Beğenildi : 25
Okuma Süresi:3 Dakika, 0 Saniye

Teknoloji endüstrisinde sıklıkla verilerin işletmelere nasıl fayda sağlayabileceği hakkında konuşuruz. Bu çok doğal, çünkü veriler, tartışmasız, bir işletmenin sahip olduğu en değerli varlık. Ancak, verilerin insanlar için hayatı nasıl daha iyi hale getirdiği hakkında her zaman yeterince konuşmuyoruz. Oysa verinin varlık amacı bu.

Veri sonuçları, inanılmaz derecede geniş bir senaryo yelpazesinde gerçek insan etkisini mümkün kılabiliyor. Veriler, ister aile mirasımızı keşfetmek, ister insanların yaşamları ve tarihleri hakkında daha fazla bilgi edinmek olsun, insanlık tarihi anlayışımıza katkıda bulunuyor. Bir grup teknik tüplü dalgıç arkadaşımla birlikte verileri kullanarak çağların gizemini nasıl çözdüğümüzle ilgili kişisel hikayem buna harika bir örnek. Bu veriler uzun süredir mevcuttu, ancak yanıtlara ulaşmak için yeterince sofistike araçlarla analiz edilmemişti.

Gizem, ilk kez “Due to Enemy Action” adlı kitaptan öğrendiğim Maine, Portsmouth açıklarında bir gemi enkazıyla ilgiliydi. Bu ABD donanmasına ait savaş gemisi, 2. Dünya Savaşı sona ermeden iki hafta önce Atlantik Okyanusu’nda batmıştı. Hayatta kalan 13 kişiden birkaçı, gemileri patladıktan sonra bir Alman U-botu gördüklerini söylemişti, ancak Donanma, savaşın bu aşamasında ABD kıyı şeridine bu kadar yakın hiçbir U-bot olmadığına inanarak bu iddiaları reddetmişti. Hiç kimse o gemiyi bulamadı, bu yüzden arkadaşlarım ve ben bunu yapmak için cüretkar bir göreve başladık. Enkazı bulmanın yanı sıra, bir Alman denizaltısı tarafından torpido edilip edilmediği sorusuna – ki bu yetkililerin imkansız olarak reddettiği bir senaryoydu- cevap bulmak istedik. Bir diğer varsayım, geminin bir kazan patlaması nedeniyle mi battığıydı, ki bu varsayım gemide çalışan mühendisler ve trajediden kurtulanlar için trajik sonuçlar doğuracaktı.

Beş yıllık bir araştırmadan sonra gemiyi bulduk. Gemi kazanlarının hala sağlam olduğunu gördük ama geminin kıç tarafında bir torpido saldırısı olduğuna dair bir kanıt yoktu. Bunun kurbanlar, hayatta kalanlar ve aileleri için yaşamı değiştiren sonuçları oldu. Verilerin gerçek gücünü gösteren bu araştırma beni muazzam bir gururla doldurdu. Enkazı bulmak için kullandığımız verilerin çoğu zaten toplanmıştı. Hali hazırda mevcuttu. Enkazı bulmak ve ölümünün gerçek nedenini belirlemek için ihtiyacımız olan tüm bilgilere sahiptik. Bizden önce arayanlar için mevcut olmayan şey, bulut ve gelişmiş veri analizi araçlarıydı. Veri gemiyi buldu ve bu sayede bu hikayeyi anlatabiliyorum.

Veri gündelik hayatlarımızı iyileştiriyor

Derin bir düzeyde, hayatın görünüşte cevaplanamaz sorularına cevap bulabileceğimizi düşünmek çok olumlu. Cevaplar verilerde – veriler elimizde – ama henüz bulamadık. Daha pratik bir düzeyde, veriler hayatımızı kolaylaştırıyor, her gün daha hızlı ve daha başarılı olmamıza yardımcı oluyor. Covid-19 salgını elbette bunun açık bir örneğiydi. Hepimiz, tüm yaşam biçimimizi ve sosyo-ekonomik yapılarımızı tehdit eden nesilsel bir zorlukla karşı karşıya kaldık. Ancak veriyi mümkün olan en geniş anlamda düşündüğümüzde (e-posta, video konferans, dijital ödemeleri de dahil ederek), işletmelerin devam etmesini ve insanların iletişim kurmasını sağladığını söyleyebiliriz.
Ayrıca, daha gelişmiş otomasyon araçları, yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi çözümlerinin yardımıyla veriler, bilişsel yeteneğimizi artırıyor. Bulutta yüksek performanslı bilgi işlem, otomotiv ve havacılık mühendislerinin daha hızlı, daha aerodinamik ve yakıt açısından verimli araçlar tasarlamak için hesaplamalı akışkanlar dinamiği ve simülasyonları kullanmalarını sağlıyor. Bu arada gelişmiş klinik teşhis, klinik tedavi uzmanları ve tıp uzmanlarının hastalıkları her zamankinden daha etkili bir şekilde teşhis ve tedavi etmelerine izin veriyor. Bunlar, verinin insan toplumuna nasıl olumlu katkı sağladığına dair sadece iki örnek ve bundan sonra onunla neler yapabileceğimize dair olasılıklar sonsuz.
Bu yüzden elimizdeki verileri yönetmemiz ve korumamız çok önemli. İş dünyası için paha biçilmez bir kaynak, biz insanlar için benzersiz bir tanımlayıcı ve her gün değeri artan bir kaynak. Verinin hacmi ve değeri arttıkça, güvenliğine ve gizliliğine yönelik tehditler de artıyor. Bu nedenle, devasa boyutta olan potansiyel verilerden yararlanmak isteyen herhangi bir kuruluş, kuruluşlarını veya müşterilere sağladıkları hizmeti dönüştürmek
zorunda, ki bu ancak Modern Veri Koruma stratejisine yatırım yaparak mümkün. Sonuçta, o gemiyi bulmak için kullandığımız verileri kaybetseydik, tarihin bir parçasını – muhtemelen sonsuza kadar – kaybetmiş olacaktık.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %
Previous post Orta Doğu’ya E-ihracat İçin Uygun Bir Dönem
Next post Sneaks Up’ta Nostaljik Bir Koleksiyon: Puma X Coca-Cola