Etiket: TEMA Vakfı
Gönüllü Bisikletçiler Arıların İzinde Pedal Çevirdi
Türkiye’nin lider bal markası Balparmak ve başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıkların korunması için çalışmalar yürüten TEMA Vakfı, 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde “Arılar Varsa Yarınlar Var” projesi kapsamında arıların doğa ve insan için önemi, ekosisteme katkıları konusunda farkındalık yaratmak için bir bisiklet turu düzenledi. Kartal-Caddebostan arasında gerçekleştirilen bisiklet turuna her yaştan arı dostu gönüllüler katıldı.
Balparmak ve TEMA Vakfı’nın Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirdiği “Arılar Varsa Yarınlar Var” projesi çerçevesinde 20 Mayıs Dünya Arı Günü’nde bisiklet turu düzenlendi. Arıların doğa ve insan için önemi, ekosisteme katkıları konusunda farkındalık yaratmak için Kartal-Caddebostan arasında gerçekleştirilen bisiklet turunda arı dostu gönüllüler arıların izinde pedal çevirdi.
Bisiklet turunun ardından Caddebostan Dalyan Parkı’nda Dünya Arı Günü etkinliği düzenlendi. Her yaştan katılımcının yoğun ilgisiyle karşılaşılan etkinlikte proje manifestosu okunarak çocuklara yüz boyama etkinliği, Arılar Varsa Yarınlar Var poster boyaması ve Arı Farkındalık Kiti dağıtımları gerçekleştirildi.
Ağaç Kardeşliği Projesi’nde Fidanlar Toprakla Buluştu
TEMA Vakfı, gönüllü koşucuların desteğiyle Ağaç Kardeşliği adlı doğa eğitimi ve ağaçlandırma projesini uyguluyor. Projenin ağaçlandırma aşamasında oluşturulan Adım Adım – Çocuklar Hatıra Ormanı için 23 Mart Cumartesi günü fidan dikim töreni gerçekleştirildi. Edirne Meriç’te bulunan Subaşı ağaçlandırma sahasında, Ağaç Kardeşliği Elçileri Sedef Avcı, Kıvanç Kasabalı ve Biz Evde Yokuz’un katılımıyla düzenlenen törende gönüllü koşucular ve TEMA gönüllüleri fidanları toprakla buluşturdu.
Ağaç Kardeşliği 2019 yılında yaklaşık 8 bin 750 çocuğa ulaşıyor
Türkiye’nin yedi bölgesinde Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ile uygulanarak dört yılda yaklaşık 23 bin çocuğa ulaşan ve projeye dahil olan her çocuk adına dikilen fidanlarla üç hatıra ormanı oluşturulan Ağaç Kardeşliği Projesi çocukların doğada uygulamalar yaparak öğrenmesini ve doğayla duygu bağlarının güçlendirilmesini amaçlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliği ile oluşturulmaya başlanan “Adım Adım – Çocuklar Hatıra Ormanı”yla da erozyon konusunda yürütülen çalışmalara katkı sağlıyor. Yaklaşık 8 bin 750 çocukla 17 bin 500 fidana ulaşmayı hedefleyen proje, 69 ilde TEMA Temsilcileri, İlçe Sorumluları, öğretmenler ve Genç TEMA’ların destekleriyle uygulanıyor.
8.750 fidan toprakla buluşuyor
Gönüllü koşucuların maratonlarda yarattığı kaynak ile çocuklara doğa eğitimleri veriliyor. Eğitimlere katılan çocuk sayısı kadar fidan hatıra ormanına dikiliyor. Bununla birlikte doğa eğitimlerine katılan her çocuk birer fidan yetiştiriyor ve fidanlar toprakla buluşturuluyor. Bu kapsamda 8 bin 750’si hatıra ormanına dikilen, 8 bin 750’si ise çocukların yetiştirdiği fidanlar olmak üzere toplam 17 bin 500 fidan toprakla buluşacak.
