınız yönündeki maile inanıp ilgili dosyayı indiriyorsunuz. Sizin müdahalenizle indirilen dosya bir kez çalıştıktan sonra bilgisayar sizin kontrolünüzden çıkıyor. Bu nedenle hangi linke tıklandığına ve hangi programın yüklendiğine çok dikkat etmek gerekiyor.

ZARARLI YAZILIMLARI ENGELLEMENİN YOLLARI

Zararlı yazılımları engelleyebilmenin mümkün olduğunu belirten Beyaz Net Genel Müdürü Mehmet Fatih Zeyveli, engelleme yöntemlerini şöyle sıralıyor: “Akıllı Masaüstü Bilgisayar Güvenliği Çözümleri, DNS Güvenliği Çözümleri, Beyaz Liste Çözümleri, Sandbox (kum havuzu) Çözümleri ve Linux ya da Milli İşletim Sistemimiz Pardus’u kullanmak yazılımları engelleyecektir. Fidyeciler, her bir saldırıda zararlı uygulamalarını sürekli değiştiriyorlar ve yaptıkları saldırı birkaç saat sürüyor. Birkaç saat içinde bulaştırabildikleri kadar kişiye ulaşmaları gerekiyor. Bir süre sonra uygulamaları veya mailleri kara listeye düşüyor ve güvenlik sistemleri tarafından engellenmeye başlıyor. İlk başta anti-virüs yazılımları tarafından tanınamadığı için davranışa göre de engelleme yapan Akıllı Masaüstü Bilgisayar Güvenliği Çözümleri, virüsleri davranışından anlayıp bu zararlı yazılımları engelleyebiliyor. DNS Güvenliği Çözümleri’nde ise fidyeciler genellikle her saldırı öncesi yeni bir DNS adı satın alıyorlar. telekomefatura.com gibi bir adres üzerinden size mail gönderiyorlar. Yeni alınan DNS alan adlarını kontrol eden ve bu alan adlarına erişimi engelleyen çözümler büyük oranda bu tehditleri engelliyor. DNS Firewall diye de adlandırılan bu çözümler özellikle kurum bilgisayarlarını korumada çok faydalı oluyor.

ZARARLI YAZILIMLARA KARŞI BEYAZ LİSTE, SANDBOX, LINUX VE PARDUS…

Sadece kullandığımız yazılımları belirlesek, bunun dışında hiç bir uygulama çalışmasa, bilgisayarımıza herhangi bir şey bulaşma imkanı da kalmaz. Bunu yapan uygulamalara beyaz liste uygulamaları deniyor ve beyaz liste yöntemi ile çalışan bir bilgisayarda, üzerine tıklasanız bile bir fidye yazılımının çalışması mümkün değil. Bir diğer yöntem olan Sandbox (kum havuzu) Çözümleri ise daha çok kurumsal altyapılarda kullanılıyor. Herhangi yeni bir dosya geldiğinde onu önce farklı bir ortamda otomatik çalıştırarak deneme mantığına dayanıyor. Yeni bir dosya geldiğinde sistem bu dosyayı boş sanal bir bilgisayarda çalıştırır. Dosyanın neler yaptığını inceler ve zararlı faaliyet tespit ederse dosyayı engeller. Bu sayede fidye yazılımı benzeri birçok zararlı yazılım engellenir. Bir diğer çözüm de masaüstü bilgisayarda Linux veya Milli İşletim Sistemimiz Pardus kullanmak. Linux ve Pardus ortamlarında henüz bu tür zararlılar yok.”

Kalbinizle Birlikte Paranızı da Kaptırmayın

Kaspersky Lab uzmanları, Sevgililer Günü öncesinde çeşitli romantik hediyelik eşya teklifleriyle gerçekleştirilen kimlik avı saldırılarında büyük bir artış tespit etti. Kullanıcılar Şubat ayının ilk yarısında romantizm temalı dolandırıcılık sitelerinin tuzağına düşüyor. Tespit edilen ve engellenen giriş denemelerinin sayısının geçtiğimiz yıl aynı döneme göre iki kattan fazla artmış olması, dolandırıcıların hırsızlık için her zaman yeni bir yol aradığını gösteriyor.

İnternet kullanıcılarını kandırmak için kullanılan en popüler ve kolay sosyal mühendislik yöntemlerinin başında kimlik avı saldırıları geliyor. Bu dolandırıcılık türünde suçlular kullanıcıları kandırarak kimlik bilgilerini, parolalarını, kredi kartı numaralarını, banka hesap detaylarını ve finansal açıdan önemi diğer bilgiler çalabiliyor. Kimlik avı e-postaları ve web siteleri genellikle hakiki web sitelerine benziyor. Bu şekilde kullanıcılar herhangi bir amaçla kişisel bilgilerini siteye girmeye ikna oluyor. Bu saldırılarda genellikle büyük bir spor etkinliği veya önemli günler gibi gündemde olan konulardan yararlanılıyor. Sevgililer Günü de bir istisna değil.

Kaspersky Lab çözümleri tarafından dolandırıcılık sitelerine yönelik tespit edilen ve engellenen giriş denemelerinin sayısı Şubat 2018’in ilk yarısında 2 milyonun üzerindeyken, bu yıl aynı dönemde 4,3 milyona çıktı. Toplanan istatistiklere göre bu saldırılardan en çok etkilenen ülkeler Brezilya (toplam tespitlerin %6,4’ünden fazlası), Portekiz (%5,8’den fazla) ve Venezuela (%5,5) oldu. Bunları Yunanistan (%5,3) ve İspanya (%5,1) takip etti.

Gönderilen e-postalar ayrıntılı incelendiğinde dolandırıcıların hediyelik eşyalar ve performans artırıcı ilaçlar için ön sipariş fırsatlarıyla kullanıcıları kandırdığı ortaya çıktı. Ön sipariş vermek isteyen kullanıcılardan kimlik bilgilerini vermeleri isteniyor. Bu bulgular Kaspersky Lab’ın yaptığı araştırmada ulaştığı, söz konusu aşk olunca insanların dikkatli olmayı bıraktığı sonucunu da yeniden doğruluyor.

