
Mimaride bireyselliğin öne çıkması, her mimarın çevresel uyumu dikkate almadan, kendi tarzına ve estetik görüşüne göre yapı tasarlaması üslupsuzluk sorununu yaratıyor gibi görünüyor.
Fransa’nın mimarlık yasası, “mimarlık, kültürün bir ifadesidir” diye başlar. Fakat bugün gerek ülkemizde gerek şehirlerimizde gelinen noktaya bakılırsa mimarinin hangi kültürün ifadesi olduğu konusunun tartışmaya açık bir konu haline geldiği görünüyor.
Bugün, Selçuklu’yu, Osmanlı’yı hatta Mısır’ı ve Roma uygarlıklarını mimari eserleriyle tanıyor ve bir tarihi eseri incelerken onun hangi üslupla yapıldığını hangi döneme ait olduğunu öğrenebiliyoruz. Mimari, dönemler arasında ilişki kurulması yönünden önemli bir faktör.
Peki gelecekte insanlar bugünün uygarlık seviyesini hangi eserlerle ölçebilecekler?
Bugünün toplum ve kent yaşantısı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen insanlar hangi yapıları inceleyerek bu meraklarını dindirebilecekler?
Mimari yaratımlardaki bireysel tutum, yaşadığımız çevreyi kaotik hale getiriyor. Çevresiyle hiçbir iletişimi olmayan yapılar olduğu sürece bu yapılarda yaşayan bireylerin de çevredeki kaotik düzensizlikten etkilenmemesi imkansız gibi görünüyor.
Tabii ki bu durumda sorumluluğu sadece mimarlara yıkmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Parsel zihniyetiyle bakıldığı sürece mimarlar zaman zaman mağdur durumlara bile düşmüşlerdir.
Yapıların tek başlarına, kaliteli, estetik, kullanışlı olsalar da yan yana geldiklerinde çevreyle uyumlu olmadıkları sürece kent kültürüne bir faydaları yok gibi görünüyor.
Japonya’ya, Dubai’ye, Tokyo’ya baktığımızda da her bir yapının tek tek incelendiğinde mimari açıdan başarılı olduğunu fakat çevreyle uyum konusunda sınıfta kaldığını görüyoruz. Aynı kaotik süreç birçok ülkede yaşanıyor.
Mimaride toplumsal beğeni ve toplumsal estetik algısının önemsenmediği, sadece bireylerin kendi vizyonlarına göre tasarlayıp yaptım oldu mantığı devam ettiği sürece bu düzensizlik devam edeceğe benziyor.
Oysa insan, yaşadığı şehre benzemez mi? İnsan, yaşadığı şehirden bağımsız bir carlık olabilir mi?
Ünlü bir mimarın dediği gibi;
Yapı biraz alçakgönüllü olmalı, çevresi ile yabancılaşmadan dostça durmalı.