Program 8 etkinlikten oluşuyor
Proje ilkokul 3. sınıfta başlayıp 4. sınıfta devam eden uzun soluklu bir programı içeriyor. 8 etkinlikten oluşan programda çocuklar, kendi tohumlarını ekiyor ve fidanlarını gözlemliyor. Çocuklar gözlemlerini not edebilmeleri için tasarlanan defterlere notlar alıyor. Fidanların büyümesini izleyen çocuklar programın sonunda; ekosistem, endemizim, biyoçeşitlilik gibi kavramlarla tanışıyor. Kutu oyunu ile yapraklarından ağaçları tanımaya çalışıyor. Böylece doğayla duygusal bağı olan, doğanın nasıl işlediğini bilen, günlük hayattaki tercihlerini doğaya göre yapan nesillerin yetiştirilmesi için önemli adımlar atılmış oluyor.
Editöre Not:
Ağaç Kardeşliği Hakkında
Ağaç Kardeşliği, TEMA Vakfı tarafından çocuklar için özel olarak tasarlanmış, doğayı deneyimlemeye ve gözlemlemeye dayanan bir eğitim programıdır. Koşucular aracılığıyla yaratılan kaynak ile Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesindeki çocuklar;
- Yıl boyunca doğa eğitim programına katılıyor
- Boynuna asabileceği şekilde tasarlanmış bir gözlem kutusunun merceğinden doğal varlıkları yakından inceliyor
- Kendi tohumunu ekip fidanının yetişmesine tanıklık ediyor
- Fidanını yetiştirirken gözlem defterine duygularını, düşüncelerini not ediyor
- Zamanı gelince yetiştirdiği fidanı toprakla buluşturuyor
- Tüm bu süre boyunca TEMA gönüllüleri çocukları ziyaret ediyor, sorularını yanıtlıyor
- Eğitim programına katılan her bir çocuk adına, oluşturulan “Adım Adım Çocuklar Hatıra Ormanı”na bir fidan dikiliyor
TEMA Vakfı’ndan Milletvekillerine Doğayı Koruma Çağrısı
TEMA Vakfı, Sanayi Komisyonu’nda kabul edilen Maden Kanunu ve Bazı Kanunlar Hakkında değişiklik öngören Torba Yasa Tasarısı’nın çevreye zarar verecek maddeler içerdiğine dikkat çekti. TEMA Vakfı tasarı ile orman alanlarının madencilik ve enerji faaliyetleri için cazip hale getirildiğinin ve bu durumun ormanlara büyük zararlar vereceğinin altını çizdi. Ayrıca Torba Yasa Tasarısı ile çevre yatırımlarını tamamlamadan iki yıl daha çalışmasına izin verilen ve havaya yasal sınırların üzerinde kirletici salan eski termik santrallerin çalışmasının durdurulması gerektiği vurgulandı. TEMA Vakfı söz konusu Torba Yasa Tasarısı’nı kabul etmemeleri yönünde milletvekillerine çağrı yaptı.
Ormanlar %50 indirimli hale geliyor
Torba Yasa Tasarısı’nın 14, 17, 44 ve 45. maddelerinin doğaya ilişkin değişiklikler ve düzenlemeler getirdiğini belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Torba Yasa Tasarısı içerisinde mecliste görüşülecek olan ormanlarla ilgili maddeler onaylanırsa ormanların madenler için çekici hale geleceğine ve büyük zararlar göreceğine değindi. Deniz Ataç, “Komisyonda kabul edilen tasarı ile devlet maden işletmelerinden alacağı haktan vazgeçiyor. Bu da ormanları madencilik için cazip hale getiriyor. Tasarı, orman alanlarındaki izinsiz enerji tesislerinin, başvuru tarihlerindeki bedellerinin ödenmesiyle izinli hale gelmelerini sağlıyor. Oysa gerekli izin alınmadan enerji tesisi kurulması 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ihlal edilmesi anlamına geliyor. Böylelikle suç sayılması gereken bir eylem, (hem verilen izin ile hem de geçmiş yıllara dair ödemelerden muaf tutularak) ödüllendiriliyor ve affa uğruyor. Ayrıca tasarı orman alanlarındaki izinler için ödenmesi gereken bedellerde %50 indirim öneriyor. Tasarı bu haliyle de Anayasa’nın 169. maddesine aykırıdır. Ormanlar sadece ağaçların oluşturduğu bir bitki topluluğu değildir. Ormanlar sunduğu hizmetlerle temel bir hak olan yaşama hakkına hizmet eder. Bu tasarı ise en temel hak olan yaşam hakkını ihlal eden bir tasarıdır” dedi.