Kaspersky Lab Kıdemli Web İçerik Analisti Andrey Kostin, “Araştırmamız önemli spor etkinliklerinden, sahte poliçelerden ve romantik içeriklerden yararlanan kimlik avı saldırıları arasında hiçbir fark olmadığını gösteriyor. Hepsi kullanıcıların heyecan, stres veya aşk gibi duygularını tetiklemeyi hedefliyor. Siber dolandırıcıların elinde her şey bir silaha dönüşebiliyor. Tespit edilen yükseliş, sevdiklerimize çiçek alırken bile her zaman dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor.” dedi.

Güvende kalmanız için Kaspersky Lab şunları tavsiye ediyor:

  • Kimlik avı saldırısı düzenleyenler genellikle kullanıcıların duygularından yararlanır. Buna ilişki ve aşk ile bağlantılı olanlar da dahildir. Romantik beklentilerinizden yararlanmak isteyen dolandırıcılarla karşı karşıya olduğunuzu gösteren işaretler arasında, hemen harekete geçmeniz istenmesi, çok kişisel ve konuyla alakalı olmayan bilgiler istenmesi ve gerçek olamayacak kadar iyi teklifler sunulması yer alır.
  • ‘Tek seferlik’ teklifler veya ücretsiz çeşitli ürünler sunan e-postalara özellikle dikkat edin. E-postalar bilmediğiniz insanlardan veya kurumlardan ya da şüpheli veya alışılmadık adreslerden geliyorsa açmadan önce bir kez daha düşünün. Gerçek olduğundan emin olmadığınız ve ‘https’ ile başlamayan bağlantılara tıklamayın. Özellikle kişisel veya finansal bilgiler istendiğinde buna dikkat edin.
  • İnternet üzerinden yapacağınız alışverişler, örneğin çiçek almak veya rezervasyon yapmak için, kısıtlı limite sahip ayrı bir banka kartı kullanın. Bu şekilde, banka bilgileriniz çalınırsa çok daha ciddi bir finansal kayıptan kurtulabilirsiniz.
  • Kaspersky Security Cloud gibi, kimlik avı ile mücadele etme ve güvenli ödeme özelliklerine sahip, güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın.

Güçlü Parola Oluşturmanın Sırları

Parolalar, internetteki hesaplarda kimlik doğrulamak için genel olarak kullanılan bir yöntem. Hem güvenli hem de hatırlaması kolay bir parola oluşturmak ise her zaman kolay değil ve çevrim içi hesaplara sahip insan sayısı arttıkça daha da zorlaşıyor. Unutmayacağınız basit parolaları kullanırsanız saldırganların bunları kırabilme riski de yüksek olacaktır. Karmaşık parolalar oluşturduğunuzda ise unutma olasılığınız yükseliyor. Bu nedenle bir ya da iki parola belirleyip bunları birçok web sitesinde kullanma eğilimine girebilirsiniz.

Kaspersky Lab araştırmacıları parolaların en büyük açığının birden fazla yerde kullanılması olduğunu düşünüyor. Geçtiğimiz günlerde 700 milyondan fazla e-posta adresi ve kırılan milyonlarca parolanın dağıtılması, farklı saldırılarda ele geçirilen verilerin kolaylıkla bir araya getirilebildiğini gösterdi. ‘Kimlik depolama’ adı verilen bu saldırılarda saldırganlar kurbanların e-posta/parola kombinasyonlarından faydalanarak aynı parolanın kullanıldığı diğer hesapları da ele geçiriyor.

Bu risk parolaları değiştirmekle değil güçlendirmekle azalıyor. Güçlendirme dendiğinde ise bu parolaları karmaşıklaştırmak yerine benzersiz hale getirmekten geçiyor.

“Güçlü bir parola ile ne kastedildiği konusunda bir karışıklık var. Günümüzde çoğu web sitesi en az sekiz karakterden oluşan, içinde büyük ve küçük harfler, rakamlar ve özel işaretler içeren karmaşık parolalar kullanılmasını talep ediyor. Çoğu kullanıcı bunların ‘güçlü’ birer parola olduğunu düşünüyor. Bu da ürkütücü olabiliyor.” diyen Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi (GReAT) Güvenlik Araştırmacısı David Jacoby, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güçlü parolalar ürkütücü olmak zorunda değil. Konuya güvenlik açısından baktığınızda, yalnızca size özgü olan ve tek bir hesapta kullanılan parolaların güçlü olduğunu görüyorsunuz. Parolaları benzersiz ve hatırlaması kolay hale getirmenin kolay yolları var. Böylece, yaşanan bir veri sızıntısında ele geçirilen bir parola diğer hesaplara girmek için kullanılamaz.Ayrıca, Kaspersky Password Manager gibi güvenli parola yönetim araçları bulunuyor. Bunlarla çok sayıda güvenli parola oluşturmak mümkün.”

Bu adımlarla benzersiz, hatırlaması kolay ve güçlü parolalar oluşturabilirsiniz:

Adım 1: ‘Sabit serinizi’ (parolanızın değişmeyecek olan bölümü) oluşturun

  1. Şarkı sözleri, bir filmden konuşmalar, ninni veya hatırlayabileceğiniz benzer bir şeyden bir ifade düşünün.
  2. İlk üç ila beş kelimenin ilk harflerini alın.
  3. Her harfin arasına @ / # gibi özel bir karakter ekleyin.

Şimdi tüm benzersiz parolalarınızı bu temele oturtabilirsiniz.

Adım 2: Bağlantı kurmanın gücünden yararlanın

  • Çevrim içi hesaplar (Facebook, Twitter, eBay, arkadaşlık siteleri, internet bankacılığı, alışveriş veya oyun siteleri) için parola oluştururken, web sitelerinin aklınıza getirdiği ilk kelimeyi yazın.
  • Örneğin Facebook için parola oluşturuyorsanız aklınıza logonun renginden ilk olarak “mavi” kelimesi gelebilir. Bu kelimeyi, isterseniz tamamı büyük harf olarak sabit serinizin sonuna ekleyin.

