Beğenildi : 91
Okuma Süresi:1 Dakika, 25 Saniye

Başlığımızın bir ortaokul kompozisyon ödevinin başlığı gibi olduğunun farkındayım. Orman Genel Müdürlüğü tarafından yerleştirilen ve şehirler arası yolculuklarda yanından geçerken pek okumadığımız, çok sayıda tabeladan sadece birisidir bu.

“Ormanı bekçi değil sevgi korur” itirafı aslında her türlü yasal düzenlemeye, yoğun denetimlere ve hatta caydırıcı olması beklenen cezai müeyyidelere rağmen her yıl kaybettiğimiz ormanların yaptırımlarla bir yere kadar korunabileceğinin göstergesidir.

Konumuza dönersek, bu örneği aslında dijital dünyada da sadece yasal düzenlemelerle, yüklü cezalarla, ya da erişim yasaklarıyla dezenformasyonun önüne geçilemeyeceğini hatırlatmak için verdim.

Hatırlayalım, İstiklal’de patlama oluyor, herkes endişe içinde, insanlar neler olup bittiğini anlamak için Twitter’a hücum ediyor. Henüz herhangi bir resmî açıklama yok ama atılan görüntüler ve video paylaşımları olayın ciddiyetini gösteriyor. Ardından gerçek dışı görüntü ve açıklamalar da paylaşıma girmeye başlıyor. Geçmiş olayların kamera kayıtları da her zamanki gibi yeniymiş gibi sunuluyor. Hatta, yerli ve yabancı medya kuruluşlarından bazıları bile bu sahte görüntülere mal bulmuş mağribi gibi atlıyor ve ‘son dakika’ etiketiyle paylaşmaya başlıyorlar.

Aradan iki saat civarında süre geçiyor ve bir bakıyorsunuz Twitter çökmüş, Instagram çalışmıyor, WhatsApp gönderileriniz iletilemiyor! Ardından BTK’nın yasal haklarını kullanarak sosyal ağların bant genişliğini daraltma kararı aldığını öğreniyorsunuz. Kimse kusura bakmasın ama ben bu tarz erişim engellerini araçla çıplaklar kampının yanından geçerken çocuklarınızdan gözlerini kapatmalarını istemeye benzetiyorum.

Dezenformasyonla mücadele de tıpkı orman yangınlarını önleme gibi oldukça zor. Sadece Twitter’da, Dünya Kupası karşılaşmaları oynanırken saniyede 20 bin tweet atılıyor. Böyle bir platformda dezenformasyonu erişim engeli ile sadece geçici bir süre kontrol altında tutabilirsiniz ve bu tarz önlemler uzun vadede bireyleri VPN benzeri çözümlere yönlendirir ki bu daha ciddi sıkıntılara yol açar.

Alternatif çözüm önerileri geliştirilebilir mi diye sorarsanız, benim başarılı olacağına inandığım oldukça radikal bir önerim var. Önümüzdeki günlerde onu da paylaşırız belki…

Previous post SEM’e Google’dan En İyi Ajans Ödülü
Next post Macrocenter, Sonbaharın Gelişini Konuklarıyla Birlikte Belgrad Ormanı’nda Kutladı