Torba yasa temiz hava hakkını ihlal ediyor
Sanayi Komisyonu’nda kabul edilen Yasa Tasarısı ile eski termik santrallerin çevreyi kirleterek çalışmaları için verilen sürenin iki yıl daha uzatılacağının altını çizen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Şubat’ta Meclis Genel Kurulu’na gelmesi beklenen Torba Yasa Tasarısı’nın 45. maddesi 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun Geçici 8. maddesini yeniden düzenleyerek muafiyetin süresini 2021’in sonuna kadar uzatıyor. Yani, yasa tasarısı meclis genel kurulunda değişiklik olmadan kabul edilirse özelleştirilen, çevre yatırımlarını tamamlamayan ve yasal sınırların üzerinde kirletici salan eski termik santraller, 2021 yılı sonuna kadar yasal olarak çevreyi kirletmeye devam edecek. Bu termik santrallere izin verilmesinden ziyade artık bunların emekliye ayrılmalarına dair planların yapılması gerekiyor. Bu eski termik santral tesisleri mevcut şekilde üretimi sürdürürler ise, geri dönüşü olmayan tahribatlara sebep olmaya devam edecekler. Bu termik santraller çevre kirliliğini azaltacak iyileştirme yatırımlarını en kısa sürede yapmalı, aksi takdirde faaliyetlerini durdurmalıdır. Ayrıca 2014 yılında Anayasa Mahkemesi (AYM) benzer bir düzenlemeyi iptal etti. AYM iptal kararının gerekçesinde “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ekonomik ve mali gerekçelerle vazgeçilecek haklardan olmadığını” açıkça belirtmişti. Santrallerin kirleterek çalışmaya devam etmesi ve çevre kirliliğini azaltacak çalışmalardan iki yıl daha muaf tutulması temiz hava hakkımızın ihlalidir. Bu bakımdan milletvekillerimize söz konusu yasa tasarısını kabul etmemeleri yönünde çağrı yapıyoruz” dedi.
Toprak Varsa Çay Da Var
Sürdürülebilir çay tarımının temelini oluşturan toprak sağlığının korunması amacıyla TEMA Vakfı ve Doğuş Çay iş birliği ile 2016 yılında dünyanın sayılı çay üretim merkezlerinden biri olan Rize’de yürütülmeye başlanan ‘Her Dem Toprak İçin’ Projesi yeni dönem çalışmaları ile devam ediyor. Proje sayesinde bugüne dek elde edilen kazanımları ve gelecek dönemde yapılacak uygulamaları paylaşmak üzere TEMA Vakfı Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenlendi.