David Jacoby bunu şöyle açıklıyor: “Örneğin, düşündüğünüz ifade ‘Mini Mini Bir Kuş Donmuştu, Pencereme Konmuştu’ olsun. Kullanmak istediğiniz özel karakter # ise Facebook parolanız şuna benzer bir şey olacaktır: M#M#B#K#Dmavi Baktığınızda tamamen anlamsız veya sanki parolayı birisi size vermiş gibi görünüyor. Ancak bu tamamen size özel olduğundan parola oluşturma sistemini anlıyorsunuz. Siteyle bağlantılı kelimeyi de bildiğinizden hatırlaması da kolay oluyor.”

Parolaları yedekleme, hatırlama ve güvenli olarak otomatik doldurmanın en iyi yolu Kaspersky Password Manager gibi bir parola yönetim aracı kullanmak.Güvenli bir parola saklama ve koruma çözümü olan Kaspersky Password Manager, tüm çevrim içi hesaplarınız için güçlü ve benzersiz parolalar oluşturmanızı sağlıyor. Tüm parolalarınıza erişmek için sizin sadece ana parolayı hatırlamanız yetiyor. Kaspersky Password Manager’ın da aralarında olduğu en güvenli parola yönetim çözümleri güçlü şifreleme özelliklerine sahip. Verilerinizin diğer kişiler tarafından ele geçirilme ihtimali bu sayede çok düşük oluyor.

Türkiye’de Y Kuşağının Yüzde 73’ü Online Tehdide Maruz Kalıyor

Özellikle çocuklar ve gençler arasında teknolojinin daha güvenli ve daha sorumlu bir şekilde kullanılmasını teşvik etmek için organize edilen Güvenli İnternet Günü’nü desteklemek için Microsoft, 2004 yılından beri çeşitli faaliyetlerle güvenli internet kullanımına katkılar sunuyor. Microsoft bu kapsamda 3 yıldır, online davranışlar ve etkileşimler hakkında internet kullanıcılarının tutum ve algılarını inceleyen “Dijital Nezaket Araştırması” (Digital Civility Index/DCI)yürütüyor.

Bu yıl, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin dâhil olduğu araştırma, İnternet kullanımı konusunda bireylerin yaşadığı riskler, tehditler, etkileşimler ve saldırgan davranışlar konularında önemli bilgiler sunuyor. 13-17 yaşlarındaki gençler ve 18-74 yaşları arasındaki yetişkinler ile yapılan görüşmelerden alınan sonuçları içeriyor. Araştırmada kullanıcıların karşılaştıkları risklerin çeşidine ve sıklığına göre puanlama yapılıyor. Buna göre, geçen yıla göre 2 sıra yükselen Türkiye, 22 ülke arasında 71 puanla 14’üncü konumda yer aldı. Birinci sırada ise 50 puanla İngiltere bulunuyor.

Türkiye’de gençler ailelerinden yardım istemekten çekiniyor

Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de Y kuşağındaki internet kullanıcılarının yüzde 73’ü online tehditlere maruz kalıyor. Online risklerin hedefi olan kişilerin açıklamalarına göre, bu tehditler sıklıkla tanıdıklar, arkadaşlar veya aile bireyleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu tehditler geçen yıla göre 9 puan artarak yüzde 27 olarak gerçekleşti. Ankete katılan kadınların bu tarz tehditlere erkeklerden daha yüksek oranda maruz kaldığı görülüyor. Türkiye’deki kullanıcılar ayrıca, online saldırıları dünya geneline göre daha şiddetli yaşıyor. Dünya genelinde bu oran yüzde 28 iken Türkiye’de internet kullanıcılarının yüzde 33’ü şiddet içerikli saldırılara maruz kalıyor. Online bir saldırı karşısında gençlerin ailelerinden yardım isteme oranı dünya genelinde yüzde 42 iken Türkiye’de bu oran yüzde 32. Başka bir yetişkinden yardım isteme konusunda da Türkiye, yüzde 28 olan dünya ortalamasının gerisinde kalarak, ancak yüzde 20 oranını yakalıyor.

Tehditlerin yüzde 28’i tanıdık çevreden ve akrabalardan geliyor

Türkiye’deki en yaygın istenmeyen online temas türleri, rahatsız edici veya müstehcen içerik almak ile uygunsuz ve kişisel bilgi toplama girişimlerinde bulunmak olarak öne çıkıyor. Bu girişimlerin oranı dünya genelinde yüzde 33 iken Türkiye’de bu oran yüzde 41. İnternet kullanıcılarının karşılaştığı tehditlerin yüzde 62’si yabancılardan, yüzde 28’i ise tanıdık çevrelerden geliyor. Dünyada ve Türkiye’de bu tip online risklerle karşılaşanlar, yabancılara olan güvenini kaybediyor, daha stresli bir hayat yaşamaya başlıyor, uyku düzenini kaybediyor ve sosyal medya, blog ya da forumlara daha az giriyor.

Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü Aslı Arbel konuyla ilgili olarak“Teknoloji yaygınlaştıkça insanların internet üzerinden birbiriyle kurdukları etkileşim de artıyor. İnsan odaklı bir teknoloji şirketi olarak, herkesin dijital ortamda nezaket kurallarını ve ahlak kavramlarını göz önünde bulundurarak hareket etmesini temenni ediyoruz. Bu nedenle, Güvenli İnternet Günü’nde, dünyanın dört bir yanındaki insanları dijital nezaketi benimsemeye ve online ortamda birbirlerine saygılı davranmaya davet ediyoruz. 3 yıldır 20’den fazla ülkede gerçekleştirilen Microsoft Dijital Nezaket Araştırmamız 4 temel ilkeye dayanıyor: Başkalarına sana davranılmasını istediğin gibi davran, Farklılıklara saygı göster, Cevap vermeden önce düşün ve Haksızlığa uğradığında harekete geç. Bu ilkeler doğrultusunda gelişen bir dijital ortamda insanların ve kurumların birbirine olan güvenlerini kaybetmeden daha fazlasını başarabileceğine inanıyoruz. Araştırma sonuçlarında da görülebileceği üzere, Türkiye’nin online riskler konusunda dünya standartlarının gerisinde kalmaması için ailelere ve eğitimcilere de önemli görevler düşüyor. Aileler ve eğitmenler, birer rol model olarak, her zaman gençlerin yanında olmalı ve internet kullanımında tüm bireyler günlük yaşamdaki gibi eylemlerinin sorumluluklarını üstlenmeli” dedi.

