Etiket: Terleme
Panik Atağın 4 Belirtisine Dikkat
Birden ve beklenmedik şekilde başlayan ya da daha seyrek olarak kalabalık yerler gibi bilinen ortamlarda (agorafobik panik bozukluk) ortaya çıkan ve giderek şiddetlenerek bireyi dehşete düşüren panik ataklar, göğüs ağrısı, çarpıntı, terleme ve nefes darlığı gibi belirtiler yüzünden kalp krizi ile karıştırılabiliyor. Kişiler kendilerine kötü bir şey olacak korkusuyla hastane ve çevresinde günlerini geçirebiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Prof. Dr. Ercan Abay, panik bozukluk ve panik atak hakkında bilgilendiriyor.
Panik atak, genellikle beklenmedik bir şekilde başlayan ve yineleyici, insanı dehşete düşüren yoğun sıkıntı nöbetleridir. Panik atak sırasında yaşanan nöbetler genelde 10-30 dakika arasında kendiliğinden geçebiliyor. Tek başına atak panik atak olarak değerlendirilirken tekrarlayan panik ataklarla ve ataklar arası dönemlerde tekrar olacağı şeklinde beklenti kaygıları ile giden tabloya panik bozukluk tanısı konmaktadır. Hastalıkta ilk belirtiler birdenbire başlayan göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes alamama, terleme, titreme, üşüme, bulantı ya da karın ağrısı, baş dönmesi, düşecek ya da bayılacakmış gibi olma, uyuşma olarak sıralanmaktadır. Birey, o anlarda “kalp krizi” geçirdiğini ya da felç geçirmekte olduğunu zannedip “ölüm korkusu” ya da çıldırıp “delireceği korkusu” yaşamaktadır.
Hastalık hastası olma evresi
Bu evrelerde bireye acil servislerde fiziksel hastalık bulunmadığından dolayı sakinleştirici yapılıp, evine gönderilmektedir. Bir süreliğine rahatlayan kişi, bir süre sonra yeni bir atak geçirmektedir. Her atakta hastaneye giden hasta, bir süre sonra kalbinde ya da beyninde olumsuz bir hastalık olduğuna inanmaktadır. Ancak bireyde, doktorların yaptıkları incelemelerde bedensel bir hastalık saptanmamaktadır.
Kalp krizi geçirme korkusu başlıyor
Ataklar devam ettikçe bireyler gergin, huzursuz ve endişeli bir biçimde yeni bir atak geçirmeyi beklemektedir. Bu atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi korkuyu artırmaktadır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişmektedir. Bireyler daha sonrasında evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten şiddetle korkmakta ve bu düşüncelerden dolayı yoğun bir üzüntü duymaktadırlar.
Hastanede ya da bahçesinde geçen günler
Kişiler bir süre sonra ataklara sebep olacağını düşündükleri yiyecek ve içecekleri tüketmez olurlar ve ataklarını bastırmak için alkol, madde ya da ilaç kullanmaktadırlar. Hasta bireylerden bazıları çevrelerine zarar vereceği korkusuyla kendilerini kısıtlama yoluna gitmektedirler. Bu kişiler, gerektiğinde acil yardımı çabuk almak için bütün günlerini hastanede ya da bahçesinde geçirerek bu ortamlarda kendilerini güvende hissetmektedirler.
En az 4 belirti varsa panik atak hastası olabilirsiniz
- Göğüs ağrısı, göğüste sıkışma, çarpıntı, kalbin kuvvetli ya da hızlı vurması,
- Terleme, uyuşma ya da karıncalanma,
- Nefes darlığı ya da boğulur gibi olma, soluğun kesilmesi,
- Baş dönmesi, sersemlik, bayılacak gibi olma,
- Üşüme, ürperme ya da ateş basması, çıldırma korkusu,
- Bulantı, karın ağrısı, titreme ya da sarsılma, ölüm korkusu
- Kendini, çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme.
