Loading...

Corona sonrası evlerimiz nasıl değişecek?

Yeni normallerin olduğu yepyeni bir döneme girdik. Açıkcası herkes bu yeni hayatı el yordamı ile bulmaya çalışıyor. Her şeyin her an değişmesi mümkün. Ancak değişmeyecek tek şey artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Evlerimiz, işlerimiz, ekonomimiz, ofislerimiz hatta el sıkışmamız, kucaklaşmalarımız bile farklı olacak. İşte bu yeni dünyada evlerimizin de şekil almaya başlayacağı çok net görülüyor. Kısa zamanda ev stoklarının arttığını, satın alımların ciddi oranda azaldığını gördük. Bunu yaşanan ekonomik durgunlukla ilişkilendirenler olsa da, sahip olma isteğinin azalması ve apartman tarzı yaşam şeklinin de cazibesini yitirmesinin etkili olduğu uzmanlar tarafından söylenir oldu. Bu yeni trendi, araştırma raporlarında ev taleplerinin müstakile kayması ile daha net görebiliyoruz.
Eminim çoğunuz iş yerinde çalışan birinin evine kargo geldiğinde bunu internete bağlı ev zili sayesinde görüp, kargocuya kapının önündeki teslanın bagajını açarak paketi bırakmasını söylediği videoyu seyretmişsinizdir. Uzun süredir çalışanlara uygun zamanda kargolarının ulaştırılması için eticaret sektörü alternatifler üretiyordu. Tam corona öncesi acaba evlerde kapısı internetten açılabilen bir ara kargo odası mı yapılsa çözümü çokça kullanılır olmuştu. Corona sonrası evlerde böyle bir karantina odası bir zorunluluk gibi görünüyor. Zira dışardan aldığımız ürünler veya gelecek siparişler mutlaka bu alanda tutulmak zorunda kalacak gibi görünüyor. Hatta belki bu alanda eve girmeden önce bir takım kıyafetler de çıkarılabilecektir.
Aslında yıllardır evimizdeki hijyenin ana sağlayıcılarından biri olan ayakkabı odası veya holleri unutmuştuk. Uçaklarda ayakkabılarını çıkarıp, çoraplarla yerlere basan “modern” şehirli insanın evinde de ayakkabıları çıkardığı özel bir yer olmamasına şaşmamak lazım. Üstelik bu durum her santimin hesabını yapan mimarların da işine geldi ve son 10 yıldır özellikle büyük şehirlerdeki evlerde holleri unuttuk. Her taşınma sonrası bu konudaki mutsuzluğumu anlatan bir yazı yazmayı neredeyse bir gelenek haline getirdim. Artık hollerin geri döneceğini hatta girişteki karantina odasından sonra bir de ayakkabı odasının olacağını öngörmek için kahin olmaya gerek yok sanıyorum.
Yine son dönemde tüketim toplumunun dışarda yemek yeme alışkanlığını körüklemesinin etkisi ile, açık mutfak diye Türk halkı için yepyeni bir kavramla karşılaşmıştık. Önce stüdyo tipi yani bir oda bir salon evlerle başlayan bu trend son dönemde neredeyse bütün evlerde açık mutfağa dönüşmeye başlamıştı. Dışarda yeme alışkanlığının kısa zamanda geri döneceğini varsaysak bile artık evlerde dışardan gelen yiyeceklerin dezenfeksiyonu için bile mutfakların daha genişlediğini ve kapandığını göreceğiz
Evde çalışma evi de değiştirecek
Yapılan araştırmaların sonuçlarına bakılırsa 3 ay evde çalışmak 400 kilogramlık bir karbondioksit (CO2) emisyonu azalmasına sebep oluyor. Yani eskiden zorunluluk oldukça evde kalırken artık zorunluluk oldukça ofise gidilecek. Markalar en iyi ofisleri yapmaktan ziyade çalışanlarına evde nasıl bir konfor sağladıklarını söyleyerek böbürlenecekler. Bu da evlerde yeni çalışma alanlarının oluşmasına neden olacak. Her evde sessiz sakin bir video konferans odası hatta bir küçük stüdyo bulunacak. Bu tip ev stüdyoları kuran şirketlerin bu yıldan başlayarak çokça görüleceği tahmin ediliyor. Ev sadece bir iş yeri değil aynı zamanda bir uzaktan eğitim merkezi olacak. (80‘li yıllarda çocuk odalarında gördüğümüz televizyonlar, yeniden çocuk odalarına girmeye başlayacak. Oyun konsüllerinin yerini interaktif eğitim hizmeti veren set üstü kutuları alacak.