Siber Güvenlik Endişesi Online Alışveriş Ve Bankacılık Kullanımını Etkiliyor

ESET’in yaptığı araştırmaya göre toplumun yüzde 20’si siber güvenlik ve gizlilik endişeleri nedeniyle bankacılık ve alışveriş işlemlerini online yapmamayı tercih ediyor. Araştırmaya katılanların yüzde 70’i ise kişisel verilerin kötüye kullanılmasından endişe duyuyor.

Antivirüs yazılım kuruluşu ESET, kamuoyunun siber suç, siber güvenlik ve veri gizliliğine ilişkin tutum ve deneyimini incelemek üzere Amerika Birleşik Devletleri’nde kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. ESET Siber Güvenlik Barometresi olarak tanımlanan ve anket biçiminde düzenlenen araştırma, 2 bin 500 kişinin katılımıyla yapıldı. ESET Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb’un duyurduğu araştırma, ilginç bulgular ortaya koydu.

Siber suç, uyuşturucu kaçakçılığından da öne çıktı 
Amerikalıların yüzde 70’i, online bankacılık işlemlerinde veya alışveriş yaparken web sitelerine sağlanan kişisel verilerin kötüye kullanılmasından endişe duyuyor. Bununla birlikte toplumun büyük çoğunluğu artık siber suçları, ülkeleri için gittikçe büyüyen bir tehdit olarak görüyor. Hatta o kadar ki, katılımcıların yaklaşık yüzde 91’i siber suçun, uyuşturucu kaçakçılığı veya kara para aklamaktan daha önemli bir sorun olduğunu düşündüklerini ifade etti.

Herkes risklerin artmasını bekliyor 
ESET Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Stephen Cobb’e göre bu araştırmadaki en çarpıcı bulgu, katılımcıların siber suçlar tarafından oluşturulan tehlikelere karşı duydukları derinlemesine endişe ve bunun yakın zamanda düzeleceğine dair inançlarının olmayışıdır. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 87’si, siber suç kurbanı olma risklerinin artmasını beklediklerini belirtti.

Online bankacılık ve online alışverişe temkinli yaklaşım 
Ankete katılanların yüzde 19’u online alışveriş, yüzde 20’si ise online bankacılık işlemlerini güvenlik ve gizlilik endişeleri nedeniyle yapmamayı tercih ettiklerini bildirdi. ESET Araştırmacısı Stephen Cobb’e göre bu yüzdeler, finansal kuruluşlar ve perakendeciler için kaybolan fırsatları ifade ediyor.

Raporda ayrıca siber suçla ilgili kaygılar ve bu tür suçlarla karşılaşma oranı arasındaki ilişki de belgeleniyor. Yetişkin Amerikalıların yaklaşık yüzde 70’i, kişisel bilgilerini isteyen sahte e-postalar veya telefon görüşmeleri aldıklarını bildirdiler. Çok daha fazla sayıda insan, katılımcıların yüzde 86’sı kimlik hırsızlığı kurbanı olabileceğinden endişe duyduğunu söyledi ancak kimlik hırsızlığı yaşadığını bildiren katılımcıların yüzdesi ise bu sayının yarısından daha az, yüzde 30 olarak hesaplandı. “Açık olmak gerekirse, 10 Amerikalıdan üçünün kimlik hırsızlığı yaşamış olması oldukça şok edici” diyen Stephen Cobb, “Ancak bu yüksek endişe oranından tecrübeler edinebilir, önlemler geliştirilebilir” tespitini yaptı.

Kaspersky Lab İş Ortaklarına Güç Veren Yeni Programını Duyurdu

Her şirketin altyapısı kendine özgüdür. Bu yüzden, şirketler kendilerine özel siber güvenlik çözümleri ve hizmetleri sunan BT güvenliği sağlayıcılarına ihtiyaç duyar. Bu çözüm ve hizmetler hibrit bulut güvenliğinden hedefli saldırılara karşı koruma ve endüstriyel ağ savunmasına kadar her tür özel ihtiyaca cevap vermelidir. Kaspersky Lab bu beklentileri karşılamak için ‘Kaspersky United’ adlı yeni global iş ortağı programını duyurdu. Bu program; bayiler, servis sağlayıcılar ve sistem entegratörleri dahil tüm Kaspersky Lab iş ortaklarının kendi taleplerine uygun Kaspersky Lab hizmetlerini ve ürünlerini satmaya odaklanmasını sağlıyor. İş ortakları ayrıca eğitim, satış ve pazarlama araç kitlerine erişebilecek ve yeni şeffaf para ödülü programından yararlanabilecek.

Kaspersky Lab tarafından yapılan bir araştırmaya göre, siber güvenlik söz konusu olduğunda CISO’lar üzerinde en çok baskı yaratan etken BT altyapısının karmaşıklığı oluyor[1].Karmaşıklık saldırı yüzeyini genişletiyor. Özel siber güvenlik önlemleri gerektiğinden altyapıyı her açıdan korumak zorlaşıyor. Sonuçta siber güvenlik hizmeti sağlayanların belirli alanlarda uzmanlaşarak müşterilere özel BT güvenlik çözümleri ve hizmetleri sunmaları gerekiyor.

Kaspersky United programı ile iş ortakları; çözüme (hibrit bulut güvenliği, tehdit yönetimi ve savunması veya dolandırıcılık önleme) ya da hizmete (yönetilen hizmet sağlayıcı, yönetilen tehdit tespiti ve müdahale veya yetkili eğitim merkezi) gibi bir ya da birden fazla alanda farklı statü düzeyleriyle (Kayıtlı, Gümüş, Altın ve Platin) özel konumlarını koruyup gelir elde edebilecek.