Çay toprağındaki bozuluma dikkat çekmek için 10 bin kişiye eğitim verdik
Doğal varlıkların korunması amacıyla faaliyet gösteren TEMA Vakfı’nın çalışma alanlarının en başında toprak olduğuna değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç konuşmasında, “Türkiye’de çayın sürdürülebilir üretiminin önündeki en büyük engel çay bahçelerinde kullanılan kimyasal gübrelerden kaynaklı toprak bozulumu ve toprağın aşırı asitleşmesidir. Türkiye’de 1960’lı yıllarda bahçelerin %89’u çay bitkisi için uygun asitlik derecesindeyken, 1970’li yıllardan itibaren yaygınlaşan kimyasal gübre kullanımı nedeniyle, 2011 yılında %14’e geriledi. Toprak asitleştikçe içindeki canlı miktarı ve geçirgenliği de ciddi şekilde düşüyor. Mikroorganizma aktivitesi azaldığından yeterince ayrışma olmuyor, topraktaki bitki besin elementlerinden yeterince yararlanılamıyor. Bu şekilde de verimlilik azalıyor. Bu durum karşısında üretici daha fazla gübre kullanmaya başlıyor ve tahribat bir kısır döngüye giriyor. Toprak yoksa çay da yok diyerek konuya çözüm getirmek için Doğuş Çay iş birliğiyle 2016’da başlattığımız ‘Her Dem Toprak İçin’ Projesi kapsamında, ilk iki yıl boyunca, üretici ve bölge paydaşları nezdinde kimyasal gübrenin toprağa verdiği tahribat konusunda bir farkındalık programı başlattık. Üreticilerin asitlik yaratan kimyasal gübre kullanımını azaltmayı hedefledik. Bölgedeki kamu kuruluşları ve ilgili tüm paydaşlara yönelik bilgilendirme çalışmaları yürüttük, Rize’deki çay üreticisine ve sosyal çevrelerini oluşturan öğretmen, din adamı, muhtar, kadın, öğrenci gibi toplumun farklı kesimlerinden 10 bin kişiye eğitim verdik” dedi.
Proje uygulamaları ile örnek organik bahçede üç kat verim artışı sağlandı
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ayrıca “Doğuş Çay’ın bu konuya olan inancı ve kıymetli destekleriyle projemizi bölgenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde 2020 yılına kadar uzattık. Bu yeni dönemde ise önceliğimizi sürdürülebilir çay tarımı için doğru toprak yönetimi teknik ve uygulamalarının gösterilmesine ve uygulamaların yaygınlaştırılmasına veriyoruz. Üreticilere yüz yüze eğitim vermeye devam ediyor, ayrıca üreticilerin uygulamaları yerinde görüp deneyimlemesi için örnek çay bahçeleri kuruyoruz. Üreticiler örnek bahçelerde çapalama, tarım kireci (dolomit), çay atıklarından kompost uygulaması gibi uygulama metotlarını görüyor. Budama tekniklerinin olumlu etkisini gözlemliyor. Projenin bu döneminde iki örnek bahçeyi hayata geçirdik. Bahçelerden biri daha önce kimyasal gübre kullanılan bir bahçeyken, diğeri organik tarım yapılan bir bahçe olarak seçilmiştir. İlk verilere göre organik bahçede üç kat verim artışı sağlanmıştır. Diğer örnek bahçede ise aynı uygulamaların kimyasal gübre uygulanan alanla aynı verimi sağladığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmaları Rize’de yer alan ana vadileri örnekleyecek şekilde altı bahçeye çıkaracağımızı paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Projemizde toprağın yanında çay bitkisinin de kalitesine önem veriyor, üstün nitelikli çay bitkisi klonlarından bir çeşit bahçesi oluşturup, verimli çay bitkisi türlerini üreterek yaygınlaştırmayı hedefliyoruz” dedi.