Panik atağın sebebi
Toplumda yüzde 3-4 oranında görülen panik bozukluk genellikle 20-35 yaş arasında başlamaktadır. Panik atakların sık yaşanmasıyla oluşan panik bozukluk, beynimizdeki sinir hücrelerinden salgılanan bazı kimyasalların (serotonin, noradrenalin gibi) anormal çalışmasından oluşmaktadır. Hastalarda bir süre sonra panik atağın geleceğini sandıkları yerlere gidememe gibi sorunlar yani agorafobi de oluşmaktadır.
Panik bozukluğun tedavisi
Panik bozuklukta iki tür tedavi (ilaç tedavisi ve psikoterapi) birlikte uygulanmaktadır. Bu tedavilerden ilaç tedavisi; kişide beyin sinir hücrelerindeki bozuk olan biyokimyasal aktiviteyi düzenleyen ilaçlarla en az bir-iki yıl sürdürülmektedir. Bunun yanında hastalara panik atak belirtilerinden korkmamaları için düşünce değişikliğine gitmelerinin (bilişsel yeniden yapılandırma gibi) sağlandığı ve nefes ve kas egzersizlerini de içeren bilişsel davranışçı psikoterapiler uygulanmaktadır.
Aşırı Terlemenin 7 Önemli Nedeni
Terleme vücutta ısı dengesinin sağlanması için gerekli olan doğal bir fonksiyon. Hareket ettiğimizde veya dış ortamdaki sıcaklık arttığında vücudun normal ısısının korunabilmesi için ter bezleri beyindeki bir merkez tarafından uyarılıyor, bunun sonucunda da terleme gelişiyor. Acıbadem International Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Bilge Ceydilek bunların yanı sıra iç ya da dış kaynaklı stres oluştuğunda veya heyecan hissedilen durumlarda vücutta terleme miktarının artmasının olağan kabul edildiğini belirterek, “Ancak vücut istirahat halindeyken, hava sıcak değilken, beden için hiçbir stres faktörü yokken veya heyecan oluşturan bir olay olmamışken terleme oluşuyorsa, bu tablo hiperhidrozis, bir başka deyişle aşırı terleme olarak adlandırılıyor. Aşırı terlemenin altında bir hastalık yatabileceği için mutlaka bir hekime başvurmak gerekiyor” uyarısında bulunuyor.Peki hangi hastalıklar vücudu aşırı terletiyor? Acıbadem International Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Bilge Ceydilek karda kışta bile terleten 7 hormonal bozukluk ve metabolizma hastalığını anlattı, önemli uyarılarda bulundu.
Hipertiroidi
Hipertiroidi, tiroit bezinin fazla tiroit hormonu üretimi ile oluşan bir hastalık. Bu durum halk arasında ‘zehirli guatr’ olarak da adlandırılıyor. Tiroit hormonu, en kaba tabiriyle vücuttaki tüm organların çalışma hızını belirliyor, dolayısıyla gereğinden fazla üretildiğinde sanki ağır bir egzersiz yapılıyormuş gibi vücuttaki tüm olaylar hızlanıyor. İstirahat halinde bile aşırı terlemek, yorgun hissetmek, çarpıntı, kaygılı ruh hali, uykusuzluk, ellerde titreme bu hastalığın temel belirtileri. İshal de hastalığa eşlik edebiliyor. Hastaların yaşam tarzlarında bir değişiklik yapmamalarına rağmen ciddi kilo kayıpları oluyor.
Diyabet
Bugün dünyada 425 milyon kişi diyabet hastası, yaşayan her 11 kişiden birinin diyabet hastası olduğu belirtiliyor. Diyabet hastalığında görülen uzun süreli ve kontrolsüz yüksek kan şekeri vücuttaki çoğu organ ile sistemde iflasa kadar giden bozukluklara neden oluyor. Sinir sisteminin bir parçası olan otonom sinir sistemi de sıklıkla yüksek kan şekerinden etkileniyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Bilge Ceydilek ayrıca beyinde terlemeyi kontrol eden ve adeta bir termostat görevi gören hipotalamusta da hasar oluştuğunu vurgulayarak, “Diyabetik kişilerde ortamda ya da vücutta terlemeye neden olabilecek hiçbir uyarı yokken dahi terleme oluşabiliyor. Ancak bunun tam tersi diyabetiklerde hiç terleyememe sorunu de gelişebiliyor” diyor.