Farklı beceriler veya teknikler için alınan sertifikalar da müşterilerin ihtiyaç duyduğu alanlarda uzman olan iş ortaklarını görmesine ve daha fazla satış yapılmasına yardımcı olacak.

“Kanal yeni hizmetler ve iş modelleriyle müşterilerin beklentilerini karşılayacak şekilde değişiyor.”diyen Kaspersky Lab Global Kurumsal Kanal Lideri Ivan Bulaev, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örneğin, sistem entegratörleri veri merkezlerinde güvenlik operasyon merkezleri kurup bunu hizmet olarak sunmaya başladı. Şirketlerin belirli alanlarda uzmanlaşıp tehdit istihbaratı platformları gibi SaaS biçimlerine odaklanmış hizmet sunduğunu da görüyoruz.Küçük ve orta ölçekli müşterilerin dışarıdan yönetilen BT modeline geçtiğini ve bunu takiben yönetilen hizmet sağlayıcı işinin büyüdüğüne de daha sık şahit oluyoruz.Bir satıcı olarak, kanalın verimli çalışmasına yardımcı olmak için bu eğilimleri dikkate almalı ve iş ortaklarımıza gelişme ve müşterilerine en iyi çözüm ve hizmetleri sunma fırsatı verecek şartları oluşturmalıyız. Kaspersky United ile desteklemek istediğimiz şey bu.”

Program dahilindeki iş ortakları Kaspersky Lab’den kapsamlı destek ve ayrıcalıklara sahip olacak. Bunlar arasında aşağıdakiler yer alıyor:

  • Büyük indirimler, hedef tutturma karşılığında verilen iadeler, teklif tabanlı pazarlama geliştirme fonları gibi ilgi çekici para ödülleri.
  • Uzman iş ortaklarında iadeler %20’ye kadar ulaşacak.
  • Öncelikli ön satış ve uygulama desteği.
  • Pazarlama ve satış araç kitleri.
  • Eğitim materyalleri, çevrim içi ve çevrim dışı eğitim seansları ve atölye çalışmaları.

Programın bir sonraki aşamasında Kaspersky Lab, iş ortağı portalını güncelleyecek. Portalda raporlar, web seminerleri, rakip karşılaştırmaları ve sertifikalar gibi değerli bilgiler bulunabilecek. Yeni iş ortakları özel olarak tasarlanan İş Ortağı Karşılama eğitimine katılacak ve yeni başlayanların satış yapıp hızla para kazanmaya başlaması için gereken her şey sunulacak.

Güney Bilişim Genel Müdürü Uğur Kara, “Kaspersky United programını, Kaspersky Lab’ın iş ortaklarına yaptığı bir yatırım ve iş ortaklarını güçlendirme konusundaki kararlılığını yansıtan önemli bir çalışma olarak değerlendiriyoruz. Önceki Kaspersky Partner Programı’ndan ilham alan bu program, Kaspersky Lab’ın global trendlerinin iş ortakları tarafından daha kolay ve hızlı bir şekilde benimsenmesine yardımcı oluyor. Kaspersky Lab platinum iş ortağı olarak, müşterilerin kurumsal hedeflerine uyum sağlamak için BT yatırımlarına daha fazla önem verdiğini, bu yatırımların gerçek bir iş değeri olmasını sağlayan belirli çözümlere odaklandıklarını ve kendilerine değer veren firmalarla yakın ilişki içinde olduklarını görüyoruz. Eskiden olduğu gibi bir çözümü birçok müşteriye uygulamak yerine, artık müşterilerimizin işine değer katan uzmanlık seviyesinde geliştirilmiş özel çözümler sunmamız gerekiyor. Kaspersky Lab United programının bu doğrultuda hem iş ortaklarına hem de müşterilere yardımcı olacağını düşünüyorum.” dedi.

Kaspersky United programı 1 Ocak 2019 tarihinde başladı. Kaspersky Lab iş ortağı olmak veya özel hizmet almak için portalı ziyaret edebilirsiniz

DTP; “Dijitalleşme Yolunda Türkiye” raporunu;

Sürekli bir gelişim içinde olan “dijital dönüşüm”; yeni iş alanları, yeni iş yapma biçimleri, değişen hayat tarzları, eğitim yöntemleri, güvenlik sorunları gibi birçok bilinmezi de gündeme taşıyor. Tüm kurum ve süreçleri önemli oranda değiştirecek bu dönüşümün, ekonomiler için olduğu kadar toplum için de muazzam fırsatlar ortaya çıkarması bekleniyor.

TBV, TÜBİSAD ve TESİD işbirliğiyle 2011 yılında kurulan Dijital Türkiye Platformu (DTP), Türkiye ekonomisinin büyümesinde stratejik öneme sahip bilgi teknolojileri, iletişim ve elektronik sektörlerinin güçlü ortak sesini temsil etmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Sektörün sorunlarının çözümüne ve sağlıklı gelişmesine katkı sunmayı amaçlayan DTP, Türkiye’nin vatandaşı, devleti ve iş dünyasını kapsayan bütüncül bir dijital dönüşüm gerçekleştirmesini sağlayacak politika önerileri oluşturuyor. Aynı zamanda, Avrupa dijital teknoloji endüstrisinin temsilcisi Digital Europe’un da üyesi olarak, Avrupa Birliği Dijital Gündemini de yakından takip eden DTP, hazırlanan “Dijitalleşme Yolunda Türkiye” raporu ile dijital dönüşümün en önemli unsurları olan “vatandaş”, “devlet” ve “iş dünyası”nın ortak paydası olan “bağlanabilirlik”, “siber güvenlik” ve “yapay zeka” konularının önemine dikkat çekiyor.