Çay tarımının sürdürülebilirliği için herkes elini taşın altına koymalı
Doğuş Çay’ın Doğu Karadeniz’den, çayın ana vatanı Rize’den çıkmış bir marka olduğuna dikkat çeken Doğuş Çay Yönetim Kurulu Üyesi Harika Karakan Batallı, “Çay bizim hem işimiz hem tutkumuz. Çay tutkumuz bölgedeki çay tarımının sürdürülebilirliği konusunda elimizi taşın altına koymamızı sağladı. Çay, Türkiye ekonomisinde, tarımında ve bölge insanının yaşamında çok önemli bir yere sahip. Türkiye, dünyada çay tüketiminde birinci, üretiminde beşinci sırada. Türkiye’de sudan sonra en fazla tüketilen tek içecek çay. Türkiye’de üretilen çayın diğer ülkelerde üretilen çaylara göre çok önemli bir üstünlüğü var. Türk çayı, tarlada kar altında kalarak yetişen tek çay. Bu haliyle de lezzet açısından önemli bir avantaja sahip. Coğrafi ve iklimsel olarak sahip olduğumuz bu avantajı, doğru tarım uygulamaları ile önemli bir rekabet avantajına dönüştürebiliriz. Türk çayı, sürdürülebilir tarım olanaklarıyla önemli bir ihracat unsuru haline gelebilir. Bugüne gelecek olursak, mevcut durumda çay, Doğu Karadeniz bölge insanı ve ekonomisi için adeta yaşamsal önem taşıyor. Çay, aynı zamanda sosyolojik bir unsur. Türkiye’de toplam siyah çay üretimi miktarı 260 bin ton. Bu ise, yaklaşık 6,5 milyar TL’lik bir pazar anlamına geliyor. Doğuş Çay olarak bu üretimin yaklaşık 35 bin tonunu biz karşılıyoruz. Üçü dünyanın en büyük çay fabrikaları arasında yer almak üzere; Rize’de beş adet yaş çay işleme, Ordu’da ise bir adet çay paketleme tesisimiz bulunuyor. Bu tesisler yıllık 50 bin ton üretim kapasitesine sahip. Genel merkezimizle birlikte, fabrikalarımızda 4 bin kişiyi istihdam ediyoruz. Çay, bizim işimizin merkezinde. Çay tarımının etkin ve verimli şekilde yapılması, toprağın sağlıklı bir şekilde işlenmesi sadece bizim gibi çay üreticileri için değil, ülke ekonomisinin geleceğini düşünen herkes için bir öncelik olmalı. Buradaki kritik nokta çay üretiminde toprağın sürdürülebilir yönetimi” dedi.
Doğduğumuz topraklarda çayın ilelebet yetişmesi hem hayalimiz hem de sorumluluğumuz
Doğuş Çay olarak üreticilerle sürekli temas halinde olduklarını söyleyen Harika Karakan Batallı, “Saha eksperlerimiz, alım uzmanlarımız, mühendislerimiz çay tarımı yapan kişilerin sorunlarını, topraktaki ve çayın kendisindeki verim seyrini çok yakından takip ediyor. Rize’de ve genel olarak Doğu Karadeniz’de üreticilerle konuştuğumuzda, üreticilerin neredeyse hepsi topraklarının giderek daha da sertleştiğini söylüyordu. Çoğu üretici, uzun zamandır ‘toprakta solucan bile yok’ diyordu. Bu da, toprak canlılarında önemli değişimler olduğunu, toprağın fiziksel özelliklerinin kötüye gittiğini bize gösterdi. Doğu Karadeniz’de çayın bölge insanına katkısının devamını sağlama ve sağlıklı topraklarda çay tarımı yapma amacıyla 2016 yılında TEMA Vakfı ile birlikte çay tarımı için toprak sağlığına yönelik ‘Her Dem Toprak İçin’ Projesine başladık. Rize’nin doğal zenginliği ve en önemli geçim kaynağı olan çayın en iyi şartlarda yetiştirilmesi, aynı lezzet ve kalitede üretilebilmesi için bilinçlenmek, sürdürülebilir tarımın önemini anlamak artık zorunlu hale gelmişti. Doğduğumuz topraklarda çayın ilelebet yetişmesi hem hayalimiz hem de