Altın Portakal’da belgesel ve kısa filmler izleyiciyle buluştu
Altın Portakal’da Mükellef, Kameram 45 Kilo ve Ana’dolu’nun da yer aldığı belgeseller, kısa filmler ve öğrenci yapımları izleyiciyle buluştu.
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 30 Ekim Cuma günü, belgeseller, kısa filmler ve sinema okullarından öğrenci yapımları seyirciyle buluştu. Yarışma ve özel gösterim programlarında yer alan filmlerin ekipleri, gösterimlerin ardından yapımların ortaya çıkışını ve işledikleri konuları anlattı.
Mükellef’te maden işçilerinin yaşamı
Ulusal Belgesel Yarışması’ndaki “Mükellef”in gösteriminden sonra yönetmen Arda Sarıgün, yapımcı Mehmet Erkmen, belgeselin katılımcıları Can Doğduaslan ve Akın Ertürk ile danışman Yusuf Şen Tatar izleyicilerin sorularını yanıtladı.
Zonguldaklı olduğunu belirten Sarıgün, maden işçileriyle yaptığı sohbetlerin belgeselin yapısını şekillendirdiğini söyledi. Filmde yer alan Akın Ertürk ise sinema sektöründe kamera asistanlığı ve farklı kamera ekibi görevlerinde çalıştıktan sonra madenciliğe geçtiğini anlattı. Ertürk, çalışma saatleri ve düzensiz ödemeler nedeniyle sektörden ayrıldığını; ailesindeki madencilerin de etkisiyle başladığı bu işi sekiz yıldır sürdürdüğünü aktardı.
Kameram 45 Kilo’nun çıkış noktası bir komşuluk
Günün bir diğer yarışma belgeseli “Kameram 45 Kilo”nun ardından yönetmen Kenan Özer ve filmin ekibi seyirciyle buluştu. Özer, yapımın İznik’e taşındıktan sonra başlayan bir komşuluk sayesinde ortaya çıktığını anlattı.
Belgesel, görüntü yönetmenliği yolculuğu Paris’te başlayıp Türkiye’ye uzanan bir sinema emekçisinin yaşamını ele alıyor. Özer, çalışmaya başlarken uzun bir mesleki birikimi anlatmanın sorumluluğunu hissettiğini belirtti.
Ana’dolu’da kadınların kültürel belleği
Yarışma Dışı Özel Gösterim programındaki “Ana’dolu- Bacılar, Bibiler ve Ezeler”, annelik ve kadınların taşıdığı kültürel belleği ritüeller üzerinden ele aldı. Gösterimin ardından yönetmen Ebru Güzel ve söyleşiye katılan uzmanlar, filmin yapım sürecini ve dayanışma temasını değerlendirdi.
Güzel, belgeselin beş yılda çekildiğini söyledi. Yapımda kuşaklar arasında bilgi aktarımı, el almak ve el vermek kavramları ile kıyafetler ve nakışlardaki semboller üzerinden korunan bellek üzerinde duruluyor.
Özel gösterim programındaki “River Dreams”in ardından yönetmen Kristina Mikhailova ve ortak yapımcı Halil Buğday da seyircilerin sorularını yanıtladı. Mikhailova, nehir kenarındaki kadınlardan kendilerini bir nehir olarak tanımlamalarını isteyerek başlattığı çalışmayı zamanla daha fazla katılımcıyla genişlettiğini anlattı.
Kısa filmlerde çaresizlik, otorite ve erkeklik
Ulusal Kısa Film Yarışması’nda “Süpermen Bozkıra Düştü”, “Konteyner” ve “Bir Rüyanın Hayali” gösterildi. “Süpermen Bozkıra Düştü”nün senarist ve yönetmeni Serdal Altun, Superman kostümü giyerek para kazanmaya çalışan Kâzım’ın hikâyesinde güçlü bir simge ile çaresiz bir insan arasındaki karşıtlıktan hareket ettiğini anlattı.
“Konteyner”in senarist ve yönetmeni Gülsün Odabaş, filmde mahallede kendi otoritesini kuran Sultan karakteri üzerinden insanın içindeki otoriter eğilimleri ele aldığını söyledi.
1990’ların Berlin’inde geçen “Bir Rüyanın Hayali” ise 12 yaşındaki Kerem’in macerasını izliyor. Yönetmenlerden Alpan Esen, erkeklik üzerine gelişen sorulardan hareket ettiklerini ve filmi Almanya’da, herhangi bir fondan yararlanmadan sekiz günde çektiklerini aktardı.
Öğrenci filmlerinin ikinci seçkisi gösterildi
Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nın ikinci seçkisinde Zehra Aktaş’ın “EZ Û ŞEYTANOKÊN MİN”, Duygu Yörüköğlu’nun “Çatlak”, Selin Toprak’ın “Dünya Günü Kutlu Olsun”, Fatma Meral Çelik’in “Kim Bu cEmil”, Melika Habibi’nin “Lotus” ve Yasin Dağlı’nın “Mandalina” filmleri yer aldı. Gösterimlerin ardından genç yönetmenler izleyicilerin sorularını yanıtladı.