Yapay zeka endüstrileri büyük ölçüde değiştirecek

Türkiye’nin, dünya lideri şirketler ve yenilikçi şirketler tarafından önemli bir Avrupa ülkesi olarak tanındığını belirten Digital Europe Genel Direktörü Cecilia Bonefeld-Dahl, “Politika uzmanlığını paylaşmak ve hükümet ile AB arasında bir köprü olmak gayesiyle Türkiye’deki üyelerimizle yakın işbirliği içinde çalışıyoruz. Bu şekilde, yenilikçilik ve ticaretin güçlü gelişeceğine inanıyoruz. Teknoloji, özellikle son yıllarda çok önem kazanan yapay zekâ gibi yeni alanlar, tüm işletmeleri ve endüstrileri büyük ölçüde değiştirecek. Tüm potansiyel ve fırsatların üretim, eğitim ve sağlık hizmetlerini iyileştirmek için yeni işlere, yeteneklere ve çözümlere dönüştürülmesini sağlamak için hükümetler ve endüstrilerle birlikte çalışıyoruz.” dedi.

Dijitalleşme sayısız fayda ve fırsat getirecek

Avrupa Parlemento ve Komisyonlarına dijital stratejiler ve politikalar konusunda lobi faaliyetlerini etkin olarak sürdüren Digital Europe’u Türkiye’de ağırlamaktan ve çalışmalarını dinlemekten memnuniyet duyduklarını belirten DTP ve TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı ise, “Ekonomik büyümenin güvenli, sağlıklı ve katma değeri daha yüksek işler ile sağlanabileceğine ve daha güçlü bir Türkiye için, dijitalleşmenin, ülke vatandaşlarına ve endüstrilerine sayısız fayda ve fırsat getireceğine inanıyoruz. Dijital Türkiye Platformu’nun ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye’ çalışması ile Türkiye’nin refah seviyesinin yükselişinde, dijital dönüşüm fırsatını, adanmış ve seri bir planlama ile değerlendirmesinin önemine dikkat çekmek istedik” diye konuştu.

Türkiye’yi 2023 ve ötesine taşıyacak en önemli unsur yerli imkanlarla dijitalleşme olacak

“Dijital Dönüşüm, beraberinde Nesnelerin İnterneti, yapay zeka, veriye dayalı ekonomi gibi teknolojik açıdan ezber bozan gelişme ve potansiyelle birlikte geliyor.” diyen TESİD Yönetim Kurulu Başkanı C. Müjdat Altay ise sözlerini söyle sürdürdü: “Türkiye’yi 2023 ve ötesine taşıyacak en önemli unsur yerli imkanlarımızla dijitalleşme olacak. Bu alanda başarının yolu toplumun her kesiminin dijital dönüşümünün parçası olmasından yani dijital becerisi yüksek birey ve kurumlardan geçiyor. Söz konusu süreçte genişbant altyapımızı ne kadar çabuk güçlendirirsek, ülkemizin dünya liginde üst sıralara yerleşmesi de o kadar hızlı olacak. Diğer taraftan sadece Avrupa’da yılda ortalama 265 milyar €’ya mal olan siber suçlar ile başa çıkabilmek için ‘Siber Güvenlik’ odaklanılması gereken konuların başında geliyor. Türkiye’nin dünyadaki dijitalleşme sürecindeki konumunu ve gelecek için yol haritasını göstermesi açısından önemli bir kaynak niteliği taşıyan ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye Raporu’nun ülkemizde topyekûn yapılması gereken dijitalleşme çalışmalarına önemli bir rehber olacağına inanıyoruz.”

Toplumun her kesimini içine alan dijital yetkinlikler planı oluşturulmalı

“Dijital ekonominin üç ana yapı taşı dijital veri, yapay zeka, otonom robotlar, büyük veri, artırılmış ve sanal gerçeklik, nesnelerin interneti gibi dijital teknolojiler ve dijital altyapıdır” diyen TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Erman Karaca ise şöyle konuştu:

“Dijital veri birçok geleneksel sektörde yeni iş modelinin temeli oldu ve yeni sektörlere yol açtı, veri ekonomisi oluşmaya başladı. Türkiye olarak biz bu sürecin gerisinde kalamayız, bu bilincin hem kamuda hem de özel sektörde güçlenerek hızlı adımlarla hayata geçirilmesi önem taşıyor. Türkiye’nin “Dijital Ekonomiye Dönüşüm Stratejisi”ni oluşturmamız ve dijitalleşmeyi hızlandıracak ekonomik değerleri ile adresleyerek yol haritalarını belirlememiz gerekiyor. Tüm dünya dijital ekonomi dönüşümüne giderken, Türkiye’nin rekabetçi kalmasına ve yüksek teknoloji ihraç eden bir ülke olmasına katkıda bulunacak hamleler yapmak kritik önem taşıyor. Bunun için ise: toplumun her kesimini içine alan dijital yetkinlikler planı oluşturulmalı, yapay zekanın ve veri ekonomisinin potansiyeli ortaya çıkarılmalı, e-Hizmetler teşvik edilmeli ve kolaylaştırılmalı, bağlantılar hızlanmalı, altyapılar ve siber güvenlik güçlendirilmeli.”

Cybercamp 2019 Üçüncü Dönem Mezunlarını Veriyor

Türkiye’yi siber saldırılardan koruyacak siber güvenlikçileri yetiştiren Cybercamp 2019, 31 Ocak Perşembe günü, Radison Blu Tuzla Otel’de düzenlenecek törenle üçüncü dönem mezunlarını veriyor.

Bilişim İnovasyon Derneği ve Mental HR-Consultancy tarafından Turkcell’in destekleri ile düzenlenen Cybercamp 2019 Mezuniyet Töreni’nde, Milletvekili, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Katip Üyesi İffet Polat, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kaçır, TÜBİTAK BİLGEM, İş Geliştirme Başkan Yardımcısı Orhan Muratoğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu BTK Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, Bilişim İnovasyon Derneği Başkanı Mehmet Fatih Zeyveli, hazır bulunacaklar.

Siber güvenlik uzmanlığı, son dönemde dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de gençlere yeni kariyer fırsatları sunan gözde mesleklerden biri. Sanal alemde kamu ve özel sektör kurumlarına artan saldırılar sonrasında Türkiye’nin bu alanda çalışacak nitelikli ve stratejik insan gücü ihtiyacı bir hayli fazla.