sorumluluğumuz. Bu proje, Doğuş Çay olarak bölgeye duyduğumuz hassasiyetin de bir yansıması. Üç yıldır süren projemizin merkezinde çay üreticileri yer aldı. Biz bu üreticilerin her birini birer ‘mikro aile işletmesi’ olarak tanımlıyoruz. Proje süresince, üreticilere özel olarak kurgulanan bir eğitim programı uygulandı. Bu eğitim programından yararlanan kesimler arasında üreticilerin yanı sıra onların sosyal çevresinde yer alan çok değişik meslek grubu mensupları da var. Bu aile işletmelerinin doğal üyeleri olan kadınlar ve çocukların yanı sıra muhtarlar, öğretmenler, din görevlileri, eksperler de bu eğitim programlarından yararlandı. TEMA Vakfı tarafından hazırlanan eğitim programlarında çay bitkisinin ekolojisine uygun toprak koşulları, bitki besleme, gübreleme, budama, hasat ve toprak yönetimi gibi konular yer aldı. TEMA Vakfı, teorik ve pratik yöntemlerle bu eğitimleri belirlenen gruplarla paylaşırken, projede Doğuş Çay profesyonelleri ve uzmanları da aktif olarak görev aldı. Devam eden üretici eğitimlerinin yanı sıra örnek bahçelerde uygulamalara başlandı. Buradan size geçen üç yıl boyunca olduğu gibi bu yıl ve önümüzdeki dönemde de hız kesmeden, aynı şevkle projemize devam edeceğimizi söyleyebilirim” dedi.

TEMA Vakfı 2018 Yılının Çevre Olaylarını Değerlendirdi
TEMA Vakfı, 2018 yılında çevre ile ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. 2018’de iklim değişikliği için hala alınabilecek önlemlerin bulunması, 44 yılda doğal yaşamın %60’ının yok olmasına dair rapor, plastiklerin deniz yaşamına zarar vermesi, Türkiye’de plastik poşetlerin 2019 yılı itibari ile ücretli olması için karar alınması, Sıfır Atık Projesi’nin başlatılması, kömür yatırımlarının tarım alanlarını tehlikeye atması, Artvin Cerattepe’de 240 hektarlık maden işletme izninin iptal edilmesi, Ordu’da sel felaketi yaşanması ve Gediz Deltası’ndaki tüp geçiş projesinin ÇED olumlu kararının iptal edilmesi gibi gelişmeler yaşandı.
İklimi korumak için geç kalmış değiliz
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından Ekim ayında yayımlanan 1,5 °C Küresel Isınma Özel Raporu’na göre küresel ortalama sıcaklıklar 1 °C arttı. Böyle devam ederse artış 2 °C’yi bulabilir. Bu durumda dünyadaki yoksulluğun derinleşeceği öngörülüyor. Dünyadaki sıcaklık artışında en önemli etken, sera gazlarının atmosferdeki miktarının artmasıdır. Türkiye’de de iklim değişikliğinin ciddi etkilerine maruz kalıyoruz. Bununla birlikte rapora göre henüz geç kalmış değiliz. Sıcaklık artışının 2 °C yerine 1,5 °C’nin altında sınırlandırılması ile iklim değişikliğinin birçok etkisi azaltılabilir. Türkiye’nin sera gazı azaltım taahhütlerini iyileştirmesi ve imzacı olan diğer 184 ülke gibi Paris İklim Anlaşması’nı onaylayarak yürürlüğe koyması gerekiyor.
44 yılda doğal yaşamın %60’ı artık yok
WWF tarafından hazırlanan “Yaşayan Gezegen 2018” Raporu’na göre (The Living Planet Report 2018), 1970-2014 arasında doğal yaşamın %60’ı küresel ısınma, hava ve deniz kirliliği gibi nedenlerden dolayı kaybedildi.
Plastikler denizlerdeki yaşamı tehlikeye atıyor
Türkiye Akdeniz’e atılan plastiğin en önemli sorumlularından biridir. Verilere göre, her gün Türkiye’de 144 ton plastik atık denizlere karışıyor.