Evde yemek, evde traş
Corona döneminde, ekmek pişirmek için ekmek makinesine ihtiyaç olmadığını şaşkınlıkla farkettim. Dört yıl önce evdeki makine bozulunca atmıştım. Daha sonra da canım her evde ekmek istediğinde internetten makine aramış bulamamıştım. Şimdi evde her gün taze ve sağlıklı ekmek pişiyor. Tahminim bundan sonraki süreçte ekmeği evde pişirmeye devam edeceğimiz yönünde. Aynı şekilde dışarı çıkmadığımız akşamlarda belli bir saatten sonra yemek siparişi vermeyi seviyorduk. Bunu da artık sanıyorum çok uzun bir süre tekrarlamayacağız. Yapılan araştırmalar tüketicilerin büyük bir çoğunluğunun uzun süre zorunlu olmadıkça kalabalık yerlerde olmak istemeyeceklerini gösteriyor.
Bu demektir ki; artık yemekler evde hazırlanacak. Üstelik evde sadece yemek işini değil son dönemde berber işini de halletmeye başladık. Saçlarımızı kendimiz veya eşimiz kesiyor. Instagram ünlülerin bu şekilde resimleri ile dolup taşıyor. Bu da evde daha fazla kişisel bakım ürünü bulunduracağımızı gösteriyor. Corona başlangıcından bu yana benim bu konudaki cihazlarım neredeyse bir kuaförün ürünler kadar oldu. Buradaki değişim berberler de farketmiş olacak ki; Webcam üzerinden canlı yayınla kesimi nasıl yapacağınızı söyleyen yeni web siteleri ortaya çıktı. Dijital dönüşümün en güzel örneklerinden biri olan online berber’e https://www.youprobablyneedahaircut.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Bahçe ihtiyacı, şehirlerden tersine göçü tetikleyecek
Aslında Corona, bazı trendlerin değişim hızını arttırdı. Büyük ev ve sosyal mesafe ihtiyacı bizi şehirler dışına taşınmaya itecek. Son birkaç yıldır azalan nüfusu ile İstanbul bu trendin en belirgin kanıtlarından biri oldu. Ancak Corona sonrası bu tersine göç hızlanacak. Sosyo ekonomik durumu iyi olanlar müstakil evlere geçerken, daha iyi durumda olanlar kişisel adalar satın almaya, denizde yaşamı incelemeye başlayacaklar. Şu an sadece Archimad Group’un Dubai’de yaptığı “floatng sea horse” evleri seri üretimle daha ucuza yapılır hale gelip bu tp deniz üstü yaşamın oranı artacak (http://archimadgroup.com/site/real-estate/floating-sea-horse/ ) . Hatta yıllardır örnek verdiğim paypal’ın kurucularından Peter Thiel’in, bu evlerin bir araya geldiği Seasteading diye adlandırılan ve kendi için de yönetimsel bağımsızlığı olan deniz ülkeleri projeleri oluşmaya başlayacak. İnsanlar karadan ziyade denizde yaşamayı hem hijyen hem de sosyal mesafe açısından daha çok benimseyecekler.
Yenilenebilir enerji üreten evler
Bu yeni “off-grid” yaşam türü, grid’in bize sağladığı enerji, atık arıtma, internet ve temiz su ihtiyacını karşılamamız gerekliliğini ortaya çıkaracak. Bu da yıllardır konuşulan sıfır emisyon evlerin daha hızlı gelişmesini sağlayacak. Yeni evlerimiz, yüzlerce kilometre uzaklıktaki nükleer santralden gelen enerji yerine o an o evde üretilen enerjiyi tüketecek. Bu su arıtma yapısı ve temiz su kulanımı için de geçerli olacak. Grid’in dışından alacağımız en önemli hizmet ise her an her yerde olan internet olacak. Bunu da uzaydan alacağız.