773 milyon mail hacklendi

Gizlilik ve güvenlik uzmanı Troy Hunt, yakın zaman önce internette ortaya çıkan ve 700 milyon e-posta adresi ile 1,1 milyardan fazla kullanıcı adı-parola ikilisini içeren “Collection#1” adlı veri tabanı hakkında bir blog yazısı yayınladı. 87 GB boyutundaki Collection #1, MEGA bulut servisinde ve popüler bazı dark web forumlarında paylaşıldı. Eşi benzeri bulunmayan bilgiler içeren veri tabanı, 2008’den bu yana çeşitli kaynaklardan sızdırılan veri listelerinden meydana geliyor.

Konu hakkındaki kaygılarını dile getiren Kaspersky Lab Güvenlik Uzmanı Sergey Lozhkin,“Sızıntılarla ilgili çok uzun süredir devasa boyutlarda veri toplanıyor. Öyle ki bazı hesap bilgileri artık geçerliliğini yitirmiş olabilir. Ancak, insanlar bu tehlikenin her geçen gün daha çok farkında olsalar da aynı parolaları birden fazla web sitesinde kullanmaya devam ediyorlar. Toplanan bu veriler kolaylıkla bir e-posta ve parola listesi haline getirilebiliyor. Saldırganların yapması gereken tek şey basit bir yazılımla parolaların çalışıp çalışmadığını kontrol etmek olacaktır. Hesaplara izinsiz erişimin sonuçları; suçluların kurbanın kişi listesindeki isimlere otomatik olarak zararlı e-postalar gönderebildiği verimli kimlik avı saldırılarından, kurbanın tüm dijital kimliğini veya parasını çalmak veya sosyal medya ağlarındaki verilerini ele geçirmek için tasarlanan hedefli saldırılara kadar çeşitlilik gösterebiliyor” dedi.

“İnternet üzerindeki faaliyetlerinde e-posta kimlik bilgilerini kullanan herkesin en kısa sürede şu adımları atmalarını tavsiye ediyoruz:

  • https://haveibeenpwned.com/ adresine girerek e-posta hesabınızın ele geçirilip geçirilmediğini kontrol edin.
  • En önemli veya hassas hesaplarınız (internet bankacılığı, çevrimiçi ödeme veya sosyal medya ağları gibi) için güçlü parolalar kullanın ve bunları düzenli olarak değiştirin.
  • Kaspersky Password Manager gibi bir parola yöneticisi kullanın. Böylelikle, tüm diğer parolalarınızı saklayan güvenli kasanın ana parolasını hatırlamanız yeterli olacaktır.
  • Mümkün olan her yerde iki faktörlü kimlik doğrulama sistemini uygulayın.”25

International Data Corporation Siber Güvenlik Konferans Serisi Başlıyor

International Data Corporation (IDC) Türkiye, BT Güvenliği Konferans Serisi etkinliklerini, 28 Şubat’ta İstanbul’da ve 5 Mart’ta Ankara’da, gerçekleştirecek. Finans, perakende, üretim, hizmet, devlet kurumları ve holding şirketlerinden 1000 civarında üst düzey BT güvenlik yöneticisini ve BT profesyonelinin ağırlanacağı bu etkinliklerde öne çıkacak konular:

  • •Blok zinciri ve güvenlik
  • •Aldatma teknolojilerinin kullanılma nedenleri
  • •Kuantum hesaplama ve siber güvenlik üzerindeki etkisi
  • •KVKK: Sadece bir regülasyon mu yoksa inovasyon için motivasyon mu?
  • •Siber güvenliği artırmak için analitik
  • •Konteyner güvenliği nedir?
  • •Yapay zeka, otomasyon ve orkestrasyon
  • •OT güvenliği etrafındaki en iyi uygulamalar
  • •Çok bulutlu ortamda siber güvenlik

IDC Türkiye yazılım pazarından sorumlu kıdemli araştırma analisti Yeşim Öztürk’e göre, “Türkiye’de şirketler rutin işleri sürdürmekle iş çevikliğini arttırmak arasında bir denge kurmaya çalışıyorlar. Ulusal düzeyde stratejiler ve değişen endüstri dinamikleri; yeni teknolojilerle ilgili denemeler yapan ve inovasyonu şirket kültürü haline getirmeye çalışan organizasyonları yönlendiriyor. Bu değişim ise sadece BT’yi değil, işin bütününü kapsıyor. Çağımızda BT güvenliği artık sadece teknoloji varlıklarını korumakla sınırlı olmamalı, iş esnekliğini arttırmayı amaçlamalıdır. Dijital dönüşüm süreci ilerledikçe, kuruluşların iş düzeyinde bir güvenlik stratejisi geliştirmeleri gerekir. Güvenlik ortamının mevcut durumunu ve inovasyon çağına girerken risk, güven ve rızanın güvenlik stratejilerine nasıl dahil edilmesi gerektiğini etkinliğimizde konuşulacak.”

“IDC CIO Zirvesi 2018 Anketi” sonuçlarına göre önümüzdeki yıllarda da güvenlik, ortak bir endişe olarak yine birinci sırada yer alıyor. Günümüzde siber güvenlik tehdit ortamı, gelişen tehditler ve tekrarlayan siber saldırılardan oluşmaktadır. Bu nedenle, CIO’lar dijital dönüşüm inisiyatiflerinin bu tehditlerden etkilenebileceğini anlamalı ve gerekli önemlerin alınması konusunda güvenlik ekiplerini hem strateji hem de teknoloji yatırım planları açısından desteklemelidir.