Plastik poşetler 2019’da ücretli olacak
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yapılan düzenleme kapsamında 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren tüm plastik alışveriş poşetleri ücretli olacak. Kullanımı her geçen gün artan plastik alışveriş poşetleri hızlı bir şekilde çöpe dönüşmesi, hafif ağırlıkları nedeniyle etrafa yayılarak çevre kirliliğini önemli ölçüde artırması ve mevcut geri dönüşüm oranları çok düşük olduğundan kaynak verimliliğini olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle ücretlendirilecek.
Sıfır Atık Projesi başlatıldı
İsrafı önlemek, kaynakları daha verimli kullanmak, atık miktarını azaltmak ve geri kazanmak, yarınlara temiz bir dünya bırakmak için Sıfır Atık Projesi başlatıldı. Atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşüme girmesi gerekliliğine vurgu yapan Sıfır Atık Projesi, güçlü ekonomi ve yeşil bir doğa için hayata geçirildi. TEMA Vakfı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında imzalanan protokolle de Sıfır Atık Eğitim Projesi uygulamaya alındı.
Kömür yatırımları tarım alanlarımızı tehlikeye atıyor
2018 yılında Türkiye’de bir adet termik santral işletmeye geçti. Bununla birlikte Eskişehir’de yapılması planlanan termik santral için ÇED olumlu kararı alındı. Trakya’da planlanan iki termik santral için ise ÇED süreci başladı. Çanakkale’de ithal kömürlü Ağan ve Karaburun termik santralleri için mahkeme yeniden ÇED olumlu kararı aldı. Amasra’da planlanan Hema Termik Santrali ÇED olumlu kararı iptal davasında mahkeme iptal talebini reddetti. Adana’da planlanan Hunutlu Termik Santrali için yeniden imar planı değişikliği yapıldı. Havayı, toprağı ve suyu kirleten termik santraller canlı yaşamını tehlikeye atıyor. Diğer yandan yenilenebilir kaynaklar, kömür ve nükleer maliyetleri ile yarışır düzeylere ulaştı. Güneş enerjisinden elektrik üretme maliyetleri, 2010-2016 yılları arasında %69 oranında azaldı.
Artvin Cerrattepe’de umut veren karar
Artvin Cerattepe’de madencilik faaliyeti için ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu’ raporunda 22 hektar gösterilen alana verilen işletme izninin 240 hektara çıkarılmasına karşı açılan davada, Rize İdare Mahkemesi kararını verdi. Mahkeme, ÇED olumlu raporunun 22 hektar için verildiğini belirterek, 240 hektarlık işletme izni kararını iptal etti.
Ordu’yu sel vurdu
Karadeniz sel felaketi yaşadı. En büyük zararı Ordu gördü. Ordu’nun Ünye ilçesinde Cevizdere Deresi’nin su seviyesinin yükselip taşması üzerine Karadeniz Sahil Yolu tedbir amacı ile kapatıldı. Tonlarca fındık denize aktı. Öyle ki denizde bir fındık adası oluştu. Türkiye iklim değişikliğinin etkilerine sel, dolu, kuraklık gibi aşırı hava olayları ile şiddetli bir biçimde maruz kalmaya başladı. 1 derece sıcaklık artışında gördüğümüz etkiler yaşam alanlarımızı ciddi anlamda tehdit ediyor. 2 derece artışın etkileri ise çok daha şiddetli olacak.
Gediz Deltası’nda flamingolar için sevindirici haber
İzmir’de Körfez Tüp Geçiş Projesi için verilen ‘ÇED olumlu’ kararı, mahkeme tarafından iptal edildi. Proje bölgedeki denizel ortam başta olmak üzere ekolojik dengeleri geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip edecekti. Ayrıca bu kararla flamingoların Türkiye’deki iki üreme alanından biri olan ve dünya flamingo nüfusunun %20’sini barındıran bölgenin olumsuz etkilenmesinin önüne geçildi.