Hipoglisemi (Şeker düşüklüğü)
“Kan şekeri düşüklüğü vücut için alarm veren bir durum ve acil düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü kan şekerinin düşük kalma süresi uzarsa ya da düşüklük derinleşirse hayati tehlike oluşuyor” uyarısında bulunan Dr. Bilge Ceydilek sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle vücutta kan şekeri düştüğünde, fark edilebilir olsun diye stres hormonlarının seviyesi artıyor ve bu hormonların etkisiyle birçok belirti ortaya çıkıyor. Bir anda ter boşalması oluyor, hasta kıyafet değiştirme ihtiyacı duyabiliyor. Eller titremeye başlıyor, çarpıntı gelişiyor, cilt rengi soluklaşıyor, gözlerde kararma oluyor. Diyabet hastaları da kullandıkları ilaçlara bağlı olarak şeker düşüklüğü geliştiğinde gece uykudan terleme ile uyanıyorlar”
Akromegali
Akromegali beyinde yer alan hipofiz bezinden fazla miktarda büyüme hormonu üretilmesi sonucu oluşan bir hastalık. Artmış olan büyüme hormonunun uyarısı nedeniyle ter bezleri aşırı aktifleşiyor, bunun sonucunda da tüm vücutta istirahat halinde bile terleme artıyor. Terlemenin yanı sıra büyüme hormonunun etkisiyle el ve ayaklarda büyüme nedeniyle ayakkabı numarasında artış, eski yüzüklerin parmaklara dar gelmesi gibi sorunlar gelişebiliyor. Burun ve alında kabalaşma oluşuyor, alt çene üst çeneye göre öne doğru yer değiştiriyor. Dilde ve tiroit bezinde de büyüme görülebiliyor. Hastalarda yüksek tansiyon ve kan şekeri yüksekliği başlayabiliyor. Bu tabloya baş ağrısı ve görme problemleri eşlik edebiliyor”
Feokromasitoma
Katekolaminler denilen hormonların fazla salgılanması nedeniyle oluşan bir hastalık. Katekolaminler de ter bezlerini uyarıyor. Terleme genellikle ataklar halinde görülüyor. Bu ataklarda terleme bir üçlemenin parçasıdır, diğer ikisi çarpıntı ve baş ağrısıdır. Yine genellikle ataklar halinde veya sürekli yüksek tansiyon gelişiyor, ataklar sırasında oldukça yüksek değerler ölçülebiliyor. Bu ataklar 5-10 dakika sürebildiği gibi saatlerce de devam edebiliyor. Sinirlilik ve kaygı hali oluşabilen bu hastalar sıklıkla panik atak ön tanısı ile psikiyatriye yönlendiriliyor.
Cushing Sendromu
Kortizol hormonunun fazlalığıyla karakterize bir hastalık. Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr.Bilge Ceydilek aşırı terlemede hem ter bezlerinin aşırı uyarılmasının hem de bu hastalıkta sıklıkla görülen obezitenin rol oynadığını vurgulayarak şu bilgileri veriyor: “Cushing Sendromu’nda hastaların cildi oldukça yağlı oluyor, sık sık sivilce gelişiyor, tüm vücutta tüylenme artışı görülüyor. Özellikle karın çevresinden çok hızlı kilo alımı oluyor, karın cildinde pembe renkli kalın çatlaklar ortaya çıkabiliyor. Yüz yuvarlaklaşıyor ve ödemli oluyor. Yüksek tansiyon ile kan şekeri yüksekliği gelişebiliyor. Ensede yağ birikiyor ve kadınlarda erkek tipi saç dökülmesi görülebiliyor.”
Obezite
Obezite tek başına aşırı terleme nedeni. En basit nedenle artan yağ dokusuyla birlikte vücutta ısı kaybının zorlaşması, sabit ısı dengesinin korunabilmesi için terlemeyi uyarıyor. Bunun dışında obezite nedeniyle vücutta değişen hormonal denge ve yağ dokusundan üretilen bazı hormonlar da ter bezlerini uyararak terlemeyi artırıyor.