IDC Türkiye Ülke Direktörü Nevin Çizmecioğulları konuya şöyle yaklaşıyor: “Siber güvenlik CIO ajandalarındaki önemini korurken, yatırım planlarında da üst sıralarda yer almaya devam ediyor. 2019 yılının ekonomik olarak zorlayıcı bir yıl olması beklenirken, yaptığımız görüşmeler ve analizler doğrultusunda güvenlik yatırımlarının hız kesmeden devam edeceğini öngörüyoruz. Bu yıl IDC Türkiye olarak gerçekleştirdiğimiz CISO Zirvesi 2018 anketimizde CISO’ları uykusuz bırakan konuların başında Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) ihlalinin %63 ile ilk sırada geldiğini gördük. Nitekim 2018 yılının en çok konuşulan konularından biri olan KVKK yine 2019 yılında da sıkça konuşuluyor olacak. Kurumlar regülasyonlardan kaynaklı endişelerini gidermek amacıyla çeşitli yatırımlar yapmaya ve uyumluluk konusunda danışmanlıklar almaya devam edecekler. Gerçek zamanlı tehdit istihbaratı ve güvenlik operasyon merkezi yatırımları, yönetilebilir güvenlik servisleri CISO’ların 2019 yılında önceliklendirdiği yatırımların başında geliyor.”

Konferans çerçevesinde en son teknolojilerin ele alınması için IDC bu etkinlikte; KoçSistem, IBM, Cisco, Oracle, Barikat, CyberArk, Endpoint, FireEye, Forcepoint, Fortinet, Google Cloud, Infosec, Juniper, Kaspersky, Nebula, NormShield, Picus Security, Platin Bilişim, VMware, Symantec, BG-Tek, Biznet, Demsistem, Dereka-Natika, Detech-Titus, FileOrbis, Imperva, Invento, Karya Bilişim, Keepnet, Kron, Logsign, Netsec, Netsmart, Roksit, Secure Future, Sekom, Tripware, Zero Second gibi sektörün önde gelen tedarikçileri ile, STK’ları ve CISO’ları ile iş birliği içindedir.

Teknolojide kadın – erkek eşitliği

Trend Micro, siber güvenlikteki istihdam açığını kapatmak ve cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek için global çapta “Girls in Tech” girişiminin destekçisi oldu. Kampanyanın yaygınlaşması için Trend Micro, sosyal medyada paylaşımını kişisel hesabından duyuran her kullanıcı adına projeye bağışta bulunacak.

Hem eğitimde hem de iş hayatında kadın – erkek eşitliği tüm dünyada en temel sorunlar arasında yer alıyor. Teknoloji özelinde duruma bakıldığında ise siber güvenlik alanında 2022’de 1,8 milyon kişilik bir açığın olacağı öngörülüyor. BM’nin yaptığı araştırmalar özellikle teknoloji alanındaki bu boşluğun kadınların da istihdam edilmesiyle ancak 2030’da kapanabileceğini göz önüne koyuyor. Diğer yandan dünya genelinde siber güvenlik alanında çalışan kadınların oranı ise yüzde 11. Kadınların yüzde 51’i teknoloji ile ilgili konularda üniversiteden mezun olurken erkeklerin yüzde 45’i bu bölümlerden mezun oluyor. Kısacası teknoloji eğitiminde kadınlar bu kadar öne çıkarken istihdam konusunda ise oldukça geride kalıyor. Trend Micro bu konudaki farkındalığı artırmak, kız çocuklarının fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) konularında eğitime devam etmelerine olanak tanımak, teknoloji alanında kariyer yapmak isteyen kadınları yetiştirmek ve desteklemek için hizmet veren Girls in Tech girişimine destek kampanyası başlattı.

Bu sene 30. yaşını kutlayan siber güvenlik çözümlerinin global lideri Trend Micro, uzun yıllardır siber güvenlik dünyasına yeni yetenekler katmak için Capture the Flag yarışmaları ve eğitim programlarına destek veriyor. Bu anlayışı kurum kültürü haline getiren marka, işe alım süreçlerinde iş tecrübesi ve cinsiyetten bağımsız olarak değerlendirme yapıyor. Kadınların Trend Micro’nun başarısında oynadığı rolün farkında olan ve sektördeki sayılarının artmasını bir misyon olarak belirleyen Trend Micro CEO’su ve kurucusu Eva Chen konuyla ilgili “Kadınları ve cinsiyetten bağımsız olarak yetenekli kişileri ağ kurma ve kariyer geliştirme fırsatlarına, eğitime, yeni girişimlerde bulunmaya teşvik ve yardım edecek programlarla bağlantı kurmaya çalışıyoruz.” dedi.

Projeye destek vermek isteyenlerin Trend Micro’nun Facebook, Twitter ve LinkedIn’de yaptığı paylaşımı 15 Aralık 2018’e kadar kendi hesapları üzerinden paylaşması yeterli. Trend Micro, yapılan her paylaşım için Girls in Tech’e 30 cent bağışta bulunacak. Bu sosyal medya bağış kampanyası ile teknoloji alanında kendini geliştirmek isteyen kızlara ve bu alanda kariyer yapmak isteyen kadınlara destek olması adına Girls in Tech’e toplamda 100 bin dolar katkı sağlayacak. Teknoloji konusunda tutkulu olan kızların ve kadınların katılımı, eğitimi ve güçlendirilmesine odaklanmış ve kar amacı gütmeyen Girls in Tech’in, dünyada 30’dan fazla ülkede 100 binden fazla üyesi buluyor.

Dünyada kadınlar da teknolojide söz sahibi olmalı

Türkiye olarak bu girişime destek vermenin kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Trend Micro Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Hasan Gültekin, sosyal medyanın gücünü kullanarak bu konuda farkındalığın daha da artacağına inandıklarını belirtti. Gültekin “Çok yakın tarihte TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, başta kız çocukları olmak üzere, gençlerin Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (BTMM) alanlarına yönlendirilmesi konusunda alt komisyon oluşturacağını açıkladı. Bu, ülkemiz için mutluluk verici bir haber. Sadece bizim sektörümüzde bile ürettikleri ve başarıları ile dünyaca bilinen kadın değerlerimiz var. İşyerinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması, işgücü kalitesinin artması ve daha zengin bir kurum kültürü oluşturmak için de önemli bir adım. Bu nedenle globalde başlayan bu projeye Trend Micro Türkiye operasyonu olarak destek veriyoruz. 2019 yılı planlarımızda da bu projeyi lokalleştirmek ve hem kız çocuklarına hem de kariyer yapmak isteyen kadınlarımıza maksimum desteği sağlamak istiyoruz” şeklinde sözlerini tamamladı.

Exit mobile version